Blog Arşivleri

Ali’nin Tanri Olduğu Düşüncesi

İstemem cenneti göster cemalin
Kul Himmet geçmiştir serden ya Ali

Ali,değişik inançlarda farklı ama net bir rol edinmiş bir kişilik olarak karşımıza çıkar. Sünniler onu dördüncü halife, peygamberin damadı olarak görür. Bermeki Budistler Ali’yi kutsarlar. [1] Kırım’da kiliselerde Ali’nin peygamber olduğu yazılıdır. Yezidiler; Ali’yi insan şekline bürünmüş tanrı olarak kabul eder. [2] Dante İlahi Komedya’da Muhammet’le beraber Ali’yi müminleri böldüğü için en aşağı cehennem katına atmıştır.

Ancak Alevilerde Ali’nin rolü netlik kazanmamıştır. Genel olarak Allah-Muhammet-Ali üçlemesinin üçüncü unsuruysa da bilinç altında tanrının kendisisidir. Ali imam, halife, velayet sultanı, şah olduğu kadar nebi/ peygamber ve Allah’tır da. Zaman zaman açıkça dile getirilse de genelde sır -“Ali Sırrı” olarak açık biçimde ifade edilmeyen bu olgu efsanelerde ve şiirde net olarak verilmiştir.

İrene MELLİKOF, Ali’nin tanrı olarak özdeşleşmesini Türklerin Gök tanrısının İslamiyete sonra Müslümanlaşarak Ali’de bedenleşmesi olarak yorumlamaktadır. [3] Yine İrene MELLİKOF aynı kitabının değişik sayfalarında İran’da Ehl-i Hakların ve Cehletenlerin Ali’yi tanrının bedenleşmesi olarak gördüklerini yazmaktadır.

Ali’nin tanrısallığı mitolojik bir boyut kazanmıştır. Muhammed’in miraç sırasında tanrıdan aldığı pirincin kırklar ceminde Ali’nin verdiği yüzükte çıması, yine miraç’ta duyduğu tanrı sesinin Ali’nin sesine benzemesi, çölde susuz kalan Nasır-ı Tusi’nin Ali’nin tanrı olduğunu kavraması gibi bir çok efsane gizliden ya da açıktan Ali’nin tanrılığına işaret eder.

Anadolu Alevilerinde ve Arap Alevilerinde ali’nin tanrılığı bir sırdır. Ancak bu güçlü bir kalp gözüyle görülebilir. Özellikle Nusayri’ler bunu daha sistematikleştirmişlerdir. Muhammet, Ali’nin tanrılığı önünde bir perde; Selman ise onun tanrılığına açılan bir kapıdır. Ali sırrı olarak adlandırılan bu olgu Alevi şiirinde sıkça dillendirilir.

Şah-ı Merdan coşa geldi sırrın aşikar eyledi
Yağmuru yağdıran benim diye Ömere söyledi
Ol demde şimşek balkıyıp yeddi sema gürledi
Hem sakidir, hem bâkidir nur-i rahmanım Ali
Derviş Ali

Ali, Allah’ın kendisi olduğuna göre her şeyi de yaratandır. Verendir. “Kün” deyince yaratır her şeyi. Kuran’a göre tanrı sadece yaratmak isteğinde ol der, ve olur. Ali, kün deyip varlığı yarattığı gibi rızkı da verir. Birkaç örnek verelim:

Kün deyince var eyledi on sekiz bin âlemi
Hem yazardır, hem bozardır levh-i mahfuz kalemi
Külli dertlerin dermanı yaraların mehlemi
Hem Sakîdir hem bakîdir nuru Rahman’ım Ali (Derviş Ali)

************

Yaratmıştır on sekiz bin âlemi
Rızıkları veren Ali değimi (Pir Sultan)

**************

Yeri göğü arşı kürsü yaratan
Men Ali’den başka Tanrı görmedim
Yaradıp kulunun kısmetin veren
Men Ali’den başka Tanrı görmedim (Derviş Ali)****************

Kısmet verip âlemleri yaratan
Ben Ali’den gayrı bir er görmedim (Kul Himmet)

Ali,tanrını en önemli ismi olan “Hu”adını da taşımaktadır. Aslında “hu” tanrının gizli ismidir ve her şeyin kapısını açacak anahtardır. O bin bir isminden sadece biridir. Cemşit Bender bunun Yezidilikle ilgili bir inanış olduğunu yazar. [4]

Hakkın evvel ismi hudur
Tevekkeltü Ali Allah hü (Noksani)

***************

Gördüm bir can semah döner
Hû der Ali Ali diye (Zeynel Baba)

****************

Bin bir ismi vardır bir ismi Allah
Eğer inanmazsan hem vallah billah
Adem’i görmüşem elhamdilullah
Men Ali’den gayrı Tanrı görmedim (Derviş Ali)

*****************

Bin bir ismi vardır, bir ismin Hû’dur
Kâmillerin ezber dediği budur
Münkire şektir, ismi de Lâ’dır
Ta evvelden Elya deyenlerdeniz (Sadık Ağa)

***************

Biz zerre şems û mahımız Ali Ali Ali Ali
Müminleriz penahımız Ali Ali Ali Ali
Biz bendeyiz ol şahımız Ali Ali Ali Ali
Halk eyleyen Allah’ımız Ali Ali Ali Ali
Ali Ali Ali Ali Ali Ali Ali Ali (Virani)

Tabi ki örnekler daha da çoğaltılabilinir. Alevi edebiyatında ve mitolojisinde Ali’nin tanrılığını ve tanrısal özelliklerini (yaratıcılık, rızk verme, bağışlama, yardım etme..) işeyen sayısız şiir ve efsaneye rastlamak mümkündür. Ancak bunların hepsini buraya alamayız. Fakat bu örnekler bile bize Alevilerin Ali’ye bakış açısı konusunda önemli ip uçları vermektedir.

Alisiz bir Alevilik yaratmak yerine Ali etrafında gelişen bu inanışın kökenlerini araştırmak aleviler için daha yararlı olacaktır düşüncesindeyim. Ali bu toplumun benliğinde neden bu kadar derinden yer etmiştir. Yüz yıllardır uğruna ölünen, işkence ve baskılara maruz kalınan, iyiliği veren, kötülüklerde yardım eden/ istenen Ali’nin etrafında gelişen bu inanacın kaynağı nedir? Bu üzerinde durulması gereken en önemli konudur.

Reklamlar
The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû