Blog Arşivleri

Hacı Bektaş Veli Türbesinde ayak altındaki mezarın sırrı…

Hacı Bektaş Veli Türbesinde ayak altındaki mezarın sırrı….
Hacı Bektaş Veli Müzesi ve Külliyesi içindeki ikinci avluda, suyunun kutsal ve şifalı olduğuna inanılan Aslanlı Çeşme önünde bir sütunun dibinde yer alan ”Kahveci Baba” mezarı, ilginç hikayesiyle dikkat çekiyor. Hacı Bektaş Veli döneminde dergahta görev yapan ‘Kahveci Baba’nın, ”Kahve döverken çıkardığım sesle herkesi rahatsız ettim, öldükten sonra da mezarıma basarak beni rahatsız etsinler” diyerek, mezarının ayak altına yapılmasını istediği rivayet ediliyor. Her gün yüzlerce kişinin mezarına bastığı Kahveci Baba’nın mezarı, vasiyeti üzerine ayak altına yapılıyor ve kendisinin isteği üzerine buraya gömülüyor. Alevi ve Bektaşilik’te bu inanışın ”Turab Olma” (Ayakaltı Olma) anlamına geldiği belirtiliyor. Hacı Bektaş Veli Müzesi ve Külliyesi’nin ikinci avlusundaki Kahveci Babanın mezarını ziyaretçilerin çoğunluğu fark edemeyip üzerine basıyor.

Reklamlar

Makalat-ı Hacı Bektaş Veli..5

Makalat-ı Hacı Bektaş Veli..5
Nitekim, Hak Taalâ kullarına yakındır ve kullarının tedbirindedir. Hem ten dahi can tedbirindedir. İmdi, şöyle bilmek gerek. Alemin islahlığı dahi can iledir. Nitekim Hak Taalâ’nın varlığı bilinir, niteliği bilinmez “… leyse kemislıhı şey’ün ve hüve’ssemiy’ul basıyr” (93). Pes, can dahi böyledir “… Yes’elûneke anirruh, kulirruhu min emri Rabbiy ve mâ ûtiytüm minel’ilmi illâ kaliylâ” (94) Ve dahi gönül varlığı bilünür. Ve lâkin niteliğin bilmede âdem acizdir. Ve gönülün “Tazî” dilince yedi adı vardır. Bunlardır: kalb, cenab, ruh, bâl, huld, zamir, fuad. Ve her adın yetmiş iki mânâsı var kim bir mânâsını bilmekte âlem acizdir. İmdi azizmen, Hak Taalâ’nın dahi kendiliğin bilmekte âlem acizdir. hemin adlarun bilürler. Pes, Tanrı Taalâ’nın Kur’ân içinde dört bin adı var. ——————————————————————————– Hem tende dahi beş nesne delil var Hak Taalâ’nın birliğine. evvel; Cebrail gelmekliği Muhammed’e. İkinci; Muhammed Mustafa yolu açdığına. Üçüncü; Muhammed Mustafa dostluğuna. Dördüncü; yaradılmış nesnelerin dirildüğüne. Beşinci; Hak Taalâ’nın varlığına. Hak Taalâ âdemi yoğiken var kıldı. Her bir kişinin iki resulü var; biri zahir, biri bâtın. Zahir resulü dil, bâtın resulü gönüldür. Dil, Muhammed’e benzer. Gönül, Cebrail’e benzer. Ve hem âdem yaratmağı Muhammed’in fazlına ve adı üzerine yaradı. Pes, baş, “mim” gibidir. İki el “hı” gibidir. Karın “mim” gibidir. İki ayak “dal” gibidir. Ve hem namaz buyurmaklığı “Ahmed” harfi üzredir. “Elif” kıyama benzer. “Hı” rükua benzer. “Mim” cücuda benzer. “Dal” tahiyyada benzer. “.. hıyne tümsûne ve hıyne tusbihûm velehû’l-hamdü fiyssemavâtî vel’ardı ve aşıyyen ve hıyne tuzhîrun” (95) Ve hem âdemde oğlanlık hali var, erte namazına benzer. Buluğat hali öğle namazına benzer. Ölüm hali yatsu namazına benzer. Uyuyup geru uyanmak, ölüp geri dirilmeğe benzer. Âdem beş parmaksız olur ve kadir besleyici olucak. Peygamberler Peygamberlik eder Hak Taalâ’yı yarî kılıcak. Mü’minler amelsiz kabul olur, Padişah bahane bulup inayet edicek. Ve hem dünyada gün doğar, uyakır ve lâkin marifet kangı gönülde doğsa ayrık uyakmaz. Ve dahi marifet âdem ilmünde beyan kılınur. Pes, Hak Taalâ celle ve celâle dünyada her nekim halk etti ise âdem oğlanında mevcuttur. Bilki, âdemde dahi artık vardır. Ve dahi Hak Taalâ’nın zahiri, bâtını vardır. Zahir bu cihandır. Bâtın ol cihandır. Lâkin bu cihan ahir harab olısardır “Yevme tebeddil-ül ardu gayrel’ardı..” (96) Hem ten dahi ahir harap olusardır “Küllî nefsin zaikatül mevti …” (97) Pes, bunun manası budur kim, ibrettir, bilenlere. Pes gökleri bu kadar kalınlığıyle direksiz şöyle turgurdu. Ve hem yıldızlar birle bezedi, zeynet eyledi. Gökleri yer ile ve havayı kuşlar ile. Ve tenleri zayıflık birle. Ve canları muhabbet birle. Ve âdem oğlanlarını birbirlerine berkitmek birle. Yüzü gözler birle. Ve elleri ayası birle. Dünyayı mihnet birle. Tamuyı zakkum birle. Ve âhireti beklik birle. Ve Hak Taalâ Hazretleri, kenduyi kulları birle. Ve sözleri Çalab Taalâ birle bezedi ve zeynetlendirdi. Zehî, lâtif kulkim Tanrı Taalâ rahmeti birle yad kılur idi. Ey kullar, gözünüzü açın, görün, eşidin; ol kadim-i lâyezel, Padişah-ı Lâyezel, Bîzeval eder kim; Ey ibretli kullarım! Eğer beni dinlerseniz, yere bakın, saniim görün. Göğe bakın, firasetim görün, feriştehlere bakın, sırlarım görün. Dağlara bakın, ambarım görün. Kıyamete bakın, hilkatim görün. Kur’ân’a bakın menşurum görün. Pes, sizlerisevdiğim için nice dürlü karametler verdim “Ve lekad kerremnâ beniy-âdeme..” (98) İmdi azizmen, Hak Taalâ dünyada her ne kim yardı ise sizlere verdi. ve hem kenduyi dahi sizlere verdi. Gökler örtünüz, yerler döşeğiniz, ay ve güneş çerağunuzdur. Yemişler nimetiniz, otlar görgünüz, ağaçlar yaraşuğunuzdur. Sizler birbirlerinize kardaşlarsınız. Benim kullarım, ben gafur Mevlâ sizinüm. Ve bunca dürlü nesneleri sizin için areste kıldım. Arştan ta saraya değin. Ne varsa hep sizlere bildirdim. Kaçan benü istesenüz, sizden isteyün. Bulasız. Zirakim tenünüz ve canunuzdan daha yakınum. Gözünüz görmediğinden, elünüz dutmağundan, ayağınız yürümeğinden dahi yakınım. Pes, her kim kenduyi bilse, bu âlemlerle hakikattırkim, kenduyi bildi “… hatta yatebeyyene lehüm ennehülhakk..” (99) Pes, kendözün bilmek, muhtasar yeter. Vallahü âlemi bissevap. XV. BÖLÜM BU BAB ADEM ALEYHİSSELAM’IN SIFATIN BEYAN EDER Haberde şöydirkim. Âdem aleyhisselâm zürriyetinden yayıldık. Ebul Fazl Cafer Sadık Radıyallahüanh eder; Hak Taalâ âdemi yaratmağı diledi. Ve feriştehlere bildirdi “Ve izkale Rabbüke lilmalâiketi inniy ca’ilün fiyl-ardı haliyfe…” (100) Âdem’in özünü Medine toprağından yaraddı. Başını Beytülmukaddes toprağından yaraddı. Kulağını, Tur toprağından yaraddı. Burnunu, Dımışk toprağından yarattı. Sakalını Uçmak, alnını Medine’nin mağribinden yana toprağından yarattı. Dilini, Buhara toprağından yaradı. Dudaklarını Berberiye toprağından yarattı. Dişlerini Harzem toprağından yarattı. Boynunu Çin mülkü toprağından yarattı. Kollarını Yemen Tayif toprağından yarattı. Sağ elini Mısır, sol elini Pers toprağından yarattı. Tırnaklarını Hıtay toprağından yarattı. Parmaklarını Sitan, göğsünü Irak, arkasını Hemedan, zekerini Hindistan, uyluklarını Türkistan, hayalarını Kostantiniye toprağından yarattı. Dizlerini Kırım, inciklerini Antalus, topuklarını Rum toprağından yarattı. Sonra kudret nuru birle can girdi. Gözlerini ibret nuur ile bezerdi. Alnını rücud nuru ile, dişlerini Muhammed aleysselamın nuru ile, dudağını tesbih buru ile, eğnini hulle nuru ile, topuklarını şevk nuru ile, karnını ilim nuru ile, arkasını genluk nuru ile, belini izzet nuru ile, serünü emanet nuru ile, uyluğunu emr-i nehi nuru ile, ayağını taat nuru ile, bağrını hoşnutluk nuru ile, ellerini sehavet nuru ile, dırnağını şefaat nuru ile, gönlünü tevhid nuru ile, imanını tazim nuru ile dizdi. Ve âdemin toprağını Azrail aleyhisselâmın eline verdi. Azrail aleyhisselâm, onu rahmet suyu ile yoğurdu. Marifet nuru ile depdi, etti. Allahü Tebareke ve Taalâ âdemi altmış dürlü topraktan yaradı. Eğer bir dürlü topraktan yaradsa âdemiler dügeli birbirine benzeyidi. demek olur. Âdemi Mekke ile Yemen, Tayif arasında yaradı “…Vettekullâh elleziy tesâelûne bihi, ve’l-erham…” (101) Pes, Hak Taalâ eder: “Âdemi topraktan yaradım ve hem nutfeden yaradım, der “… min salsâlin min hamein mesnûn” (102). Ve hem zülalden yaradım. Nesneyi sıkıp safrağdan çıkana zülal derler. Andan bir zaman yaddı. Hemain mesnun oldu. Yani kodular, kurudu, yarıldı. Kel’füccar oldu. Evvel toprak idi, sonra suret oldu bağlandı. Andan tas tas yarıldı. Hesapsız yıllar yattı. Sonra Azrail uğradı, belindi, ürkdü. Üstüne geldi. Biraz vakit baktı, acepledi, mütehayyir oldu. Eğildi, göğsünü kakıdı. Küp gibi öttü. Etti: “Ya ilahî, yas eydi, ya mevlaî içi kovukmuş. Bundan ne gele?… Bundan hiç hayır gelmeye” dedi. Pes, Padişah-ı âlem Tanrı’dan avaz geldi: “Ya Azrail! Ol kakıdığın göğüs benim hazinemdir. Kendi kudretimle doldurdum” dedi. Andan Hak Taalâ’bın emriyle âdem’in gövdesine can girdi. Ve feriştehlere buyurdu. Rıza suyu ile yudular. Ululuk ve görklülük tacın başına urdular. Ve keramet hil’atin giydirdiler. Ve yücelik kürsisi üzerine oturttular. Halife adını verdiler. Yerde, gökte halifesin, dediler. Pes, Hak Taalâ kendi lâfzı ile “Uçmak içinde hazinemsin” dedi. Velâyet menşurun verdi. Cümle nesnelerin adların öğretti “Ve alemle Âdemel’esmae küllehâ sümme aredahüm alel-melâiketi..” (103) Andan feriştehlere sücud kıldı “Ve iz kulnâ lil-melaiket’s-cüdû li-Âdeme fesecedû illâ ibliys..” (104) Andan can göğse girdi. Âdem aleyhisselâm kalktı, oturdu, dahi ahsırdı “Elhamdülillah rabbel âlemin âlâ küllü hal” (Her halimle Allah’a şükürler olsun) dedi. Pes, surette hareket ahsırmaktır. evvel dile gelen kelime budur. Andan ve Kadir-i Künfeyekün’den icabet geldikim, “Yerhamüke Rabbüke ya Âdem” (105) dedi. Andan Allah tebareke ve taalâ ettikim, Ya Âdem! İzim ve celâlim hakkıçün seni bu kelime için yaradım, dedi. Buyurdı, yukarı bak dedi. Âdem baktı. Arşa değin gördüki yazılır: “lâ ilahe illallâh, Muhammed resulullah”. Âdem etti: Ya ilâhi, Muhammed resulullah kimdir? dedi. Andan ol hayy ve kayyum Tanrı ederkim: Ol, benim habibim adıdır ve senin oğlundur. Andan Âdem sağ yanına baktı, üç lâtif gördü. Ettikim: Adınız nedir, makamınız ne yerdedir? dedi. Pes, birisi etti: Adım akıldır. Makamım başda, beyin üstündedir, dedi. Ve hem birisi dahi etti: Adım hayâdır. Makamım yüz üstündedir, dedi. Ve hem birisi etti: Adım ilimdir. Ve makamım göz içindedir, dedi. Anda Âdem aleyhisselâm etti: Gelin yerlü yerünüze girin, dedi. Ol saat üçü dahi yerli yerlerüne girdiler. Âdem rahat oldu. Andan sola baktı, üç şahıs gördü. Ürktü, Âdem etti: Adınız nedir, makamınız kandedir? Nehas kavimdensiniz dedi. Pes birisi etti: Adım öykedir. Makamım başdadır, dedi. Âdem etti: Baş akıl yeridir. Senin başda yerin yokdur. Andan ol şahıs etti: Ben gelicek akıl gider. Ve hem birisi etti: Adım tama’dur. Makamım yüz üstündedir. Andan Âdem etti: Yüz hayâ yeridir. Senin yüzde yerin yoktur, dedi. Pes, ol şahıs etti: Ben gelicek ol hayâ gider. Ve hem birisi etti: Adım hasettir. Yerim gözlerdir. Âdem eti: Göz ilim evidir. Ol şahıs eder: Ben gelicek ilim gider. İmdi azizmen, şöyle bilmek gerekkim: iman, rahman; güman , şeytandır. Pes, güman gelse iman gider. Ol demde Padişah-ı âlem dügeli canları hazretine arz kıldı. Mü’minler canın sağ yanına ve kâfirler canın sol yanına kodu. Andan Allah-ı Taalâ “Elesti birabbiküm” (106) dedi. Anlar Hakk’a lâyık idi. Kulaksız eşiddiler, dilsiz cevap verdiler. Bir nicesi “Beli” (107) dedi, bir nicesi “lâ” (108) dedi. Ve bir nicesi tınmadı. Hak tebareke ve Taalâ “Elesti birabbüküm” dedi. “Beli” diyenlerin bir nicesi “lâ” dedi ve bir nicesi tınmadı. Ve bir nicesi “Beli” dedi. Ve hem “lâ” diyenlerdin bir nicesi “Beli” dedi. Bir nicesi “lâ” dedi. Bir nicesi tınmadı. Ol kim iki kez “Beli” dedi, Müslüman oldu. Müslüman doğdu, Müslüman öldü. Ve olkim iki kez “lâ” dedi, kâfir dirildi ve toğdu ve öldü. Ol kim, evvelâ “lâ” dedi; sonra”Beli” dedi, kâfir toğdu Müslüman öldü. Ol kim “Beli” dedi, sonra “lâ” dedi. Müslüman toğdu, kafir öldü. Ol kim, iki kez dahi tınmadı, neuzubillâh ilkilerden dahi kemdir, azgındır “… ulâike kel’en’âmi belhüm adall…” (109) Ârâf suresinin bu âyeti, bunlar hakkında gelmiştir. Zira bunlar hayvan gibidir. Her çend ki âdem suretindedir, âdemlerin yerlerin daraldılar. Ve rızıkların eksüldüler. Bunların canları hiçdir. Şonlarki, âdemlerdir, görkim Hak Taalâ nice hil’atla bezedi. Ve nice ululuklara ergürdü, nice nur ile bezendirdi. Pes imdi, bunları görüp anlamayan veyahut âdemiler dirliklerini sevmeyen ilkidir, beklim ilkiden dahi kemdir. Zira kim, hak ehlini bilmeye ilkinden kemdir ve mertebesi belhümadaldur. Haberde gelmiştir kim, Hak Subhane ve Taalâ, Âdem aleyhisselâmın sol iyegüsünden Havva’yı yaradıkim, hem Âdem’e yar kıldı. Toksan, kız-oğlan doğurdu. Pes, Âdem varlığın Şît’e verdi. Toksan oğlu, kızı oldu. Mecnun halayıklar bunlardan yayıldı. Ve on oğlu, on kızı kaldı. Ve Heme ve Vebe ve Suva ve Yağus ve Yauk ve Nasr ve Abdünnasr ve Habil ve Kabil ve Salih “İnna halakne’l insan emin nutfetin emşacin nebteliyhi fecealnâhü semiy’an basıyra” (110) Pes, er suyuna nufte, avrat suyuna emşaç derler. Allahü Taalâ ferman birle iki feriştehler vardılar. Ol kulun toprağından bir avuç alup götürdüler ol iki suyu karıştırdılar. Yoğururlar. Kırk gün sağ elle depredürler, alek olur. Sol elle depredürler muzfa olur. Yine sağ elleriyle depredürler kırk gün, şöyle duru. Ta hatta saklarlar yigirmi güne değin. Haliya sözden terk yok. Cümle endamlardan önden yan söğüklerün yaradır. Ve hem öldükten sonra yan söğük toprak içinde güç çürür. İkinci gün tekbir parmağın yaradır sağ kolu ile. Üçüncü gün başın yaradı sol kolu ile. Dördüncü gün ellerin yardır. Beşinci gün sağ ayağın yaradır. Altıncı gün sol ayağın yaradır. Yedinci gün üç yüz altmış altı tamarların yaradır. Yarısından kan, yarısından yel olur. Kaçan deprenmez tamarlar teprense sayruluk olur. Sekizinci gün yediyüz kırk pare süğük yardır. Dokuzuncu gün yüz yigirmi dört bin kıl yardır. Andan Hak Taalâ dört ferişteh verir. Biri ecelin, biri bahtın, biri rızkın, biri başına gelecek vak’aların yazıcısıdır. Onuncu gün girer. Çünkün beş ay tamam ola. Kaçankim can girerse oğlan ana rahminde hareket eder deprenür. Haliya sözden terk yok. Can ile akıl geldiği gün Münşir, ol kulu tamam eyler. Amma, bunda üç manâ vardır. Bu üç manâ kimde olursa akıl tamamdır. Ve kimdeki olmazsa akıl yoktur. Ve hem canı uyur. Lâkin bu manâ ki kula taallûktur. Evvel: Kenduyi bilmek. İkinci: tabu kılmak. Üçüncü: Kabri yurt kılmak. Pes, bu dediklerim devletlü kişilere değer. Ve bir manâ da devlet, akl-ı lâtiftir. Bu üç nesne olduğu kimeseler devletlü kişilerdir. Kaalennebi: “Elaklü mizanün lillâhi filardı” Manası budurki akıl, yeryüzünde Tanrı’nın terazisidir. Yeryüzünde akıl terazisinden yeğ nesne yoktur. Zirakim, yeryüzünde her iyi nesneyi buyuran akıldır. Azizmen, akıl dört türlü nurdandır. evvel: Ay nurundan. İkinci; gün nurundan. Üçüncü; Sidretül münteha nurundan. Dördüncü; Arş nurundandır. Pes, suret içinde akıl sultan’dır. Gönül içinde rahatlıktır. Âdem aleyhisselâm’a bunca ululuk ve nur ve keramet ve hil’at kim Hak Taalâ verdi. Mecmu’u, akıl berekâtında idi. Pes imdi, kimin kim gönlünde akıl nuru yeğise, kenduye dahi hayrı yoktur. Ve hem dahi Tanrı Taalâ katında yeri yoktur.Haberde şöyle gelmiştir ki, Hak Taalâ, üç karanlığı üç dürlü nesne ile aydın eder; Dünya karanlığını ay, gün ve yıldızları ile aydın kıldı. Ve hem âdemi dahi üç karanlıktan yarattı. Gene üç nesne ile aydın kıldı. Evvel; Çar-anasır karanlığından yarattı, akıl nuru ile aydın kıldı. İkinci; Cehl karanlığından yarattı, ilim nuru ile aydın kıldı. Üçüncü; Nefs karanlığından yarattı, marifet nuru ile aydın kıldı. Pes imdi, marifet güne benzer. Akıl aya benzer. Ve ilim yıldıza benzer. Ve hem ay, gün doğar dolunur. İlim okunur. Fakat değme insanların hatırlarında kalmaz. Marifet kimin kim gönlünde olsa, ta hatta ölüp siyne girince değin hatırlarından gitmez. Beklim siyninde dahi faidesi olur. Pes imdi, güneş bir burçtan toğar. Kalan burçlar mahrum kalır. Ve akıllu gönüllerde üçyüz alymış burç var. Değme kal’anın yüzbin burcu var. Marifet cümlesinin üstünde müekkeldir. Dügeli burca erer. Bir burç mahrum kalmaz. Her çend kigün gökde doğar, nuru yere dokunur. Lâkin marifetlü gönüllerün nuru, oradan da öte gider. Allahü Taalâ eder; Ey kullarım, üzerünüz uçmakdır. Bekçiniz Rıdvandır. Hiçbir nesne harap olmaz, âsândır. Ve marifetlü gönüllerin bekçisi benven. Hiç ola mı kim, şeytan ana zafer bula. Zirakim marifetlü gönüller benim nazarğahımdır. Ettik kim; Akıl aya benzer. Hem artar, eksülür ve uyakır. Lâkin akıl tamam olucak ne artar ve ne eksilir. Ve ne uyakır. Ve hem ettik kim; İlim ılduza benzer. Açık olsa halayıklar ayakları yolun görürler. Kimin kim gerçek ilmi olsa Hak’tan yana yolu görürler. Ve hem ettik kim; İlim gözgüye benzer. Gözgüye bakan kendü suretün görür. Yani kişi oldurkim kendü aybın göre. Pes, kendü aybın gören kişi kinesne aybına dil uzatmaya. Dahi gökyüzü bulut olıcak, hayıklar ayak yolun görmezler. Pes, bir kimesnede kim akıl olmaya, marifet olmaya, ilim olmaya haktan yana yolun nice göre. İmdi azizmen, öyle ise uluları, âlimleri atadan anadan dahi yeğrek ağırlamak gerekir. Zira kim ata, ana ayalini çocuklarını dünya belâsından ve od’undan ve mihnetinden bekler. Lâkin âlimler, Müslümanları âhiret belâsından ve od’undan ve mihnetinden saklar. Muhammed buyurur; “İlim ehli, mecmu-ı avama ve hassa faidedir” Pes, Hak Taalâ eder; “Dilersenüz duanızı kabul kılayın “Emmen yüciyb-ül-muztarra izâ, de’ahû..” (111) Hak Taalâ eder; Benü ne ırakda ne yakında isten. Her kende olursanız benümle olun. Zirakim, sizlere sizden yakınım, der. Ve her kande olursanız bileyin, der. Her kim beni kenduye yakın bilse hergiz nevmid olmaya, der. Pes, kiminkim donu miske yakın olsa hoş kukusuz olmaya. Her kim ilme yakın olsa öğrenmekten mahrum kalmaya. Ve herkim, Hak Sübhane ve Taalâ’nın adını okuya, icabetten mahrum kalmaya. Ve dahi buyurur ki; Ey mü’minler bilmiş olasınız kim, bir nice kâfirler din düşmanıdır. Bir niceleri ten düşmanıdır. Ve bir niceleri de mal düşmanıdır. Ve kâfirlerden dahi katı düşman iblistir. Zirakim, kişiyi mutilikten çıkarır ve tamuya müstahak eder. Hemen elden geldikçe anınla uğraşub cenk ve cihad ve kıtal etmek gerek. Hem kâfirlerden ulu düşman, kişiye üç ulu düşman vardır. Evvel; Hevâ ü heves İkinci; Dalâlet ve kibir Üçüncü; Yalancılık ve kalleşlik İmdi hava dileği; baylık, beyliktir. Kibir dileği; toyunca yemek, giymek ve Hakk’a muti olmamaktır. Ve yalancılık dileği; gaybettir, kahkahadır, maskaralıktır, kendi aybın görmeyip başkaların aybın görmektir. Pes iblis dileğin görüp işiddik. Bu işler kimse ise iblistir. Ve kimdekim bu işler yogise hassa gibidir. Hak Taalâ buyurur kim; Havanızı terk edin kıyâmet korkusu için “Ve inminküm illâ vâridühâ..” (112) Ve Çalab dileğin işleyin tamu korkusu için “Ve inne cehenneme lemev’ıdühü ecma’ıyn..” (113) Vey şeytana uyman; onun iğvasını, vesvesesini kulağınıza koyman. Zira ol, sizin ulu düşmanınızdır “İnneşşeytane leküm adivvün…” (114) Ve hem mü’minler, dünya sevmelik ulu noksandır. Kaalennebi ; “Dünyayı terk etmek cem’i ibadetlerin başıdır.” Hak Sübhane ve Taalâ buyurur; “Fe’emmâ men tegaâ. Ve âse-raelhâyateddünya, Feinnelcehiyme hiyelme’va..” (115) İmdi, dünyayı sevmemek Hak Taalâ’nın hoşnutluğun bulmaktır “Ve emma men hafe mekaâme Rabbihi ve nehe’nnefse anil’l-hevâ. Feinn’elcennete hiye’lme’va” (Amma, kim makamından korkup nefsini kötülükten alıkoymuşsa, muhakkak ki, onun varacağı yer cennet olacaktır..) (Naziat 40-4) Bak’ı mübarek haberler ve hayırlar sözler, Kur’ân tefsirinde ve Peygamber aleyhisselâm’ın ehadisinde, tezkere’t-ül evliyâ ve mutavvel kitaplarında malûm ola. Temmetül kitap bi Makalat-ı Hacı Bektaş

Makalat-ı Hacı Bektaş Veli..6

(*) Bu bölümün varlığından Sn. Aziz Yalçın’ın eserinin 9 ve 10 sayfalarında belirtilmesine rağmen eserinde belirtilmemiştir. Bu nedenle Sn. Aziz Yalçın ve Sn. Ahmet Tekin’in eserlerinden vaydalanılarak oluşturulmaya çalışılmıştır.) (a): 1 ve 2 kaynaklarından ortak çıkartılmıştır. (b) (c): 2 nolu kaynaktan yararlanılmıştır (d): nolu kaynaktan alınmıştır. Sf.10 (1) “..Yaş, kuru bir şey yoktur ki Kur’ân’da bulunmasın” (En’am 6/59) (2) “..Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun. O ateşin yakacağı insan ve taştır” (Tahrim 66/6) (3) “.. biz ona şahdamarından daha yakınız” (Kaf 50/16) (4) “…Beni ateşten, onu çamurdan yaratın” (Araf 7/12) (5) “.. fir’avun ve ailesini batırmış ve sizi kurtarmıştım” (Bakara 2/50) (6) “..İnsanların Allah’ı sevmeleri hepsinden kuvvetlidir..” (Bakara 2/165) (7) “iyilik edenleri daima iyilikle mükâfatlandırınız ve daha da fazlasını veriniz” (Yunus 10/26) (8) “…Rabbine kavuşmayı dileyen kişi hayırlı işler işlesin ve Rabbine kullukta kimseyi eş tutmasın” (Kehf 18/110) (9) “.. Üç kişi bir arada bulunsa dördüncüsü Tanrıdır” (El Mücadele 58/7) (10) “Gerçekten munafıklar cehenneminen aşağı katındadırlar..” (Nisa 4/145) (A.Tekin; Makalat eserinde A’raf 7/40 yer almaktadır. “Ayetlerimizi yalanlayan ve onlar karşısında büyüklük taslayanlar var ya, gök kapıları açılmayacaktır onlar için ve deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete giremeyeceklerdir onlar. Suçluları böyle cezalandırırız biz.” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (11) “Şüphe yok ki Allah kendisine eş koşulmasını bağışlamaz. Dilediği kişinin bütün suçlarını örter ve bağışlar..” (Nisa 4/116) (12) “.. Onların sırtlarından zürriyetlerini aldı. Onları kendi nefislerine şahit tutarak “Ben Rabbiniz değil miyim?” dedi. Onlar da “Evet şahidiz, Rabbimizsin” dediler” (Araf 7/172) (13) “Gerçekten, her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah 94/6) (14) “Ey insanlar! Allah’a Peygamberine ve kutsal kitaplarına inanın. Kim Allah’ı, Peygamberlerini, meleklerini, kitaplarını ve ahiret gününü inkâr ederse, şüphe yok ki, sapıtmıştır..” (Nisa 4/136) (15) “..Oysa ki Allah, alış-verişi helal, ribayı haram kılmıştır…” (Bakara 2/275) (16) “Bir eşin yerine başka bir eş almak istemişseniz onlardan birine yükler dolusu mal vermiş olsanızda o maldan hiçbir şeyi geri almayın. İftira ederek, açık bir günah işleyerek mi geri alacaksınız?” (Nisa 4/20) (A.Tekin; Makalat eserinde Nur 24/32 yer almaktadır. “İçinizden bekarları/dulları, bir de erkek hizmetçilerinizden ve halayıklarınızdan durumu uygun olanları evlendirin….”; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) 17) “Size şu kadınlarla evlenmek harak kılınmıştır:..” (Nisa 4/23) (A.Tekin; Makalat eserinde Bakara 2/222 yer almaktadır. “Sana âdet halinide sorarlar, de ki; O insana tiksinti ve rahatsızlık veren bir haldir. Hayızlı oldukları sırada kadınlardan uzak durun…”; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (18) “Allah’ın önceden gelip geçmişlere uygulamış olduğu kanun budur..” (Feth 48/23) (19) “Onlar Allah ile yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozdular…” (Bakara 2/27) (A.Tekin; Makalat eserinde Ra’d 13/25 yer almaktadır. “Allah’a verdikleri sözü, onun antlaşma haline getirdikten sonra bozanlar…”; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (20) “Şefkat imandır” (Hz.Muhammed, Hadis-i Şerif) (21) “…sizlere rızk olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin dedik..” (Araf 7/160) (A.Tekin; Makalat eserinde Taha 20/81 yer almaktadır. “Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yiyin…”; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (22) “..iyiliği emreden, fenalıktan kaçınan bir ümmet olun..) (Al-i İmran 3/104) (23) “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın..” (Al-i İmran 3/103) (24) “Allah’a kalbinizin bütün özlüğü ile tövbe edin…” (Tahrim 66/8) (25) “… kim Allah’a dayanırsa O ona yeter..” (Talak 65/3) (26) “.. şükrederseniz size karşılığı artıracağım..” (İbrahim 14/7) (27) “… yalnız sabredenlere mükâfatları hesapsız olarak ödenecektir.” (Zümer 39/10) (28) “… iyiliğin mükâfatı iyiliyken başka değildir.” (Rahman 55/60) (29) “O kullarının tövbelerini kabul eder…” (Şura 42/25) (30) “… Eğer bilmiyorsanız ehline sorunuz” (Enbiya 21/7) (A.Tekin; Makalat eserinde Nahl 16/43 yer almaktadır. “… eğer bilmiyorsanız Zikir ekline sorun.” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (31) “.. başlarını traş etmiş ve saçlarını kısaltmış olarak korkusuzca..” (Fetih 48/27) (32) “.. o ateş ise inanmayanlar için hazırlanmıştır.” (Bakara 2/24) (33) “.. Şüphesiz ki Allah emirlerini yerine getiri. Allah gerçektende her şey için bir ölçü tayin etmiştir.” (Talak 65/3) (34) “.. Sevdiği ve onlarında o’nu sevdiği…” (Maide 5/54) (35) “.. Benim canımı Müslüman olarak al ve beni iyilere karıştır.” (Yusuf 12/10). (36) “Velilerin, nebilerin ve tüm seçkin kişilerin öğünçleri fakirlikleridir” (Hz.Muhammed, Hadis-i Şerif) (37) “Nefsini bilen Rab!bini bilmiş olur” (Hz.Muhammed, Hadis-i Şerif) (38) “.. Onu toz-duman ederiz.” (Furkan 25/23) (39) “Allah en güzel olarak indirdi…” (Zümer 39/23(40) “Eğer yeryüzündeki tüm ağaçlar kalem, bütün denizler de mürekkep olsalardı, yine de Allah’ın sözü bilmezdi. Şüphe yok ki Allah güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.” (Lokman 31/27) (41) “Eğer biz Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, dağ Allah korkusundan parça parça olurdu. Bunu, insanlar düşünsünler diye söylüyoruz.” (Haşr 59/21) (42) “.. Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin…” (Zümer 39/53) (43) “Allah münafıklara cehennem ateşi vaad etmiştir…” (Tevbe 9/68) (44) “… eğer doğru iseniz, açık delilinizi getiriniz..” (Neml 27/64) (45) “Karada ve denizde avlanmak ve avlananları yemek helâldir..” (Maide 5/96) (46) “Size şu kadınlarla evlenmek haram kılınmıştır:…” (Nisa 4/23) (47) “Ey insanlar! Seslerinizi Peygamberin sesinden yüksek çıkarmayınız..” (Hucurat 49/2 (48) “.. kim afveder ve barışırsa…” (Şura 42/40) (49) “Kur’ân’ı inananlara şifa ve rahmet olarak indirmekteyiz..” (İsra 17/82) (50) “Bu Rabbinin rahmetidendir..” (Kehf 18/98) (51) “Onlar.. Allah ile yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar.. (Bakara 2/27) (A.Tekin; Makalat eserinde Neml 27/2 yer almaktadır. “Müminlere bir kılavuz ve muştudur o.” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (52) “Muhakkak ki Kur’ân inanmayanlar için indirilmiştir. (Hakka 69/50) (53) A.Tekin; Makalat eserinde ayrıca; Ve hem ceza var. (53) “Onlar.. Allah ile yapılan sözleşmeyi kabulden sonra bozarlar..” (Bakara 2/27; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) yer almaktadır. (54) “Yüreklerinde dert vardır. Allah dertlerini artırmıştır.” (Bakara 2/10) (55) “Allah yolunda ölenleri ölü saymayın..” (Al-i İmran 3/169) (56) “Sana ruhu soruyorlar. De ki; ruh Rabbinin emrinden ibarettir..” (İsra 17/85) (57) “(.. İçinizden kimi dünyayı istiyor, kimi âhireti –Allah’ı diliyor-..” (Al-i İmran 3/152) (58) “Uykunuzu istirahat için yaptık” (Nebe 78/9) (59) “..İçinizden bir kısmı dünyayı istiyordu, bir kısmınız ise âhireti istiyordu…” (Al-i İmran 3/152) (60) “.. hatta onlar daha da aşağı ve bayağıdırlar” (Araf 7/179) (61) “.. Onların –kötü kişilerin- hesabından sana bir sorumluluk yoktur. Senin hesabından da onlara bir sorumluluk gelmez. Bu sebeple onları kovup zalimlik edicilerden olma” (En’am 6/52) (62) “(Allah katında din İslamiyettir” (Al-i İmran 3/19) (A.Tekin; Makalat eserinde Rahman 55/46 yer almaktadır. “Rabbinin makamından korkan kimseye iki cennet var” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (63) “Kalbinize şüphe düştü. Ama siz görmüyor musunuz ki, Allah gökten yağmur indirip yerleri yemyeşil etti.” (Hac 22/63) ——————————————————————————– (64) “Allah’ın verdiği renge uyun. rengi Allah’ın renginden güzel olan kim ver” (Bakara 2/138) (65) “Sizin İlah’ınız Vâhid’dir, bir tek İlah’tır. İlah yoktur O’ndan baska. Rahman’dır O, Rahîm’dir.” (Bakara 2/163; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali): (66) “Allah’tan baska ilah yok. Hayy’dir O, sürekli diridir; Kayyûm’dur O, kudretin kaynagıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça, kim sefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!… İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceligi sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklügü sınırsızdır.” (Bakara 2/255 ) (Bakara 2/255; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (A.Tekin; Makalat eserinde En’am 6/18 yer almaktadır.”Ve kulları üzerinde hüküm ve egemenlik sahibi Kaahir’dir O. Tüm hikmetlerin kaynağıdır O. Her şeyden haberdardır.” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (67) “Ve kulları üzerinde hüküm ve egemenlik sahibi Kaahir’dir O. Tüm hikmetlerin kaynağıdır O. Her şeyden haberdardır.” (En’am 6/18; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (A.Tekin; Makalat eserinde Bakara 2/255 yer almaktadır.) (68) “Onur ve yücelik isteyen bilsin ki, onur ve yüceliğin tümü Allah’adır. Temiz ve güzel kelime O’na yükselir; hayra ve barışa yönelik amel de o kelimeyi yüceltir. Kötülükleri kuranlara/kötülükleri tuzak yapanlara gelince, onlar için şiddetli bir azap vardır. Ve böylelerinin tuzağı tarumar olur.” (Fatır 35/10; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (69) “İkram ve kudret sahibi Rabbinin ismi öyle yüce ki.” (Rahman 55/78, A.Tekin; Makalat eserinden; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (70) “De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok affedici, çok merhametlidir.” (Al-i İmran 3/31; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (71) “Yemin olsun biz, senden önce de resulleri toplumlarına gönderdik, onlara açık kanıtlar getirdiler. Nihayet, günah işleyenlerden öc aldık. İnananlara yardım etmek bizim üzerimizde bir haktı.” (Rum 30/47; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (72) “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Ve onların kimini kimine derecelerle üstün kıldık ki, bazısı bazısını tutup çalıştırsın. Rabbinin rahmeti, onların derleyip topladıklarından daha hayırlıdır.” (Zuhruf 43/32; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (73) “Ve onu hiç beklemediği yönden rızıklandırır. Kim Allah’a dayanıp güvenirse O, ona yeter. Hiç kuşkusuz, Allah, emrini yerine getirecektir. Allah her şey için bir ölçü/bir kader belirlemiştir.” (Talak 65/3; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) 74) “O, odur ki sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarsın diye size acıyor/destek veriyor. Melekleri de öyle yapıyor. Zaten O, inananlara karşı çok merhametlidir.” (Ahzap 33/43; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (75) “Bir korku ve endise duyarsaniz yürüyerek veya binit üzerinde kilin. Güvene kavustugunuzda bilmediginiz seyleri size ögrettigi sekilde Allah’i zikredin.” (Bakara 2/239; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (A.Tekin; Makalat eserinde Bakara 2/151 yer almaktadır. “Nitekim size aranızdan bir resul göndermişiz; size ayetlerimizi okuyor, sizi temizleyip arıtıyor, size Kitap’ı ve hikmeti ögretiyor, size, daha önce bilmediklerinizi belletiyor.” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (76) “O, hikmeti dilediğine verir. Ve kendisine hikmet verilmiş olana çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Gönlünü ve aklını çalştıranlardan başkası düşünüp anlayamaz.” (Bakara 2/269; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) (77) A.Tekin; Makalat eserinden ayıca; -Andan varlığını bildirdi: “Allah’tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O’nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçı. Hâlâ düşünüp ibret almayacak mısınız?” (Secde 32/4; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) -Andan sıfatını bildirdi: “Allah’ın boyasını esas alın. Allah’tan daha güzel kim boya vurabilir! Biz yalnız O’na kulluk ederiz.” (Bakara 2/138; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) -Andan mülkünü bildirdi: “Bilmedin mi ki göklerin de yerin de mülk ve saltanatı yalnız Allah’ındır. Sizin için Allah’tan başka ne bir velî vardır ne de bir yardımcı.” (Bakara 2/107; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) -Andan azametini bildirdi : “Allah’tan baska ilah yok. Hayy’dir O, sürekli diridir; Kayyûm’dur O, kudretin kaynagıdır. Ne gaflet yaklaşır O’na ne kendinden geçme ne de uyku. Göklerde ne var, yerde ne varsa yalnız O’nundur. O’nun huzurunda, bizzat O’nun izni olmadıkça, kim sefaat edebilir! O, insanların önden gönderdiklerini de bilir, arkada bıraktıklarını da!… İnsanlar O’nun bilgisinden, bizzat kendisinin dilediği dışında, hiçbir şeyi kavrayıp kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, gökleri ve yeri çepeçevre kuşatmıştır. Göklerin ve yerin korunması O’na hiç de zor gelmez. Aliyy’dir O, yüceligi sınırsızdır; Azim’dir O, büyüklügü sınırsızdır.” (Bakara 2/255; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali) yer almaktadır. (78) “..yakıtı insan ve taş olan…” (Bakara 2/24) (79) “O yemyeşil ağaçları sizin için ateş çıkartandır..” (Yasin 36/80). (80) “..Gök gürlemeleri ve şimşekler arasında –korkudan- parmaklarıyla kulaklarını kapatırlar..” (Bakara 2/19). (81) “Sonra –yeşil ağaçtan- çakıverdiğiniz o ateşi gördünüz mü?” (Vakıa 56/71) (A.Tekin; Makalat eserinde Ahzap 3/131 yer almaktadır. “Kâfirler için hazırlanmış ateşten korkun” ; Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk Kur’ân-ı Kerim Meali)) (82) “(Sevapları) ağır gelenler, korktukları (şeylerden) güvendelerdir. (Onlar) umduklarına erişenlerin ta kendisidirler. Tartıları hafir gelenler ise kendilerine yazık edenlerdir. Onlar cehennemde temelli kalacaklardır.” (Müminun 23/102-103) ——————————————————————————– (83) “..onlardan kimi nefislerine zulmederler, kimisi daha ılımlı davranırlar, kimileri de iyilikler yaparlar..” (Fatır 35/32) (84) “Suyu acı ve tatlı iki denizi birbirine kavuşmak üzere salıvermiştir. Aralarında biribirlerine karışmalarına mani perde vardır” (Rahman 55/19-20) (85) “..Orada temiz su ırmakları, tadı bozulmayan süt ırmaklar, zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır.” (Muhammed 47/15) (86) “Allah katında din, İslamiyettir” (Al-i İmran 3/19) (87) “Mezar bazı insanlar için cennetin iç açıcı bir bahçesi, bazıları için de ateşle dolu bir kuyudur.” (Hz.Muhammed, Hadis-i Şerif) (88) “..Kökü sağlam dalları göğe doğru olan güzel bir ağaçtır.” (İbrahim 14/24) (89) “..hükümdarlar bir memlekete girince, orasını perişan ederler, şerefli insanları da bayağı yaparlar..” (Neml 27/34) (90) “Göklerde ve yerde zerre kadar olanlar bile O’nun bilgisinin haricinde değildir. Bundan daha küçüğü, daha büyüğü de muhakkak ki, kitaptadır.” (Yunus 10/61) (91) “..biz ona şahdamarından daha yakınız.” (Kaf 50/16) (92) “Görmedin mi ki göklerde ve yerde ne varsa yüce Allah hepsini bilir. Üç kişinin gizli konuştuğu yerde dördüncü O’dur. Bundan az ya da çok olsalar ve nerede bulunursa bulunslar O mutlaka yine onların yanındadır. Sonra bütün yaptıklarını kıyamet gününde kendilerine haber verir. Çünkü, Allah her şeyi hakkıyle bilir..” (Mücadile 58/7) (93) “..O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işitendir, görendir.” (Şura 42/11) (94) “..Sana ruhu soruyorlar. deki. ruh Rabbinin emrinden ibarettir.” (İsra 17/85) (95) “..Akşam girerken ve sabah olurken, hepiniz Allah’ı tenzih ve tesbih ediniz. Göklerde ve yerde hamd ona mahsustur. Gündüzün sonunda ve öğlen vakti Allah’ı tenzih ve tesbih ediniz.” (Rum 30/17-18) (96) “Yeryüzü bir başka yeryüzüne döner..” (İbrahim 14/48) (97) “(Herkes ölümü tadacaktır..” (Ankebut 29/57) (98) “Andolsunki biz âdemoğlunu şerefli kıldık..” ( İsra 17/70) (99) “…kendi varlıklarında da göstereceğiz…” (Fusullet 41/53) (100) “Rabbin meleklerine: Ben yeryüzünde bir halife vereceğim demişti…” (Bakara 2/30) (101) “… Sizi bir nefesten yaratmıştır. Ondan zevcesini yaratmıştır. İkisinden birçok erkek ve kadın türetmiştir. Allah’a gelmekten sakının ki onunla birbirinizden hakkınızı istersiniz. Akrabalık haklarına da uyun. Şüphe yok ki Allah her şeyi görür ve bilir.” (Nisa 4/1) (102) “… -insanı- Balçıktan, topraktan yarattık” (Hicr 15/26) (103) “..Ve âdeme her şeyin ismini öğretti, sonra onlara meleklere gönderdi..” (Bakara 2/31) ——————————————————————————– (104) “…Sonra meleklere, (Âdem’e secde edin dedik) Hemen hepsi secdeye kapandı. Yalnız iblis.. (secde etmedi)..“ (Bakara 2/34) (105) “Rabbin seni bağışlasın ey Âdem” (106) “Elesti birabbüküm” = Ben sizin Rabbiniz değil miyim? (107) “Beli” = Evet, (108) “lâ” = Hayır (109) “.. hatta onlardan dahi sapıktırlar..” (Araf 7/179) (110) “Biz insanı karışık –iki cinssin- bir damla sudan yarattık. Onu imtihan edeceğiz. bunun için onu işitici ve görücü kıldık” (İnsan 76/2) (111) “Bunalmışa, kendisine yalvarıp yakarınca karşılık veren…” ( Neml 27/62) (112) “Sizlerden cehenneme uğramayacak bir kişi bile yoktur…” (Meryem 19/71) (113) “Şüphe yok ki, onların hepsine vaad olunan yer cehennemdir..” (Hicr 15/43) (114) “Şeytan sizin düşmanınızdır..” (Fatır 35/6) (115) “Kim azmışsa, dünya yaşayışını seçmişse işte varacağı yer cehennemden başkası olamaz..” (Naziat / 37-38-39) Sn. Aziz Yalçın’ın tarafından hazırlanan “Makalat-ı Hacı Bektaş Veli” isimli eserin özüne bağlı kalınarak Makalat kısmı aktarılmıştır. Bu çalışma yapılırken söz konusu eser, Sn. Ahmet Tekin tarafından hazırlanan “Hacı Bektaş Veli, Makâlât, Konuşma-Öğütleri” isimli eser ile kıyaslama özellikle ayetler bazında yapılmıştır. Ayet açıklamalarında Sn. Aziz Yalçın’ın eseri temel alınmasına karşın, söz konusu eserde ayet açıkalmalarının olmadığı yerlerde ve Sn. Ahmet Tekin’in eserinden alınan ayetlerde, Sn. Prof.Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ün Kur’ân- Kerim Meâli isimli eserden faydalanılmıştır. Sn. Aziz Yalçın eserinde Sn. Sefer Aytekin’in Türk harfleri ile “Güvercin Yayınları” tarafından yayınlanmış bulunan eseri esas almıştır. Sn. Aziz Yalçın’ın eserinde her paragrafın açıklamasını paragraf sonlarında yapılmıştır. Bu nedenledir ki tek başına Makalat’ı okuma imkanı zorlaşmaktadır. Aktarımın amacı yorumsuz ve açıklamasız olarak Makalat-ı sunmaktır. Kaynaklar: 1-Aziz Yalçın, Makalat-ı Hacı Bektaş Veli, Der Yayınları, 4. basım/2004 2-Ahmet Tekin, Hacı Bektaş veli Mâkâlât, Kelam Yayınları 3-Prof. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’ân-ı Kerîm Meâli

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû