Blog Arşivleri

ALEVİLİĞİN EN ESKİ BELGESİ: GUDEA SİLİNDİRİ

Alevi inanışının temel taşı ve Aleviliğin yegane ibadet biçimi olan Ayin-i Cem törenine ait ilk yazılı belgeyi Paris Louvre müzesinde buluruz.Bu belge s ‘Gudea Silindiri’ olarak bilinen bir Sümer silindir tabletidir..


Sümer uygarlığının son reformisti, Lagaş şehir devletinin ünlü prensi Gudea tarafından MÖ.2125 yıllarında yazdırılan 50 cm boyunda 33cm çapındaki bu silindir tablet Alevi Ayin-i Cem töreninin uzak geçmişine ışık tutacak en eski yazılı belgedir.

Ayin-i Cem, Cem Evi’nin ayin için hazırlanması ile başlar, ayinde sunulacak yiyecekler, (lokma), içkiler (dem) ve Ayin-i Cem’i başlatacak çerağ(çıra-mum) hazırlanır. Sonra ayini yöneten pir (yada dede) törende hizmet görecek on iki hizmetliyi seçer.Ayin-i Cem çerağ uyarılması yada delil uyarılması adı verilen ritüelle başlar.

Gudea silindirinde önce dört-beş bin yıl önce Sümer’de yapılan törenin hazırlık safhası anlatılıyor

“…Gudea bir dizi ilahın yardımıyla tapınağı (cem evi) temizledi…törende (Ayin-i Cem) kullanılacak bütün yiyecekler (lokma) adak içkilerini (dem) ve tütsüleri (çerağ) hazırladı… Bunun ardından tapınağın (cem evi) gereksinimlerini karşılayacak bir gurup hizmetliyi (on iki hizmetli) atama işine geçti.” (parantez içlerini ben yazdım)

Sümer tabletinde bu girişten sonra törende görevlendirilen on iki hizmetlinin adları sayılıyor.

1. Kapıcı (gate keeper)
2. Kahya / Değnekçi (butler)
3. Nezaretçi /Gözcü (bailiff)
4. Silahtar (armaurer)
5. Müzisyen /zakir (musician)
6. Kuşbaz (game keeper)
7. Keçi Çobanı/Kurbancı (goatherd)
8. Dalyan Denetçisi (fisheries inspector)
9. Ulak /Peyik (messenger)
10. Tahıl Denetçisi (grain inspector)
11. Mabeyinci (chamberlain)
12. Arabacı (coachman)

Alevi Ayin-i Cem’inde yer alan On iki Hizmetli’nin adları şunlar

1. Pir Mürşit
2. Rehber
3. Gözcü (Yoklamacı)
4. Çerağcı (Delilci)
5. Zakir
6. Süpürgeci
7. Kurbancı (kimi bölgelerde Sofracı)
8. Saka
9. Peyik
10. Pervane (Semahcı)
11. Sucu-Kuyuccu
12. Kapıcı

Eski Çağda Sümer’de yapılan ayin ile bugün Anadolu’da halen yürütülen Alevi Ayin-i Cemleri arasındaki tek fark on iki hizmetlinin kimilerinde görülen farklı isimlendirmeler.Bu farklılıklar da;Anadolu’nun çeşitli bölgelerindeki Ayin-i Cem’lerinde on iki hizmetlinin isimlendirilmelerinde yer yer görülen farklılıklardan çok da fazla değil.
Lokma , dem, çerağ ve on iki hizmetli dışında Alevi Ayin-i Cem töreni ile Sümer töreni arasında bir benzerlik daha var; Sümer dini törenleri müzisyenlerin çaldığı “balag” adını verdikleri bir müzik aleti ile müzik eşliğinde yapılırdı. Bugün Anadolu’da Aleviler’in Ayin-i Cem’leri de müzik eşliğinde yapılıyor. Bu törende kullanılan müzik aletinin adı herkesin bildiği gibi “bağlama” dır. gudeaCem Ayini ile Lagaş kralı Gudea’nın Ningirsu Mabedi’nin inşasından sonra yaptırdığı törenin birbirine benzetilmesidir. Sumerlilerin Lagaş şehri kralı Gudea’nın Yeni Mabede Giriş Ayini’nde ise Gudea Tanrı Ningirsu için bir mabet/tanrı evi yaptırır. Mabedin yapımıyla ilgili olarak gördüğü rüyaları, yapı başlamadan evvel yapılan temizliği, yapı malzemelerini, malzemelerin getirildiği yerleri ve yapı bittikten sonra yapılan törenleri 1400 satır halinde, silindir şeklindeki bir kil üzerine yazdırmıştır. Bu silindir üzerindeki bilgilerden, mabedin yapımı bittikten sonra yakılan tütsüler, yapılan temizlik ve diğer işler için atananların sayısı gibi verilerin Cem Ayini’ne benzediği görülmekte. Cem Ayini’nde olduğu gibi, burada da Mabet’teki işler için atanan kişi sayısı 12. Bunlar sırasıyla şöyledir:

1.Arabacı
2.Kahya
3.Mübaşir
4.Silahşor,
5.Müzisyen
6.Kuşbaz
7.Keçi çobanı
8.Dalyan denetleyicisi
9.Haberci
10.Tahıl denetleyicisi
11.Mabeyinci
12.Kapı bekçisi

Hüsnü Merdanoğlu’nun görüşüne göre Sumer ve Alevi görevlilerde olan farklılıklar, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yapılan Cem Ayini’ndeki farklılıklardan fazla olmadığı yönünde. Sumer törenide Cem töreninde olduğu gibi müzik eşliğinde yapılmakta. Cem Ayini’nde “zakir” denilen görevli “bağlama” çalmakta, Sumerlerde ise müzisyenler “balag” adlı bir müzik aleti çalmakta. Bağlama ve Balag, birbirlerine fonetik olarak çok yakınlar ve birbirlerine SILINDIR benziyorlar.

Reklamlar

Şeyh Bedreddin ve Yaşayan Tarikatı

Refik Engin (Tekirdağ Kılavuzlu Köyü)

Şeyh Bedredinin düşünce ve fikirleri gibi yaşıyan bir eseride kurduğu halen devam etmekte olan tarikatıdır.Ne yazık ki onun kurduğu ve halen yaşıyan tarikatı hala bilinmemektedir.Biz onu tanımak ve tanıtmak için dört yıldır araştırıp sesimizi duyurmak istiyorduk.

İlk defa Şeyh Bedreddin tarikatı ile ilgili yazım Cem dergisinin 41 .ci sayısında yayımlanmışt. O yıllarda Ehli Beyt tarikatlar için bir kıpırdama yılları olduğundan araştırmamızın tamamı dergide yazı çokluğundan yayımlanmamıştı. Ayrıca o günlerde bu tarikat ile elimdeki bilgilerde fazla değildi.Daha sonra NEFES dergisinin 35. Ci sayısında ŞEYH BEDREDDİN’E ANIT MEZAR YAPILMASINI İSTİYORUZ ‘ diye bir yazımız yayımlanmıştı.

Ne yazık ki bu konuda o günlerde bir girişim olmadı.Şu an bu ANIT MEZAR kampanyasının adına layık bir şekilde sonuçlanmasını diliyoruz.

Şahsen Şeyh Bedrediniler ile ilgim dedem Abdal Ahmet Babanın Şeyh Bedreddini yolu erkanını bırakıp Bektaşiliğe geçmesinden dolayıdır. Trakyadaki AMUCA KABİLESİ Şeyh Bedreddinin tarikatına sadık kalan hala devam ettirendir.Amuca Kabilesinin bu yolu devam ettirmesi ona olan sadakatındandır.Amuca kabilesi ile Şeyh Bedreddin köken olarak ta kan bağı

vardır.Amucalar kökenlerini Erturul Gaziye bağlamaktadrlar.Bedreddinin de nesli Selçuklulara dayandığı için törece bir ayrılık olmadığından sadık kalındığı sanılmaktadır. 1868 yılına kadar Amuca Kabilesi Şeyh Bedreddin tarikatına mensupmuş. Sonradan bir bölümü Bektaşiliğe geçmiş.Bu konuda Nefes dergisinde Trakyada bir Bektaşi dergahı ABDALAHMET BABA DER GAHI yazmızda geniş olarak ele almıştık.

O günden bu yana aynı konularda daha geniş araştırm yapma imkanlarımız oldu.Kabileden bize yazlıarımızın yayımlanmasından sonra pek çok kişi tarafın dan bilgi aktarıldı.Şeyh Bedreddini tarikat ına mensup Kısmet Aktaş Baba, Yaşar Yaşa Dede Muzaffer Sevgili, Dede , Habib Özkaynak,Dede ve adını ve yazamadığımız pek çok Dedeler ve muhipler ile beraber muhabbet ettim.Beni devam eden tarikatlarını görmem için davet ettiler.Bu davetlerden sadece iki tanesine gidebildim.İlk defa erkanlarında resim çekme, ses kayıdı alma, ve video kayıdına müsade ettiler. Ayrıca ellerinde bulunan notları ve nefes defterlerini bana vererek yardımcı oldular.Tüm bu bilgileri birleştirerek tarihsel yeri ile onu tanıyıp tanıtmayı arzuluyoruz.Bütün bu bilgiler ile Yaşıyan Şeyh Bedredini erkanını tam olarak yazmıya başladım.Bunu bir araştırma olarak değil ruhen yaşıyarak kaleme al mı ya çalışıyorum.Çünkü benim neslim bu yolu en az 500 yıldır devam ettirmiye çalışmaktadır.Bende bir Ehli Beyt mensubu olarak bunu tanıtmayı görev bildim. Eğer bir ANIT MEZAR yapılırsa bunu açmak onun yegane mirasçı , onun yolu erkanın güdenlere düşer inancındayım. Eğer bir anıt mezar yapılırsa ,açılışına sayıları günümüzde dört olan Şeyh Bedreddini Babasını ve tüm Dedelerini ve kabilenin fertlerini oraya getiririm.Orada bir Şeyh Bedredini erkan açar zikir lerini söylerler.Semahlarını dönerler .Onun erkanını tüm sevenleri de görür . Seven sevmiyen de hala ŞEYH BEDREDDİN’ in fikirlerinin kitaplarda değil halktada yaşadığı görülür.Çünkü 1420 yılından 1998 yılına kadar 578 yıldır bu erkana gönül veren onu sürdüren AMUCA KABİLESİ ‘nin tam olarak bir biyografisini araştırıp yazdım. Yinede tarihsel süreç içinde pek çok kayıta ulaşa madık.Biz Amuca Kabilesi ile özdeşleşmiş olan Şeyh Bedreddini tarikatınıda

A dan z ye açıklamak istiyoruz. Onun için bize yardımcı olmak istiyenler ile karşılıklı olarak yazışmak istiyoruz. Artık herkezin eteğindeki taşları dökmesi

gerekmektedir.Bu konularda benimde çorbada tuzum olsun diyenler ,konunun

uzmanı olanlar gelin birlikte el birliği ile gönül birliği ile başaralım. Ayrıca ona bir anıt mezar yapılması yetmez.Onun için bir müze yapılmalı.Adına bir araştırma vakfı kurulmalıdır. Her yıl belli zamanlarda anma törenleri yapılması gerekmektedir.Devam etmekte olan tarikatına bir meydan evi de yaparak, yüz yıllardır gizli kapaklı korku ile can güvenliği olmadan bu inancı yürütenlere bir destek verilmelidir. Tarih kayıtlarında adlarına ölüm fermanı çıkaranların Şeyh Bedreddinlere günümüzde gönüllerince ziyaret edecekleri bir Anıt mezar ve ibadetlerini gönül şenliğince yapacakları bir Meydan evini çok görmemeleri gerekmektedir.

Karaoğlu Ahmet baba ile başladı

Abdal Ahmet Hacı Tahirle yaşadı

Bizleri sevmiyenler hep taşladı

Aşk ile muhabbettir bizim töremiz

Mümin Baba Tekkede erkan birledi

Seydi Paşa meydanda zigrin söyledi

Aydınoğlu aşk ile semah eyledi

Aşk ile muhabbettir bizim töremiz

Üçler semahına kalkar üç saki can

Ardından dökülür semaha muhipban

Döner semahın aşk ile inanan

Aşk ile muhabbettir bizim töremiz

Kırkların semahı meydanda dönülür

Tarikatımızda ölmeden ölünür

Erenler Mürşit Cemalinde görünür

Aşk ile muhabbettir bizim töremiz

ENGİN olup gir Bedreddin meydanına

Katıl on iki İmamlar katarına

Zigir söyle aşk ile ol yaradana

Aşk ile muhabbettir bizim töremiz.

ALİ KEMTERİ BABA.(TUNCAY)

Ali Kemteri 1872 yılında Bulgaristan’ın Ayvalı Burgaz ilinin (Ah-yolu) Belveren (Belören,Böleren) köyünde doğmuş.Amucaların Kebeler soyundandır.1878 yılında ailesi ile birlikte Abdal Ahmet Baba’nın kurduğu Tekirdağ’ının Kılavuzlu köyüne göç etmişler.Zamanın şartlarında bir öğrenim görme imkanı bulamamış olmasına ramen kendi kendini yetiştirerek okuyup yazmıştır.1902 yılında Abdal Ahmed Baba’dan oğlu Şaban Baba’nın rehber liğinde Bektaşi nasibi alarak yola girmiştir.Babası Hüsmen Halil olarak biliniyormuş.1928 yılında Şaban sırrı Baba tarafından Derviş mevkisine getiril miş.1932 yılında Çamlıcadaki Bektaşi Halife Baba sı Ali Nutki den Babalık icazetini alarak Mürşit olmuş.Halk arasında soyundan dolayı Kebe Ali ,okumıya merağından dolayı Hoca Ali deniliyormuş.Ali Kemteri veya Kemter Ali mahlası ile şiirleri vardır.Kırklaelili şair ve araştırmacı Vahit Lütfi salcı(Vahit Dede) dostluğu olmuş.Bazı şiirlerini Damla dergisinde yayımlamış.Oğlu Halife Baba Cafer Tuncay, Baba sının ve kendinin şiirlerini(Nefeslerini)eski yazı ile yazılmış nefes defterinden tercüme ederek Refik Engin’e yazdırmıştır.Kırklareli köylerinde eski mecbualarda (Halk arasında nefes defterlerine verilen ad)bazı nefeslerine raslanmaktadır.Şu ana kadar elimizde 11 nefesi bulunmaktadır .ATATÜRK’ün vefatından sonra açılan ağıt yarışmasında Aşık VEYSEL ŞATIROĞLU’nun ardından ikşinci olmuş.Hece vezni ile şiirler yazmış.Tekirdağ şairlerinden ve eski belediye başkanlarından Hasan Cemali Baba ile şiir konusun da bazı farklıklarını Lütfi Salcı nın şu cümlelerinden anlıyoruz. “Bence onun en büyük meziyeti ve mesleği şairliğindedir.O pek iyi bir halk şairi idi.Divan edebiyatçıları ile mücadele eden son halk şairlerinden di.Aruz ile yazanlara canı sıkılırdı.Hatta kendi mezhaptaşlarından olan Tekirdağlı Ferdi ile Hasan Cemali Baba’nın müşaareler ile karışarak onlara sitem yapmıştır.” 7 Ağustos 1939 pazartesi günü Hak’ka yürümüş.Mürşüdünün adı ile anılan Abdal Ahmet Baba kabristanlığa vasiyeti ile defnedilmiş.İlk eşi vefat edince ikinci defa evlenmiş.Aydın OY’un bir şiirinde Cennet’e şiir yazınca onun bu şiiri karısına yazdığını sanarak ikinci karsının adını cennet olarak yazmıştır. ikinci eşinin adı cennet de ğildir.Geçimini çiftçilik ile sağlamıştır.Sağlığında not tuttuğu bir defterinin olduğunu Kılavuzlu köyü sakinlerin den Hüseyin Balun söylemişti.Ne yazık ki bu defterden hiç bir nüsha günümüze ulaşamamıştır. Ali Kemteri nin ömrünün sonlarına doğru yaşı hayli ihtiyarladığı zaman Baba olması”Sağlığında kaynatısının Baba olduğu için ona olan saygısından dolayı onun vefatından sonra mürşit(Baba) olmuş.Hilmi Yücebaşın ve Cahit Öztellinin kitablarında şiirlerine yer verilmiş.Aynı şekilde Damla dergisi ile Aydın Oy’un 1995 yılında yayımladığı kitabında bazı şiirleri yayımlan mıştır.

1

Eftadeler dayim efkan iderler

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın

Her seher bülbüller nalan ederler

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın

Biz de nice Mansurlar çekildi dara

Nice pervanaler yandılar nara

Aşıklar zigrederler havare

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın

Biz nice münkirin cismine haki

Baş ayıt eteğin oldular şaki

Baş eğip niceler buldular Hak’kı

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın

Cümle canlar dizilipte geldiler

Hakk’ın rızasına boyun eğdiler

Varlığın döküp lokma serdiler

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın

Hak ona vermiştie ilmi gayretti

İdelim biz ona çün tahiyatı

Saki sun bize abu hayatı

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın

Ol menim Şahımdır men KEMTER ALİ

Alemde sevdiğim ol Şahı Veli

Verdiğim ikrara demişiz beli

Meydanında ABDAL AHMET BABA nın.

Kurban olayım yoluna

Şahı merdanım ya ali

Rahim eyle garip kuluna

Dilde sultanım ya Ali

Kapında ihsana geldim

Aşk ile püryana geldim

Dertliyim dermana geldim

Derde dermanım ya Ali

Şanındır adalet eyle

Adalet ihsan et eyle

Kuluna şefaat eyle

Şefaat kanun ya Ali

El benimdir etek senin

Fazlıma yoktur şevk senin

Kulun olayım ben senin

Sensin süphanım ya Ali

Kulkundur ALİ KEMTERİ

Hey padişahı mahşeri

Elin ile sun kevseri

Serâp il canım ya Ali

ŞABAN SIRRI BABA:

Şaban Sırrı 1865 yılında Bulgaristan’ın güneyindeki Eski zağra ya (Stara Zagora) bağlıKızanlık(Kazanlık) YENİŞARKÖY de(Gorno nova selo) doğmuş.Amuca Kabilesini Şeyh Bedreddin’i tarikatından Bektaşiliğe geçiren Abdal Ahmet Baba’nın ortanca oğludur .Amucalarda bilinen en eski sülalerin den olan Abdallar soyundandır.Medrese tahsili görmüş,üç yıl İstanbuldaki Eyup sultan camisinde ,iki yıl Tekirdağ daki Orta camide hocalık yapmış.Medresenin verdiği eğitim ile bir ara babası Abdal Ahmet Baba ile fikirce ayrılıkları oluşunca bilgice üstün seviyede olan Rumeli hisarı der gahındaki Mahmut Baba ya durum iletilmiş.O zamanlar İstanbulda olup olmadığını bilemiyoruz.Kısa süre Mahmut Baba ya gidip geliyor.1890 yılı başlarında Hisarlı Mahmut Baba dan el etek tutarak Bektaşi yolu erkanına girmiş.Babası nın isteği üzerine gelip Kılavuzlu köyüne yerleşmiş.Vefatına kadar çiftçilik ile uğraşmış.Tekirdağ’ında kaldığı yıllarda bir ara müftü vekilliğinde bulunmuş.Mollalıktan kalma içi kırmızı dışı yeşil hırkasını ömrünce hep sırtında taşımış. Zamanın belediye başkanı Hasan Cemali Baba ile çok dostlukları oluşmuş.1905 yılında Merdiven köy dergahı postnişi Mehmet Ali Hilmi, DEDE BABA dan Muharrem ayının ilk cuması Babalık icazeti alarak Mürşit olmuş.Geleneğe uyarak yağlı güreşler yapmış.

Hatta abisi Hüseyin Pehlivan Babanın zamanında saray pehlivanlarından Hergeleci İbrahimi yendiği söylenmektedir.Hüseyin Pehlivan ayağını yuvarlak keser ile kesene kadar hep güreşmiş.Bu vakadan sonra düzenlenen bir müsabakaya ısrar üzerine çıkan Hüseyin Pehlivan yenilince bunu hazmedemiyen Şaban Sırrı Baba ortaya çıkarak sırtında Mollalıktan kalma hırkasını öfke ile çıkararak o güreşçiye meydan okuyunca orada onun Mollalıktan tanıyanlar Molla Şaban senin güreşçiliğinde mi vardı deyip takılmışlar.Güreşin sonunda o saray pehlivanı çok kısa zamanda yendiği söylenmektedir.Medrese eğitiminden dolayı bazı kesimlerce de MOLLA ŞABAN olarakta bilinmekte imiş. Abdal Ahmet Babadan Şaban Sırrı’yı Edirne valisi o zamanlar yanında bırakmasını yakında emekli olacağını yerime geçer demesine ramen babası yanından ayrılmasını istememiştir.

Sağlığında yazmış olduğu şiir adeti 360 ın üzerinde olduğu söylenmesine ramen bu gün elimizde sadece iki nefesi vardır.Nefeslerini topladığı defter vefatından sonra bilinmiyen ellere geçmiş Mahlası değiştirilerek basımı yapıldığı sanılıyor.Nefeslerini SIRRI mahlası ile yazmış.24 yıl Mürşitlik yapmış.Babası nın sağlığında Baba oldu denilmesine ramen bu tamamen yanlıştır.Babalık icazetnamesinde ki tarih 1905 tir.Bu icazetname bu gün Bedri Noyan Dedebaba’dadır.Sağlığında bir çok Derviş ve Baba adayı yetiştirmiştir . Bektaşi yolu erkanını not ettiği bir defteri Zeki Onaran tarafından tercüme edilmiştir.Hilmi Yücebaş’ın Tekirdağlı şairler kitabında doğum yeri ve yılı yanlış basılmıştır.Aynı hatayı Aydın Oy’un Yüzyıllar boyunca Tekirdağlı şairler kitabında görüyoruz.Milliyetin yayımladığı İl il Türkiye ansiklopedisinde Şaban Sırrı yı Kırklareli li şairler arasında saymaktadır.Gerçek olanı budur.Bir çok kayıt doğum ve ölüm yerini Kılavuzlu olarak göstermektedir.1929 yılında Kılavuzlu köyünde Hak’ka yürümüş tür.Babasını adı ile anılan aile kabristanlığına defnedilmiştir.Çok güzel bir sesi olduğu sağlığında muhabbetine katılanlarca söylenmektedir.Bu nefesi ilk defa yayımlanacaktır.Rıfat Engin’in nefes defterinden alınmıştır.Halk arasında tahsilli kişilere o zaman verilen lakab ile Şaban Efendi diye anılmaktadır.

Hamdülülillah dilde verdiğim Mustafa nuri hüda

Nuri vilayet kerem kanı ol Ali’yel Mürteza

Ilımdan necat ile Şahım Hüseyni hılk Rıza

Yetiş imdadıma Şahım Hüseyin Kerbela

Her ne ki haktan gelir takdiri hökmü kaza

Razıyız Sultanımız var Şah Hüseyin Kerbela

Lütfi hinayet metini Şah Ali Zeynel aba

Ehli fakrın destegirim Şah Musa Riza

Şahtaki veba Naki’nin askeri sahibi nrba

Her neki haktan gelir takdiri hökmü kaza

Razıyız Sultanımız Şah Hüseyin Kerbela

Mehdi sahi zaman ol dertlere deva

Çardayi masumu pak vire dillerei çile

Pirim Hacı Bektaş Veli ide müşküller küşa

Bunların rahına SIRRI canbaş ile feda

Razıyız sultanımızdır Şah Hüseyin Kerbela.

Kaynak kişi.Cafer Tuncay.Tekirdağ/Kılavuzlu.1902-1991.İlkokul

Hüseyin Pamuk.Tekirdağ/Kılavuzlu.1897-1989.İlkokul.

Rıfat Engin.Tekirdağ/Kılavuzlu.1917.İlkokul.

Ali Kemteri ve Şaban Sırrı baba yol dergisinin 2000 yılı 4 .sayısında yayımlanmıştır.

Ali Kemterinin Nefes dergisinde 1996 yılı 35 sayısında yayımlnamıştır.Şaban Sırrının aynı derginin 36 sayısında yayımlandığını bilemiyoruz

HASAN CEMALİ BABA.

Amuca Kabilesinden olmamakla beraber kabilenin bir ferdi gibi kabul edilip onlarla kaynaşmıştır. Doğum ve ölüm tarihleri bazı kayıtlarda farklı gösteril mektedir.Biz onu bu kayıtlarla beraber Kılavuzlu köyündeki yaşlıların anlattık larından ve onlara anlatılanlara göre de tanıtmıya çalışacağız. Edirne’li Badi Ahmet Efendi Rizayı Belde-i Edirne adlı eserinde 1836 tarihinde Tekirdağ’ında doğduğu kaydedilmektedir. Kürt Memişzade efendi diye tanınmıştır.Asıl adı Hasan’dır .Cemali takma adı ile(Mahlası ile) şiirler yazmıştır. Sesinin güzel olduğu ,iyi saz çaldığı söylenmektedir.

Belediye başkanlığı yaptığı sıralarda Bektataşi yolu erkanına girmiştir.Rumeli tekkesinde Mahmut Baba zade Halife Nafi Baba’dan önce Bektaşi nasibi almış ardından aynı kişiden BaBalık icazeti alarak Mürşit olmuştur. Yazılı kayıtlarda

Bektaşi Babalığına geçiş tarihi bilinmemekle beraber anlatmıya çalışacağımız olay onun 1905 yılından evvel Mürşit olduğunu kanıtlıyacaktır.

Hasan cemali ömrü boyunca Tekirdağ’ının Kılavuzlu köyü ile ilişkisini devam ettirmiştir.Abdal Ahmet Baba oğlu Şaban Sırrı Baba 1905 yılında Muharrem ayının ilk cumasında Mehmet Ali Hilmi Dedebaba dan Mürşit olunca eline bir yazılı Erkanname verilmesi gerekmektedir.O zamanın şartlarında bunu yazmak zaman alacağından,”Hasan Cemali sendeki Erkan nameyi Şaban Sırrı’ya ver ben sana yeni yazacağımı sana veririm der.Hasan cemali de kendisinde bulunan erkannameyi Şaban Sırrı Baba ya verir.O günden sonra Kılavuzlu köyü mensupları bu erkanname ye göre meydan açarlar.Bu erkannamenin yakın zamana kadar durduğu söylenmektedir. Hasan Cemalinin iyi bir tahsil gördüğü bilinmektedir. Bunu Vahit Lütfi salcı şu cümlelerle açıklamaktadır.Recaizade Ekrem ,Abdülhak Hamid ve Tevfik Fikret gibi büyük şairlerlede buluşur ve sohbet ederdi.Çünki cemali Baba iyi tahsil görmüş olduğu gibi medrese dercesinide ikmal etmiş münevver bir zat idi.Alim hocalar meclisinden tutunuzda zamanın büyük edip ve şairlerinin meclislerinde yeri olup gönülden takdir edilirdi. Takdirkarları arasında Recazede Ekremin de bulunup onun bazı şiirlerini <> dergisinde derçettirdeği söylersem şairin edebiyattaki kıymetini daha açık anlatmış olabilirim ,diyor.

Vahit Dede onun iki eserinden bahsetmektedir.Bu eserlerin biri MİZANÜLHAKAYİK biride ADABI MUHABBET tir.Turgut Koca kitabının ismini Risale-yi agahdil olarak olarak vermek tedir.Hasan Cemali Baba nın Belediye başkanlığı yaptığı yıllarda makamında Bektaşi giysileri oturduğunu yazmaktadır. Bazı hal ve hareketleri ilede Bektaşi babalarının tepkisini çekmiş töreyi bozmakla suçlanmıştır.İki kadınla evlenmiş. hatta kendisine intisap ederek müridi olan bir kadını yine Bektaşilik anane ve usulunce kendi öz evladı olup nikah düşmiyeceği halde nikahı altına almıştı.Hece ve aruz vezni ile şiirler yazmış.Pek çok gayri müslimi Müslüman olmadan evvel Bektaşi yapmıştır.O gizlice vezirleri,paşaları,hatta edip ve şairleri muharrirleri Bektaşi yapmıştır.Vahit Lütfinin kaydına göre 90 yaşını hayli aştığı belirtilmektedir.O halde bu kayıttan yola çıkarak onun 1928 yılına kadar yaşadığını ileri sürmek yanlış olmaz.

Bizim yaptığımız araştırmada yaşının bu yıllara çıkacağı gözükmektedir .Aslında Hasan Cemali gibi pek çok değerli kişilerin araştırılıp gerçeklerin ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Tekirdağlı Hikmet Çeviğin kaydına göre 1879 yılında Belediye başkanı olmuştur. Tekirdağ Belediye meclisinin 10.6.1955 tarihli bir kararı ile 190.kışla altındaki göçmen evlerinin bulunduğu sokaklardan birine Hasan Cemali adı verildiğidir. Arapça ve farsça bilen Hasan Cemali nin bu gün bile Trakyada hala nefesleri Bektaşi meydanlarında söylenmektedir . Refik Ahmet Sevengil Çağımızın Halk şairleri kitabında doğum tarihini 1856 vefatını 1906 olarak vermektedir.

Elimizde ki kayıtlarımızda 45 adet nefesi bir adette gazeli bulunmaktadır

CEMALİ HASAN BABA

Tekfur Dağlıdır. Kürt Muhsin – zade Hasan Efendi dimekle ma ‘ ruftur. H. 1252 hilalinde ( 1836 / 37 ) tevellud itmiştir. Mukaddemleri ( üstün değerli insan ) bir müddet Tekfur Dağı Belediye Riyasetinde ( Belediye Başkanlığı) bulunub , sonradan Tarık-ı Bektaşiye intisab ( Bektaşi tarikatına girerek , bağlanarak ) ile tarıkınca babalık şerefine nail olmuştur.

Bu mecelleye ( burada ki manası , yazarın bu kitabına ) kayd olunmak üzere vakı olan taleb üzerine atideki eşar -ı dervişanelerini göndermiştir. ” Kelamından olur ma ‘ lum kişinin kendi mikdarı ” mısra -ı medlülünce bu eş ‘ ar anındır.

DİL – E BEYT ( DİL -İ BEYT )

Hakikat şehrine kestirme yoldan gitmek istersen

Cemal -i Bab -ı derğah Hacı Bektaş Veli ‘ den gir.

Hasan Cemali’nin bu Tekirdağdaki mezarı otagarın alt yanındaki yetiştirme yurdunun arsasındaki çöplük olarak kullanılan yerde imiş.Buradan mezarlık sökülürken naşının ve mezar taşalrının ne olduğu bilinmemektedir.Kabrin baş ve ayak ucunda ki taşların hayli büyük olduğunu ve üzerinde bazı yazılar olduğun Araştırmacı yazar Mehmet Serez hatırlamaktadır.Bir mezar taşına ve naşına sahib çıkılamamıştır.

Aşağadaki şiirler Amucaların eski yazı ve yeni yazı ile nefes defterleri ile yine aynı toplumun bireylerinden tercüme edilen Mustafa Ozan’ın Kırklarelili Hasan Hüseyin erdem den aldığı defterden, Veli İnal Baba nın eski yazıile yazılmış nefes defterinden, Refik Engin’in çeşitli kişilerden topladığı şiirleri, ,Aydın Oy’un yayımladığı yüzyıllar boyunca ekirdağ şairler ve yazarlar eserinden,Sadettin Nusret Ergun’un Bektaşi Kızılbaş Alevi şair ve nefesleri eserinden ,Vahid Lütfi Salcı’nın Halk bilgisi Haberleri dergisinde yayımladığı Kızılbaş şairler makalesinden,Kırklareli’nin Çeşmekolu köyünden Kablı Mustafa lakablı bir Bektaşi muhibinin defterinden toplanmıştır.

Gelin ey canlar bâtın dilinden

Hû çekelim Hacı Bektâş aşkına

Aşk ile şevk ile cân-ü gönülden

Dost Balım diyelim Pirdaş aşkına

Şâh-ı aşka yeten erer murada

Mihneti zevk etmiş gönül safâda

Sun Sâk-i ezel Kerb-ü Belada

Şah Hüseyn’e olan yoldaş aşkına

Erkan-ı pîre gel aba giyelim

Kudret lokmasını şahtan yiyelim

Bir ağızdan canlar Hak Hak diyelim

Hayder’e yetişen kardeş aşkına

CEMALİ Hak’kadır niyazlarımız

Âgaza başlasun dilbazlarımız

Tâ arşa dayansın âvazlarımız

Hü diyelim Bektâş aşkına

*

Mazharı feyz alır muhip muhipten

Mürşidinden sefa nazar aldıkça

Gönül istediğini verir ne şüphe

Mürşidinden sefa nazar alıkça

Sakiyi mahlka bezmi sefâ da

Meclisi irfana sundukça bade

Bir dergahı Ali feza rezale

Mürşidinden sefa nazar alıkça

Meydan kürşat olmuş ayn-ı ceminde

Oturur cümlesi yeksar yerinde

Mürşit huzurunda niyaz edince

Mürşidinden sefa nazar alıkça

Devran eder saki elde peyale

Sundukça neşeler gelir kemale

Muhabbet ederiz CEMAL CEMALE

Mürşidinden sefa nazar alıkça

*

Ziyareti Hazret-i Hükâr’a gittim

Dergeh-i sultana eriştim şükür

Şeş cihetten geçtim menzile

Sâhib-i meydâna eriştim şükür

Kırklar meydanında var bir işâret

Kırk budakta zuhur eden beşâret

Kırk makamı bir ettim nezâret

Esrar-ı sübhâna eriştim şükür

Resul Dede Güvenç Abdal Buz Baba

Ak eşik altında Kadıncık Ana

Cem olmuş bilcümle ervah-ı uzmâ

Lâhûtî seyrana eriştim şükür

Baş kesüp haikat şehrine girdim

Bir kubbe altında iki er gördüm

Şah kalender Balım Sultan’dır virdim

Mürşid-i irfâna eriştim şükür

CEMALİ mürşidim Nâf’i derdlerde

Dermânı yetiren rûy-i zerdlere

Tekye-i ezelde civanmerdlere

Hû civanmerdâna erdim şükür

*

Bektaşilik kolay zannetme aşık

Tarik-i nazanin sırrı lâ feta

Eline beline diline sadık

Olmayan Bektaşi tariktir câ nâ

Şeriat bab’ından görmeyen aşık

Tarikat sırrına ermeyen aşık

Marifet ab’ından yunmıyan aşık

Hakikatte kamil değildir asla

Dört kapıyı kırk makamı bilmeyen

Mirac-ı hakikat nedir görmeyen

Muhammed -Ali’ye secde kılmayan

İblisin taat’i hebadır heba

Hacı Bektaş erkânına girelim

Hakikatın pazarını görelim

Deste deste güllerin derelim

Muhammet bahçesi sefadır sefa

CEMALİBABA her dem seçer kallaşı

Cevherle karışmış olsa çay taşı

Taklit kabul etmez asla Bektaşi

Kem ayarı tanır çeşmi urefa.

TEVFİK BEY BABA

Tevfik Bey Baba’nın Amuca Bektaşileri için önemi büyüktür.Amuca kabilesinin 1868 yılından bu yana hizmeti geçmiş kişleri arasında Abdal Ahmet Baba ,Halife Cafer baba ,Tevfik Bey baba ilk sıralarda yer alırlar.

Kendisi Amuca Kabilesinden olmamakla beraber tüm kendisine bağlı olanların büyük çoğunluğunu hep Amucalar oluşturmuştur.

Kırklareli’ne bağlı bazı Amuca Bektaşileri halâ Bey Baba erkanı güdüyoruz derler. Aslında yeri gelmişken bu yanlışlarını düzeltmek istiyoruz.Aşağıda kayıtta Tevfik Bey Baba’nın Babalık icazetnamesini kimden aldığı yazıl mamıştır.O zamanın meşur Halife babası Nafi Baba’dan Babalık aldığını söyliyebiliriz.Bey baba sadece erkan açarken kendine has usul ve kaideler yapmış.Bu uygulamanın halâ sürdüğünü o yöre muhabbetlerinde bizzat görmüştüm. Erkan aynı , fakat uygulamada çok küçük ayrıntıları vardır.Tevfik Bey Baba ile Abdal Ahmet Babanın uyguladığı erkân Halife NAFİ BABA nın erkanı yani bu erkan aynı zamanda MEHMET ALİ HİLMİ Dedebabanın erkanından başka bir şey değildir.

1837 yılında doğmuş 1896 yılında Trablusgarb’ta 59 yaşında Hak’ka yürümüştür.

Baba adı Hacı İsmail ağa ,ana adı Hatice Hanımdır.Trablusgarb’ a sürülme nedeni olarak Amucalar şu nedeni söylüyorlar.Cami ezan okuyan hoca ya riyakâr bu işi para için yapıyor içtenlikle ezanı bile okumuyor dediği rivayet ediliyor.Bu konu Pir Sultan’ın bir hikayesi ile karıştırılmış olabilir.

Bu iddaları doğrulıyan bir yazılı kayıda Vahid Lütfi Salcu’nın 1943 yılında yayımladığı Türk Amacı dergisinde raslamaktayız.Kayıdı aynen yazıyoruz.

Tevfik Bey Baba’nın Kırklareli’nde okunan ezânı ve hocaları tahkıyr ettiği için “şer’i şerife mugaayir ve dilhâh-ı âliye muhalif harekatından dolayı” 1312 yılında (1896) yılında Trablusgarb’a sürgün edilmiştir.

Trakyada bulunan Amuca Bektaşi tarafından merak edilen bir kişi olduğu için Vahid Lütfi Salcı’nın Gizli Türk Töre oyunları kitabından aynen yazıyoruz.

Tevfik bey baba bütün Trakyanın en mâruf ve hattâ <> BİR Alevi ve Bektaşi şahsiyetidir.Ona sünnilere karşı <> ve <> ın sönmez gayzı olduğu kadar ,bu yüzden halifelere karşı yenilmez bir kini vardır. Bunu, bütün hayatında göstermiş ve bunun içindir ki Abdül Hamit devrinin tatbikatına urayarak Tablus garba sürgün edilmiş ve orada ölmüştür.

Kendisinin şairlikteki iktidarı meşhur Kırklareli’li Hasibi’yi tanzir ve onun meşhur bir gazeleni tahmis edecek kadar kuvvetli olduğu kadar da halk şiirlerinin lirik bir nevi olan <>nde de kifayetini pek ziyade gösterebilmiştir.İlim sahasında da nice zamanın alimlerinin hürmetini kazanmış olmakla derecesini ispat etmiştir.Reşit Akif Paşa gibi yüksek bir şair ve ilim adamının karısı ile beraber ona intisap ederek <> almış olması sözümüze güzel bir delil olsa gerektir.

Tevfik bey baba tarih yönünden de pek müdekkik bir şahsiyettir.Bütün Türk ve adetlerinin eski kaynaklarını kendi tetkiklerile bulmuş ve bunların üzerine işlemesini bilmiştir.Trakya daki Babaeski kasabasında bulunan <> hakkında pek önemli incelemeler yaparak bu büyük Türk fatihinin 93 harbinde (1877) ,Rusların işkali esnasında tekkesinin <> olduğu iddasile kilise tahvil olunarak bir kule yaptırılıp çan takılması üzerine Ruslar nezdinde teşebbüslerde bulunarak Sarı Saltığın Türk olduğunu ve makamının Türk evliyası makamı bulunduğunu ispat ederek çanı indirttiği eski Edirne vilayeti dosyalarında olduğu gibi bu gün sağ bulunan şairin torunu Bay <> da teyi d etmektedir.Bu yüksek şahsiyetin <> ve << Tevfik Beybaba olmasının aslı; kendisinden esasen Kırım'ın bahçe saray kasabasına bağlı <> köyünden olup o zamanki Rus mezaliminden İstanbul’a sığınan Hacı İsmail beyin sulbünden >> doğmuş olmasıdır.

Şairin babası Türkiye ye hicretinden sonra Kırklareli’ye bağlı <> ve<> çiftliklerini satın almış olduğundan kendisinin vefatı üzerine oğlu Tevfik bey Trakyaya nakletmiştir.

Tevfik bey, eski Sivastopol muharebesinde , kendisi tarafından iaşeleri temin edilmiş olmak suretiyle yirmi atlı ile gönüllü olarak iştirak etmiştir.Sivastopol muharebesinden döndükten sonra sonra dır ki Köprülü Mehmet Paşa ahvadından ve Mevaliden Hacı Hüsnü beyin kızı ile evlenmiş ve bundan sonra Bektaşi tarikatın intisap etmiştir.

Mürşüdi Filibeli maruf( Bağdadi zade Mehmet efendi) dir.

Şair Bektaşi tarikatına intisaptan hayli zaman sonra da <> alarak, bu suretle bu <> artık<> olmuştur.

Tevfik beybaba aynı zamanda bir masandu da!.ceylan derisi üzerine yazılmış 1275 tarihli bir mason diplaması olduğunu torunu bay <> bize bildirmişti.

Tevfik bey babanın tasavvufi imi, şahsi,ve edebi hayatını anlatmak burada uzun gider.Onun Bektaşi tarikatına dair inançları tarihi menkibelerle yaymıya çalışan ve ilmi itabı ile salahiyetli bir zat lisasından çıkmış olduğu anlaşılan pek kıymetli birkaç lisanından çıkmış olduğu anlaşılan pek kıymetli birkaç nefesini buraya dercdiyoruz.Türk tarih ananelerinin büyük macera ve menkibe lerinde yer tutan iki büyük Türk kahraman ve fatihlerini, inandığı mezhebin tetkik ettii tarihin esaslarına dayanarak şöyle anlatıyor.

Horasan’dan bir irşet göründü

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

Alem verdi camesini büründü

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

Seyyid Ali Sultan Kırklara baştır

Dergâhında usûl erkân tiraştır

Gâip erenleri Hazır yoldaştır

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

Kırklar bile geldi hizmet eyledi

Şahım cümlesine himmet eyledi

Gazi Evronos’da bî’at eyledi

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

Seyyid Rüstem Gazi Oldu kazı’iasker

Binbir oklu Ahmet Baba bir er

Kanber Ali baba olmuştur kanber

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

Ariz Baba küdum çaldı Hû çekdi

Kara Baba anda sancağın dikti

Gazi Mihal geldi yüz suyun dökti

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

Balım Sultan Mürsel baba gûlamı

Seyyid Ali cümlesinini İmamı

TEVFİK eyler tehiyyâtü selâmı

Rûmeli serdarı Seyyid Ali’ye

*

Hakikat testinden şarap içenler

Hünkâr Hacı Bektaş Şah Seyyid Ali

Horasan mülkünden Rum’a geçenler

Hünkâr Hacı Bektaş Şah Seyyid Ali

Biri müminlerin kıblegâhıdır

Biri Rûm’elinin Padişahıdır

Biri Âsümânın mührü mahıdır

Hünkâr Hacı Bektaş Şah Seyyid Ali

Biri yürütmüştür cansız duvarı

Biri tiğden geçirmiştir küffarı

Biri aşıkların dili güftarı

Hünkâr Hacı Bektaş Şah Seyyid Ali

Biri sülalei hayrul beşerdir

Biri Ali Ahmed nesli Hayderdir

Bu ikisi yek vücut Hakk’a mahzardır

Hünkâr Hacı Bektaş Şah Seyyid Ali

GEDA TEVFİK böyle oldu beyanım

Tarik müstakim erkanım benim

Ervahı ezelde imanım benim

Hünkâr Hacı Bektaş Şah Seyyid Ali

*

Saki dudağın lezzet balından

Gönül arzu eder ider can değilmi

Şerâbı tâlibin rengi alından

Kızıl renge düşen kan değilmi

Nedir bu fertârın ey serv-i kâmet

Bağ-ı hüsnün gördüm başka letâfet

Cemalinde senin nûr-u hidayet

Yüzünde görünen Kur’an değilmi

Murtaza Ali’nin inâyeti ile

Cümle Evliyanın kerameti ile

Ey-cümle hüdânın hidâyeti ile

TEVFİK bu mertebe şân değilmi.

Kırklareli’nin Çeşmekolu köyünden Kablı Mustafa güvener ‘in defterinden alınmıştır.

Tevfik bey baba bunca çabalarına ramen ,tam olarak tanıtılmış diyemeyiz.Pek nefesi

hala günümüzde Bektaşi muhabbetlerinde söylenemektedir.Elimizde Tevfik bey baba ya ait 18 nefes mevcuttur.Bazen mahlalarda GEDA TEVFİK mahlasını kullanmıştır.

Bu Tevfik bey babayı bilmiyen bazı arayıcılar, eserlerini görünce ,İstanbullu ve muzikayı hümayunlu olup diğer Bektaşi şairi olan (Tevfik Bey ) ile karıştıryorlar ve bu iki adaşı bir şahıs imiş gibi tetkik lerinin yanlış istikametlerde yürütüyorlar.

Tevfik Bey Baba’nın hayatının son günlerinde torunu Mehmet Muhittin (Özenbaş) e yazdığı ÖĞÜT MEKTUBU .

ÖĞÜT MEKTUBU.

Gözümün nurû oğlum.

İnsan, dünya denen değişkenlik ve belleksizlik ortamında bulundukça üzücü olaylara da karışır.Tanrı’nın dayanıklı kulları ,belâlara isyansız katlanır.Her durumda metin ol,yavrum.

Elden geldikçe ,iyi eğitim görmüş ölçülü insanlarla görüşmek gerekir.Edebsiz kişler ,onlarla dost olanları her zaman kendilerine benzetip ahlâksız ederler.

Tanrı’nın yaratığı insanların acımıya layık olanlarından yardımını esirgeme . Büyükleri say ,küçükleri hor görme.

Önemli işlere girişmezden önce , güvenilir bilir kişlere danış.Sağlam dost olan bir arka daşın yanılıp seni üzecek olursa ona yüz çevirme, onunla ilişkini kesiverme.Onu affet

Hakkını aramayı bil.Sana yalan söyleyip aldatmaya kalkışanı affetme.Öylesine sert davran.Başkalarının sözüne hemen inanıverip öryargıya varma, söylenen sözün gerçeğe uyup uymadığını araştır.Ancak dostluğunun sağlamlığını denediğin kişilere güven duy.

Tanrı’nın hikmetlerine akıl erdirmek isterseniz, bunun için çok çaba sarf ediniz.Ol hikmetlere akıl erdirmek ,o uğurda eterli çabayı göstermekle olasıdır.

Borcunu inkâr etmek ,namuslu insan yaraşmaz.Alacaklılarına karşı dürüst ol . Babanı anarken ona Tanrı’dan rahmet dile.Annene saygısızlık aklından geçmesin.Eşini haksız yere gücendirme de bencileyin pişman olmıyasın.

Aynı çatı altında yaşadığın yakınlarından ve diğer hısımlarından müslümana yakışır biçimde yaşıyanlara yardımcı ol.Deden gibi sert , öfkeli olma.Babanı örnek edinip yumşak davran ve yumşak konuş.Karşındakini anlamaya çalış.

Tanrı’ya inan ve O’nun varlığını kalbinde duy.Tanrı’nın gösterdiği yolda

yürürsen Hiçbir zaman kötü yollara sapmazsın.

Vakit buldukça oku.Bilim elbette insana iç rahatlığı verir.Tanrı’nın elçisine ve yakınlarına sevgi duy ve bağlılık göster de ilki dünya da yüzün ak ,geleceğin parlak olsun, oğlum.

Selâm ,hidayetle (islâm dinini doğru yoluna )tâbî (bağlı)olanların üzerine olsun.

20 Temmuz 1896

Deden

Mehmet Tevfik

Dip Notu.Rahmetli dedemin Trablusgarb’ta yatak esiriyken ölümünden ikibucuk ay önce gönderdiği öüt mektubudur.

Mehmet Muhittin Özenbaş.

3 nolu nefes Kırklareli’nin Çeşmekolu köyünden Kablı Mustafa güvener ‘in defterinden alınmıştır.

Tevfik bey baba bunca çabalarına ramen ,tam olarak tanıtılmış diyemeyiz. Pek nefesi hala günümüzde Bektaşi muhabbetlerinde söylenemektedir.Elimizde Tevfik bey baba ya ait 19 nefes mevcuttur.Bazen mahlalarda GEDA TEVFİK mahlasını kullanmıştır.

Bu Tevfik bey babayı bilmiyen bazı arayıcılar, eserlerini görünce ,İstanbullu ve muzikayı hümayunlu olup diğer Bektaşi şairi olan (Tevfik Bey ) ile karıştıryorlar ve bu iki adaşı bir şahıs imiş gibi tetkik lerinin yanlış istikametlerde yürütüyorlar.

AHMET HAYRANİ.

Kırklareli’nin Kofçaz ilçesine bağlı KARAABALAR diğer adıyla Karaballar köyünde doğmuş bir halk ozanıdır.Onunla ilgili tüm bilgilerimiz Nazif Karaçam ‘dan derlenmiştir. “Karaabalar köyünün 19.yüz yılda yetiştirdiği Halk Edebiyatı ozanı Hayrani ile ile ünlüdür.Gezginci bir Bektaşi Dervişi olarak isim yapmıştır.Yaşamının büyük bölümü nü Kırklarel’inde geçirmiştir. Geride önemli Halk Edebiyatı şiirleri bırakmıştır.Bir dörtlüğünde Çöke Edirne nin Hacı Danişment köyünde mezarı bulunan Muhittin Baba ya yazdığı nefesi yazıyoruz.Karaabalı HAYRANİ’nin Kırklareli adının Osmanlılar zamanında Kırkkilise olarak kalmasını eleştiren bir dörtlüğü bulunmaktadır. Hayrani, zamanın eleştirel karakterde bir ozanıydı. (1)

Bize bu şairimiz hakkında mektupla ilave bilgi veren yazar onu şu şekilde tanımlıyor.

Ahmet Hayrani iki tarikata mensup ilginç bir ozandır.Önce Şeyh Bedreddini tarikatına daha sonrada Şeyh Bedreddinilikten Bektaşiliğe geçen Tekirdağ’ının Kılavuzlu köyünde yaşamını sürdüren Abdal Ahmet Baba dan Bektaşi nasibi almıştır. Abdal Ahmet Baba ile geniş bilgi Abdal Ahmet Baba dergahını tanıtan bölümde açıklanmıştır. Hayraninin Bektaşi nasibi 1902 yılından evvel olması gerekmektedir.Çünkü Abdal Ahmet Baba bu tarihte vefat etmiş.

Son yıllarında köyünden de ayrılamamıştır.Ayrıca Hayrani’ nin evli olması gerekmektedir.Çünkü Şeyh Bedreddiniliğe girenler mutlaka evli olmak zorundadır.Kaynak kişi.Nazif Karaçam.Poyralı /Kırklareli.1930 Yazar.

Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmemektedir.Mezarının Karaabalar köyünde olduğunu sanıyoruz.

Seyit Ali Sultan’ın arkadaşı

Çöke’de yatan Muhittin Abdal’dır

Selime sultanın öz karındaşı

Çöke ‘de yatan Muhittin Abdal’dır

Türbesinde hastaları sağlıyan

Gönüllerde himmetleri çağlıyan

Münkir’leri ikrara bağlıyan

öke’de yatan Muhittin Abdal’dır

Kerameti vardır cinde peride

Gazalarda göründü ileride

Rumeli ni fethedenin bir de

Çöke’de yatan Muhittin Abdal’dır

Dervişlere güzel güzel bend eden

Tiğ(ı) bendi boyunlara kemend eden

HAYRANİ’yi kendisine bend eden

Çöke’de yatan Muhittin Abdal’dır.

Ayrıca HAYRANİ’nin Kırklareli adını eskiden KIRK KİMESNE iken Kırkkiliseye çevrildiğini anlatan bir nefesini yazıyoruz.

Hele bakın cahillerin işine

Bizim kadınlara nisa demişler

Muhammed Peygamberin dişisine

Hatçe ana Hayrennisa demişler

Kapının kilidine vurdum perçin

Oturdum ağladım hep senin için

Şu Meryem Ananın yaptığı piçin

İsmine Hazreti İsa demişler

Sözümü sakın yaban atmayın

Tilki girmez kolay kolay kapana

Dağda koyun güden cahil çobana

Keramet gösteren Musa demişler

HAYRANİ yar elinden oldu nalan

Yalvarırım ona geliyor yalan

Benim candan sevgili yurdum olan

Kırk kimesne ye KIRKKİLİSE demişler.

1.Nazif Karaçam.Efsaneden gerçeğe Kırklareli.

HALİFE CAFER BABA

1902 yılında Tekirdağ’ının Kılavuzlu Köyünde doğmuş.Şair Ali Kemteri’nin oğludur.Ana adı Nakiye’dir.Hayatı boyunca çiftçilikle uğraşmıştır.1925 yılında Ali Ağanın rehberliğinde(Ali Engin,Abdal Ahmet’in küçük oğlu) Şaban Sırrı Baba’dan el tutup Bektaşi yolu erkanına girmiş.1941 yılında Veli İnal Babadan derviş olmuş.Veli baba da Şaban Sırrı gibi medrese mezunudur.Okumuş kişiler o zaman EFENDİ lakabları ile anılır ve çağrılırmış.1946 yılı başlarında EYUP’lü Ali özöz Halife Babab’dan Mürşitlik icazetnamesi alarak Baba olmuş.Uzun yıllar Trakya da Bektaşilik yolu erkanına yanlız başına hizmet etmiş.Bu gün Bektaşiliğe devam eden her köyümüzde ondan nasip almış kişiler var dır.Amucalarda Abdal Ahmet Baba’nın bu yola hizmeti nasıl biliniyorsa Halife Cafer Baba’nında hizmeti de sevenlerince öyle bilinmektedir.Bu hizmetinden dolayı Babagan kolu lideri Dedebaba Bedri Noyan tarafından Halifelik makamına getirilmiş.Halife Turgut Koca’nın rehberliğinde 15 Ağustos 1983 yılında erkana göre yapılan merasimle Halifelik Hilafeti almıştır.İlk defa TURGUT KOCA’nın yayımladığı Bektaşi şairleri ve nefesleri kitabında şiileri çıkmıştır.Kendisine daha evvel iki defa Halifelik teklif edildiği halde o bu görevi kabul etmemiştir.Bu gün elimizde bulunan nefesleri sadece 11 adettir.Sağlığında elinde bulunan kendisinin ve babasının nefeslerini şahsıma yazdırmıştı.1 Ağustos 1991 yılında cumartesi günü Hakk’ka yürümüştür. 89 yıl süren ömrünü bu yola adamıştır.Kabri Kılavuzlu köy kabristanlığındadır.15 Ağustos 1983 yılında Cafer Baba ‘nın Halifeliği ile Kılavuzlu köyü tekke niteliğinden DERGAH seviyesine yükselmiştir.Dergahın adını Bektaşliğe geçiren Abdal Ahmet Babanın adı ile anılamasını istemiştir . Halife Cafer Baba aynı zamanda Abdal Ahmet’in oğlu Hüseyin Pehlivanın kızının oğlu dur.Nefesleri hala Amuca kabilesinde söylenmektedir. Yukardaki tüm bilgiler sağlığında kendisinden yazılmıştır.

Nefeslerinde mahla yerine ismini ve makamını kullanmıştır.

Kaynak kişi.Cafer Tuncay.Tekirdağ/Kılavuzlu.1902-1991.İlkokul.

1

Geldi bahar öttü bülbül

Ferahladı deli gönül

Açıldı tazece bir gül

Ferahkladı deli gönül

Öter bülbül mahım diye

İmam Ali gahım diye

Dilim söyler Ali diye

Ferahladı deli gönül

Mümin olan ikrar verir

Can ile cananı bilir

Er olan nevsini bilir

Ferahladı deli gönül

Canda cananımdır Ali

Dilde mihmanımdır Ali

Kerem senden Şahım Ali

Ferahladı deli gönül

CAFER BABA dile geldi

Cümlemizin yüzü güldü

sakiden bir dolu geldi

Ferahladı deli gönül.

**2***

Aşk ehli olan verdiği ikrarı unutmaz

Yarin elinden aldığı badeyi unutmaz

Cemalini gördüm ezelden piri müganın

Bir kere gören bir daha pirini unutmaz

Yol sadıkıyız sadıklarız girdik gideriz

Balım sultanın verdiği peymaneyi unutmaz

Deste girim sensin benim cem yez elinden

Ol kudret elini tutan bir daha unutmaz

Hastadır gönlüm yarin yüzünü görmek için

CAFER BABA tutuğu damarı unutmaz.

3

Mercan Baba seni seyran eyledim

Seyran yerdir şahın makamı

Mercan Babam uluların ulusu

Seyran yerdir şahın makamı

Makamında demin devranın sürerler

Acet kabul olur derman bulurlar

Cem giceleri cemde olurlar

Seyran yerdir şahın makamı

Yeşillenir dallar bülbüller öter

İman eden canların kalbinde tüter

Mercan Babam şahım bizlere yetiş

Seyran yerdir şahın makamı

Yüce dağ başında şahın türbesi

Ziaret ederler canlar erisi

CAFER BABA erdem gülbank arzusu

Seyran yerdir şahın makamı

4

Ziyaret eyledim TOPÇU BABA’yı

Gördüm aşikârı TOPÇU BABA’yı

Türbesinin al yeşil sancağı

Gördüm aşikârı TOPÇU BABA’yı

Seyrangâh yeridir canlar gelirler

Kurbanlar tığlanıp özür dilerler

Birlik olur hep bir dilden öterler

Gördüm aşikârı TOPÇU BABA’yı

Topçular köyünde Şahın makamı

Anda zuhur olur Şahın nişanı

Canı dilden sev oniki İmamı

Gördüm aşikârı TOPÇU BABA’yı

Hastalar gelirler derman bulurlar

Şad olur gönüller iman bulurlar

CAFER BABA derki dolu olurlar

Gördüm aşikârı TOPÇU BABA’yı

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû