Blog Arşivleri

Tarikat Namazı yada Halka Namazı

Tarikat Namazı yada Halka Namazı

Halka ya da halaka, alevî toplantılarında ve cem âyinlerinde cemaatin halka veya ocak bulunan evlerde ise hilâl biçiminde, yüz yüze (cemal cemale) oturma biçimidir. Bu halkanın ortasındaki meydanda kılınan namaza ise halka (halaka) namazı veya tarîkat namazı denir.

Tâhâ 1, 2, 3; Bakara 238 ve Mü’minûn 2. âyetleri gereğince Pîr huzurunda iki rekat olarak kılınan namazdır. Namaz kılacaklardan ilki meydana gelip secde niyâzından sonra dâra durur. İkinci kişi meydana ve ilk gelenin ayağına niyâz eder (dârdaki kişi de onun başından sağ eliyle niyâz alır) ve ilk kişinin solunda dâra durur. Üçüncü kişi de önce meydana, sonra da birinci ve ikincinin ayaklarına niyâz edip (onlar da onun başından niyâz alırlar) sol yanlarına dâra durur. Onu aynı şekilde diğerleri izler, meydanda hilal şeklinde, yüzleri Pîr’e dönük olarak sıralanırlar (meydanın aldığı kadârıyla). Pîr, hepsine birden dua eder: “Allah Allah. Namazlarınız, niyâzlarınız kabul ola. Hakk-Muhammed-Ali Dergâhına yazıla. Secdeye inen başlar dert görmeye… Gerçeğe hû.” Namazdakiler hep birden sec­deye inerler. Birinci rekat tamamlanmıştır. ikinci rekat iki şekilde kılınabilir:
1) Zaman kısıtlı ve mihman (konuk) kalabalık ise, Pîr veya Gözcünün uyarısı ile namazdakiler tekrar dâra dururlar;
2) Birinci rekattan sonra, diz üstü yürünerek önce Pîr’in eli öpülür, postuna (veya dizine) niyâz edilir, sonra Pîr’in alt (sol) yanında oturan iki kişiyle görüşülür (niyâzlaşılır ve­ya postlarına niyâz edilir). Sonra meydanın ortasına niyâz edilir ve sol köşeden başlanarak halakadaki tüm canlarla teker teker niyâzlaşılır (yani tecelle dolaşılır) veya postlarına niyâz edilir (onlar da, postlarına niyâz edilince sağ elleriyle niyâz alırlar). Halakadaki canlarla görüşme (niyâzlaşma) bitince, meydana üç kez niyâz edilir. En öndeki can bu kez sol ta­rafa geçer ve dâra durur. Onu, aynen meydana çıkıştaki gibi niyâz ederek diğerleri izler ve bu kez sağ tarafında dâra dururlar;
Her iki durumda da bundan sonrası şöyledir: Pîr “Tecelle” duası eder: “Tecelleniz temiz, yüzünüz ak, kalbiniz pâk, günâhınız af ola; tecellâ, tevellâ ve teberrânız kabul ola. Namazlarınız, niyâzlarınız Hak-Muhammed Ali Dergâhında kabul ve makbul ola… Gerçe­ğe Hû!”
Namaz kılanlar tekrar secde niyâzı yaparlar. Meydana ilk çıkan kişiden başlamak üzere, sıra ile Pîr’i ve cemaati safâlarlar: “Dede sultan, mihman canlar, bacı-kardeş, cümle âyin-i cem erenleri sefâ geldiniz, hoş geldiniz. Gelmekliğiniz mübârek olsun. Başlar tacısı­nız, ayaklar turabıyız…” (Zaman kısıtlı ise sadece sıra başındaki ilk kişinin safâlaması ile yetinilir).
Pîr tekrar dua eder: “Eyvallah! Siz de hoş-safâ geldiniz. Allah cümlenin dualarını kabul eyleye… Gerçeğe hü.”
Meydandakiler secde niyâzı yaparak meydandan çekilirler ve yerlerine (yaş sırasına göre) otururlar.
Bu namazda, cemale (yüz yüze) dönerek Tanrı’nın dîdarını (yüzünü) insanda gör­me esastır ve Tanrı’ya teslimiyet böyle yapılır. Çünkü, âdeme secde Tanrı’nın emrine uy­madır. Bu emre sadece şeytan uymadı. Bilindiği gibi; Tanrı, Âdem’i yarattığında tüm me­leklere O’na secde (niyaz) etmelerini emretti. Tüm melekler bu emre uydular ve secde et­tiler. Şeytan ise, ateşten yaratıldığını ve melek olduğunu ileri sürerek topraktan yaratılan Âdem’e secde etmeyi benliğine yediremedi, Allah’ın emrine uymayı reddetti. Benlik getir­di ve Tanrı’ya âsi oldu.
Tanrı insanı yaratırken kendi nûrundan kattı. Dolayısıyla insan, Tanrı’nın bir tecelli­sidir. İnsan kıbledir. İnsana niyâz, Tanrı’ya niyâz demektir; Tanrı’ya yakarma ve duadır. Niyâz (secde), toprağa değil, âdeme (insana) yapılır.
Hac 32. âyet gereğince niyâz, Allah’ın kutsadığı nişânelerine hürmet, kalplerindeki Allah sevgisi ve imamların takvâsındandır. Kur’an-ı Kerim’de secde ile ilgili bir çok âyet vardır. Bazıları şunlardır:
Bakara, 34: Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem’e secde edin demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı ve böylece kâfırlerden oldu.
Hicr, 28: Hani Rabbin meleklere demişti ki: “Ben kupkuru bir çamurdan şekillenmiş kara balçıktan bir insan yaratacağım.”
29: “Ona şekil vereceğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman, siz hemen onun için secdeye kapanın.”
30: Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler.
Sâd, 71: Rabbin meleklere demişti ki: Ben muhakkak çamurdan bir insan yarataca­ğım.
72: Onu tamamlayıp, içine de ruhumdan üfürdüğüm zaman, derhal ona secde­ye kapanın.
73: Bütün melekler toptan secde ettiler.
Secde 15: Bizim âyetlerimize o kimseler inanır ki, onlarla kendilerine öğüt verildiğin­de, secdelere kapanırlar ve hiç böbürlenmeyerek Rablerine hamd ederler.
Bu âyetler nedeniyle insan, toprağa değil, âdem’e niyâz eder.
İşte, tarîkat namazı, yüz yüze (cemal cemale) kılınır ve canlar bu âyetler nedeniyle birbirlerine yaptıkları secde ile AIlah’a secde etmektedirler.
Halka ya da Tarîkat namazı şu durumlarda kılınır:
1- Pîr (seyyid) bulunan her toplantıda,
2- Cem âyininde şu hizmetler sırasında:
a) Ceme girişte,
b) Kurban sahipleri, görülmelerinden önce,
c) Cem birleme hizmetinde, kendilerine asâleten, tüm bacılara vekâleten beş bacı kılar,
d) Müsâhip erkânında, müsâhip olan canlar görülmeye başlarken.

Sonuç olarak, halka namazı, cemal cemale toplu olarak kılınan iki rekatlık namaz olup, pîr huzurunda kılınır. Yönelinen kıble insandır. İnsana secde ile Tanrı’ya ulaşmak amaçlanır.

Reklamlar

Muharrem Orucu Niyet duası

Muharrem orucu niyet duasi

“Bismillahi`Rahmanu`r-Rahim.Alemlerin rabbi olan Allah´a hamd olsun.
Bütün Peygamberlerine salät ve selam olsun.Ehli Beyt soyunda ve yolunda sehit olanlarin ruhlari sad olsun.Ey yüce Allah`im! Bana bu MUharrem orucunu,
Kerbela matemini, nasip ettigin icin sana sükürler olsun.Niyet ettim Allah rizasi icin bugünkü, Muharrem orucunu tutmaya,Sen beni sabir edenlerden eyle Ya Rabbim.Gercege Hüü…..

Orucu acma (iftar duasi)

“Bismillahi`Rahmanu`r-Rahim.Ey yüce Allah´im! Bize bu Muharrem orucunu. Kerbela matemini tutmaya nasip ettigin icin sana hamdü senälar olsun.Peygamberlerin salät ve selam olsun.Kerbela sehitlerinin ruhlari ilahi nurun ile sad olsun:bütün sehitlerin erenlerin, evliyalarin yüzü suyu hürmetine, tuttugumuz oruclari yaptigimiz ibatetleri, dergah-i izzetinle kabul eyle.Selamullah ya Hüseyin! Selamullah ya Hüseyin! Selamullah ya Kerbela`da susuz sehit düsen sühedalar! Bismisah Allah, Allah diyelim, hak lokmasi yiyelim gercege Hüü….”

“Bismillahi`Rahmanu`r-Rahim.Alemlerin rabbi olan Allah´a hamd olsun.
Bütün Peygamberlerine salät ve selam olsun.Ehli Beyt soyunda ve yolunda sehit olanlarin ruhlari sad olsun.Ey yüce Allah`im! Bana bu MUharrem orucunu,
Kerbela matemini, nasip ettigin icin sana sükürler olsun.Niyet ettim Allah rizasi icin bugünkü, Muharrem orucunu tutmaya,Sen beni sabir edenlerden eyle Ya Rabbim.Gercege Hüü…..

Orucu acma (iftar duasi)

“Bismillahi`Rahmanu`r-Rahim.Ey yüce Allah´im! Bize bu Muharrem orucunu. Kerbela matemini tutmaya nasip ettigin icin sana hamdü senälar olsun.Peygamberlerin salät ve selam olsun.Kerbela sehitlerinin ruhlari ilahi nurun ile sad olsun:bütün sehitlerin erenlerin, evliyalarin yüzü suyu hürmetine, tuttugumuz oruclari yaptigimiz ibatetleri, dergah-i izzetinle kabul eyle.Selamullah ya Hüseyin! Selamullah ya Hüseyin! Selamullah ya Kerbela`da susuz sehit düsen sühedalar! Bismisah Allah, Allah diyelim, hak lokmasi yiyelim gercege Hüü….”

Vakia Suresi

Vakia süresi bu sürenin Hz Muhammed Mustafa (S.A.V) için büyük bir önemi vardır. Birinci önemi bu süreyi evlatlarınıza öğretmemizi ve onlardan da evlatlarına kuşaklar boyu devam etmesi vasiyetiydi. İkinci önemi Allah Teala bu sürede Kuran da en büyük yemini etmesidir. (Vakia 74-75) vakia süresi (7+4) = 11 düğüm bu süre gelince Peygamberimiz bir ipe düğümlemiştir. Bu hususta Hızır tezkiresi (ledüni) ilmi ile Bağdadinin de onbir düğüm attığı söylenmiştir. Bu düğümlere 7+4 yedi mesani düğüm (Kör düğüm) diğer dördü ise normal düğüm.
Birinci düğümü çözmek için hem fatiha nın ilk ayeti olan (elhamdülillahi Rabbil alemin) hem de imanın ilk şartı olan (Amentü bilahi) nin sırrını hem de İslam ın beş şartından biri olan kelimei Tevhid-Şehadetin ta kendisidir. Aklen Allah ı bulmanın iki sorusu vardır. Allah var mı dır yok mu dur. Var diyen kabaca mümin olur. Yok diyen için düğüm çözülmez. Var (EL) ve yok (LA) harfi tarifleri cennet ve de cehennem yaratılma nedenidir.(evet 1 ,El) (hayır 0 ,La) bu iki sayı ne kadar bir birine zıt ise cennet ile cehennem o kadar zır iki kutuptur.
Allah var mıdır sorusuna evet diye verenler için hemen cennetin kapıları açıldığını sanırsak aldanırız. Mesela Şeytan da Allah a inanmış cennetinde konuşmuş Allah ile diyalog kurmuş Allah ı inkar etmemiştir. Fakat Şeytan (şeytandan aşağı olan) Allah yoktur diyen nankör insan oğluna inkar ettirir. Ama kendisi asla Allah ı inkar etmez. Allah a kabaca böyle iman etmek yetmez, çünkü Şeytan da Allah a inanmaktadır. Eğer Allah vardır sorusuna hayır yoktur diyorsak Şeytandan da aşağı oluruz. Cehennemi ebedi yurt ediniriz. Bundan sonra diğer sorulara gecmeye gerek kalmaz. Artık onlar yaratık (Mahluk) değil yaratan (Halık) Allah olmuşlardır dünyada; eğer Allah vardır diyorsak sırada sizi ikinci düğüm beklemektedir.
İkinci düğüm çözülebilmesi için Allah vardır dediğimize göre hangi kategoridedir. Allah varlığı için bu amansız sorunun cevabı putperestler ile kitap ehlinin farkını ortaya koyar. Cahilce Allah doğa üstü doğa altı diyorsak her şeydir diyorsak imtihanı vermiş olamayız. Çünkü yaratan (Mütekevvin Hallak)yaratıklarının hiç birine benzemez. (Muhalefetülil havadis) her şeyin dışında fakat her zerrede tecelli ederek her şeyi kuşatır. Cahilce Allah doğa altı yada üstü dersek yine cehennem ateşini tutuştururuz. Çünkü sorunun cevabı bu değildir.Sorunun cevabı Allah göksel Kitapların tanımladığı Allah tır. Derse o kişiye cennetten bir kapı açılır. Ne var ki bizim bu müminliğimize Şeytan da katılmaktadır. Şeytan da Resül denen kitaplı peygamberlerin yüz suhufuna ve dört büyük kitaba inanmaktadır. Fakat amansız düşman olduğu insan oğluna ret ettirmektedir.Elinden geleni yapmaktadır. Museviler, Hıristiyanlar ve de Müslümanlar ile geçmiş suhuf ümmetleri imanları bu soruya cevabı şudur: Allah putperestlerin Allah ı değil kozmik bir Allah tır. Nitekim Museviler de Allah=ALOH tur. Hıristiyanlık ta (barnabi,Süryani benzerlerinin İncillerinde ) Allah = ALAH tır. Müslümanlıkta da ALLAH =ALLAH tır. Bu gösteriyor ki Allah bu dört büyük kitapta nüans fakıyla adı yer almaktadır.Akıl sahibi biri olarak kozmik Allah a inanıyorsanız üçüncü düğümü açamazsınız. Fakat eğer (ehli kitap) dinlerinin inanıyorsanız üçüncü soruya geçebilirsiniz. Düğümü çözmeye hazırlanabilirsiniz.
Üçüncü düğüm Allah vardır kozmiktir fakat kaçta nedir. Artık putperestliği ayıkladıktan sonra Kitap inmişlere yöneltilmiş bu sorunun cevabı sıfır dışında bir sayıdır. Bu sayı çok yada tektir. Örneğin Yahudilere göre Allah (Aloh) pek çoktur. Aloh tanrılar vardır. Özde bu kelimeyi Allahü Teala Tevratta Zatında biz diye hitap etmiştir diye icat etmişleridir. Böylelece Museviler dinin tahrifinden sonra pek çok tanrı üretmişleridir. Örneğin Yahudilere göre üzeyir peygamber Allah ın oğludur. Melekleri de kızlarıdır. Allah ın oğulları vardır. Bunlar insanların dişileriyle çiftleşerek çok sayıda (NEFİLİM) denen dev adamları oluşturmuşlardır. Örneğin her ırkın her kavmin bir tanrısı vardır derler bu tanrıların tanrısı YAHOWN (YA HÜVE YA HÜ =EY O) olup sadece İsrail oğullarının intikamcı lanet bir tanrısıdır. Hıristiyanlar ise binler Musevi tanrısını aslında üçe indirmişlerdir. Oysa bütün Allah kitaplarında mutlak tek tanrı üzerine gelmiştir. Sonra kul kalemiyle bozulmuştur. İslamiyet bu çok tanrılığa tepki olarak bozulmadan gelmiştir. Bir defada La ilahe illallah=İlahlar yoktur tek Allah vardır; ile kaimdir. Bu nedenle kelimei tevhidi söyleyen kimse aynı zamanda Amentü Billah Allah ın tekliğinede inanmış olur ki bunun dışında kalan herkes Allah a ortak koşmaktan Müşrik=Kafir durumuna düşer.
Dördüncü düğüm Allah vardır Ekber dir. (insan aklının idrak edemeyeceği kadar yücedir ve bir tanedir.) Fakat Allah bizimle iletişim kurar mı bilinci varmı dır. Direk haberleşme yapmayan Allah bize bilinçli akıl gelmez çünkü sibernetik bir haberleşmedir. Bizim gibi sibernetik bilinçli organik zekayı biyolojik akla zihinsel boyuta sahip varlıklar için sorun yaratır. (Arş a Ala ) bir yönetim merkezidir. Burada bir yönetim kürsüsü vardır. Kürsü denen KADER program bütün özleri noktasal vede küresel her yapıyı kuşatmaktadır. (Levhü Mahfüz) ve bu hafıza bantları boş değildir.kalem işte bu sibernetik dörtgen yada sibernetik imanın dört şartıdır. Sibernetik imanın diğer dört şartını şu örnekle de açıklayabiliriz. Elektronik dilinde sizin ses frekansınız radyo dalgasıyla bir yerden başka bir yere taşınabilmesi için (carier)yüksek frekansta daha ileri gidecek bir taşıyıcı bir frekansa ihtiyaç vardır şayet bu taşıyıcı olmazsa ileri mesafelere sesinizi götüremezsiniz.(elektronik mezunuyum da) konumuza geri dönersek verici,taşıyıcı dalga,mesaj ve alıcı dörtgeni.böylece Allah ile kul haberleşmiş olmaktadır. Şimdi ilahi dörtlüğü sıralayalım. 1- Amantü Billahi=Allah imanı verici (Allah ın mikrofonun başındaki komutan tesbihlede Allah a imandır) 2- Ve melaiketühi= verici (Allah ın mesajını kurye carier dalga melekler olması iman edilmesi) 3- Ve Kütübihi= Allah ın mesajını melek e yüklemesi 4- ve Resülih= verici Peygambere uşaltırması yani yeryüzünde i alıcıya Nebiye iletilmesi. Arş tan Arz a bu meaj böyle iletilmektedir. O halde Allah bizimle iletişim kuruyor. Allah her haliyle her şeyi bilmektedir. Kısacası Aklı külli nin ta kendisidir. El,Alim,Basar,İrade, Kelam özellikleri bulunan Allah ( biz nasıl ki yapay zeka sentetik akıldan bilgisayarlar üreten organik zekaya sahip insanlar isek bu aklı cüziyemizin çok üstündeki bir zekadır) Allah bilinçlidir. Bilmeden her an kesintisiz Arz dan Arş a mesaj göndermekteyiz.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû