Blog Arşivleri

BİSMİALLAH ve BİSMİŞAH

Sevgili canlar, güzel dostlar, biz inancımızın temelini, Allah’a, Kutsal Kitap Kuran-ı Kerim’e, Muhammedi öğretiye ve onun Ehl-i Beyt’ine dayandırıyoruz.
Onları anlama, bilme ve kavrama açısından da bu yolun has insanları olan insan-ı kamil makamına ulaşan Hak Erenleri’nin kandilleriyle fikirleriyle aydınlanıyoruz.
Bizler Hak yolun Hak talipleri olduğumuz için bu erkan yolunun erenlerinin hayatları boyunca Hak için vermiş oldukları mücadeleleri, siyasi ve içtimai hayatlarını, Hak olan üstün öğretilerini bize iletmek istedikleri mesajı, anlamalı ve kavramalıyız.
Pir Sultan kimdir, nedir, ne yaptı bilinmeden, anlaşılmadan tam anlamıyla onu kavramadan Pir Sultan olamayız. İstesek de olamayız. Bizler erenler izinde deyip yola çıkıyoruz. Ama o erenleri anlamaya, onları tanımaya hiç çaba harcamıyoruz.
O zaman nasıl onların izinde yürüyeceğiz ki.
Şimdi gelin sevgili canlar güzel dostlar bu örnek insanlardan olan bir insan-ı kamilin hayatına, yaşamına, öğretilerine bir göz atalım.
Evlad-ı Resülden hem yetim-i Kerbela’dan olan bu Alevi dedesi Şah İsmail Safevi Hazretlerinin hanedanından olup 1871’de Lübnan’ın Beyrut şehrinde dünyaya geldi.
İsmi İsmail olup mahlası Sırr-ı Yezdan’dı. I. Şah İsmail Safevi Hazretleriyle karıştırılmaması için bu Safevi şahına Şah İsmail Kalender Safevi deniliyordu.
Şah İsmail Kalender Safevi’nin babasının ismi Şah Yar Ali Sultan Safevidir. Şah Yar Ali Sultan Safevi’nin babası Şah İsa Ruhullah Safevi’dir. Sırasıyla ecdatlarının isimlei şöyle:
“Şah Mirza Bey Safevi
Şah Safiyuddun Safevi
Şah Muhammed Nur Ali Safevi
Şah Baha Nur-i Hüda Safevi
Şah Işık-ı Işk Sultan Safevi
Şah Hürrem Cavid Safevi
Şah Emir Cafer Safevi
Şah Muhammed Mevlana Safevi”
Ailesinin gözetiminde köklü bir ilim tahsil eden Şah İsmail Kalender Safevi’nin ilk ve son eğitimcisi babası Şah Yar Ali Sultan olmuştur.
Yedi, sekiz yaşlarında Kuran-ı Kerim’i ezberlemiş, onüç-ondört yaşlarına gelince, Kelam, Hadis, Fıkıh, Felsefe, Tarih, Cifr, Tasavvuf ilimlerini tamamlayıp babasından zahir ve batın ilimleri öğrendi. Bunun yanısıra Tevrat’ı, İncil’i hıfz etmişti.
İslami ilimleri, İslam sosyolojisini ve psikolojisini tam anlamıyla kavrayan Şah İsmail Kalender Safevi raksa ve musikiye çok önem verirdi. Kendisinin büyük bir musiki ilmi vardı.
O’na Allame-i Cihan diyorlardı yani “Cihanın Alimi”
Ana dili olan Türkçe haricinde, Arapça, Farsça, Zazaca, İbranice ve Fransızca’ya tam vakıftı.
Bazen eski Rumcayla değişler okurdu.
Onbeş onaltı yaşında babasını kaybetti, onsekiz yaşında da annesi Kahle Mihrimah Sultanı kaybetti.
Yirmi-yirmi bir yaşında babasının postuna oturdu.
1897 yılında Şah İsmail Kalender Safevi 25 yaşlarındayken Beyrut’tan ayrıldı. Irak’a gidip Necef’e yerleşti.
Necef’te barınamayan Şah İsmail Kalender Safevi üç yıl sonra tekrar Lübnan’a döndü.
Şah İsmail Kalender Safevi’nin üç kız kardeşi vardı, kendisi tek erkek çocuktu.
Kardeşlerinin isimleri şöyle;
1. Hatice Nam-ı Kübra Sultan
2. Halime Haşlika Sultan
3. Şahsanem rindt Sultan
1906 yılında Şah 31 yaşında halasının kızı Meryama Sultan’la evlendi. Beş oğlu ve üç kızı oldu.
Erkek evlatları:
Şah Muhammed Ali Safevi
Şah Ali Safevi
Şah Mehmet Safi Safevi
Şah Süleyman Safevi
Şah İbrahim Safevi
İlk üç oğlunu İsrail, Lübnan savaşında kaybetti. Şah Süleyman Safevi denizde boğuldu. Şu an yaşıyan tek evlatı Şah İbrahim Safevi’dir.
Kız çocukları;
Nurşah Sultan
Hacce Ledün Sultan
Meryem Sultan
1995 yılında Safevi hanedanının son şahı, Şah İsmail Kalender Safevi akşam üzeri Hakk’a, o gerçek sevgiliye yürüdü. Nur içinde yatsın.

Şah İsmail Kalender Safevi’nin Marjinalliği

Şah İsmail Kalender Safevi kumral, ela gözlü uzun boylu ince ve narin bir vücuda sahipti.
Saçlarını omuzlarına kadar uzatıp ortadan ayırarak iki yana salardı. Hiç sakal bırakmayan Şah bıyıklarını uzatırdı. İki kulağına mengüş denen küpe koyardı. Vücudundaki bir çok kılları kazıttırıp vücuduna dövmeler yapardı.
Belinde iki kürek kemiği üzerine çifte “Huvve” yazılı ve belinin tam ortasında kudret eli figürü vardı.
Göğsünde tam ortada çifte Ali ve onun hemen ortasında Allah lafzı ve onun üstüne içiçe girmiş zülfikar şekli vardı.
Sekiz parmağına süslü taşlardan yapılmış yüzükler ve kolunda işlenmiş desenlerle dolu gümüş bileklikler mevcuttu.
İki ayağında halkalar bulunurdu. Her ayakta oniki halhal bulunurdu. İnce belini saran bir gümüş kemer vardı. Kırk halkadan oluşuyordu. Kendisi özel bitki özlerinden yaptığı bir ilaçla vücudundaki ve yüzündeki sakal kıllarını kazıttırırdı.
Tırnaklarını uzatırdı. Temizler ve gayet bakım gösterirdi.
Boynunda bir çok kolyeler ve süslü taşlar takan Şah İsmail Kalender Safevi gümüşten yapılmış olan teslim taşını hiç çıkarmazdı.
Bazen kızıl bazen de siyah sarık sarardı.
Kıyafetinin renk seçiminde siyah, duhani ve külrengi onun için vazgeçilmezdi.
Ama en çok baştan aşağıya dek siyah giyinirdi. Kendini siyahla özdeşleştirmişti.
Arada sırada burnuna koymuş olduğu pırlanta hızmasıyla sürmeli olmasına rağmen sürme çekilen gözleri çok dikkat çekiyordu.
Giyim, kuşam ve yaşam olarak Kalender meşrepli bir rindtti.
Kendini Türkmen olarak tanımlıyor ve bir şeye kayıtlı kalmadan inancını sıradışı yaşıyordu.
Zaten onu ayrı ve özel kılan da buydu. Marjinalliği ve aşırı batiniliği Şah İsmail Kalender Safevi’nin gerçek kişiliğini ortaya çıkarmıştı.

İLMİ VE EDEBİ KİMLİĞİ

Yedi yaşında Kuran-ı Kerim’i ezberlemiş, bunun yanında Tevrat ve İncil’i hıfz etmişti. Tefsir ilmini tam anlamıyla kavrayan Şah İsmail Kalender Safevi “Batinul Esasul Kuran” “Kuran-ı Kerim’de Batın Esas ve Batinilik” diye bir eser telif etti.
Aşk ve sevgi üzerine yazmış olduğu ve “Esrarname- i Fil Işk” Aşkın sırları, diye manzum bir mesnevisi vardı.
Aşırı bir vahdeti vücut anlayışı içeren tamamıyla panteist fikrini savunan bir kitap yazdı ismi “ENEL HAK”
Murat ismi bir muhibbi için yazmış olduğu MURATNAME’sinin içeriği dört kapı kırk makam, Alevi erkanın öğretisi, Muhiplik, Taliplik, Musahiplik kavramları üzerinde duran çok önemli eserlerindendi.
Nechul Belaga’ya yazmış olduğu bir şerhi vardı. Şerhin ismi “VEKALE” “DEDİ Kİ”
Bunun yanında Şah İsmail Safevi’nin Dehnamesi ve Nasihatnamesine şerh ve nazireler yazmış.
Türkçe, Farsça ve Arapça deyişleri vardı.
Farsça ve Arapça iki divanı vardı, Sırr-ı Yezdan mahlasını kullanırdı. Bitkilerden, onların şifalarından, hangi bitki neye yarar diye “ŞİFALI BİTKİLERİN SIRRI” adlı bir kitap yazmış, cifi ve yıldız ilimleri hakkında “Kenz” (Hazine) diye bir eser telif etmiştir.
Musiki ve raksa çok önem veren Şah hazretlerinin “GÜLDESTE” adlı kitabında 357 bestelenmiş parçası vardı.
Güldeste içinde kendine ait 157 parça dışında değişik mutasavvıfların şiirlerinden bestelenmiş olduğu 200 parça mevcuttu. Bu şiirlerin çoğunluğu Mevlana’nın, Sühreverdi’nin, Yunus Emre’nin, Şah Hatai’nin, Biyazitta-i Bistami’nin ve Hallacı Mansur’a aittir. Burda Şah’a ait olup da yazamadığım bir çok eser var. Dini, tasavvufi, siyasi, içtimai bir çok eser telif eden Şah İsmail Kalender Safevi’nin bir çok eseri yok edilmiştir.
Şah İsmail Kalender Safevi’den ders alan onun İslama bakış açısını kendine alan İslam filozofu diye tanımlanan Ali Şeriati ömrü boyunca Şah’a sadık kalmıştı.
Pakistan’ın idealist düşünce tezini savunan Muhammed İkbal ondan tasavvuf dersleri aldı.
Muhammed İkbal Cavidnamesinde Sırr-ı Yezdan diye övdüğü şahıs Sırrı Yezdan mahlasını kullanan Şah İsmail Kalender Safevi’dir. Şah İsmail Kalender Safevinin has müritlerinden ve yandaşlarından olan Lübnan’ın ünlü sosyoloğu Leyla Balbali Şah’tan İslam sosyolojisini ve İslam Psikolojisini okudu.
Irak’ta Iraklılar’ın Şii dini lideri sayılan ve üç yıl önce öldürülen Esseyyit İmam Ayetullah Muhammed Sadık el Sadır küçüklüğünden beri Şah’ın talebelerindendir.
Beni sekiz yaşında yanına alıp büyüttü, bilgisini, ilmini bir bakıma bana aktardı.
Eğitimimi üstüne alan dedem Şah İsmail Kalender Safevi Hakk’a yürümeden önce beni maddi ve manevi mirasçısı olarak postuna oturttu. Ondan bana kalan tek şey ilimdir. Çünkü o da çok iyi biliyordu ki zai olmayan tek güzellik ilim ve irfandır.
Bir gün Şah Hazretlerine sordum, şükür nedir diye, bana şu cevabı verdi.
Şükür sevdiğin ve inandığın Allah’a karşı tam teslimiyettir. Benliği atıp tam anlamıyla Allah’ta var olmaktır.

BAZI KAVRAMLAR ÜSTÜNE AÇIKLAMA
KALENDER: İnancının temeli Ehl-i Beyt’e dayanan ve bu inancı önceki inancı olan Şamanizmle bağdaştıran;
Kınanmaya, horlanmaya aldırış etmeyen, riyakarlığa, ikiyüzlülüğe karşı gelen her şeyi güzel görüp, güzel belleyen semaha, musikiye çok önem veren bir dervişler zümresidir.
Zamanla Bektaşiliğe karışmış ve içinde erimiştir. Bu zümreyi en iyi temsil eden Kalender Şah Çelebidir.
Daha doğrusu Kalenderlik onun zamanında çok kuvvet bulmuştur. Ama Kalenderliğin koruyucusu Kalender Şah Çelebi Hazretleri değildir. Onun vakti zamanında bu meşreb çok gelişmiş ve yükselme dönemi yaşamıştır.
RİNDT: Hiçbir şeye kayıtlı kalmayan zahiri kabul etmeyip batini bir hayat tarzı benimseyen kişi. Buna, Divane, Aşk’ta denilebilir.
MENGÜŞ: Alevi erkanında sağ kulağa koyulan küpenin, ifadesi “Ben bu erkanın Kamberiyim, Erkanımız, yolumuz için, Halka, Hak için hizmetkar oldum” demektir.
İki kulağa koyarsa “Ben evlenmem nefsi arzulardan el etek çektim. Artık kendimi Hakk’a ve Hak yola adadım” demektir.
Ama iki tarafa koyup ta evli olan Alevi dedeleri de vardır.
Alevi erkanında evlenmem diyen talip kulağına iki mengüş koyar ve böylelikle mücerret olur.
TESLİM TAŞI: Bu taş herhangi maddeden olabilir Oniki İmamları sembolize eder. Alevi dede babalar bunu bir gelenek haline getirmişlerdi. Kaynakça da ilk kullanan Balım Sultan Hazretleri olmuştur.

ŞAH İSMAİL KALENDER SAFEVİ’NİN
BATİNİLİĞİ

Şah İsmail Kalender Safevi, dört kapı kırk makama inanır ve bunu insan-ı kamil olabilmek için geçilmesi gereken aşama olarak görür.
1. Şeriat kapısı
2. Tarikat kapısı
3. Marifet kapısı
4. Hakikat kapısı
Bu dört kapının ve kırkmakamın hakkını verip ve bunu kavrayıp hakkıyla geçen insanların kemalete ereceğine inanır.
“Zahiri ilimden batını kavrayamaz, batiniliği kavramadan da vahdete yani ceme varılamaz” der.
1. ŞERİAT KAPISI: Zahir hüküm ve zahir yaşamdır. Şeriat kapısında “insan ham”dır.
2. TARİKAT KAPISI: insana zahiri anlamı kavratıp, esas olana hazırlar. Yolu ince ve zordur. Erkanı kavrayıp bu yolda ilerler ve sebat gösterirsen üçüncü kapıya çıkarsın. Tarikat kapısında insan “PİŞER”.
3. MARİFET KAPISI: Burda zahir atılır ve zahirden tümüyle sıyrılır. Artık esas olan batiniliğin kapısı yavaş yavaş insanın yüzüne açılır.
Batini mana ve batini yaşam başlar. Zahiri hükümler kalkmış batın hükümler gelmiştir. Marifet kapısında insan “YANAR”.
4. HAKİKAT KAPISI: Bu kapı insan-ı kamil olmanın son aşamasıdır ve benlik atılır. Nefsanilik biter. Artık o sonsuz olan Vahdet deryasına dalar ve sevgili olan Hak Taala’da cem olur. Artık o kamil fenafillah makamındadır.
“Sen sen değil, tamamiyle O, olursun. Tanrı’nın duyan kulağı, gören gözü, konuşan dili, atan kalbi ve hisseden ruhu olursun.” Hakikat kapısını geçen insan artık insan-ı kamildir. Kemalete dalıp benliği atmış tamamiyle Hakta var olmuştur.

BAZI KAVRAMLAR ÜSTÜNE AÇIKLAMA

1. SABIK: Herşeyden önce var olan varlığına bir sebep bulunmayan, kendiliğinden mevcut bulunan yaratıcı kudret ve onun aktif zuhuru olan Akl-ı Küll yani tüm akıldır.
Akl-i Küll Muhammed Hazretleri ile onun temiz masum Ehl-i Beytidir. Allahın salatı ve selamı onların üzerinde olsun.
2. TALİ: Yani ilk varlıktan sonraki varlık, onun ardından gelen kudret, nefs-i Küll yani tüm nefistir ki bu aktif kudretin meydana getirdiği pasif kabiliyettir.
3. CEDO: Maddenin bütün suretleri kabul etme kabiliyetidir ki buna Hayula’da denilebilir. Yaratılışa vasıtadır.
4. FETH: Mutlak hala, yani varlık suretlerinin zuhura mekan olacak boşluktur.
5. HAYAL: Mutlak zamandır ki, varlık suretleri bunu mukayyet olarak gösterir.
Bu beş cevher var oluşun ana temelidir. Bundan dolayı bunlara cevher denilmiştir

BATİNİLİKTE DÖRT
İNANÇ ESASI VARDIR

1. ALLAH: (Sabık, esas)
2. NATIK: (Peygamber)
3. SAMİT: (Masum imam)
4. KİTAP: (Vahy ve ilham)
Bu dört esas akait esaslarının temelidir. Bunlardan herhangi birisi olmazsa olmaz.

ŞAH İSMAİL KALENDER SAFEVİ HAZRETLERİNİN BİLGİ KURAMI

Batini akidede bilgi kuramı dörde ayrılır. Bu dörde ayrılan bilgi kuramının temeli dört içecek ismiyle sembolize edilmiş. Bu dört içecek şunlar “1. SU, 2. SÜT, 3.BAL, 4. ŞARAP”
Şah İsmail Kalender Safevi de bu esaslara bağlı kalarak şöyle izah getirmekte;
1. İlk bilgi bedenin beş duyusu ile ruhun akıl yeteneğiyle elde edilir. Bizim bilim diye isimlendirdiğimiz bu bilgi türü saydam ve kolay özümlenebilir bir içecek olarak “SU” ile simgelenir.
2. Bu bilgi imge gücüyle oluşan sezgisel bilgidir. Bu tür bilgi sanatı edebiyatı ve felsefeyi içerir. Yani bir tür spekülatif düşüncedir. Daha besleyici bir içecek niteliğindeki “SÜT” ile simgelenir.
3. Üçüncü bilgi Peygamberlerin, imamların ve mutasavvufçıların duyumlar üstü deneylerinin ve öğretilerinin nesnel incelemesidir. Tanrısal bilgelik aşkıdır (HİKMET-İ İLAHİYYE)
Bunun simgesi daha besleyici ve tatlı olan “BAL”dır.
4. Dördüncü bilgi türü bedensel ya da ruhsal yeteneklerin aracılığı olmaksızın insanda o güne kadar gizli kalan tinsel algı yeteneğinin harekete geçirilmesi sayesinde duyumlar ötesi gerçeğin doğrudan deneyidir.
Yani vahiydir, Tanrısal esindir. Ya da tasavvufi düştür. (ilham ve keşf). Simgesine gelince içeni kendi benliğinden alıp ta derinliğe sürükleyen mutlak ışığa ve gerçek hakikate ulaştıran “ŞARAP”tır.
Büyük Alevi, Şii, Batini düşünürü ve Hak erenlerden olan Şah Nasreddin-i Tusi’nin ortaya koymuş olduğu bu bilgi kuramını Şah İsmail Kalener Safevi bunu ilkeleştirmiş ve bunu bilgi kuramında esas kabul etmiştir. Şah İsmail Kalender Safevi’nin torunu maddi ve manevi mirasçısı olarak sevgili canlar güzel dostlar şunu söyleyeyim
O evsiz bir insandı, daha doğrusu o bir insan-ı kamildi. O herşeyiyle şefkatti.
O ilahi aşkın bize sunmuş olduğu bir rahmetti.
Belki de onu tam anlamıyla anlayamadık ve onu hakkıyla tanıyıp hakkıyla kavrayamadık.
O, seçkin er Safevilerin yetiştirmiş olduğu son şahtı. Kişiliğiyle, bilgisiyle, O, safevilerin son insan-ı kamiliydi. Onun gibi birisi bir daha gelir miydi dünyaya diye hep düşünüyorum. O, idrakimize sığmayacak kadar yüceydi.
Allahım sen bizi senden, Hak yolun olan İslam dininden Hak kitabından, Hak Resülün Hz. Muhammed’den ve onun temiz Masum Ehl-i Beyt’inden ayırma, Bizi Hak Erenlerin izinde yürüt, bize onları anlayacak idrak ihsan et.

Reklamlar
The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû