Blog Arşivleri

Makalat-ı Hacı Bektaş Veli..2

Makalat-ı Hacı Bektaş Veli..2
Pes, Ulu Taat “Ya rab!” demektir, ihlas ile. Pes imdi, ihlas ile “Ya Rab!” demeklüğünüzde değildir. Her kiminiz derse yanluş söyler. Bir günkü meğer, azizmen, Allahü Taalâ Hazretlerinden nasibi ola. Ve bu kadar sözden anlaya. Dün ü gün Allah zikrine meşgul ola. Her türlü zahmetlerden kurtula. Rametlere ulaşa, inşallahü Taalâ. VI. BÖLÜM BU BAB ŞEYTAN AHVALİN BEYAN EDER İkinci İblis, şeytandır dedik. Ve hem nefs şeytanın naibidir. Ve hem subaşları kindir, haset, buhul, öfke, gıybet, masharalıktır. Bu sekiz nesne kim dizdirlarıdır, yani kapuculardır. Pes, yüreğin sol kulağında yedi kal’a vardır. Her bir kal’ada bir dizdar vardır. Ol kal’alara müvekkeldir. Değme bir dizdarın yüz bin haşedi vardır. Değme haşedin yüz bin subaşısı vardır. Bunlar kamusu iman evleridir. Pes imdi, haset, buhulluk, tamaj dünyayı terk etmekle gider. Ve hem öfke, gaybet, kahkaha, maskaralık perhizkarlıkla gider. Bular kamusu, sabur ile iman olur. Amma, kibrin aslı şeytandır. Miskinliğin aslı Rahmandır. Kaçan kibir gelse miskinliği ona havale gerek. Ve hem haset ehli şeytandır. Ve İlim aslı rahmandır. Kaçan haset gelse, ilmi ona havale etmek gerek. Ve buhul aslı şeytandır. Ve cömertlik aslı rahmandır. Kaçan buhul gelse cömertliği ona havale kılmak gerek. Pes imdi, cömertlik dörttür. Evvel mal cömertliği baylarındır. İkinci ten cömertliği zahitlerindir. Üçüncü can cömertliği aşıklarındır. Dördüncü gönül cömertliği âriflerindir. Pes imdi azizmen: sureti, Hak Taalâ’nın dileğine döndürmek gerek. Zira, korku dileğin edeb sever. Sabır dileğin utanmak sever. Utanmak dileğin cömertlik sever. Cömertlik dileğin miskinlik sever. Miskinlik dileğin ilim sever. İlim dileğin marifet sever. Marifet dileğin can sever. Can dileğin akıl sever. Akıl dileğin Hak Taalâ sever. Pes, Hak Taala buyruğuna beşaret bu on iki türlü nesnedir. Bunlar birbirlerine müvekkeldir. Pes, iman çerisinin serverleri bunlardır. İmdi ki, sakınmak gerekkim, bunlardan biri eksik olursa iman dürüst olmaz. Pes, gayet yeğrek makam hod bunlardır. Bunları sakınmayan Çalab’dan ırak olur. Hem Allah didarından mahrum olur. Amma, masharalık dileğin gülmek sever. Gülmek dileğin gaybet sever. Gaybet dileğin öyke sever. Öyke dileğin tamah sever. Tamah dileğin buhulluk sever. Buhulluk dileğin haset sever. Haset dileğin kibir sever. Kibir dileğin ten sever. Ten dileğin hava sever. Hava dileğin nefs sever. Nefs dileğin iblis sever. İblis dileğin Hak Taala sevmez. Zira kim, bu on iki dürlü nesneye iblis müekkeldir. İmdi azizmen, Hak Taalâ buyurur kim, dörd nesne dörd nesneye söykendü. Benvenlik kıldı. Ahir helak kıldım. Evvel iblis aleyhülla’ne od’a söykendü, dostum dedi. Hak Sübhane ve Taalâ katında güç yoktur. Dostu dosttan ayırmayın dedi. Ahir iblisi od içinde kodu, “…. halakteyin min narin ve halaktehü min tıyn” (4) İkinci, Fravun benlik dâvâ kıldı. Mısır şehrim, Nil kal’am, kıbdî’ler yardımcım dedi. Kıbdîlerle Firavun’un Nil’de boğdurdu. Mısır’ı harab kıldı. “…. ve ağraknâ ale fir’avne ve entüm tenzûrun” (5) Üçüncü Karun malına söykendü, akıbet malı ile helak oldu. Dördüncü, Hz.Muhammed Mustafa Aliyhisselâm, Allah’ü Taalâ’nın yakınlığına ve dostluğuna söykendü, pes, Hak Taalâ buyurdu kin, dostu dosttan ayırmayın, dedi “… Yuhibbenehüm kehubbillâhi velleziyne âmenü eşeddü hubbâ..” (6) Ve hem Hak Taalâ kerem lûtfunda buyurur kim, ya sevgili kullarım! Ben sizinim, sizler benimsiniz. Şükretmek gerekir. Nitekim, Kelâm-ı Kadim içinde yad kılur: “lilleziyne ahsenülhüsna ve ziyadeh…” (7), “… felya’mel amelen salihan ve lâ yüşrik bi-ibadeti Rabbihi ehadâ” (8) Pes, kendü özün bilmekliği bunda yad kıldı. Zira kim, biregu rahmanla şeytan seçildiğin bilinmeyince hem kenduyi dahi bilmez. İmdi, her kim bu sözleri anlarsa rahmanla şeytan seçüldiğin bilse, pes ol kişi kendiyu bilmiş olur. Kaçankim bir kişi kenduyi bilse ışk gelür. Ol kişi Hak Taalâ’dan yana akar. Ne kadar kim devleti vardır. İncaları vardur. Pes imdi, her kim bu sözleri anlamadı, kenduyi bilmedi; her çent ki adem suretindedir, lâkin ademilik mertebesinde değildir. Henüz endişeleri içinde gark olmuşlardır. Ta hatta hayvan ılkiler olur, anın gibidir. Amma, tasarruf yetmiş yıllık kal ü kıyl davası bir saat havf ü recaya beraber geldi. Yetmiş yıllık havf ü recaya bir saatlik ismullahı yad kılmaklık beraber geldi. Ve yetmiş yıllık sohbet-i tefekkür bir saat münacat ü müşahadeye beraber geldi. Zira kim, kal-ü kıly dava-yı gümandır. Pes imdi, zahid ibadeti bilmeden muameledir. Ârif tefekkürü Halik’e sun’ile muameledir. Ve hem Halik muhibbi münacaat-ı mûsâ, münacat-ı Mevlâ ile muamelet eyler. Lâkin riya, tamah, eri terk etmez. Pes, er olan kişi, daima gönül şehrini arayadursa gerek. Gafil olmasa gerek. Azizmen, âkilin üç hasekisi vardır. Evvel haseki sabırdır. Ve dahi ikinci haseki kanattır. Üçüncü haseki utanmaktır. Pes, şeytanın korktuğu bu üç nesnedir. Ve hem şeytanın yanıldığı bu üç nesne ile malum olur. Bunlar ki, farislerdir. Akıl çerisindendir. Ve dahi ademîler makamı üçtür. “…. min necüvî selâsetün illa hurabihüm…” (9). Amma değme kişileri adem saymadık. Her çent ki adem suretindedir, lâkin belhüm adaldir, hasutlardır ve kenduyi bilmeyenlerdir. Ve dahi, âbidlerin, zahidlerin, âriflerin taatleri ve arzuları ve halleri birbiri katında reva olmaz. Lâkin, muhiblerin katında reva olur. Zira kim, zahitler, âbidler, ârifler dava kavmidirler. Ve lâkin muhibler mâna kavmidir. İmdi azizmen, muhiblerin şerhi çoktur. İşi delümdür. Lâkin akıl ermeğe, gönül dolanmağa, suret duymağa bu kadar sözler yeterkim. VII. BÖLÜM EVVEL BAB Evvel Bab oldur kim, Adem, Tanrı Taalâ Hazretlerine kaç makamda ere, dost olur, anı beyan eder. Ol Kub-ı Âlem ederkim, kul çalab Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır dost olur. Onu şeriat içinde, onu tarikat içinde, onu marifet içinde, onu hakikat içinde. Şeriatta evvel makam iman getirmektir. “Amentü billahi ve melâiketihi ve kütübihi ve resulihi ve’lyevmil ahir..” Amma, her kişi kim iman ten üzredir derse hatadır. Eğer can üzredir derse hatadır. Pes, şöyle bilmek gerekkim, iman akıl üzredir. Ârifler katında amma, maruf bir dil üzredir, ikinci gönül üzredir. Her kim Hak Taalâ’ya gönülden tanıklık vermese mutlak kâfirdir. Yahut dil tanıklık verüb gönül inanmasa münafıktır “İnnel münafıkıyne fiydderk-il-esfeli minennar…” (10) Pes, bu iki söz kişilerle dosttur “İnnallahe la yağfirû en yüşreke bihî yağfirü mâdûne zalike limen yeşâ…” (11) Amma, taat-ı amel imandan ayrudur. Pes, değme taat imana ermez. Küfr, muasiyettir. Değme muasiyet küfre emraz. Bu sözler kişilerle dosttur “… Min zuhurihim zürriyetehüm ve eşhedühüm alâ enfüsihim, elestü birabbiküm, kaâl belâ..” (12) Pes, iman budur. Amma bizim sözümüz budurkim, rahman aslı kangidir, şeytan aslı kangidir? Bunu bilmek gerek. Pes, imdi gerekkim, rahman aslı imandır. Şeytan aslı gümandır. Velakin imana güman katmak düşvardır. Zirakim, iman akıl üzredir. Akıl sultandır. Ve ten içinde naibdir. Pes, sultan gitse naib nite dura. Mesela, iman bir hazinedir. İblis uğrudur. Akıl hazinedardır. Hazinedar gitti, uğru hazineyi nitti? Ve dahi bir kavilde iman koyundur, akıl çobandır, iblis kurttur. Çoban gitti, kurt koyunu nitti? Dahi bir kavilde iman sütütr, akıl bekçidir, iblis ittir. Üçü dahi bir evde ve bir yerdedir. Bekçi evden gitti. Süt bekçisiz kaldı. İt sütü nitti? Pes, ey miskin biçare, iman içinde sergerdardır. Zira Hak Taalâ’ya inanmak imandandır ve buyruğın tutmak imandandır. Ve yığlının dediğinden yığlınmamak Tanrı’ya inanmamaktır. Ve hem Tanrı’nın feriştehlerine ve kitaplarına ve Peygamberlerine inanmak imandandır. Pes imdi azizmen, her bir kişiye üçyüz altmış ferişteh müekkeldir. Pes bunca feriştehler arasında edebsizlikler edersin. Ve senin gibi kişi katında edebsizlik etmezsin kani feriştehler inandığın?

Reklamlar
The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû