Yazar arşivleri: Alevikutuphanesi

ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ

Hacı Bektaş Veli Türk sûfiliğinin en önemli şahsiyetlerinden biridir. Kurucusu olduğu Bektaşilik, ortaya koyduğu görüş ve düşünceler etrafında sistemleşen bir tarikat anlayışıdır. İnsan tabiatına olumlu bakış, güçlü ve zengin bir edebiyata sahip olma, ilişkilerde hoşgörü ve mizahı ön plana çıkarma gibi özelliklerle tanımlanan Bektaşilik, toplum hayatı ve kurumları üzerinde önemli etkiler bırakmıştır. Bu araştırmada milli kültürün en önemli aktarıcıları arasında yer alan öğretmenlerin, Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik ile ilgili temel bilgi ve tutum düzeyleri incelenmektedir. Çalışma öğrenimini eğitim fakültesinde tamamlamış ancak henüz öğretmen olarak atanmamış 245 kişi (Kadın=162, Erkek=83) üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veriler kontrol listesi ile toplanmış ve tanımlayıcı istatistik teknikleriyle analiz edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar, öğretmen adaylarının Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili temel bilgi düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkan sonuçlar öğretmen adayları arasında Hacı Bektaş Veli hakkında bilgi veren kaynakların az sayıda okunduğunu göstermektedir. Öğretmen adaylarının Bektaşiliğin insan ilişkileri, mizah ve hoşgörü gibi temalarından daha fazla haberdar oldukları saptanmıştır. Araştırmadan elde edilen bu sonuç- lar benzer araştırmalarla karşılaştırılarak tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hacı Bektaş Veli, Bektaşilik, öğretmen adayları GENERAL KNOWLEDGE AND ATTITUDE LEVELS OF TEACHER CANDIDATES ABOUT HACI BEKTASH VELI AND BEKTASHISM Abstract Haci Bektash Veli is one of the leading personalities of Turkish Sufism. The Bektashism, of which he is the founder, is a belief system that was systematized around the ideas and thoughts he set forth. Bektashism, which is defined with the features such as a positive stance for human nature, having a strong and rich literature, giving prominence to tolerance and humor in relations, has left an important impression on social life and institutions. In this study, the basic knowledge and attitude levels of teachers, who are among the most significant transmitters of the national culture, about Haci BektashVeli and Bektashism have been investigated. The study has been carried out with 245 teacher candidates (female=162, male=83), who have graduated from faculty of education but have not been appointed as teacher yet. * Doç. Dr., Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışma Programı, Trabzon/Türkiye, hikmetyazici@yandex.com DOI:10.12973/hbvd.72.134 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 110 The data have been collected with control list and analyzed with descriptive statistical techniques. The results obtained from the study show that the basic knowledge levels of teacher candidates about Haci BektashVeli and Bektashism are limited. The revealed results show that teacher candidates have read very few numbers of resources giving information about Haci Bektash Veli. It has been determined that teacher candidates are generally much more aware of the themes of Bektashism such as human relations, humor and tolerance. These results obtained from the study have been discussed in comparison with similar studies. Key Words: Haci BektashVeli, Bektashism, teacher candidates 1.Giriş Türk sûfiliğinin en önemli şahsiyetlerinden biri olan, Bektaşiliğin kurucusu Hacı Bektaş Veli, Horasan’ın Nişabur şehrinde doğmuş ve daha sonra Anadolu’ya gelmiştir. Yaşadığı döneme ait yazılı kaynakların bulunmaması nedeniyle Hacı Bektaş Veli ile ilgili bilgiler daha çok menkıbelere dayandırılmaktadır (Akarpınar vd., 2012: 366). Hayatı, erkânı, giyiniş tarzları, kerâmetleri ve yolu üzerine Velâyetnâme bilgi vermektedir (Duran, 2010). Hacı Bektaş Veli, Anadolu’da, etrafına topladığı insanlara tasavvufun inceliklerini göstermiştir. “İnsan-ı kâmil” olmanın, Hakk’a ulaş- manın, hakikate kavuşmanın yollarını öğrencilerine öğretmiş; bilgilerini müritlerine anlatarak onlara tasavvufu sevdirmiştir. Öğrettiği tarikat adab ve erkânına uymalarını, mürşitlerinden talep ederek de, tasavvufu, kuşaklar boyunca sürdürülebilecek bilgiyle donatmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin çevresine toplanan halk, onun kişiliğinden ve gönülleri aşkla, insan sevgisiyle dolduran tasavvuf anlayışından etkilenerek İslâm’a yönelmişlerdir (Öcal, 2000). Bektaşilik Hacı Bektaş Veli’nin ortaya koyduğu görüş ve düşünceler etrafında sistemleşen bir tarikat anlayışıdır. Osmanlı döneminde popüler hale gelmiş olan Bektaşiliğin Türk halk kültürü ve sosyal hayatı içinde önemli bir yeri vardır. Bu anlayışın ritüellerinde eski Türk inançlarından izlere rastlamak mümkündür (Özcan, 2002). Bektaşilerin insan doğasına bakışları olumludur. Bu açıdan görüşleri öncülü- ğünü Abraham Maslow ve Carl Rogers’ın yaptıkları insancıl psikoloji paradigmalarıyla paralellik göstermektedir. Maslow, bireyin doğuştan gelişme potansiyeline sahip olduğunu ve kendini gerçekleştirme çabası içinde bulunduğunu belirtir. Geliştirdiği hiyerarşik yapı içinde, kişisel gelişimin belli ihtiyaçların tatmin edilmesiyle ger- çekleştiğini belirtir. Bektaşilikte de insan gelişimi bir süreç olarak kabul edilir. Ham Ervâh’tan (çiğlik/hamlık) yola çıkan insan, dört kapıdan (şeriat, tarikat, marifet, hakikat) geçtikten sonra, insan-ı kâmil (olgun insan) haline gelir (Savaşçı, 2004: 23-42). Her iki yaklaşım da bu süreçlerin insan egosunu olgunlaştırdığını, uyumu kolaylaştırdığını ve bireyi psiko-sosyal olarak güçlendirdiğini vurgular. Bektaşilik ve insancıl psikoloji yaklaşımları; insana dönük koşulsuz, kabul, içtenlik, saygı, empati TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 111 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ ve değer verme kavramları üzerinde temellendirilir. Daha spesifik olarak bakıldığında, Bektaşilikte insanlara eşit gözle bakılır, Müslim ve gayri Müslim farkı gözetilmez. Kişiler arası ilişkilerde insanlara acıma ve şefkat telkin edilir. Zorlama ve şiddetten kaçınma tavsiye edilir. Yaşanan olaylarla ilgili değerlendirmeler yapılırken, doğru, iyi ve güzel öğretilmeye çalışılır (Özcan, 2002). Bektaşilik ortaya çıktığı ve geliştiği coğrafyada toplum yapısı ve kurumları üzerinde etkili olmuştur. Osmanlı ordusundaki yeniçeri sınıfı arasında yaygın gözlenmesi ve Ahilik sistemi ile ilişkileri bu etkilere örnek verilebilir. Bektaşiliğin etkili olduğu en önemli coğrafyalardan biri Balkanlardır (Kökel, 2007). Balkan Bektaşileri Arnavutluk, Makedonya, Kosova, Bulgaristan, Yunanistan, Türkiye gibi ülkelerde dağınık bir şekilde yaşamaktadır (Kotle, 2010). Bektaşiliğin güçlü ve zengin bir edebiyatı vardır. Bu bağlamda Bektaşi şiirleri sözlü gelenek içinde nesilden nesile aktarılmıştır. Şiir Bektaşi anlayışının en yaygın şekilde işlendiği edebi üründür. Bektaşiler ayinlerinde olduğu gibi şiirlerinde de Türkçeyi kullanırlar. Şiirin yanında resim sanatının da Bektaşilikte kendine özgü bir yönü ve gelişimi vardır. Türk sosyal hayatı içinde Bektaşilerin kendilerine özgü kişilik ve kimlikleri vardır (Özcan, 2002). Bektaşiler zeki, bilgili, hazır cevap, sağduyu sahibi ve nüktedandırlar. Bektaşi fıkraları nüktedanlığın, olaylara hoşgörüyle bakmanın ve mizahi bakış açısının en önemli göstergeleridir. Bu fıkralar Bektaşi kültürü içinde oluşmuş- tur. Bektaşi fıkraları, Türk toplumunda dinî inanç ve anlayışlarıyla ve buna bağlı olarak dünya görüşleriyle, düşünce ve davranışlarıyla Sünnilerden farklı bir grubu temsil ederler. Bektaşi tipinin şekillenmesi, birey olarak topluma karışması, bir grubu oluşturan bireylerin ortak özelliklerinin belli bir yapı içinde yoğrulması ve tipleşmesiyle ilişkilidir. Ortaya çıkan tipin fiziksel ve ruhsal yapıya karışması ve sanki yaşamış bir kimliğe dönüşmesi, bu ortak anlayışın sonucudur (Boratav, 1971: 4-5). Bektaşilik ve onunla ilintili Alevilik kavramları günümüze dek Türk toplumu içinde sürekli tartışma konusu olmuştur. Bektaşilik ve Alevilik arasında bazı farklar olsa da bunlar toplum tarafından aynı görülmektedir. Bektaşilik ve Alevilik bazı çevrelerce bir kültür, bazılarınca bir mezhep hatta kimilerince bir din olarak görülmekte ve bu durum da tartşmaların odağını oluşturmaktadır (Koçak, 2013). Günümüzde Alevilik-Bektaşilik kavramlarının ayrı kullanılması neredeyse imkânsızdır. Aleviliği ve Bektaşiliği bugün gelinen noktada birbirinden bağımsız olarak ele almak tarihsel ve sosyolojik açıdan mümkün görünmemektedir (Azar, 2005). Tarihi bilgilerin eksikliği, bakış açılarından kaynaklanan farklılıklar ve yanlış değerlendirmeler, günlük yaşamda Bektaşilikle ilgili yanlış algılamalara yol açmış- tır. Hatta bununla kalmamış aynı zamanda, Bektaşilikle ilgili yazılan bazı eserleri de olumsuz görüşlerle doldurmuştur (Aytaş, 1999). Sosyal değerleri temsil eden keli- TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 112 melerin bireyler tarafından farklı kavramsallaştırılması, toplumda duygu ve düşünce birliğinin sağlanmasını zorlaştırır. Kelimelere değişik anlamların yüklenmesi, özellikle inanca bağlı kavramlar konusunda belirgin algılama farklılıklarına yol açar. Bektaşilik de bireyler tarafından farklı şekilde kavramsallaştırılan inanç kavramlarından biridir (Duman, 2011). Bektaşilikle ilgili kavramsal yapılar, sosyal bilişsel-süreçler içinde oluşmaktadır. Erken yaşlarda oluşmaya başlayan kavramsal yapılar, zihinsel şemaların yapısını etkilemektedir. Şemalar dış dünyadan gelen bilgileri algılama ve anlamlandırmada seçici olabilmektedir. Bu perspektiften bakıldığında, Alevi-Bektaşi inancıyla ilgili bilgilerin yapılandırılmasında ve tutuma dönüştürülmesinde bazı sü- reçlerin etkili olduğu görülmektedir. Bu tür bilgiler, içinde yaşanılan toplum ve buna bağlı informal öğrenme süreçleri ya da öğretim kurumları vasıtasıyla kazandırılabilir. İnformal öğrenme süreçleri ve planlı öğretim programları Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili kavramların bireyler tarafından nasıl algılandığı üzerinde etkilidir. Planlı müdahalelere açık olmaması nedeniyle, informal öğrenmelere yol açan sosyalbilişsel süreçler üzerinde tartışma yapmanın belli kısıtlıkları vardır. Ancak ülkemizin sosyal bir gerçeği olan Bektaşilik inancının eğitim öğretimde hangi statüde konu edileceği, tartışılması gereken bir durum olarak görülmektedir (Yılmaz, 2009). Genel olarak bakıldığında Alevi-Bektaşi kültürünün geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması hususlarında ortaya konan politikalar yetersiz olarak değerlendirilmektedir. Bu bağ- lamda Türkiye’de yapılan kalkınma planları kapsamında da Alevilik ve Bektaşilikle ilgili programlara yeterince yer verilmediği bilinmektedir (Talas, 2010). Son yıllarda özellikle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi bağlamında yapılan tartışmalar, Alevi-Bektaşi inancının farklı kademelerdeki öğretim programlarında nasıl yer alacağı ya da yer alıp almayacağı konusunu gündeme getirmektedir. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitabı 2006 yılında yeniden hazırlanarak 2007-2008 yılında itibaren okullarda okutulmaya başlanmıştır. Hazırlanan kitaplarla Alevi-Sünni gö- zetmeksizin tüm öğrencilerin din ve ahlak konusunda bilgilendirilmeleri hedeflenmekteydi. Buna rağmen Türkiye’de ilk ve ortaöğretim kurumlarında zorunlu olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin Alevi yurrtaşların bir kısmı tarafından eleştirildiği bilinmektedir. Bu eleştiriler genelde ders içeriğinin sünnilik ile ilgili bilgilerden oluşması, dersi okutanların sünni kültür ve inanca sahip olmaları, dersin işlenişi esnasında yanlı bilgilere yer verilmesi, öğretmenlerin Alevilik konusunda yeterli birikime sahip bulunmamaları ve Alevi öğrencilere ön yargıyla yaklaşılması gibi konulara dönüktür (Yılmaz, 2009). Alevilik-Bektaşilikle ilgili öğretimin gerçekleş- tirildiği kademelerden biri ortaöğretimdir. Ortaöğretimdeki bazı ders kitaplarında Bektaşilikle ilgili bilgilere (ör. Ortaöğretim Türk Edebiyatı 10. Sınıf ders kitabı MEB 2009) yer verilmektedir. Ancak derin anlamlar içermesi nedeniyle eğitim aşamalarında tasavvuf kavramlarının öğretiminde zorluklar yaşanmaktadır (Bayrak Cömert, 2011). Milli Eğitim Bakanlığı ve özel yayınevleri tarafından basılmış ve 2009-2010 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 113 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ eğitim öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından okullara dağıtılan ilk ve ortaöğretim kitaplarının içerikleri incelenmiştir. Taranan 34 kitaptan dokuzunda, 10 programdan yedisinde Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili konulara değinildiği saptanmıştır. Bu bilgilerin genel olarak Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi ders kitabında yer aldığı, buna karşı Türkçe, Sosyal Bilgiler, Halk Kültürü, Tarih, Türk Edebiyatı, Sosyoloji, Felsefe program ve ders kitaplarında yeterli bilginin verilmediği tespit edilmiştir (Bektaş Öztaşkın, 2012). Türkiye’de Bektaşilik ve Hacı Bektaş Veli bağlamında yapılmış pek çok çalış- ma vardır. Bu çalışmaların çoğu tarih, din, kültür, edebiyat vb alanlarıyla sınırlıdır. Bu çalışmaların çoğunda tarihsel süreç içinde Bektaşiliğin doğuşu, gelişimi, yayılması, dini ve sosyal yaşama etkileri vb konular üzerinde durulmuştur. Oysa halen birey ve toplum davranışları üzerinde etkili bir öğreti olan Bektaşiliğin ve Hacı Bektaş Veli’nin eğitim, psikoloji ve sosyoloji araştırmacılarınca yeterince incelendiği söylenemez. Ülkemizde Bektaşiliğin ve Hacı Bektaş Veli’nin toplumda nasıl algılandığı ile ilgili konularda ancak son zamanlarda bazı araştırmalar yapılmaktadır. Bu çalışmaların bir kısmı toplumun geneline (ör.Işık vd., 2010), bir kısmı ise üniversite öğrencilerine dönüktür (ör. Çiftçi, 2011). Üniversite öğrencilerinin Hacı Bektaş Veli ve Bektaşikle ilgili algı ve bilgi düzeyleri üzerinde daha önce bazı araştırmalar yapılmıştır. İmik Tanyıldızı (2011) Hacı Bektaş Veli’nin medya aracılığıyla üniversite öğrencilerinde tanınırlık düzeyini belirlemeye çalışmıştır. Çiftçi (2011) farklı bölüm ve programlarda okuyan öğrencilerin Hacı Bektaş Veli’yi tanıma düzeylerini incelemiş ve tutumlarını tespit etmek amacıyla bir ölçek geliştirme çalışması yapmıştır. Okur (2012) sadece eğitim fakültesinde ve birinci sınıfta öğrenim gören öğrencilerin Bektaşilik ve Hacı Bektaş Veli ile ilgili bilgi düzeylerini incelemiştir. Bizim çalışmamızda ise eğitim fakültesinde öğretmenlik eğitimlerini tamamlamış öğretmen adayları örneklem grubu olarak belirlenmiştir. Çalışmamız bu anlamda Okur (2012) ve Çiftçi’nin (2011) araştırmalarından farklılaşmaktadır. Bu araştırmada entelektüel gelişim açısından belli bir düzeye gelmiş oldukları düşünülen ve planlı öğretim içeriklerini öğrencilere aktarma görevini yerine getirecek olan öğretmen adaylarının, Türk Kültürünün temel şahsiyetlerinden biri olan Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik ile ilgili temel bilgi ve tutumları incelenmeye çalışılmaktadır. 2. Yöntem 2.1. Araştırmada Kullanılan Yöntem İlişkisel desene dayalı olan bu çalışmada değişkenlerin tanımlanması ve değişkenlere dayalı olarak ortaya çıkan farklılıkların incelenmesi amaçlanmaktadır (Barker vd., 2002, s.140). TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 114 2.2. Araştırmanın Evreni ve Örneklem Seçimi Bu çalışmada uygun örnekleme (convenience sampling) tekniği kullanılmıştır. Uygun örnekleme; zaman, para ve iş gücü açısından var olan sınırlılıklar nedeniyle örneklemin kolay ulaşılabilir ve uygulama yapılabilir birimlerden se- çilmesidir (Fraenkel vd., 2012). Bu durum sonuçların genellenmesi açısından bir sınırlılık oluşturabilir. Buna rağmen örneklemin doğasından kaynaklanabilecek bu tür sınırlılıklar veriler analiz edildiğinde istatistiksel olarak kontrol altına (Barker vd., 2002, s.183) alınmaya çalışılmıştır. Araştırmanın örneklemini Trabzon’da bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fatih Eğitim Fakültesi son sınıf öğrencileri oluşturmaktadır (N=245). Çalışmaya katılanların yaşları 23 ile 31 arasında değişmektedir (Ort=23.33, Ss=1.46). Katılımcılarla ilgili diğer tanımlayıcı bilgiler Tablo 1’de özetlenmektedir. Çalışmaya sekiz ayrı bölümden (Türkçe’den Beden eğitimine) ve 16 ayrı öğretmenlik programından (Sınıf öğretmenliğinden Zihinsel engelliler öğretmenliğine) öğrenciler katılmıştır. Tablo 1. Demografik Değişkenlere İlişkin Tanımlayıcı Bilgiler Değişken s % Cinsiyet Kadın 162 66.1 Erkek 83 33.9 Gelir Düzeyi* 0-700 701-1250 22 71 11.4 29 1251-1850 68 27.8 1851-2650 53 21.6 2651-5560 25 10.2 Yerleşim Yeri Köy 51 20.8 Kasaba 9 3.7 İlçe 80 32.7 Şehir 105 42.9 Karadeniz 123 20.2 Doğu Anadolu 12 4.9 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 115 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ Ailenin Yaşadığı Bölge Güneydoğu Anadolu 12 4.9 Akdeniz 21 8.6 Ege 17 6.9 İç Anadolu 35 14.3 Marmara 25 10.2 Anne Eğitim Durumu Okuryazar Değil 20 8.2 Sadece Okuryazar 23 9.4 İlkokul 116 47.3 Ortaokul 22 9 Lise 44 18 Üniversite 20 8.1 Baba Eğitim Durumu Okuryazar Değil 3 1.2 Sadece Okuryazar 8 3.3 İlkokul 87 35.5 Ortaokul 34 13.9 Lise 55 22.4 Üniversite 58 23.7 *2012 TUİK verileri kullanılmıştır. 2.3. Veri Toplama Teknikleri ve Değerlendirme 2.3.1. Kişisel Bilgi Formu Araştırmacılar tarafından geliştirilen formda yaş, cinsiyet, ekonomik gelir dü- zeyi, anne-baba eğitim düzeyi, ikamet edilen yer gibi ifadelere yer verilmiştir. 2.3.2. Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik Bilgi ve Tutum Listesi: Bu liste Bektaşilik ve Hacı Bektaş Veli ile ilgili 26 ifadenin yer aldığı bir kontrol listesidir. Listedeki ifadeler belirlenirken ilgili literatürden yararlanılmıştır (ör. Özcan, 2002). İfadelere verilecek tepkiler; evet, hayır ve fikrim yok şeklinde belirlenmiştir. Listede yer alan ifadeler hem bilgi hem de tutum içerdiği için, Likert tipi ölçek oluşturma ve ölçeği psikometrik (geçerlik-güvenirlik) işlemlere tabii tutma uygun görülmemiştir. Ancak buna rağmen çalışmanın amacı doğrultusunda kapsam geçerliği oluşturulmaya çalışılmış ve alan uzmanlarından yardım alınmıştır. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 116 2.3.3. Verilerin Toplanması Öğrenme sürecinden kaynaklanabilecek etkileri ortadan kaldırmak amacıyla ölçek, lisans programlarından mezun olma aşamasına gelmiş öğrencilere üniversiteden ilişik kesme esnasında uygulanmıştır. Bu şekilde sınıf düzeylerinden kaynaklanabilecek etki kontrol altına alınmıştır. Veriler araçları cevaplamaya gönüllü öğretmen adaylarından toplanmıştır. Uygulama yaklaşık beş dakika sürmüş ve yüz yüze gerçekleştirilmiştir. 2.4. Veri Analizleri Veri analizleri SPSS 15.0 paket programı ile yapılmış tanımlayıcı istatistik teknikleri kullanılmıştır. 2.5. Bulgular Araştırmanı bulguları iki kısımda ortaya konmaya çalışılmıştır. İlk olarak Hacı Bektaş Veli (Tablo 2) daha sonra ise Bektaşilikle (Tablo 3) ilgili bulgular ortaya konmuştur. Tablo 2’de görüldüğü gibi öğretmen adaylarının önemli bir kısmının (%55.1) Hacı Bektaş Veli ilgili bilgi düzeyleri oldukça düşüktür. Hiç bilgiye sahip olmadıklarını belirtenlerin oranı (% 20.8), oldukça bilgili olduklarını belirtenlerinkinden (% 3.7) daha yüksek bulunmuştur. Öğretmen adaylarının sadece %21.2’si Hacı Bektaş Veli ile ilgili bir kaynak okuduklarını bildirmişlerdir. Katılımcıların % 43.7’si Hacı Bektaş Veli’yi mutassavıf olarak tanımlarken, %5.7’si devlet ve siyaset adamı olarak tanımlamıştır. Hacı Bektaş Veli’nin eserlerinden birinin adını bilenlerin oranı da son derece düşük çıkmıştır (%23.7). Eser adı sorulmadığı için verilen tepkilerde bir sınırlılığın olup olmadığı tartışmaya açıktır. Katılımcıların çoğu Bektaşiliğin kendileri için tasavvufi bir tarikatı (% 61.2), çok az bir kısmı ise İslam’dan farklı bir dini (% 3.3) çağrıştırdığını belirtmişlerdir. Tablo 2. Hacı Bektaş Veli ile İlgili Temel Bilgiler Madde s % Hacı Bektaş Veli hakkındaki bilgi düzeyiniz nedir? Hiç bilgim yok 51 20.8 Çok az bilgim var 2 55.1 Belli düzeyde bilgim var 50 20.4 Oldukça bilgiliyim 9 3.7 Hacı Bektaş Veli ile ilgili en az bir olmak üzere kaynak okudunuz mu? Evet 52 21.2 Hayır 193 78.8 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 117 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ Sizce Hacı Bektaş Veli öncelikle hangi sıfatla tanımlanır? Din adamı 46 18.8 Devlet ve siyaset adamı 14 5.7 Tarikat kurucusu ve önderi 78 31.8 Mutassavıf 107 43.7 Hacı Bektaş Veli’nin adını bildiğiniz eseri var mı? Evet 58 23.7 Hayır 187 76.3 Hacı Bektaş Veli’nin kurucusu olduğu Bektaşilik sizde neyi çağrıştırır? İslam’dan faklı bir din 8 3.3 İslam dininde bir mezhep 48 19.6 İslam dışı bir mezhep 12 4.9 Farklı bir inanç ve yaşam biçimi 22 9 Tasavvufi bir tarikat 150 61.2 Fıkralar 5 2 Tablo 3’de öğretmen adaylarının Bektaşilikle ilgili temel bilgileri özetlenmektedir. Katılımcıların çoğu Bektaşiliğin Osmanlı döneminde popüler bir Türk tarikat olup olmadığı konusunda fikir sahibi değildir (%53.9). Bektaşiliğin güçlü ve zengin bir edebiyata sahip olduğunu bilenlerin oranı %53.9’dur. Öğretmen adaylarının sadece % 41.6’sı Bektaşiliğin bir Türk tarikatı olarak öne çıktığını bilmektedir. Çalışmaya katılanların önemli bir kısmı, Bektaşilikte insanlara eşit gözle bakıldığı (% 50.2), zorlama ve şiddetten kaçınmanın tavsiye edildiği (%48.6), insanlara acıma ve şefkat telkin edildiği (% 46.9), Müslim gayrimüslim farkı gözetilmediği (% 50.6), insanlara doğru, iyi ve güzel şeylerin öğretilmeye çalışıldığı (% 55.5) bilgisine sahiptirler. Katılımcıların yarıdan fazlası Bektaşilerin mizah ve nüktedanlıkla ilgili durumları hakkında fikir sahibi olmadıklarını belirtmişlerdir. Bektaşiliğin günümüzde Alevi geleneği olarak da gözlendiğini bilenlerin oranı % 31.4’dür. Hacı Bektaş Veli’nin Türk sûfiliğinin en önemli kişilerinden biri olduğunu bildirenlerin oranı % 44.1, Bektaşiliğin Ahilikle ilişkili olduğunu bilenlerin oranı % 26.9’dur. Katılımcıların çok az bir kısmı (% 19.6) Bektaşiliğin Balkanlarda yaygın bir tarikat olduğunu bilmektedir. Bektaşilerin şiir ve ayinlerinde Türkçeyi kullandıklarını belirtenlerin oranı da sadece % 29.0’dur. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 118 Tablo 3. Bektaşilikle İlgili Temel Bilgiler Madde Doğru Fikrim Yok Yanlış s % s % s % Bektaşilik Osmanlı zamanında popüler bir Türk tarikatı olmuştur. 99 40.4 132 53.9 14 5.7 Bektaşiliğin güçlü ve zengin bir edebiyatı vardır. 132 53.9 104 42.4 9 3.7 Bektaşi şiirleri sözlü gelenek içinde aktarılmıştır. 116 47.3 107 43.7 22 9 Bektaşilik bir Türk tarikatı olarak öne çıkmıştır. 102 41.6 122 49.8 21 8.6 Bektaşilikte tüm insanlara eşit gözle bakılır. 123 50.2 113 46.1 9 3.7 Bektaşilikte zorlama ve şiddetten kaçınma telkin edilir. 119 48.6 115 46.9 11 4.5 Bektaşilikte tüm insanlara acıma ve şefkat telkin edilir. 115 46.9 119 48.6 11 4.5 İyi bir Bektaşi, davranışlarında müslim ve gayrimüslim farkı gözetmez. 124 50.6 111 45.3 10 4.1 Türk sosyal hayatı içinde Bektaşilerin kendilerine özgü kişilik ve kimlikleri vardır. 103 42.0 132 53.9 10 4.1 Bektaşilikte olaylar tenkit edilirken insanlara doğru, iyi ve güzel öğretilmeye çalışılır. 136 55.5 102 41.6 7 2.9 Bektaşiler zeki bilgili, hazır cevap nüktedan ve sağduyu sahibi insanlardır. 101 41.2 139 56.7 5 2.0 Bektaşiler olaylara hoşgörülü ve mizahi bir çerçeveden yaklaşırlar. 100 40.8 132 53.9 13 5.3 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 119 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ Bektaşilik günümüzde “Alevi” geleneği halinde de gözlenir 77 31.4 140 57.1 28 11.4 Hacı Bektaş Veli Türk sûfiliğinin en önemli kişilerinden biridir. 108 44.1 125 51.0 12 4.9 Bektaşilik Ahilik ile ilişkilidir. 66 26.9 160 65.3 19 7.8 Bektaşilik özellikle Balkanlarda yaygın olan bir tarikattır. 48 19.6 165 67.3 32 13.1 Bektaşilikte herkese ve birbirlerine yardım etmek anlayışı hâkimdir. 96 39.2 138 56.3 11 4.5 Bektaşilikte resim sanatının kendine özgü bir gelişimi vardır. 42 17.1 180 73.5 23 9.4 Bektaşi anlayışının en yaygın şekilde işlendiği edebi ürün şiirdir. 84 34.3 150 61.2 11 4.5 Bektaşiler şiir ve ayinlerinde Türkçe’yi kullanırlar. 71 29.0 162 66.1 12 4.9 3. Tartışma Araştırmadan elde edilen bulgular, bilginin taşıyıcısı ve aktarıcısı olacak olan öğretmen adaylarının Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili bilgi düzeylerinin düşük olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılanlardan dörtte üçünün Hacı Bektaş Veli hakkında belli bir düzeyin altında bilgiye sahip olması, büyük bir kısmının Türk sûfiliğinin bu önemli ismi ile ilgili kitap okumamış olması, ayrıca Hacı Bektaş Veli’yi ve Bektaşiliği tanımlamada yüksek oranlarda yanlış ya da eksik kavramsallaştırmaların gözlenmesi, öğretmen adaylarında bulunması beklenen genel kültür yeterlikleri ile örtüşmemektedir. Benzer amaca dönük olarak yapılan bazı araştırmalarda farklı sonuçlara ulaşılmıştır. Böyle bir araştırmada üniversite öğrencilerinin % 88.8’i Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve Yunus Emre’yi tanıdıklarını belirtmişlerdir. Ancak % 10’a yakın orandaki gençlerin sadece Mevlana ve Yunus Emre’yi tanıdıkları saptanmıştır. Gençlerin % 50’si bu şahsiyetlerle ilgili bilgilere internet, % 14’ü gazete-televizyon gibi araçlarla ulaştıklarını belirtmişlerdir (Tanyıldızı, 2012). Bu araştırmada araştırmacı yukarıda adları zikredilen üç önemli şahsiyetin tanınırlığını aynı ifade içinde sormuş ve cevaplayıcıdan tepki vermesini istemiştir. Aynı soru içinde üç ayrı şahsiye- TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 120 tin tanınırlığını araştırmak, ölçme mantığı açısından ciddi sınırlılıklar taşımaktadır. Çünkü aynı soruyla araştırılan bir başka cevapta, öğrencilerin sadece % 10’a yakını- nın Mevlana ve Yunus Emre’yi tanıdıkları belirtilmiştir. Oranlar arasındaki büyük farklılıkların “tanıma durumu” olarak belirtilen ifadenin son derece öznel olmasından ve kontrol edilebilirliği son derece güç olan kişisel ifadelerle ilgili kısıtlıklardan kaynaklandığı düşünülebilir. Araştırmacının aynı çalışma içinde “Gençler için Hacı Bektaş Veli’nin ne ifade ettiği” sorusuyla ortaya koyduğu ve 13 seçenekle belirttiği maddeye, katılımcılar en yüksek oranda “Bektaşilik” (% 12.8) cevabını vermişlerdir (Tanyıldızı, 2012). Ancak yine bu çalışmada “bir şey ifade etmiyor” (% 26) ve “di- ğer” (% 6) gibi kavramlar ölçülmek istenen niteliğin ölçülmesi açısından önemli bir sınırlılık teşkil etmektedir. Bizim çalışmamızda ise benzer soruya % 61.2’si tasavvufi bir tarikat adını vermişlerdir ki, bu son derece doğru bir ifadedir. Farklı bölümlerde okuyan üniversite öğrencileri üzerinde yapılan başka bir araştırmada öğrencilerin Hacı Bektaş Veli’yi yeterince tanımamakla birlikte, olumlu kanaatler taşıdıkları saptanmıştır (Çiftçi, 2011). Işık ve arkadaşlarının toplumun genelinden bir örneklem seçerek yaptıkları araştırmada Hacı Bektaş Veli Türk Toplumu tarafından Türk Kültürüne hizmet eden önemli bir şahsiyet olarak, “tasavvuf alimi” şeklinde algılanmıştır. Bu çalışmada Hacı Bektaş Veli’yi tanıma düzeyi % 95 olarak saptanmış ve yol açtığı çağrışım % 77.7 oranında olumlu olarak değerlendirilmiştir. Yukarıda “tanıma” bağlamında yaptığımız tartışma bu araştırma için de geçerlidir. Tanıma kavramı “haberdar olma” (information) düzeyinde olabildiği gibi, “bilinç düzeyinde bilgi sahibi olma” (knowledge) şeklinde de olabilir. Bu araştırmalardan elde edilecek sonuç, bunları ayırt edebilecek açıklıkta değildir. Çalışmamızdan ortaya çıkan sonuçlara göre; öğretmen adayları, Bektaşiliğin sosyal ve kültürel boyutları, kurumlara etkisi, edebi yönü, tarikatın Türk tarihi içindeki yeri, insan tabiatına ve ilişkilerine verilen önem ve Bektaşilerin nüktedanlığı konusunda yeterli bilgilere sahip değillerdir. Bu konularla ilgili çalışmaların son derece az ve dar kapsamlı olması bulgularımızı diğer araştırmaların bulgularıyla karşılaştırmayı sınırlandırmaktadır. Çalışma grubumuza benzer bir grup üzerinde yapılan araştırmada eğitim fakültesi birinci sınıf öğrencilerinin Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik konusunda genellikle yüzeysel bilgilere sahip oldukları, kendilerini konu ile ilgili görenlerin dahi temel bilgilerde yetersiz oldukları görülmektedir (Okur, 2012). Bu çalışma ile bizim çalışmamız bazı parametreler açısından karşılaştırılabilir niteliktedir. Okur’un (2012) çalışması daha geniş bir örneklem grubu üzerinde yapılmıştır. Öğrencilerin tümü birinci sınıfta oldukları için bir bakıma orta öğretim kurumlarında Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili edindikleri kazanımlar test edilmiştir. Bizim çalışmamızda bu kazanımların üzerine dört yıllık üniversite yaşantıların da eklendiği hesaba katılmıştır. Ancak görülmektedir ki dört yıllık öğretmenlik TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 121 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ eğitimi, öğrencilerin Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili bilgileri üzerinde manidar bir değişikliğe yol açmamaktadır. Öğretmen eğitiminde alan eğitimi, öğretmenlik meslek bilgisi ve genel kültür alanı ile ilgili bilişsel, duyuşsal ve psikomotor becerilerin kazandırılması hedeflenmektedir. Ancak eğitim fakültesi ders türleri ve içerikleri incelendiğinde Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili konu içeriklerinin bulunmadığı görülmektedir. Yapılan incelemede bu bilgilerin çok kısıtlı olarak Türkçe öğretmenliği programında Türk Halk Edebiyatı ve sınıf öğretmenliği programında Din Kültü- rü ve Ahlak Bilgisi dersler içinde sunulabileceği ancak bunun da seçilen kaynaklara bağlı olarak değişebileceği tespit edilmiştir. Öğretmenlik programlarının 2006 yılında YÖK tarafından standart hele getirilmiş olması, bu durumun tüm eğitim fakülteleri için genellenebilir olduğunu göstermektedir. Öğretmen adaylarının nitelikli birer meslek mensubu olmaları için belli alan yeterliklerine sahip olmaları beklenir. Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik bağlamında düşünüldüğünde program içeriklerinin yetersiz olduğu söylenebilir. Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik hakkında bilgi sahibi olma kaynaklarından biri de Bektaşi fıkralarıdır. Öğretmen adaylarının çok az bir kısmı Bektaşiliğin fıkraları çağrıştırdığını belirtmişlerdir. Bu bulgu Bektaşiliğin salt fıkralara indirgenerek algı- lanamayacağının görülmesi açısından anlamlıdır. Katılımcılar belli düzeyde de olsa mizaha yatkınlık ve nüktedanlık bakımından Bektaşilik hakkında bilgi sahibi olduklarını belirtmişlerdir. Benzer amaca dönük olarak yapılan araştırmada Çiftçi (2011) de üniversite öğrencilerinin Bektaşi fıkrası bilme düzeylerinin düşük olduğunu saptamıştır. Yapılan araştırmalar Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili bilgilerin farklı öğretim kademelerinde yeterli düzeyde verilmediğini göstermektedir. Toplumun genelinde yapılan araştırmalar da Hacı Bektaş Veli’nin tanıtılması için yapılan çalışmaların yetersiz olduğunu ortaya koymuştur (Işık vd., 2010). Böyle bir durum hem Bektaşilikle ilgili bilgilerin kazanılmasını engellemekte hem de sosyal öğrenme süreçleri yoluyla kazanılmış çarpık bilgilerin değiştirilmesine mani olmaktadır. Kuş- kusuz Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili bilimsel araştırma yapanların görüşleri arasında da farklılıklar bulunabilir. Hatta başka ülkelerde yazılmış eserler (ör.Almanya) incelendiğinde de Bektaşilikle ilgili farklı ve çelişkili tanımlamaların yapıldığı gö- rülebilir (Koçak, 2013). Bu bilimsel bakış açısının doğal bir sonucudur. 4. Sonuç Bu araştırmanın sonucu farklı alanlarda yeterlikler kazanması beklenen öğ- retmen adaylarının, Türk sûfiliğinin en önemli kişilerinden biri olan Hacı Bektaş Veli ve kurucusu olduğu Bektaşilik hakkında yeterli bilgi düzeyine sahip olmadıklarını göstermektedir. Daha spesifik olarak değerlendirildiğinde öğretmen adaylarının öğretmen adaylarının Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili olarak yeterince kaynak TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Hikmet YAZICI 122 okumadıkları, Hacı Bektaş Veli’nin sıfatını tanımlamakta yetersiz kaldıkları ve eserlerinden haberdar olmadıkları gözlenmektedir. Sonuçlar “insanlara eşit gözle bakma, davranışlarında Müslim, gayri Müslim farkı gözetmeme, iyiyi ve doğruyu öğretme” gibi Bektaşi tutumların daha yüksek düzeyde bir farkındalık oluşturmuş olduğunu göstermektedir. Buna karşı “Bektaşiliğin resim sanatı, Balkanlarda yaygın bir tarikat olması, Ahilik ile ilişkisi ve günümüzde Alevi geleneği halinde” gözlenmesi gibi özelliklerle ilgili bilgi düzeylerinin son derece düşük olduğu saptanmıştır. Böyle bir sonuç, öğrencilerin bilişsel, duyuşsal ve davranışsal gelişimlerine yön verecek olan öğretmen adaylarının Türk Kültürü ile ilgili bilgi birikiminin eksik olduğunu göstermektedir. Öğretmen adaylarının performans odaklı bir eğitime yönelmesi ve bir an önce mesleğe atanma çabası içine girmesi, süreç odaklı nitelikli öğrenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Böyle bir tablo muhtemelen bu araştırmanın konusu olan Hacı Bektaş Veli, Bektaşilik ya da benzeri konularda bilgi sahibi olmayı öncelikli bir durum olmaktan çıkarmaktadır. Bu araştırmanın belli sınırlılıkları vardır. Örneklemin sayıca olması bunlardan biridir. Diğer bir sınırlılık Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilikle ilgili araştırmaya dayalı çalışmaların az sayıda yapılmış olmasıdır. Bu araştırmada katılımcılara inanç yönelimleri (Sünni-Alevi) soru sorulmamıştır. Dolayısıyla bu yönelimin sonuçlar üzerinde etkili olup olmadığı kontrol edilmemiştir. Ortaya koyduğu temalar bakımından Bektaşilikle ilgili bilgi kaynaklarından temelde eğitim olmak üzere, davranış bilimlerinin farklı alanlarında yararlanılması gerektiği düşünülmekte ve bu bağlamda disiplinler arası çalışmaların yapılması önerilmektedir. Kaynakça AKARPINAR, R., vd. (2012). Tekke-Tassavuf Edebiyatı (Ed. M.Öcal OĞUZ) Türk Halk Edebiyatı. Ankara: Grafiker Yayınları. AYTAŞ, G. (1999) Bektaşi Kız adlı roman hakkında bazı tespitler. Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 11: 53-90 AZAR, B. (2005). Benzerlik ve farklılıklar ekseninde Alevi-Bektaşi inançları üzerine bir de- ğerlendirme. İlahiyat Fakültesi Dergisi, 10: 81-87. BARKER, C., Pistrang, N. ve Elliot, R. (2002). Research methods in clinical psychology (2nd ed.). Chichester: John Willey & Sons. BAYRAK CÖMERT, Ö. (2011). Hacı Bektaş Veli’ye ait eserlerden hareketle Alevilik ve Bektaşilik kavramlarının algılanma esasları. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 60: 313-334. BEKTAŞ ÖZTAŞKIN, Ö. (2012). Öğretim programları ve ders kitaplarında Hacı Bektaş Veli ve Bektaşilik. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 61: 245-272. BORATAV, P. N. (1970). Bektaşilik ve Bektaşi Fıkraları üzerine birkaç söz. Bektaşi dedikleri, İstanbul. ÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 123 ÖĞRETMEN ADAYLARININ HACI BEKTAŞ VELİ VE BEKTAŞİLİKLE İLGİLİ TEMEL BİLGİ VE TUTUM DÜZEYLERİ ÇİFCİ, S. (2011). Bir grup yükseköğretim öğrencisinin Hacı Bektaş Veli’yi tanıma düzeyleri ve Bektaşilik hakkındaki tutumları. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 57: 225-244. DUMAN, A. (2011). Kavram ve kavramlaştırma açısından Alevilik ve Bektaşilik. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 60: 105-112. DURAN, H. (2010). Velayetname’ye Göre Hacı Bektaş Veli, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi 55: 129-138. FRAENKEL, J. R., Wallen, N. E. ve Hyun, H. H. (2012). How to design and evaluate research in education (8th ed.). New York: Mc Graw Hill. IŞIK, M., vd. (2010). Türk Toplumunda Hacı Bektaş Veli algısı üzerine bir çalışma. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 55: 173-192. İMİK TANYILDIZI, N. (2011). Türk Kültürünün gençlere tanıtımında medyanın rolü: Hacı Bektaş Veli, Mevlana ve Yunus Emre üzerine bir araştırma. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 59: 101-117. KOÇAK, M. (2013). Alman kaynaklarında Bektaşilik-Alevilik. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 65: 237-250. KOTLE, T. (2010). Arnavutluk-Balkanlar’da Bektaşilik. TURAN-SAM, 5: 24-27. KÖKEL, C. (2007). Bulgaristan’da yaşayan Alevilik ve Bektaşilik üzerine. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 43: 1-17. OKUR, A. (2012). Hacı Bektaş Veli ve ilgili kavramların tanınabilirlik/algısı üzerine bir araştırma ve öğretim programlarındaki (MEB) durumu. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 64: 199-218. ÖCAL, D. (2000). Hacı Bektaş Veli üzerine Türkiye ve uluslararası alanda yapılan çalışmalara genel bir bakış. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 13:115-121. ÖZCAN, H. (2002). Bektaşiliğin sosyo-kültürel çevresi. Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 22:141-148. SAVAŞÇI, Ö. (2004). Alevi-Bektaşi inancının temel kavramları. Alevilik (Yay. Haz. İsmail Engin, Havva Engin). İstanbul: Kitap Yayınevi. TALAS, M. (2010). Türkiye’de kültür politika ve planlamalarında Alevilik Bektaşilik meselesi. Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 56: 29-38. YILMAZ, H. (2009). Alevilik-Sünnilik açısından Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersleri. CÜ İlahiyat Fakültesi Dergisi, 13:189-209.

Reklamlar

MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK

Kıbrıs tarihinde Alevilik konusu birçok kez tartışmaya konu olmuştur. Bu çalışmada Kıbrıs’ın Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1571’de fethinden sonra 1572’de adaya yapılan göçerimlerin Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışı üzerindeki etkileri farklı savlara göre incelenmiştir. Bir kesim Kıbrıslı Türklerin Alevi kökenli olduğunu savunurken diğer kesim Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışı üzerinde Alevlilğin etkilerini mistik sıçramalar olarak değerlendirmektedir. Bir başka görüş ise tarih boyu siyasi tutumların Kıbıslı Türklerin Müslümanlık anlayışını şekillendirdiğini öne sürmüştür. Ardından Kıbrıs açısından tartışmalı Alevilik konusunun, Kuzey Kıbrıs yazılı basınının en çok takip edilen üç gazetesinde ele alınış şekli ve nasıl bir haberleştirme pratiği gördüğü incelenmiştir. Öncelikle Alevilik konusunun basın gündeminde yer alış şekli incelenmiştir. Konuya ilişkin haberlerin basın genel yayın politikası doğrultusunda haberleştirilme şekline bakılmıştır. İki buçuk yıllık elektronik arşiv taraması sonucu Alevilikle ilgili çıkan haberler içerik analizi vasıtasıyla nicel ve nitel olarak incelenmiş ve bu haberlerden çıkarılabilecek anlamlar üzerine düşünülerek günümüzde Aleviliğin Kuzey Kıbrıs’taki ahvali anlaşılmaya çalışılmıştır. Haberler medya, iktidar ve din üçgeninde okunmuştur. Anahtar Kelimeler: Alevi, Kıbrıslı Türk, Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs’ta Alevilik, medya, iktidar, din ALEVISM IN NORTH CYPRUS IN THE TRIANGLE OF MEDIA, GOVERNMENT AND RELIGION Abstract In the history of Cyprus, the issue of Alevism has been the subject of debate many times. This study examines the different arguments in understanding the Islam of Turkish Cypriots after the conquest of Cyprus in 1571 by the Ottoman Empire of the Turkish Cypriots migration in 1572. As a section of the Turkish Cypriots defend that they are Alevi in origin, the other section of Turkish Cypriots understanding of Islam is influenced by an impact of mystical ascendancy. In another opinion, Turkish Cypriots have put forward that the understanding of Islam was shaped by the political atitudes throughout history. Following, is the examination of controversial Alevism on how the press of North Cyprus’ three most widely followed newspapers have handled and shown the practice of communication from the perspective of Cyprus. Primarily, how the press have situated the agenda of Alevism is examined. The * Dr., Yakın Doğu Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler Bölümü, Lefkoşa/Kıbrıs, nuran_oze@yahoo.com DOI:10.12973/hbvd.72.135 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 126 manner of reporting news were examined in the direction of the general editorial policy of the media with the news related to the subject. The result of two and a half years of scanning electronic archive reports on the Alevi, the present mind on understanding the affairs of Alevism influencing factor in North Cyprus has been attempted by a means of quantitative and qualitative content analysis, examining the meanings that can be inferred from the news. The news was read in the triangle of media, government and religion. Key Words: Alevi, Turkish Cypriot, Cyprus, North Cyprus Alevis, media, power, religion Giriş Adada yaşayan Kıbrıslı Türklerin dini, dine yaklaşımı, inançlarını yaşayış hali bugüne değin birçok kez Türkiye basınında çıkan haberler vesilesiyle gerek Kıbrıs’ta gerekse Türkiye’de tartışma sebebi olmuştur. Kıbrıslı Türkler, Türkiye’deki muhafazakâr eğilimli siyasi kişiler tarafından birkaç kez dinsiz imansız, maneviyatı eksik olmakla itham edilmişlerdir1 . Hâlbuki Kıbrıslı Türklerin dine bakış açısı ve sahip oldukları manevi değerleri anlamlandırmak, basmakalıp düşüncelerden uzaklaşıp bazı temel kaynakları okuyarak Kıbrıslı Türklerin tarihi, sosyal ve politik geç- mişlerini öğrenmekle mümkündür. Kıbrıs, bulunduğu coğrafi konum dolayısıyla yüzyıllar boyu farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, dolayısıyla çeşitli kültürel pratiklerce şekillenmiş bir toplumsal yapıya sahiptir. Tarih boyu ada putperestlikten Yahudiliğe, Hristiyanlıktan Müslümanlığa2 birçok farklı dini inancı taşıyan toplumları bünyesinde barındırmış- tır. Kıbrıs’ta Müslümanlığın yayılmasıyla ilgili kırılma noktası Osmanlıların 1571’de adayı fethetmesidir. Ancak adaya iki ayrı dönemde Müslüman Türk nüfusu aktarılmıştır. Birincisi Osmanlıların adayı 1571’de fethi sonrasında 1572’de göçerilen, ikincisi ise 1974 savaşı sonrası adaya göç etmesi teşvik edilen Müslüman Türklerdir. Kıbrısla ilgili göç konusu gündeme geldiğinde, 1974 sonrası olan dönem her daim ön plana çıkmakta ve adanın fethiyle birlikte Kıbrıs’a Anadolu”dan göçerilmiş insanlar geri plana itilmektedir. Hâlbuki Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin Müslümanlık anlayışının şekillenmesinde adaya 1572’de planlı bir şekilde Anadolu’dan göçerilen insanların ve fetih için yeniçerilerle birlikte gelip adada kalan sufilerin etkisi vardır. Toplumlarda dini inanç anlayışlarının şekillenmesi uzun zaman almaktadır. Her daim ön plana çıkarılan 1974 olayları ise adaya ilk göçerimlerin yapılmasından dört yüz sene sonra gerçekleştirilmiştir. 1974 sonrası adaya göç etmesi teşvik edilen insanların da Kıbrıs’taki Müslü- manlık anlayışı üzerinde etkileri bulunmaktadır. 1974’de Kıbrıs’a Türiye’den meydana gelen göç adada yaşanan savaş dolayısıyladır. Yunan Cuntası Kıbrıs Rum’larıyla işbirliği içerisinde Enosis3 amacıyla darbesine karşılık Kıbrıs Türklerinin garantör TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 127 ülkesi olan Türkiye’nin 20 Temmuz 1974 Askeri Harekâtı sonrasında ada ikiye bö- lünmüştür. 1974 sonrası Türkiye’den göç eden4 insanlar doğal olarak Kıbrıs’taki Kıbrıslı Türk sosyo-kültürel yapısını zaman içinde değiştirmiştir hatta göç eden insanlar da Kıbrıslı Türklerin dine bakış ve inançlarını yaşayış şekillerinden etkilenmiştir. Çalışmada ilk önce İslamiyetin adada geçerli dinlerden biri olması, bunun Alevilikle ilişkisi ve Kıbrıslı Türklerin dini kavrayışları üzerindeki etkisi anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu konuyla ilgili ilk kısım literatür taraması ve yüzyüze görüşmelerden elde edilen veriler doğrultusunda hazırlanmıştır. İkinci bölümde Alevilikle ilgili yazılı basının tavrını algılamak için bir araştırma yapılmıştır. İlk etapta Kıbrıs Türk medyasının genel hali ve medyanın toplum üzerindeki etkileri çalışmayı ilgilendiren yönleriyle incelenmiştir. Ardından 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 arasındaki zaman aralığını kapsayan iki buçuk yıllık yazılı basın arşiv taraması elektronik ortamda yapılmıştır. Niteliksel ve niceliksel açıdan gerçekleştirilen içerik analiziyle konuya iliş- kin bulunan haberler değerlendirilmiştir. Analiz için ulusal yayın yapan üç günlük gazete seçilmiştir. Bunlar, Kıbrıs, Havadis ve Yenidüzen gazeteleridir. Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs genelinde en yüksek okunma oranına5 ve en yüksek tiraja6 sahip gazetedir. Kıbrıs, Kuzey Kıbrıs’ta Asil Nadir tarafından kurulan tecimsel bir gazetedir. Kurulduğu 1989 yılından itibaren en yüksek okunurluluk oranıyla ilk sırayı açık ara elinde tutmaktadır. Havadis ve Yenidüzen, Kıbrıs’tan sonra en yüksek okunurluluk oranına sahip diğer iki gazetedir. Havadis, Kıbrıs’tan ayrılan Başaran Düzgün ve Hüseyin Ekmekçi tarafından kurulan özel sermayeli ve şu anda hükümet koalisyonundaki büyük ortak olan Cumhuriyetçi Türk Partisi’ne (CTP’ye) yaptığı yayınlarla muhalefet eden bir gazetedir. Yenidüzen ise CTP’nin resmi yayın organıdır ve Kıbrıs Türk basın tarihinde önemli yere sahip parti gazeteciliğine güzel bir örnektir. Nasıl ki kültürel çeşitlilik bir toplumu daha zengin kılıyorsa, medyadaki çeşitlilik de haberleri farklı bakış açılarıyla görmeyi sağladığından Kuzey Kıbrıs’ta okunurluluk oranı en yüksek üç gazete incelenmiştir. 1 Ocak 2010 – 30 Haziran 2013 tarih aralığında Kıbrıs, Havadis ve Yenidü- zen gazetelerinin elektronik arşivlerinden Alevi, Pir Sultan Abdal, Hacı Bektaş-i Veli anahtar kelime olarak taranmasıyla elde edilen veriler toplanmış ve elde edilen verilere niceliksel ve niteliksel içerik analizi uygulanmıştır. “İçerik analizi, insan ileti- şiminin evrensel özelliklerini, uygulamalarını, sebep ve sonuçlarını açıklamak için kullanılmaktadır” (Anderson, 1987: 89). Araştırma kapsamında aranan kelimeler kapsamında 58 habere ulaşılmış, hazırlanan kodlama kitabı çerçevesinde ele alınan değişkenler yardımıyla haberler kodlanmıştır. Alevilikle ilgili çıkan haberler, Alevi STÖ’lerle ilgili çıkan haberler ve Alevi STÖ’leri hakkında çıkan haberlerin konulara göre kategorilendirilmeleri tablo, pasta ve sütün grafikleri ile ifade edilerek Kuzey Kıbrıs medyasında Alevilik başlığı altında incelenmiştir. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 128 1. 1572 Göçü: Alevilik ve Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık Anlayışı Üzerindeki Etkileri Kıbrıs’ta yaşayan Müslümanlar arasında bilhassa Kıbrıslı Türklerin Müslü- manlık anlayışı dini açıdan özgürlükçü bir tutumla özdeşleşmektedir. Bu konu çok kez tartışmalara sebebiyet vermesine rağmen, tartışmayı ortaya çıkaranlar Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışını idrak etmeye çalışmaktan ısrarla kaçınmışlardır. Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışı ve dini inançları konusunda yapılan çalışmalarda ortaya atıl farklı görüşler bu çalışmada incelenmiştir. Beratlı, Kıbrıslı Türklerin tümünün kökenini; Kıbrıslı Türk kimliği, Kıbrıs’ta Bektaşilik, Kıbrıslı Türklerin tarihiyle ilgili araştırmaları bağlamında Aleviğe bağlamaktadır. Ancak bu yazar görüşlerinden dolayı çokça eleştirilmiş ve defalarca marjinal bir iddiada bulunmakla itham edilmiştir. Hatay (2006: 61) ise, ‘Kıbrıslı Türklerde Mistik İnanç Sıçramaları (1571- 1878)’ adlı çalışmasında Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışına “bugüne kadar, Kıbrıslı Türklerin dini açıdan niye bu kadar liberal, hatta ‘agnostik’ oldukları” sorusuna ‘Halk İslamı’ ve dinin mistik biçimi olan ‘tasavvuf ’la yani Tekke İslamı’nın etkileriyle bir açıklama getirmeye çalışmıştır. Uzun Yıllar KKTC Diyanet İşleri Başkanlı- ğı yapan, Kuzey Kıbrıs’taki ilk İlahiyat Fakültesi Kurucu Dekanı Suiçmez (2013) ise Kıbrıs Müslümanlığını ağırlıklı olarak ‘Deist İslam’ kavramıyla değerlendirmektedir. Suiçmez, Kıbrıs’taki Müslümanlık anlayışının şekillenmesini Kıbrıs’ta tarih boyu çeşitli vesilelerle dinin siyaseten bilinçli bir şekilde baskılanmasıyla açıklamaktadır. Kıbrıs Adası Osmanlı İmparatorluğu tarafından 1571’de feth edilmiş “böylece Kıbrıs Osmanlı mülkünün bir parçası haline gelmiş ve Dârül-İslâma iltihak etmiş”tir (Ateşin, 1996: 63). Kıbrıs’ın 1571’de Osmanlı tarafından feth edilmesinin hemen ardından “Osmanlılar tarafından bazı kiliseleri (daha çok katolik kiliseleri) camiye dönüştürülmesi ve adada bir de şer’i mahkeme kurulması, Kıbrıs’taki İslami idarenin sembolik bir başlangıcı olmuştur” (Hatay, 2006: 63). Fetih sonrası, Osmanlı İmparatorluğunun genel yayılma politikaları doğrultusunda, Kıbrıs adası- nın iskân edilmesi ve Müslümanlaştırılması gerekliliği gündeme gelmişti. Osmanlı İmparatorluğu ayakta olduğu müddet boyunca, birçok farklı din, dil, ırka mensup topluma yönetim sahipliği yapmış olmasının yanısıra Müslümanlığı kendi resmi dini kabul edip Sünnilik mezhebini benimsemiştir. Beratlı, Kıbrıslı Türklerin kökeninin Alevi olduğuna dair iddialarını 1571 sonrasında adaya yapılan göç fermanına, adaya gönderilen ailelerin Anadolu’daki kökenlere ve müftülük kayıtlarına dayandırmaktadır. Beratlı’ya göre Osmanlı İmparatorluğu’nun, Kıbrıs adasının fethedildiği dönemde Anadolu’da, İslam dinine mensup Alevilerle ciddi sıkıntılar yaşamaktaydı. Beratlı Kıbrıs adasının fethi sonrası bilhassa Alevilerin adaya göç ettirildiğini iddia etmekte ve bu olayı, Osmanlı İmpa- TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 129 ratorluğunun Alevilere uyguladığı cezai bir yaptırım olarak kendi çalışmalarının temeline yerleştirmektedir. Kıbrıs adası, Osmanlı fethi öncesi Venediklilerin elindeydi. Ada feth edildiğinde verimsiz harap bir toprak parçası halindeydi. “1572’de yapılan bir sayımda adada 20,000 civarında yerli nüfus bulunduğu ve 76 adet yerleşme biriminin henüz boş olduğu belirlenmişti” (Ateşin, 1996: 66). Rum, Maronit, Latin kökenli insanlardan oluşan topluma Anadolu’dan yapılan planlı göçlerle Kıbrıs adasındaki üretimle ilgili olumsuz koşullar iyileştirilmeye çalışılmıştır. Planlı göçler yapılırken zanaatkâr ve toprağı işleyebilecek ehil kimselerin adaya göçerilmesine dikkat edildi- ği Osmanlı’dan Türkçe’ye Gürkan tarafından çevrilmiş olan Padişah II. Sarı Selim’in Kıbrıs sürgünüyle ilgili fermanda da görünürleşmektedir7 . Beratlı’ya (1999: 60) göre, adada yaşayan ve kendini Türk diye tanımlayan bugünkü Kıbrıslı Türkler’in ataları genel olarak adanın Osmanlılarca fethinden sonra üretim kapasitesi düşen Kıbrıs’ta, üretimin boyutlarını yükseltmeyi amaç edinen devletin, Latinlerden arda kalan çiftliklere bilinçlice iskân ettiği, Anadolu’nun Türkmen ve Yörükleri’dir. Beratlı, fetih sonrası göçürme faaliyetinin iki aşamada ve birkaç yüzyılda ger- çekleştiğini yazmaktadır. Beratlı’ya göre 1572’den itibaren, 1600 yılına kadar daha çok Karaman, Çukurova, Zülkadiriye (Vilayet-i Türkman), Teke Yarımadası, Taşeli Yarımadası, Torosların kuzey etekleri ve Bozok’tan toplam 8 bin aile adaya göçü- rülmüştür. O yüzyılda Anadolu’yu ziyaret eden gezginlerin, Türkmen halkın beşte dördünün Alevi olduğu ve bu insanların islam heterodoksisine mensup olduklarını göstermektedir. Beratlı, (…) Lefkoşa, Lefke, Doğancı, Ağırdağ, Balalan, Dimi, Kuruova, Hirsofu, Altınova ve Arodez’de, 1930’lara kadar cenazelerin Kızılbaş geleneklerine göre gömüldüğünü belirtmektedir. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 130 Belge 1: Padişah Sarı Selim’in 20 Eylül 1571 Tarihli Kıbrıs Sürgünüyle İlgili Fermanı (Gürkan, 1982: 39-41). TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 131 Beratlı An’ın görüşlerinden de etkilenmiştir. An (1999: 18-19), Kıbrıs’a yapı- lan göçerimler ve ilk fermanla ilgili ilişkiyi şu şekilde kurmuştur: Adanın fethi henüz daha devam ederken çıkartılan fermanlardan ilki, 9 Nisan 1571 tarihli olup, Karaman eyaletinde oturan halkın Kıbrıs’a göç etmesini teşvik ediyordu. Göçmen nakline iliş- kin genel iskân hükmü ise 21 Eylül 1571 tarihinde çıkartılmış ve Karaman, İçel, Bozok Alâiye (Alanya), Teke (Antalya) Manavgat kadılarına gönderilmişti. Sözü geçen eyaletlere ait kasabalardaki her on aileden birinin sürgün yazılması, Kıbrıs’a yerleş- mek üzere gidenlerden iki yıl süre ile vergi alınmaması, seçilenler arasında çiftçi ve zanaatkârların bulunmasına özen gösterilmesi istenmişti. (…) (…) 1572 yılında yapılan bu kayıt işlemine göre, Kıbrıs’a nakledilmek üzere 255 numaralı mevkufat defterine yazılan ailelerin sayısı, öngörülen 5760 hane yerine ancak 1689 olup, ait oldukları kasabalara göre dağılımları şöyle idi: Aksaray 225, Beyşehir 262, Endugi 145, Develihisar 197, Ürgüp 64, Koçhisar 88, Niğde 172, Bor 69, Ilgın 48, İshaklı 87, Akşehir 130 aile. Bu defterlerin incelenmesinde göçmenlerin tamamen Türk ve Müslüman oldukları tespit edilmiştir. (…) Kıbrıs’ın fethinin ardından, Osmanlı devleti tarafından çeşitli tarihlerde Kıbrıs’a yerleştirilen Türklerin (…) 20-30 bin kadar olduğu tahmin edilmektedir. Göçerimler sonrası Kıbrıs Türkleri ada nüfusunun kalıcı etnik bir parçası haline gelmiş ve sayıları toplam nüfusun üçte bir ile beşte biri arasında değişecektir. Kıbrıs’ta bundan böyle birbirinden tamamen farklı dil, din ve kültüre mensup iki ana etnik toplum yan yana yaşamaya başlayacak ve birbirlerini karşılıklı olarak etkilemişlerdir. Beratlı’ya (2008: 21-23) göre ilk gelen 354 esnaf ailesinin, kentlere yerleştiği ve o tarihte adada tek bir kent olduğu meydandadır. Osmanlı esnafınınsa Ahî olmaktan başka bir şansı bulunmamaktadır. Ahîlik8 , bir tür batınî etkili tarikat-lonca’dır. Beratlı, fetihten sonra Lefkoşa büyük bir çarşı görüntüsü gösterdiğini Türk devrinin sonunda adayı gezen Mrs. Stevenson’un Lefkoşa’da dikkat çeken, çeşitli zanaat kollarının etkinliği hakkında anlattıklarıyla ilişkilendirmektedir. Yazar, önce dericiler, boyacılar, bakırcılar ve zilciler arasından geçtiğini, sonra da sebze pazarı- na ulaştığını anlatır. (…) anılan zenaatlarla, 1571 tarihli ferman ve giderek bugünün Lefkoşa’sının eski ailelerinin isimleri arasındaki uyuma dikkat çeker (Boyacılar, Debbağoğulları, Tabak Hilmi vs.) (…) Bertalı (2008: 21-23), 1872’de Kıbrıs’ı ziyaret edip bir süre Lefkoşa’da yaşayan Avusturalyalı asil Arşidük Salvator’un Lefkoşa üzerine yazdıklarının, Ahî kökenli Lefkoşa esnafını anlamamızı kolaylaştırdığını düşünüyor. Salvator Lefkoşa’nın 23 Çarşı’sını anlatırken 1. Bezirgânlar; 2.Terziler; 3. Basmacılar, Kilimciler, Postçular; 4. Avrupa tipi ayakkabıcılar (Yemeni); 5. Türk biçimi ayakkabıcılar; 6. Yerli ayakkabı- cılar (Çangar); 7. İplikçiler; 8. Sandıkçılar; 9. Arabacılar; 10. Bakırcılar; 11. Gümüş- çüler; 12. Demirciler; 13. Çanakçılar; 14. Kumaşçılar; 15. Meyhaneciler; 16. Sebze TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 132 ve Et; 17. Balık; 18. Helvacılar; 19. Kadınlar; 20. Pamukçular; 21. Un; 22. Buğday ve Arpa; 23. Hayvan Çarşıları diye ayırımlar yapmıştır. Beratlı, anılan zanaat çeşitleri ile Sürgün Fermanı’nın uyumunu dikkat çekici bulmuş, daha sonra Kıbrs’taki İslam heterodoksisi geleneğine değinmiştir. Beratlı’ya göre İslâm heteredoksisi geleneğinin, lonca örgütlenmesine uygulanması ile ortaya çıkmış olan, kaynağını İslâm’ın fîtyan ve fütüvvet anlayışından almış olan Ahilik, kentlerde yaşayan Kıbrıslı Türklerin kökeninde en geniş yeri tutmaktadır. Beratlı (1999: 38) diğer bir çalışmasında heteredoks islam inancının dinler arasında hoş- görüye dayanması bir yana, yaşam biçimlerinin ortodoks mistisizmine yakınlığının Anadolu Rumları ve Türkleri arasında, birbirlerini kabullenmeleri açısından çok önemli rol oynadığına değinerek Kıbrıslı Türklerin sakin, uyumlu, hoşgörülü, her inanca açık yapısıyla Aleviliği benzeştirmiştir. Hatay ise Kıbrıs’taki Ahilik olayını farklı bir şekilde ele almış ve bugün Kıbrıslı Türklerin sahip olduğu Müslümanlık anlayışı üzerinde Ahiliğin etkisini farklı bir şekilde izah etmiştir. Hatay (2006: 61-62), Kıbrıs’ın İslami karakterinin (en azından Osmanlı dönemindekinin) daha çok, Osmanlı İslam kuşağı içerisinde incelenmesinin doğru olacağını iddia etmiştir. Hatay, Osmanlı İmparatorluğu’nun İslam’la ilişkisini ortodoks ve heteredoks ana gruplarında yer alan dört kategoride değerlendirmiştir: ‘Devlet İslamı, Kitabi İslam (Medrese İslamı), Halk (Popüler) İslamı ve Tekke İslamı (Mistik İslam, tasavvuf). Hatay çalışmasında Kıbrıs’ın İslami karakterini Tekke İslamının Halk Müslümanlığıyla ilişkisi bağlamında incelemiştir. Kıbrıs’ta “Tekke İslamı ile ilgili ilk veriler fetihle birlikte ortaya çıkmıştır. Osmanlı’nın gerçekleştirdiği her savaşta, askerlere ruhani destek veren ve onlarla birlikte akınlara katılan birçok Sufi dervişi vardı” (Barkan’dan aktaran Hatay, 2006: 63). Osmanlı’nın adayı fetih için gönderdiği yeniçerilere ruhani destek vermek için onlarla birlikte birçok Sufi derviş de vardı. Hatay (2006: 69), Sufi tarikatlarının Türklerin İslamı kabul ettikleri andan itibaren etkin hale geldiklerini; bu tarikatların fethedilen yerlerdeki yerel dinleri ve eski Türk inançlarını da kullanarak İslama değişik yorumlar getirdiklerini ve zamanla kurumlaşan ve Devlet İslamı ile Halk islamı arasındaki ilişkilerde köprü işlevi gören Sufilerin aynı zamanda o dönemin bir nevi sosyal yardım görevlileri olduklarını söylemektedir. Akınlar esnasında şehit düşen Sufi’ler öldükleri yere gömülmüşlerdir. Günümüze kadar kalan bu türbeler hala ziyaretçi almakta, oralarda adaklar adanmakta kısaca bu yatırların manevi gücüne olan inanç hala sürmektedir. Hatay (2006: 64), Kıbrıs’ın fethi sonrasında kurulan mevlevihaneyle birlikte, birçok tarikata ait tekkelerin ve dergâhların da zaman içerisinde faaliyete geçtiğini ve günümüze kadar gelen belgerden, o dönemde adada faaliyet gösteren altı tarikatın olduğunu söylemektedir. Bunlar; Bektaşi, Mevlevi, Nakşibendi, Kadiri, Rufai, Melami ve Halveti tarikatlarıdır. Hatay’a göre, 16. yüzyıldan sonra hızla büyüyen Bektaşi TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 133 Tarikatı bilhassa Müslümanlığı yeni benimseyen topluluklar üzerinde heteredoks yapısı dolayısıyla çok etkiliydi. Kıbrıs’ta fetih sonrasında oluşan bazı Sufi Tekkeleri ve ritüelleri incelendiğinde Hatay (2006: 66-67) Kıbrıs’ta o dönemde birçok heteredoks inançlı dervişin bulunduğuna değinmektedir. 19. yüzyılda Osmanlı’nın genel çöküşünü durdurmak üzere Sultan II. Mahmut yaptığı reform hareketleriyle, bu hareketlere direnen yeniçerilerin ilişkili olduğu bilinen Bektaşiliği de yasaklama yoluna gittiğini belirten Hatay, II. Mahmut’un Bektaşi tekke ve dergâhlarının idaresini kendine daha itaatkâr davranan Nakşibendi ve Kadiri dervişlerine devrettiğini belirtmektedir. Sonrasında ise Hatay, reform hareketleri doğrultusunda vakıf gelirleriyle ilgili merkezileştirme politikasıyla ilgili yapılan reformlarla maddi olanakları ellerinden alınan şeyhlerin zaman içinde iyice güç kaybettiğine değinmektedir. Hatay, adada İngiliz döneminin (1878) başlamasıyla birlikte tarikatlar iyice baskı altı- na alındığını ve bu dönemden sonra halk üzerindeki etkilerinin giderek azaldığına belirtmektedir. Kıbrıslı Türklerin her tür din, dil, ırk veya mezhebe üye insanı kabullenişi, onlara kendi diledikleri gibi yaşam hakkı tanıyan yapısı Hatay’a (2006: 69) göre heteredoks tarikatların hâkim olduğu dönemdeki inanç ve uygulamaların daha sonraki yıllarda Kıbrıs Müslümanlarını etkisi altına alacak seküler tavrın kolayca yerleşmesinin temellerini atmıştır. (…) Kıbrıs Müslümanlarının yüzyıllardır bazı heteredoks tarikatlar tarafından beslenerek yumuşak bir islam yorumunu benimsemiştir. Hatay ve Nevzat (2009: 911), dini açıdan Kıbrıslı Türkler için geçerli uluslarası normun Muslüman Türklük olduğunu ancak bu konuda görünür olan ve devam eden yaşam pratiklerin güçlü bir dinsel motivasyondan ziyade gelenekler ve görenekler bağlamında sürdürüldüğünü belirmektedirler. Yorgancıoğlu ise (2000: 228) Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışını ‘gerçekten dine bildiği kadarıyla bağlı kişilerdir’ diye yorumlarken, Hatay ve Nevzat’ın görüşünü destekler bir duruş sergilemektedir. Bu kısımda son olarak Suiçmez’in Kıbrıs’ta Müslümanlık anlayışını değerlendirmesi ele alınmaktadır. Ancak Suiçmez’in 1998 yılında ‘Kıbrıs’ta Din’ üzerine yaptığı çalışma ile 2013 yılında Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışı üzerine yazdığı düşünceleri arasında farklılaşmalar olduğu saptanmıştır. Suiçmez (1998: 253) 1998’deki çalışmasında Kıbrıslı halkının sosyal ve kültürel yapısının tasavufi düşünceye uygun olmadığını tamamen reddiyeci bir tavırla ortaya koyarken 2003’deki yazısında ise Kıbrıs Türk toplumunun Müslümanlık anlayışında Mevlevilik kültü- rünün evrensel insan sevgisine dayanan anlayışının büyük katkısı olduğunu belirtmektedir. Suiçmez”’n Kıbrıs Türk toplumunun Müslümanlık anlayışı hakkındaki düşüncelerindeki farklılaşma ilgi çekicidir. Suiçmez’in Kıbrıs’ta çeşitli üst düzey gö- revlerde geçirdiği zamanlar, karşılaştığı olaylar, muhatap olduğu kişiler ve akademik serüveninin bu farklılaşmaya sebebiyet verdiği düşünülmektedir. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 134 Suiçmez’in her iki dönemdeki görüşleriyle ilgili ortak nokta ise siyasetin Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışı üzerindeki etkisidir. Kıbrıs’ta Müslümanlık anlayışını din ile siyaset arasındaki ilişkiye dayandırarak inceleyen Suiçmez (1998: 243), Anadolu’daki her siyasi ve kültürel değişimin Kıbrıs halkını etkisi altına aldı- ğını belirtmiştir. Suiçmez (1998: 246-247), Osmanlı döneminde Kıbrıs’ta islami kimliği bilinçli ve kökten şekillendirecek yüksek eğitim kurumlarının olmadığını ve İngiliz dönemiyle birlikte maddi imkânsızlıklar öne sürülerek İslam okullarının, camilerin kapatıldığını ifade ederken, Müslümanlığın bu dönemde bilinçli bir şekilde zayıflatıldığını anlatmaktadır. Suiçmez’e göre (1998: 248) 1950’lere gelindiğinde Türkiye’de Atatürk ilke ve inkilapları doğrultusunda gerçekleşen değişim, Kıbrıs Türk halkı tarafından yanlış anlaşıldığını ve bu yanlış anlamanın Kıbrıslı Türk siyasilerce yerleştirildiğini savlamaktadır. Suiçmez, Dr. Fazıl Küçük ve bazı aydınların Müslüman halkı milli davaya aykırı olmasından dolayı camilerden men ettiğini ve bunun dini kültürün Kıbrıs’ta zayıflamasında etkin rol oynadığını savunmaktadır. Bundan ötürü Kıbrıslı Türkler’in dine ilgiyi, Atatürk ilke ve inkılaplarına ters düşmesi olarak algıladığını söylemektedir. Suiçmez (1998: 249), 1974 harekâtı sonrasındaki Dr. Fazıl Küçük önderliğindeki Kıbrıs Türk Federe Devleti dönemi için “yozlaştırılmış, baskı altında bırakılmış din, ehliyetsiz insanların elinde ilahi özünü ve maksatlarını kaybeder” demektedir. Suiçmez (1998: 253) Kıbrıs Türk toplumunun farklı kültürlerle yaşamış olmasından dolayı dar, kapalı dini anlayışlara hoş bakmadığını çünkü yaşadıkları kültürel lişkilerin Kıbrıs halkının ufkunu genişletttiğini, yaşadığı baskılar sebebiyle hürriyetçi bir anlayışa yöneldiğini ileri sürmektedir. Ve Suiçmez’e göre Kıbrıs Türk halkı farklı kültürlerin etkisi altında kalmasından dolayı kendi öz değerlerini tespit etmekte sıkıntı çekmekte, bu yüzden küçük topluluk içerisinde din ve millet adına çok farklı düşünceler oluşmaktadır. Suiçmez, bu sebepten ötürü Kıbrıs Türk toplumunun hem dini hem de milli değerlerinin zayıfladığını söylemektedir. Hâlbuki 2013’teki yazısında Kuzey Kıbrıs Türk halkını farklı inanış tarzı dolayısıyla dindar olmamak veya inanç eksikliğiyle suçlamanın eksik ve hatalı bir yargılama olacağını beyan etmiştir. Suiçmez (2013) Kıbrıs Türk halkının inanç hali için “deist İslam” kavramını kullanmaktadır. Suiçmez, deist İslam’ı devlet işleri ile dini birbirinden ayıran laik İslam anlayışı olarak açıklamaktadır. Suiçmez’e göre bu anlayışta olan Müslümanlar, İslam dinini kendi inancını ifade eden bir din olarak kabul etmekle birlikte, günlük yaşamında ve devletin siyasi mekanizmalarında, dini referansların kullanılmasını hoş görmezler. Suiçmez’e göre Kıbrıslı Türklerin bugün sahip oldukları dini anlayış, ya- şamın doğal akışı içerisinde gelişmiş olan ve dini bireyin inanç hakkı olarak gören özgürlükçü bir din anlayışıdır. Suiçmez sözlerine, bu inancın oluşmasında, Kıbrıs adası üzerindeki Müslümanlığın kurumsallaşmış en eski kurumu olan Mevlevilik kültürünün evrensel insan sevgisine dayanan anlayışının büyük katkısı vardır diye TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 135 devam etmektedir. Suiçmez, Kıbrıslı Türklere yöneltilen dinsizlik ve inançsızlıkla ilgili suçlamalarla ilgili, Kuzey Kıbrıs Türk halkında oluşan bu farklı inanış ve düşünceleri, dindar olmamak veya inanç eksikliği olarak değerlendirmenin eksik ve hatalı bir anlayış olduğu kanaatindedir. Suiçmez’e göre bu hatalı yaklaşımın kaynağında, Kıbrıs Türk halkının kültürel aklının oluşum sürecinde, o kültürü var eden tüm sosyal ve siyasi etkenlerin dikkate alınmaması yatmakta ve henüz bu konu ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılamadığından, konu sadece politik arenada siyasi şartların empoze ettiği anlayışlar çerçevesinde tartışılmaktadır. Suiçmez (2014), Kıbrıslı Türklerin Alevi gelenek göreneklerinden kısmen etkilendiğini, dine karşı çok daha esnek bir inanış biçimine sahip olduğunu belirtmiş ve Mevlevilik kültürünün etkileri görülse de tüm Kıbrıslı Türklerin Alevi kökenli olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını görüşme esnasında dile getirmiştir. On bir yıl boyunca KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği başkanlığı yapan Gül’de (2014) Kıbrıs’a 1571 sonrası Alevi kökenli kişiler göçerilmiş olmasına karşın, bugünkü Kıbrıslı Türklerin kökeninin Alevi olduğunu iddia etmek mümkün olmadığını söylemiştir. Gül’e göre Kıbrıs Türk insanı Müslüman bir toplumdur ancak dine bakış açısında dindarlık birinci öncelik değil, milliyete ve mezhebe göre değil inanca dayalı dinini yaşamaktadır. Farklı bakış açılarıyla Kıbrıslı Türklerin Müslümanlık anlayışı ve Alevi kültü- rüyle ilişkisi incelendiğinde Kıbrıslı Türklerin dine yaklaşımının heteredoks anlayışa çok daha yakın olduğu, özgürlükçü ve esnek bir şekilde dini yorumladıkları, inanç- larını bildikleri kadarıyla gerçekleştirdikleri ve bunun farklı kültürel miraslarla şekillendiği söylenebilmektedir. Alevi kültürünün Kıbrıslı Türk’lerin Müslümanlık anlayışı üzerinde izleri olduğu ancak bunun Kıbrıslı Türklerin kökeninin Alevi olduğu anlamına gelmediği yukarıda yapılan tartışmalar sonucu anlaşılmaktadır. Bizden’in (2013) dediği gibi Kıbrıslı Türkler inançlarını daha çok iç yaşamlarında yaşayan bir yapıya sahiptir. 2. Kuzey Kıbrıs Medyasında Alevilik Çalışmanın bu kısmında Kıbrıs’ta çok tartışmalı bir konu olan Aleviliğin basında yer alış şekli ve bu konunun basın tarafından haberleştirilme şekli incelenmektedir. Alevilikle ilgili haberlerin medyada yer bulma sıklığı 01 Ocak 2010-30 Haziran 2013 dönemini kapsayan iki buçuk yıllık elektronik arşiv taramasından çıkan sonuç- lara göre değerlendirilmektedir. Bu bölümde yer alan niceliksel ve niteliksel içerik analizi yönteminin kullanıldığı araştırmanın cevap aradığı araştırma sorusu şu şekilde ifade edilebilir: Kıbrıs tarihinde Alevilik konusu birçok kez tartışmaya konu olmuştur, bu konu basında nasıl ele alınmış ve nasıl bir haberleştirme pratiği görülmektedir? TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 136 Nasıl sorusunun sorulduğu araştırmaya ilişkin hipotezler ise aşağıda belirtildiği gibidir: (H1) Basında Alevilik konusu gündemin arka plana attığı haber olduğu öne sürülmektedir. (H2) Konuya ilişkin anaakım Kıbrıs Türk basınının, genel yayın politikası doğrultusunda protokol haberciliğine meyilli olduğu ve Alevilikle ilgili yayınlanan haberlerde bu özelliğin öne çıktığı savlanmaktadır. Bu hipotezleri sınayabilmek amacıyla geliştirilen kod kitabındaki değişkenler ışığında 01 Ocak 2010-30 Haziran 2013 tarihleri arasında belirlenen gazetelerde konuya ilişkin kaç haber yayınlandığı, Alevilikle ilgili yayınların hangi içeriklerle öne çıkarak haberleştirildiği saptanmaya çalışılmış ve istatistiksel bir sonuç elde edilmesi hedeflenmiştir. Alevilikle ilgili yayınlanan haberlerin konu bazında sınıflandırılması içerik analizinde niteliksel sonuçlara ulaşmak için kullanılmıştır. Alevi STÖ için kullanılan haber konuları tablosu önemli bir değişken ve hipotezin sınaması için geçerli bir veri olacağı düşünülmüştür. Kodlamalar yapılırken: Birinci aşamada, haberin Alevilikle ilgili içerdiği kelimeler Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma ve Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi, Egemen Bağış, KKTC Meclisi, KTOEÖS olarak kodlanmıştır. İkinci aşamada ise 58 haberin 52’sini Alevi STÖ’lerden bahsetmesi hasebiyle kelimeler Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma ve Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi olarak kodlama yapılmıştır. Üçüncü aşamada ise haberlerin konusu kodlamaya tabi tutulmuştur. Haber konuları genel kurul, milletvekilliği, HAK İnsiyatifi, Alevilere sağlanan haklar, hükümet veya parti yetkilisinin dernek ziyareti, hükümet yetkilisi veya etkili kişi ziyareti, eylem/miting/anma/kınama, aşure günü/birlik lokması/kültürel etkinlik olarak kodlanmıştır. Haber içeriklerindeki konulara sadık kalınması ile objektif bir kodlama yapılmaya çalışılmıştır. Medya sektörü insanlar için hem dünyada olan biten olaylardan, hem de ya- şadıkları ülkedeki gelişmelerden haberdar olmaya yarayan en önemli enformasyon kaynağıdır. Zaman içerisinde gelişen kitle haberleşme araçları, kitlelere enformasyon taşıma konusunda köprü görevi görmektedir. Burton’a (1995: 39-40) göre medya üzerine çalışmak anlamlar üzerine çalışmaktır, yani nereden geldikleri, ne oldukları, ne kadar maksatlı oldukları, medya metaryalinde nasıl inşa edildikleri ve bizim düşünce biçimimizin içine nasıl dâhil edildikleri üzerine düşünmektir. (…) Medya iletişimindeki anlam bize işaret edilmektedir. Bu işaret etmenin ve göstermenin her TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 137 şekilde ortaya çıkması bütün iletişim çalışmaları için bir temel olarak alınabilir. Gazetelerdeki manşetler, fotoğraflar, kimin ve neyin önemli kabul edilmesi gerektiğini bize işaret eder. Her toplumda olduğu gibi Kıbrıs Türk toplumunda da artan enformasyon ihtiyacı doğrultusunda gelişen bir medya mevcuttur. Kıbrıs Türk medya tarihi incelendiğinde, her daim Kuzey Kıbrıs’ta en etkili medya organının basın içerisinde yerel gazeteler olduğu görülmektedir. Çünkü Türkiye’de yayınlanan televizyon kanallarının Kuzey Kıbrıs’ta direkt izlenebiliyor olması, yerel TV kanallarınin izlenirliliğini düşürmektedir. Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren gazetelerde, gazete içeriğinde yer alacak haberler genellikle TAK9 ve ara sıra diğer haber ajanslarından alınan veya gazetenin kendi muhabiri tarafından yapılmaktadır. Haber ajansı veya muhabir tarafından yapılan haberlerde ortak nokta özel habercilik anlayışından ziyade protokol habercili- ğinin öne çıkmasıdır. Kuzey Kıbrıs medyasında üst düzey protokolden kişi/kişilerin habere konu olan olaya dâhil olması haber değeri bulmanın temel şartı gibidir. Dahası muhabir haberi oluştururken olaydan çok üst düzey protokoldeki kişinin olaya biçtiği değere (söylemlerine) göre haberi şekillendirmektedir. Çalışmada Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan yerel gazeteler arasıında en yüksek okunurluluk oranına sahip ilk üç gazete olan Kıbrıs, Havadis ve Yenidüzen gazeteleri incelenmiştir. Kuzey Kıbrıs’ta tirajlar hakkında net birşey söylemek mümkün değildir. “Normal şartlarda dünyada gazete satış oranlarını piyasayla paylaşan bağımsız veri sağlayıcılar vardır. Fakat Kuzey Kıbrıs’ta henüz gazeteler arasında tiraj oranlarını düzenli bir şekilde açıklayacak bağımsız organizasyonun tesis edilmemesi ve bu rakamların şeffaf bir şekilde açıklanması konusunda mutabakata varılmamıştır. Gazeteler satış oranlarını açıklamaktan özellikle imtina etmektedirler. Dağıtım bayileri10 de gazetelerin satış raporlarını kamuoyuyla paylaşmamaktadır. Bu nedenle KKTC’de gazetelerin ortalama tirajlarını bilmek çok mümkün değildir fakat satış oranlarıyla ilgili bazı gayrıresmi tahminler yapılabilmektedir. Buna göre mevcut on beş11 gazeteden onunun günlük 1000 satış rakamının altında kaldıkları, araştırmaya konu olan Kıbrıs, Havadis ve Yenidüzen gazetelerinin günlük satış rakamlarının ilk 5 sırada yer aldığına dair genel bir kanı vardır. Özellikle Kıbrıs Gazetesi’nin günlük en çok satan gazete olduğu konusunda bir kesinlik vardır” (Hüdaoğlu, 2014). Araştırmada bu üç gazetenin seçilmesinin ana nedeni kamuoyunu etkileme üzerinde etkili olduğuna dair genel bir kanının kabul görmesidir. Kadem Araştırma Merkezi tarafından Kuzey Kıbrıs Medya’sı hakkında 2012 yılında 15 yaş üstü 1434 kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre haftada en 3 gün gazete okunmaktadır. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 138 Şekil 1: 2012 Kuzey Kıbrıs Medya Araştırması: Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan gazetelerden hangilerini haftanın en az 3 günü okuyorsunuz? – Gazete okurları Araştırma sonuçlarına göre haftanın üç günü gazete okuyanların %79,5’i Kıbrıs’ı, %20,7’si Havadis’i, %17,7’si de Yenidüzen’i okumayı tercih etmektedir. Kıbrıs Gazetesi’nin sahip olduğu gündelik okunma oranı, aslında onun kamuoyunu etkileme potansiyelinin de göstergesidir. Kıbrıs Gazetesi, en yüksek okunma oranına sahip ve elektronik ortamda en fazla ziyaret edilen yerel gazete olma özelliğini taşı- maktadır. Havadis ve Yenidüzen gazeteleri, Kıbrıs Gazetesi’nden sonra Kuzey Kıbrıs yazılı basınında en yüksek okunma oranına sahip diğer iki yerel gazetedir. 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 dönemini kapsayan iki buçuk yıllık zaman diliminde elektronik ortamda incelenen üç gazetede Kuzey Kıbrıs’ta Alevilikle ilgili üç sivil toplum örgütü ismi geçmektedir. Bunlar Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezi’dir. “2010 yılında KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ismini daha kucaklayıcı olmak adına KKTC Alevi Kültür Merkezi olarak değiştirmiştir” (Gül, 2014). Kuzey Kıbrıs’ta Alevilikle ilgili üç tane sivil toplum örgütünün ismi geçmesine rağmen isim değişikliği dolayısıyla sadece iki tane mevcuttur. Yapılan araştırma sonucu elde edilen haber metinleri incelendiğinde ortaya çıkan en belirgin sonuç, Alevilikle ilgili bu sivil toplum örgütlerinin 1571 sonrası adaya göçerilen Alevi’lerden ziyade 1974 sonrası adaya göçe eden Alevilerle ilişkili olduğudur. Bu kanıya iki sebepten ötürü varılmıştır. Birincisi Alevilikle ilgili ilk sivil toplum örgütü, 1993 yılında kurulan KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği’dir. Hâlbuki 1572’den beri Kıbrıs’ta Alevi kökenli Müslümanların olduğu bilinmektedir. İkincisi ise KKTC Alevi Kültür Derneği, Halkın Adalet Konseyi (HAK)’nin kuruluşunda yer almıştır. “Halkın Adalet Konseyi, 2010 yılında TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 139 çoğunlukla Türkiye’den gelen göçmenlerin kurduğu dernekler olmak üzere Demokratik Haklar ve İnanç Platformu’nun da içinde olduğu çok geniş tabanlı bir sivil toplum kuruluşu olarak ortaya çıkmış ve halk arasında büyük umutların doğmasına yol açmıştır. Çünkü bu oluşumu kuran insanların büyük çoğunluğu Türkiye göçmenlerine karşı yapılan haksız ve yanlış uygulamaların sebebinin, Türkiyeli olmalarından kaynaklandığını düşünmekteydi” (Suiçmez, 2013). Yapılan elektronik arşiv taramasında toplanan haberler ilk aşamada Alevilikle ilgili içerdiği kelimelere göre Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma ve Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi, Egemen Bağış, KKTC Meclisi, KTOEÖS olarak kodlanmıştır. Şekil 2: 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 Arasında Kalan İki Buçuk Yıllık Dönemde Kıbrıs Gazetesi, Havadis Gazetesi ve Yenidüzen Gazetesi Elektronik Arşivlerinde KKTC’de Alevilikle İlgili Yayınlanan Haberlerin Alevilikle İlgili İçerdiği Kelimeye Göre Dağılım Grafisi Tablo 1: 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 Arasında Kalan İki Buçuk Yıllık Dönemde Kıbrıs Gazetesi, Havadis Gazetesi ve Yenidüzen Gazetesi Elektronik Arşivlerinde KKTC’de Alevilikle İlgili Yayınlanan Haberlerin Alevilikle İlgili İçerdiği Kelimeye Göre Dağılım Tablosu Alevilikle İlgili Çıkan Haber Sayısı Haberlerin Yüzdelik Olarak Dağılımı Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 23 %44 KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve Alevi Kültür Merkezi 29 %56 Toplam 52 %100 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 140 İki buçuk yıllık tarama sonucu toplam elli sekiz habere ulaşılmış, bu haberlerin elli iki tanesinin (%89’unun) Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği ve KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezi adlı iki sivil toplum örgütü hakkındaki haberler olduğu saptanmıştır. Tek haberde (%2) Kıbrıs konusunda yapılan bir devletlerarası görüşmede Türkiye’nin Kıbrıs politikaları açıklanırken, Alevi/Sunni ayırımı yapılmadığını haber içerisinde belirtilmiştir. KKTC Meclisi’yle ilgili yayınlanan haberde (%2), mecliste Kıbrıs Türklerinin maneviyat eksikliği tartışması yapılmıştır. KTOEÖS iki haberde (%3) yer alarak İmam Hatip eğitimiyle ilgili aldığı eylem kararlarıyla gündeme gelmiş, bunun laiklikle çeliştiğini bu haberlerde dile getirmiştir. Demokrat Parti ise seçimlere hazırlık amacıyla bölgesel geziler yaptığı esnada, parti programlarını açıklarken, din dersinin zorunlu ders olmaması, her inanca eşit mesafede durulması gerekliliğine dair söylemde bulunarak tek bir haberle (%2) gündeme gelmiştir. İngiltere Cemevi de tek haberle (%2) bilhassa Alevi gençler arasında artan intiharlara ve bunun nedenlerine dikkat çekmiştir. Bu verilere dayanarak esas inceleme konusunun Alevilikle ilgili sivil toplum örgütleri olması gerektiği sonucu çıkartılmıştır. Bu yüzden ikinci aşamada 58 haberin 52’sini Alevi STÖ’ler incelenmiş Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma ve Kıbrıs Alevi Kültür Merkezi olarak yeniden kodlama yapılmıştır. Şekil 3: 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 Arasında Kalan İki Buçuk Yıllık Dönemde Kıbrıs Gazetesi, Havadis Gazetesi ve Yenidüzen Gazetesi Elektronik Arşivlerinde KKTC’de Alevilikle İlgili Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Örgütlerine Göre Dağılım Grafisi TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 141 Tablo 2: 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 Arasında Kalan İki Buçuk Yıllık Dönemde Kıbrıs Gazetesi, Havadis Gazetesi ve Yenidüzen Gazetesi Elektronik Arşivlerinde KKTC’de Alevilikle İlgili Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Örgütlerine Göre Dağılım Tablosu Alevilikle İlgili Çıkan Haber Sayısı Haberlerin Yüzdelik Olarak Dağılımı Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 23 %44 KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve Alevi Kültür Merkezi 29 %56 Toplam 52 %100 Elektronik ortamda saptanan haberlerin %89’unu oluşturan Alevi STÖ’lerin kendi içinde haber dağılım değerlendirmesi yapıldığında, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve Alevi Kültür Merkezi yirmi dokuz (%56) haberle birinci ve Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği yirmi üç (%44) haberle ikinci sıraya yerleşmiştir. Haberelde yer almak önemlidir ancak haberlerde yer alış biçimi haberlerin kamu tarafından anlamlandırılmasını sağlayan esas etkendir. Çalışmada haberlerin gazetelerde nasıl ve hangi içeriklerle yer aldığı iki açıdan değerlendirilmiştir. Birincisinde Kuzey Kıbrıs medyasının haber yapma şekli, ikincisi ise haberlere konu olan Alevi STÖ’lerin duruşu, tutumu ve haberlere konu olma amaç- ları anlaşılmaya çalışılmıştır. Şekil 4: 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 Arasında Kalan İki Buçuk Yıllık Dönemde Kıbrıs Gazetesi, Havadis Gazetesi ve Yenidüzen Gazetesi Elektronik Arşivlerinde KKTC’de Alevilikle İlgili Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Örgütlerine ve Haber Konusuna Göre Dağılım Grafisi TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 142 Tablo 3: 1 Ocak 2010-30 Haziran 2013 Arasında Kalan İki Buçuk Yıllık Dönemde Kıbrıs Gazetesi, Havadis Gazetesi ve Yenidüzen Gazetesi Elektronik Arşivlerinde KKTC’de Alevilikle İlgili Faaliyet Gösteren Sivil Toplum Örgütlerine ve Haber Konusuna Göre Dağılım Tablosu Kültürel Etkinlik Muhalif Eylemler Yetkili Kişi Ziyareti Yetkili Kişinin Dernek Ziyareti Alevilere Sağlanan Haklar HAK İnsiyatifi Milletvekilliği Genel Kurul Toplam KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezi 5 4 6 10 2 1 1 29 Kıbrıs Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 4 12 2 4 1 23 Şekil 4 ve Tablo 3 birlikte incelendiği zaman iki sivil toplum örgütünün aslında iki farklı haber içeriğiyle öne çıktığı görülmektedir. Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, muhalif eylem (eylem/miting/anma/kınama) konulu haberlerle öne çıkmaktadır. Eylem, miting, kınama gibi hareketlerin tümü haber içerikleri incelendiğinde iktidarda bulunan hükümet yetkililerine yönelik olarak gerçekleştirilmiş olduğu görülmüştür. Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği, ‘muhalif ’ tavrıyla haklarında yayınlanan haberlerde dikkat çekmiştir. Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği isminin geçtiği yirmi üç haberin on iki tanesi, ki bu rakam derneğin haberlerinin %52’sine denk gelmektedir, muhalif eylemlerle ilgilidir. Bu haberler kadın hakları savunuculuğu, yürüyüşü ve eylemi, 1 Mayıs İşçi Bayramı mitingi, Birleşmiş Milletleri kınama eylemi (Kuzey ve Güney Kıbrıs’ı ikiye ayıran ara bölgede Rum ve Türklerin birlikte düzenleyeceği iki toplumlu etkinliğe izin vermeme dolayısıyla kınama), imam hatip liselerinin açılmasını protesto (Kuzey Kıbrıs’ta İmam Hatip lisesi bulunmamaktadır), zorunlu din dersinin eleştirilmesi, muhalif yapısıyla bilinen ve katledilen iki avukatı anma gibi konuları içermektedir. KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezi’iyle ilgili haberlerde ise STÖ’ne hükümet veya parti yetkileleri tarafından bilhassa seçim dönemi öncesi yapılan ziyaretler öne çıkmaktadır. KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kül- TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 143 tür Merkezi İktidarda olan ve bunu devam ettirmek isteyen veya ikdidara gelmek isteyen siyasilerin yakın duruş sergilemek’ istediği bir STÖ olarak haberlerde belirginleşmektedir. Bu konuda öne çıkması derneğin, siyasilerce oy deposu olarak görüldüğüne dair işaret olarak yorumlanmaktadır. İki STÖ’nün ortak olduğu temel nokta ise Alevilere özgü günlerde kültürel etkinliklerin düzenleniyor olmasıdır. Fakat bu STÖ’lerin etkinliklerini ayrı ayrı düzenledikleri göze çarpmaktadır. Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği iki kez12, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürü- nü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezi altı kez hükümet yetkilisi veya siyasi partilere ziyarette bulunmuştur. Bu ziyaretlerde daha çok hükü- met yetkililerinin ziyaret edilmesi ve çeşitli talepler dile getirilmesi söz konusudur. En sıklıkla talep edilen husus cemevi yapımı için destektir. Bir diğeri ise din dersinin laiklik ilkesi gereği zorunlu olmaması gerekliliğidir. Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derne- ği dört kez, KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezi on kez hükümet yetkilisi veya siyasi partilerce ziyaret edilmiştir. Bu ziyaretler cumhurbaşkanlığı ve Lefkoşa Belediye seçimleri öncesine yapılmıştır. Propaganda süreci çerçevesinde sivil toplum örgütlerini oy deposu olarak gören siyasiler, ellerinden geldiğince çok örgütle seçim öncesi iyi ilişkiler geliş- tirme çabasına girmektedir. UBP (Ulusal Birlik Partisi) ve CTP-BG (Cumhuriyetçi Türk Partisi ve Birleşik Güçler)13 adaylarının bu STÖ’leri ziyaret konusunda başı çektiği görülmektedir. Siyasi partilerin Türkiye kökenli Alevileri oy deposu olarak görüyor olmasının son dönemlerde çok güzel bir örneği bulunmaktadır. 2009 yılındaki milletvekilliği seçimlerinde KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği başkanlığınını yürüten Özdemir Gül CTP’den adaydı. 28 Temmuz 2013’te gerçekleşecek erken seçimde ise UBP’den aday olarak çıktı. UBP ise sağ kanatta yer alan partidir. Gül’le yapılan röportajda bu konu hakkında şu soru yöneltilmiştir: Neden iki farklı çizgide olan partiden dört yıl arayla milletvekilliği seçimlerinde aday çıktınız? “2009 seçimleri öncesi tüm partilerden derneğimize milletvekilliğiyle ilgili teklifler getirildi. Dernek yönetim kurulu günlerce hangi partiye olumlu yanıt verileceğine dair toplantılar gerçekleştirdi. Nihayetinde dernek başkanı olarak bana CTP’den aday olunacağına dair kararın verildiği bildirildi. Ben de karara saygı duyarak 2009’da CTP’den milletvekilliğine adaylığımı koydum. 2013’teki karar ise tamamen şahsıma aitti. UBP’den böyle bir teklif geldi ve ben de kabul ettim. Hala daha UBP’yle ilişkilerim devam etmektedir. Şunu da belirtmek isterim ki CTP’de kendimi hep yabancı gibi hissettim, sürekli bizi tüm olaylardan dışladılar. Farklı bir yapıları var. UBP’de ise kendimi hep çok rahat hissettim sanki yıllardır bu insanlarla çalışıyormuş gibiyim. CTP benim hayatımdaki tek keşkemdir, keşke CTP’den aday olmasaydım” (Gül, 2014). Gül bu konudaki çelişkili tavrını diğer bir köşe yazarına şu şekilde değerlendirmiştir: TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 144 “Elbette siyasi görüşüme yön veren sevgi, adalet ve insan haklarına değer veren benimsemelerim var. Benimsediklerim benim yaşam tarzımı belirliyor. CTP’den aday olurken de yakın arkadaşlarımın telkin ve desteği söz konusuydu. CTP’nin Birleşik Güçler kanadından adaydım. Seçim bitti bağım da sonlandı. Bu kez özellikle Halkın Adalet Konseyi’nden arkadaşlarım UBP’den aday olmamı istedi. Kabul ettim. Sonuç ne olursa olsun UBP’yi uzun vadeli siyaset yapabileceğim bir parti olarak görüyorum.” (Hastürer, 2013). KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği ve KKTC Alevi Kültür Merkezinin, Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği’ne nazaran, iktidarda olan siyasilerle daha ılımlı ilişkilere sahip olduğı incelenen haberlerde görülmüştür. Kıbrıs’ta Alevilerin ibadet edebilecekleri cemevi bulunmamaktadır. Cemevi inşaatı için KKTC Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Derneği’ne Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu döneminde arsa tahsis edilirken, Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği’ne herhangi bir tahsisat yapılmamıştır. Kuzey Kıbrıs’ta camilerin yapımıyla ilgili bütçe TC Büyükelçiliğine bağlı TC Yardım Heyeti tarafından karşılanırken, Alevilere Cemevi yapımı için aynı kaynaktan bugüne değin bütçe ayrılmamıştır. Dayıoğlu (2012) bu durumu “Türkiye’de Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle devlet tarafından çeşitli ayrımcı uygulamalarla karşı- laşan Aleviler, benzer bir sorunu uzun yıllar Kıbrıs’ta da yaşadılar. “Öncelikle Kuzey Kıbrıs’ta cemevi yapımı için KKTC hükümeti tarafından Cihangir yolu üzerinde on bir dönüm arazi tahsisatı yapılmıştır. Bu durum Kuzey Kıbrıs devletinin dini özgürlüğe açıklığının göstergesidir. Arazi tahsisatı sonrası cemevi temeli atılırken en üst düzeydeki yetkililerin katılımıyla temel atma töreni gerçekleşmiştir. Dahası cemevinin yapılması için devlet 80.000 TL katkı yapmıştır” (Gül, 2014). Dayıoğlu TC Elçiliğine bağlı TC yardım heyetinin cemevi yapımı için destek olmadığını, Gül ise KKTC hükümetinin cemevi yapımı için derneklerine arazi, maddi ve manevi destek olarak Türkiye’de yaşanmamış bir ilki Kuzey Kıbrıs’ta kendilerine yaşattığını belirtmiştir. Sonuç Kıbrıs’ta Aleviliğin kökenleri Osmanlı’nın adayı fethettiği 1571 yılı sonrasına dayanmaktadır. Fetihe gelen yeniçerilere ruhani destek veren Alevi kökenli Müslü- manların yanısıra, 1572 sonrası adaya Anadolu’dan göçerilen insanlar arasında da Alevi Müslümanların olduğu tarihi belgelerden, Kıbrıs Türk edebiyatından, sokak isimlerinden, ahilikle ilgili meslek gruplarının yaygınlığından, soyisimlerden, tarihi eserlerden, inanç alışkanlıklarındaki izlerden anlaşılmaktadır. Alevi kökenli ikinci dalga göç ise 1974 savaşı sonrası gerçekleşmiştir. Bu insanlar daha çok Türkiye göçmenlerine yapılan haksız ve yanlış uygulamalara karşı14 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 145 bir direnç geliştirme ve karar üretebilecekleri siyasi noktalarda yer alabilme çabasıyla bugün Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Alevi örgütlerinde yer almaktadırlar. Kuzey Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Alevi STÖ başkanlarıyla yapılan bir söyleşide Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan Alevilerin çok demokratik bir ortamda yaşadıklarını belirtmektedir. Kıbrıs Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Oruç Kaya bunu şu şekilde dile getirmiştir: “Çok demokratik bir ortamda yaşıyoruz. Hiçbir Kıbrıslı Türk bize ‘Ramazanda niçin oruç tutmuyorsunuz’ demediği gibi, ‘muharrem ayında niçin oruç tutuyorsunuz’ demez” (Beyoğlu, 2011). “Günümüzde bir siyasal rejimi demokratik olarak değerlendirebilmek, söz konusu rejimde çok kültürlülüğün, hatta çok kültürcülüğün ne ölçüde yaşandığına bağlıdır. Geçmişte ulus-devletlerin uygulamaya yöneldikleri ulusal sınırlarla etnik-dinsel-dilsel sınırları çakıştırma ve farklı kimlikleri ortadan kaldırma politikaları artık geçerliliğini yitirmiştir. Farklı kimliklerin birlikteliği, bugün ülkelerin sahip oldukları en önemli zenginlik olarak değerlendirilmektedir. Dolayı- sıyla, Kıbrıs’ta da yapılması gereken bu anlayış doğrultusunda demokrasimizi yeniden yapılandırarak var olan kültürel zenginliğimize katkıda bulunmaktır (Dayıoğlu, 2012). Alevilik kendi içinde çok zengin bir bakış açısına sahiptir. Çok kültürcülüğün yaşatılması Kıbrıs’taki Alevi örgütlerinin kendilerini daha iyi anlatmasıyla mümkün olabilir. Kıbrıs tarihinde birçok kez tartışma konusu olan Alevilik, 10 Ocak 2010-30 Haziran 2013 zaman dilimini kapsayan dönemde basında daha çok Alevi STÖ’lerle ilgili haberlerle yer bulmuştur. Kuzey Kıbrıs gazetelerinin genelinde görülen protokol haberciliği bu haberlerde de belirgindir. Örneğin Alevilikle ilgili düzenlenen kültürel bir etkinlikte, habere konu olayı Aleviliği ilgilendiren yönleriyle incelemek yerine, haber içeriğinin tamamen etkiniliğe katılan üst düzey hükümet yetkilileri ve muhalif parti liderlerin söylemlerinden ibaret olduğu görülmüştür. Araştırma bulguları basının Alevilik konusunu arka plana attığına ilişkin birinci hipotezi doğrular niteliktedir. Anakım Kıbrıs Türk basınının Alevilikle ilgili yayınlanan haberlerde protokol haberciliğine meyilli olduğu görülmüştür. Bunu aşmak için Alevi STÖ’lerin medyayla ilişkilerini eliştirmeye ve haber içeriklerini kendileri hazırlayarak medya mensuplarıyla paylaşmaları önerilmektedir. Kuzey Kıbrıs’taki Alevi örgütler, sosyal medya mecrasında çok zayıf olmakla birlikte, bunu geliştirmek pek de zor değildir. Günümüz koşullarında alternatif bakış açıları ve kültürler kendini sosyal medyayı kullanarak geliştirebilmekte, ana akım medyaların koyduğu her tür sınırlamayı bu şekilde aşmayı başarmakta, örgütlenebilmekte ve seslerini daha özgürce duyurabilmektedir. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 146 Sonnotlar 1 2011 ve 2013 yıllarında bilhassa İlahiyat Koleji açılma konusu gündeme geldiğinde KTOEÖS’ün (Kıbrıs Türk Orta Eğitim ve Öğretmen Sendikası) bu gelişmeyi protesto etmesi, Kuzey Kıbrıs’ta idari anlaşmazlıklar ötürüsüyle camilerin elektriğinin kesilmesi üzerine defalarca Kıbrıslı Türkler bu ithamlarla karşılaşılmıştır. Bu ithamlara karşı Gündüz (2013) ve Hüdaoğlu’nun (2011, 2013) köşe yazılarına bakılabilir. 2 Hristiyanlık ve Müslümanlığın farklı mezhepleri adada dönem dönem farklı kesimlerce inanç odağı olmuştur. 3 Enosis’in amacı Kıbrıs adasının Yunanistan’a ilhakıydı. 4 1572’de Kıbrıs’a zorla getirilmiş insanlar için ‘göçerilen’, 1974 yılından itibaren daha çok kendi rızasıyla adaya yerleşen Türkiye kökenli insanlar için ‘göç eden’ kavramları kullanılacaktır. 1976 yılında Adana’dan dört yaşında ailesiyle kendi istekleri üzerine form doldurarak 1974 Savaşı sona erdikten sonra adaya yerleşen Kıymet Çinçar göç için hiç bir zorlayıcılığın olmadığını anlattı. Türkiye geneline göç etmek isteyenler için formlar dağıtıldığını, Kıbrıs’a göç eden ailelere iki yıl boyunca yiyecek, ev eşya, hayvan ve kredi sağlandığını, hangi köye yerleşmek istediklerini göç eden ailelerin kendilerinin seçtiğini söyledi. 5 KADEM Araştırma Şirket Direktörü Muharrem Faiz’le yapılan röportaj sonucu bu bilgi elde edilmiştir. Kadem Araştırma Şirketi Kuzey Kıbrıs’taki en güvenilir ve en kapsamlı araştırmaları gerçekleştiren araştırma şirketidir. 6 Kıbrıs Basın Tarihi konusunda Yrd. Doç Dr. Gürdal Hüdaoğlu’yla yapılan kişisel görüşmede ‘Kuzey Kıbrıs’ta tirajlar hakkında net birşey söylemenin merkezi ölçümleme sistemi eksikliği dolayısıyla mümkün olmadığını’ dile getirdi. 7 Belge 1’e bakınız. 8 Ahilik: Anadolu’da XIII. yüzyılda görülmeye başlayan, Selçuklu devletinin yıkılma dönemine girmesinden sonra sosyal düzeni sağlamada ve Osmanlı Devletinin kurulmasında büyük rolü olan bir tür meslek ve dayanışma örgütü. Batıdaki lonca tipi örgütlenmenin benzeridir. krş. Lonca Ahilik, -ği: öz. a. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu’da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak. (Türk Dil Kurumu, Erişim Tarihi: 17.07.13) 9 TAK (Türk Ajansı Kıbrıs), devlete bağlı çalışan haber ajansıdır. Kuzey Kıbrıs’ta haberlerin birçoğu TAK ajansı kaynaklı yapılmaktadır. TAK kaynaklı olarak Kuzey Kıbrıs’taki tüm yerel gazetelere dağıtılan haberlerin kullanılması ve bunun gazetelerin hemen hemen tümünde farklı başlıklarla hatta bazen aynı başlıklarla yayınlanması söz konusudur. Yerel gazetelerin çok azında muhabir gazeteciliği yapılmaktadır. Maddi imkânlar/imkânsızlıklar birçok gazeteyi haber ajansı kaynaklı tekdüze haberciliğe sürüklemektedir. Yerel basının genelinde muhabir gazeteciliğinden ziyade haber ajansı kaynaklı hazır haberden faydalanma anlayışı yerleştiğini söylemek mümkündür. 10 Kuzey Kıbrıs geneline gazete dağıtımı yapan dört ayrı firma mevcuttur: Yaysat, Gadeda (Kıbrıs Gazetesi’ne ait), Hazım Remzi ve kardeşi. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 147 11 Kuzey Kıbrıs’ta yayınlanan günlük gazeteler: Kıbrıs, Havadis, Yenidüzen, Afrika, Halkın Sesi, Haberdar (Artık yayınlanmıyor), Vatan, Star Kıbrıs, Kıbrıslı, Volkan, Ortam, Güneş, Demokrat Bakış, Realist (2013 yılında yayın hayatına başladı) ve Dialog (2013 yılında yayın hayatına başladı) 12 Bu ziyartelerden bir tanesi Türkiye’den gelen ziyaretçi bir parti mensubuna eşlik etmekti, bir diğeri ise cemevi için görüşmekti. 13 UBP ve CTP-BG Kuzey Kıbrıs’ta en yüksek oy oranına sahip iki büyük partidir. 2010’da Cumhurbaşkanlığı çekişmesi UBP adayı Dr. Derviş Eroğlu ve CTP-BG adayı ve dönemin cumhurbaşkanı Mehmetali Talat arasında geçmişti. 2013 yılındaki belediye seçimi yine UBP adayı ve CTP-BG adayı arasında geçmişti. 14 Kıbrıslı Türkler her nekadar çok hoşgörülü olsalar da 1974 sonrasında kontrolsüzce adaya göç etmesi TC kökenli kişilere karşı bir direnç geliştirmiştir. Kendi memleketinde kendini yabancı hissetmeye başlayan Kıbrıslı Türkler adaya yerleşen TC kökenlilere karşı ötekileştirici bir tavır sergilemektedir. Kaynakça AN, A. (1999). Kıbrıs Türk Kültürü Üzerine Yazılar. Lefkoşa: Kıvılcım Yayınları. ANDERSON, A. J. (1986). Communication Research: Issues and Methods. Newyork: McGraw-Hill. ATEŞİN, H. Mehmet. (1996). Kıbrıs’ta İslâmî Kimlik Davası. İstanbul: Marifet Yayınları. BERATLI, N. (1999a). Kıbrıs Türk Kimliğinin Oluşması: Neden Ortak Bir Kıbrıs Türk Kimliği Yok?. Lefkoşa: Işık Kitabevi Yayınları. BERATLI, N. (1999b). Kıbrıslı Türklerin Tarihi: Kimliğin Kökenleri, Cilt 2 (Etnolojik Yönden Kıbrıslı Türk). Lefkoşa: Galeri Kültür Yayınları. BERATLI, N. (2008). Kıbrıs’lı Türklerinin Kökenleri ve Kıbrıs’ta Bektaşilik. İstanbul: Kalkedon Yayınları. BEYOĞLU,Y. (19.08.2011). “‘1571’de Kıbrıs’a Gelenlerin Çoğu…’”. Haberdar. http:// http://www.haberdarkibris.com/1571de-kibrisa-gelenlerin-cogu…-8317h.htm Erişim Tarihi: 28.06.2013. BİZDEN, A. (20.07.2013). “Merhamet Ey Cemaat!”. Havadis. http://www.havadiskibris. com/Yazarlar/ali-bizden/merhamet-ey-cemaat/1745 Erişim Tarihi: 20.07.2013. BURTON, G. (1995). Görünenden Fazlası. İstanbul: Alan Yayıncılık. DAYIOĞLU, A. (2012). “Alevilik ve Kıbrıs’ta Aleviler”. http://alternatifim.org/2012/01/02/ alevilik-ve-kibrista-aleviler/ Erişim Tarihi: 28.06.2013. DEDEBABA, B. N. (1999). Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik. 2. Cilt. Ankara: Ardıç Yaynıları. DEDEBABA, B. N. (2002). Bütün Yönleriyle Bektaşilik ve Alevilik. 5. Cilt. Ankara: Ardıç Yaynıları. EYÜBOĞLU, İ. Z. (1980). Bütün Yönleriyle Bektaşilik (Alevilik). İstanbul: Yeni Çığır Yayınları. GÜNDÜZ, E. (09.10.2013). “Camiler ve Elektrik”. Yenidüzen. http://www.yeniduzen.com/ Yazarlar/erdinc-gunduz/camiler-ve-elektrik/2089 Erişim Tarihi: 02.03.2014. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 148 GÜRKAN, H. (1982). Kıbrıs Tarihinden Sayfalar. Lefkoşa: Nehir Yayınları. HASTÜRER, Hasan. (04.07.2013). Farklı Bir Özgüven ve Rahatlık. Havadis. Erişim Tarihi: 24.07.2013. HATAY, M. (2006). “Kıbrıslı Türklerde Mistik İnanç Sıçramaları (157-1878)”. Kıbrıs Yazıları, 3 (Yaz-Güz 2006): 61-69. HÜDAOĞLU, G. (03.05.2013). “Dinsizlik Değil Densizlik”. Haberdar. http://www.haberdarkibris.com/dinsizlik-degil-densizlik-5986yy.htm Erişim Tarihi: 02.03.2014. HÜDAOĞLU, G. (11.05.2011). “Dinsiz, İmansız, Tutarsız”. Gündem Kıbrıs. http://www. gundemkibris.com/dinsiz-imansiz-tutarsiz-782yy.htm Erişim Tarihi: 02.03.2014. IŞIK, İ. (1995). Dört Büyük Halife. İstanbul: Beyan Yayınları. NEVZAT, A. & HATAY, M. Politics, “Society and the Decline of Islam in Cyprus: From the Ottoman Era to the Twenty-First Century”. Middle Eastern Studies, Vol. 45, No:6 (November 2009): 911-933. SUİÇMEZ, Y. (1998). “Türk Dünyasının Dini Meseleleri (Kutlu Doğum Haftası: 1997)”. Kıbrıs’ta Din. Der. Ömer Turan. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları. SUİÇMEZ, Y. (2013). “Kıbrıs’ta Müslümanlık Anlayışı”. Bugün Kıbrıs. http://www.bugunkibris.com/yazarlar/165-yusuf-suicmez/6344-kbrsta-muesluemanlk-anlay.html Erişim Tarihi: 28.02.2014. SUİÇMEZ, Y. (21.04.2013). “Halkın Adalet Konseyi Bölünecek mi?”. Havadis Gazetesi. http://www.havadiskibris.com/Yazarlar/yusuf-suicmez/halkin-adalet-konseyibolunecek-mi/1018 Erişim Tarihi: 18.07.2013. TERMEN, B. (1994). Bektaşiliğin Eğitsel ve Kültürel Boyutu. Ankara: TC Kültür Bakanlığı. Türk Dil Kurumu. http://tdkterim.gov.tr/bts/ Erişim Tarihi: 17.07.2013. YORGANCIOĞLU, O. (2000). Kıbrıs Türk Folklorü: Duydum, Gördüm, Yazdım. Genişletilmiş 2. Baskı. Mağusa: Temel Basımevi. Elektronik Gazete Arşiv Tarama Kaynakçası http://www.havadiskibris.com/HaberAra/?q=Alevi Erişim Tarihi: 18.07.2013. http://www.havadiskibris.com/HaberAra/?q=pir%20sultan Erişim Tarihi: 18.07.2013. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/1/tpl/search/PageName/Ana_sayfa Eri- şim Tarihi: 08.07.2013. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/1/tpl/search/PageName/Ana_sayfa Eri- şim Tarihi: 08.07.2013. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/1/tpl/search/PageName/Ana_sayfa Eri- şim Tarihi: 08.07.2013. http://www.yeniduzen.com/HaberAra/?q=alevi Erişim Tarihi: 18.07.2013. http://www.yeniduzen.com/HaberAra/?q=pir%20sultan Erişim Tarihi: 18.07.2013. Elektronik Gazete Arşiv Tarama Kaynakçası Açıklamalı 25 Mayıs 2010. ““Hacı Bektaş-ı Veli” “Gül”le Devam Dedi”. Kıbrıs Gazetesi. http://www. kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/94183/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 149 1 Mayıs 2013. “39 Örgüt Birlikte Kutluyor”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/157465/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/130065/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/92436/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/92295/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 13 Mayıs 2011. “Meclis Yine Gerildi”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/117079/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 2 Mayıs 2013. “Kılıçdaroğlu KKTC’ye Geldi”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/157505/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 13 Mayıs 2013. “Tek Gailemiz Memleketimiz”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi. com/index.php/cat/2/news/158023/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 4 Mayıs 2013. “Sorunlarını Aktardılar”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/157600/PageName/Ic_HaberlerErişim Tarihi: 08.07.2013. 27 Mayıs 2013. “Pir Sultan Gecesine TUFAD da Katkı Koydu”. Yenidüzen Gazetesi. http:// http://www.yeniduzen.com/Haberler/kultur-ve-sanat/pir-sultan-gecesine-tufad-da-katkikoydu/4026 Erişim Tarihi: 18.07.2013. 4 Ocak 2010. “Gül: Aleviliğin temeli, insan sevgisine dayanır”. Kıbrıs Gazetesi. http://www. kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/84415/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 6 Ocak 2010. “Lefke İsyanlarda”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index. php/cat/2/news/84415/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 11 Ocak 2010. “Kaya: Tüm İnsanlara Açığız”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi. com/index.php/cat/2/news/84877/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 17 Şubat 2010. “Cemevi İnşası Konusunda Üzerimize Düşeni Yapacağız”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/87257/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 17 Şubat 2010. “Cemevi İnşası Konusunda Üzerimize Düşeni Yapacağız”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/87257/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 21 Şubat 2010. “Ankara’ya Sevgilerle”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/87542/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 6 Nisan 2010. “Hedef Birleşik Kıbrıs”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/90517/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 12 Nisan 2010. “Eskisi Gibi Olmayacak”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/90939/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 07.07.2013. 13 Nisan 2010. “Barış ve Kardeşlik İçin Çalışıyorum”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi. com/index.php/cat/2/news/91009/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 150 30 Nisan 2010. “Atatürk Meydanı’nda Miting”. Kıbrıs Gazetesi. 21 haziran 2010. “Aşık, Haspolat ve Surlariçi’ni Ziyaret Etti”. Kıbrıs Gazetesi. http://www. kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/96096/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 24 Haziran 2010. “Turizmciler Sorunlarını Bakan Dürüst’e Anlattı”. Kıbrıs Gazetesi. http:// http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/96236/PageName/Ic_Haberler Eri- şim Tarihi: 17.07.2013. 29 Temmuz 2010. “Küçük, Törene Katılacak”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/98711/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 22 Ağustos 2010. “Bu Kadar Basit”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index. php/cat/2/news/100251/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 11 Ekim 2010. “Eğlenceli Bir Gün”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index. php/cat/2/news/103594/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 15 Kasım 2010. “Cemal Cemale Sohbet Ettiler”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/106021/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 13 Aralık 2010. “Ayrımcılığa Karşı Mücadele Edecekler”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/107710/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 20 Aralık 2010. “Siyasetçiler de Katıldı”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/108172/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 20 Aralık 2010. “Bir Olalım, İri Olalım, Diri Olalım”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/108173/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 8 Nisan 2011. “Cemevini Konuştular”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/114963/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 8 Nisan 2011. “Cemevini Konuştular”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/114963/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 2 Eylül 2011. “BM’ye Siyah Çelenk Bıraktılar”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/123393/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 28 Kasım 2011. “Yine Grev Yapacak”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/128891/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 5 Aralık 2011. “Halktan Destek İstendi”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/129374/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 12 Aralık 2011. “Alevilerden Güzel Etkinlik”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/129838/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 13 Aralık 2011. “Laik Sistemle Örtüşmüyor”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/129921/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 MEDYA, İKTİDAR, DİN ÜÇGENİNDE KUZEY KIBRIS’TA ALEVİLİK 151 14 Aralık 2011. “Fırsatı Kaçırmayın”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index. php/cat/2/news/129989/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 15 Aralık 2011. “Meşaleli Eylem”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi. com/?p=216978 Erişim Tarihi: 08.07.2013 21 Aralık 2011. “Alevi Kültür Derneği, HAK’tan Çekildi”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/130491/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 14 Ocak 2012. “Eroğlu KKTC’yi Savunacak”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/132111/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 9 Şubat 2012. “Büyük Endişe”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/ cat/2/news/133590/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 16 Şubat 2012. “Anlaşmama da Bir Hak”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/134028/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 24 Şubat 2012. “Alevilik Seçmeli Ders Olsun”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/134547/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 16 Mart 2012. “İnsanlık Suçu”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/ cat/2/news/135973/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 23 Nisan 2012. “Hikmet ve Gürkan Anılacak”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/138583/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 20 Temmuz 2012. “19 Temmuz’u Unutmadılar”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi. com/index.php/cat/2/news/144089/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 5 Ağustos 2012. “Alevi Ailenin Evine Yapılan Saldırı Kınandı”. Kıbrıs Gazetesi. http://www. kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/145097/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 31 Ağustos 2012. “Adalet Yerini Bulmalı”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/146662/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 9 Kasım 2012. “Öfke Büyüdü”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/ cat/2/news/150335/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 26 Kasım 2012. “Her Şey Çok Güzeldi”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/150979/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 21 Ocak 2013. “Hizmeti, Vatandaşın Ayağına Götüreceğiz”. Kıbrıs Gazetesi. http://www. kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/153273/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 7 Mart 2013. Adil Bir Düzen İstiyoruz. Havadis Gazetesi. http://www.havadiskibris.com/ Haberler/kibris/adil-bir-duzen-istiyoruz/1885 Erişim Tarihi: 17.07.2013. 8 Mart 2013. “Adalet ve Eşitlik için Yürüdüler”. Havadis Gazetesi. http://www.havadiskibris. com/Haberler/kibris/adalet-ve-esitlik-icin-yuruduler/1956 Erişim Tarihi: 17.07.2013. ÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Nuran ÖZE 152 9 Mart 2013. “Söyleyecek Sözümüz, Yapacak Gücümüz Var”. Kıbrıs Gazetesi. http://www. kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/155027/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 10 Mart 2013. Baraka’dan Ziyaret. Yenidüzen Gazetesi. http://www.yeniduzen.com/Haberler/siyaset/baraka-dan-ziyaret/1293 Erişim Tarihi (18.07.2013). 10 Mart 2013. “Cengiz, Projelerini Anlattı. Yenidüzen Gazetesi. http://www.yeniduzen. com/Haberler/siyaset/cengiz-projelerini-anlatti/1294 Erişim Tarihi: 18.07.2013. 13 Mart 2013. Fellahoğlu: “8 Nisan Umudun Doğduğu Gün Olacak”. Yenidüzen Gazetesi. Erişim Tarihi: 18.07.2013. 14 Mart 2013. “Kolları Sıvadık”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index. php/cat/2/news/155249/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 08.07.2013. 17 Mart 2013. “Arabacıoğlu Ziyaretlerini Sürdürdü”. Yenidüzen Gazetesi. http://www.yeniduzen.com/Haberler/siyaset/arabacioglu-ziyaretlerini-surdurdu/1571 Erişim Tarihi: 18.07.2013. 1 Nisan 2013. “Günde 16 Saat Çalışacağım”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/ index.php/cat/2/news/156032/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 25 Haziran 2013. “Yine Doktorlar Rağbette”. Kıbrıs Gazetesi. http://www.kibrisgazetesi.com/index.php/cat/2/news/160439/PageName/Ic_Haberler Erişim Tarihi: 17.07.2013. 13 Mart 2013. “Fellahoğlu: 8 Nisan umudun doğduğu gün olacak”. http://www.yeniduzen. com/Haberler/siyaset/fellahoglu-8-nisan-umudun-dogdugu-gun-olacak/1439 Erişim Tarihi: 18.07.2013. Kaynak Kişi ÇİNÇAR, Kıymet, (44), 2013, Küçük Kaymaklı, Lefkoşa. EKMEKÇİ, Hüseyin, (38), 2014, Küçük Kaymaklı, Lefkoşa. FAİZ, Muharrem, (51), 2014, Yenişehir, Lefkoşa. GÜL, Özdemir, (53), 2014, Köşklüçiftlik, Lefkoşa. HÜDAOĞLU, Gürdal, (40), 2014, Dikmen, Lefkoşa. İNCİRLİ, Serhat, (44), 2014, Hamitköy, Lefkoşa. SUİÇMEZ, Yusuf, (45). 2014, Dikmen, Lefkoşa. YORGANCIOĞLU, Oğuz, (72), 2013, Mağusa.

SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

İnsanların giyimleri bir yerleşim yerinin coğrafik yapısına, ekonomik şartlarına, moda anlayışına, teknolojiyi kullanma düzeyine, geleneklerine ve inanç sistemine göre değişiklik göstermektedir. Bu bağlamda Sivas’a bağlı Yıldızeli ilçesinin Banaz ve Yağlıdere köylerine ait Alevi kadın giyimi üzerinde de belirtilen faktörlerden bazılarının etkileri bulunmaktadır. Günümüzde Banaz ve Yağlıdere köylerinde varlığını devam ettiren Alevi kadın giyimlerinin tespit edilmesi ve tanıtılması amacıyla Kasım 2011’de yörelere gidilmiştir. Kadın giyimini oluşturan elemanların tespit edilmesinde bilimsel araştırma yöntemlerinden biri olan survey (betimleme) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem; Banaz ve Yağlıdere köylerinde yapılan gözlemler, köy muhtarları, yöre insanları ve Yıldızeli ilçesinde Kaymakamlık ve Halk Eğitim Merkezinde çalışan kamu görevlileri ile gerçekleştirilen karşılıklı görüşmeler sonucu edinilen bilgiler ve kadın giyimine yönelik fotoğraflar kullanılarak uygulanmıştır. Ayrıca yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler de araştırma kapsamında ele alınmıştır. İki köye ait giyim özellikleri sonuç bölümünde karşılaştırılarak verilmiştir. İki yörenin Alevi kadın giyiminin farklılık göstermesine rağmen halkın her iki köyde de kültürlerini devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Kültür unsurlarından biri olan yöresel giyimlerin Banaz köyünde özel günlerde, Yağlıdere köyünde ise hem günlük olarak hem de özel günlerde kullanıldığı saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Yöresel giyim, Alevilik EVALUATION OF ALEVI WOMAN CLOTHING IN BANAZ AND YAGLIDERE VILLAGES OF SIVAS PROVINCE YILDIZELI DISTRICT Abstract Clothing of people depends on geographical structure, economic conditions, and fashion sense, level of technology usage, traditions and belief system. Influences of traditional, geographical, economic and religious factors on clothing are obvious in less populated settlements. For that reason there are some effects on Alawi woman clothing of Banaz and Yağlıdere Villages of Sivas Province Yıldızeli District. In November 2011 a visit was carried out to determine and introduce Alawi woman clothing which is still being used in these vil- * Öğr. Gör., Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Tekstil Tasarımı Bölümü, Çanakkale/Türkiye, aylinozc@gmail.com ** Prof. Dr., Ankara Üniversitesi, Ev Ekonomisi Yüksekokulu, El Sanatları Bölümü, Ankara/Türkiye, zerdogan@ankara.edu.tr DOI:10.12973/hbvd.72.136 TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 154 lages. The survey method has been used for the research. Observations, interviews with local people and civil servants who work for the District Management and Skill Teaching School For Local People, photographs and literature are the sources for the method of the research. The properties of Alawi woman clothing in two villages have been compared in the conclusion part of the research. It has been concluded that even if Alawi woman clothing of these two villages is not the same, the local people continue to preserve their culture. It has also been concluded that the regional clothing which is one of the cultural elements is being used in Banaz Village on special days while the regional clothing is still being used in Yağlıdere Village both daily and on special days. Key Words: Regional clothing, Alawism 1. Giriş Bir arada yaşam insanların ortak duygular, düşünceler ve yaşantılar oluşturmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla ortak değerler kültür kavramını ortaya çıkarmıştır. Kültür; insan topluluklarının kimliklerini belirten, yaşam biçimlerini yansıtan değerler bütünüdür. İnsanlar yaşamlarını sürdürdüğü yörelerde kültüre dâhil olan birtakım eşya ve simgeleri oluşturmaktadırlar (Koç, 2006: X). Giyim, kültür kavramında yer alan önemli öğelerden biridir. Bu nedenle kü- çük yerleşimlerde kültürü tanımada yöresel halk giyimi önemlidir. Yöresel giyimin günümüzde bazı yerlerde hâlâ kullanıldığı bilinmektedir. Çünkü Anadolu halk giyiminin; yüzyıllar boyu moda endişesine kapılmadan, özü bozulmadan yaşatılan bir giyim kültürüne sahip olduğunu söylemek mümkündür (Gürsoy, 2004: 44). Günümüzde Anadolu’nun bazı yörelerinde gelenekleri yansıtan giyimler korunurken, bazı yörelerinde ise kültürel etkileşimler sonucu değişimler göze çarpmaktadır (Korkmaz, 2010: 336). Sivas ili bazı kültürel değerlerin yaşatıldığı bir yerleşim yeridir. İle bağlı yerle- şimlerde yaşayan Alevilerin Anadolu kültürünün devamında önemli etkileri bulunmaktadır. Ali’ye mensup, Ali’ye ait ve Ali soyundan olan anlamlarına gelen Alevi kelimesi XIX. yüzyıldan önce yaşayan ozanlarca kendilerini tanımlamak için kullanılmış olup kelimenin Anadolu’da yaşayan gruplar için kullanımının XIX. yüzyılda olduğu yönünde görüşler ileri sürülmektedir (Üçer, 2005: 162-63). Aleviler, 1960’lı yıllara kadar kırsal alanlarda kapalı bir yaşam tarzı içinde kültürlerini yaşatmışlardır (Yıldız, 2011: 1-3). Sivas ilinde kırsal yerleşimlerde Alevi kadın giyimlerinin günümüzde kullanımının devam ettiği görülmektedir. Günlük veya özel günlerde kullanılan kadın giyimleri geleneklerin devam etmesini de sağlamaktadır. Örneğin yıl içinde belir- TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 155 li dönemlerde yapılan Cem törenleri, Alevi inanç sistemini yansıtmaktadır (Yıldız, 2011: 6). İnsanları bir araya getirmeyi sağlayan bu törenler bir zikir ayinidir (Üçer, 2005: 161) (Fotoğraf No: 1). Fotoğraf 1: Yıldızeli ilçesi Banaz köyü Cem töreninden bir görünüm Fotoğraf 1’de Yıldızeli’ne bağlı Banaz köyünde yapılan bir Cem töreninde yö- resel giyimi içinde Sultan Doğan semah yaparken görülmektedir. Düğün, festival, dinî tören gibi özel günlerde kullanılan bu giyimlerin Anadolu kültürüne katkıları bulunmaktadır. 2. Materyal ve Yöntem Araştırma konusunu oluşturan Alevi kadın giyimleri ile ilgili bilgiler ve fotoğ- raflar için Sivas ili Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyü ile Yıldızeli ilçesi Yavu Beldesine bağlı Yağlıdere köyüne Kasım 2011’de bir ziyaret gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın materyalini söz konusu köylerinden sağlanan kadın giyim elemanları oluşturmaktadır. Banaz köyünden bir adet özel gün giyimi ve Yağlıdere köyünden bir adet hem günlük hem de özel günlerde giyilen giyim incelenmiştir. Çalışmada bilimsel araştırma yöntemlerinden biri olan survey (betimleme) yöntemi kullanılmıştır. Bu yöntem Banaz ve Yağlıdere köylerinde yapılan gözlemler, köy muhtarları, yöre insanları ve Yıldızeli ilçesinde Kaymakamlık ve Halk Eğitim Merkezinde çalışan kamu görevlileri ile gerçekleştirilen karşılıklı görüşmeler sonucu edinilen bilgiler ve kadın giyim elemanlarının fotoğrafları kullanılarak uygulanmış- tır. Ayrıca yazılı kaynaklardan elde edilen bilgiler de araştırma kapsamında ele alınmıştır. İki köyden temin edilen kadın giyim elemanları dışa giyilenler, içe giyilenler, başa bağlananlar/takılanlar, bele bağlananlar/takılanlar, ayağa giyilenler alt başlıkla- TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 156 rında tasnif edilmiştir. Giysilere ve aksesuarlara yönelik bilgi ve fotoğraflar, yerleşim yerlerinin genel özelliklerinin ardından belirtilmektedir. 3. Bulgular Araştırmanın bulgular bölümü, Banaz köyü Alevi kadın giyimine yönelik bilgilerin ve Yağlıdere köyü Alevi kadın giyimine yönelik bilgilerin toplandığı iki alt başlıktan oluşmaktadır. Köylerin kadın giyimleri dışa giyilenler, içe giyilenler, başa bağlananlar, bele bağlananlar olarak belli bir sıra ile açıklanmıştır. Ancak Banaz kö- yüne ait bir çift çoraba ulaşıldığı için çorap hakkında bilgi, bele bağlanan giyim elemanlarına yönelik verilen bilgilerin ardından belirtilmiştir. 3.1. Banaz Köyü Alevi Kadınlarının Özel Gün Giyimi Araştırma yörelerinden biri olan Banaz, Yıldızeli merkeze bağlı bir köydür. Bu köy Yıldızeli ilçesine 39 km uzaklıkta olup, ilçenin kuzeydoğusunda yer almaktadır. Banaz köyündeki inanç sistemi, Yıldızeli ilçe merkezindeki inanç sisteminden farklı- lık göstermektedir. Banaz, Pir Sultan Abdal’ın köyüdür (Bayrak, 2004: 57) ve köyde her yıl anma etkinlikleri gerçekleştirilmektedir. Banaz köyü Alevi kadınlarının giyimlerinde bazı duyguların sembolleştirildi- ği karşılıklı görüşmelerden anlaşılmaktadır (Fotoğraf 2). Fotoğraf 2: Banaz köyü özel gün giyiminin genel görünümü TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 157 Giysilerin düğün, sünnet, bayram ve şenlik gibi toplumsal birlikteliğe bağlı kutlamalarda giyilmesi (Korkmaz, 2010: 340) Banaz’ da da yaygınlık göstermektedir. Köylüler, atalarından yadigâr olarak kalmış her eşyayı aynen kullanmaktadırlar. Yeni bir eşya, ancak ata yadigârı bir eşya olmadığı zaman satın alınmaktadır. Fotoğraf 2’ de Banaz köyünden Sultan Doğan1 ’ı ve iki yanında ona eşlik eden arkadaşları görülmektedir. Sultan Doğan’ın düğününde çekilmiş olan bu fotoğrafta, araştırma materyalini oluşturan giyim elemanlarından bazıları (şalvar ve al2 ) bulunmaktadır. Giysilerin bazıları ise iki yanında bulunan arkadaşlarının üzerinde görülen giyim elamanlarından üç peş3 /kutnu4 , yazma, şal önlük, bel bağı, kuşak ve Sultan Doğan’ın günümüzde özel günlerde kullandığı içlik ve yün çoraptır. Sultan Doğan’a ait bir adet giyim teslim alınmış ve incelenmiştir. Bu giyim, köyde özel günlerde kullanılmaktadır. Dış giyim olarak üç peşe/kutnuya; iç giyim olarak içlik ve şalvara, başörtüsü olarak al ve yazmaya; belde kullanılan giyim elemanı olarak şal önlüğe, bel bağı ve kuşağa; ayak giyimini tamamlayan yün çoraba ulaşılmıştır. Üç peş/kutnu: Dışa giyilen bu giyim elemanının altmış yıllık olduğu belirtilmiştir. Model özelliği incelendiğinde üç peşin önü iki parçalı, arkası tek parçalıdır. Giysi, yakadan etek ucuna kadar açıktır. Üç peşin yakası bel hattına kadar V şeklinde kesilmiştir. Giysinin yan dikiş paylarında etek ucundan bel hattına kadar yırtmaç çalışması uygulanmıştır. Üç peşin kol oyuntuları köşelidir. Giysinin içi, güzel bir forma sahip olması ve vücuttaki teri emmesi amacıyla yavruağzı renkli pamuklu bir kumaş ile astarlanmıştır. Giysinin dış yüzeyinde görülen kumaşa kutnu kumaş denilmektedir. Bu kumaş türü ikat tekniği5 olarak bilinen bir kumaş üretim tekniği ile üretilmiş- tir. Giysinin kumaşı sarı ve kırmızı renklerdedir. Türkiye’de yaşayan Alevi-Bektaşi geleneğine bağlı olan kadınların giyimlerinde sarı ve kırmızı renkler kullanılmaktadır (Genç, 1997: 62). Dolayısıyla yöredeki Alevi kadın giyim elemanlarından biri olan üç peşin kumaşında da sarı ve kırmızı renklerinin hâkim olduğu anlaşılmaktadır. Giysi oldukça sade olup üzerinde herhangi bir süsleme bulunmamaktadır (Fotoğraf 3). ÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 158 Fotoğraf 3: Üç peş/kutnu Şalvar: Şalvar Banaz köyünde, iç giyim elemanlarından birini oluşturmaktadır. Karataş (2010: 159) şalvarın eteğin altına giyilen, çeşitli düz veya desenli kumaş- lardan ve renklerden dikilen bir iç giyim olduğunu belirtmektedir. Yörede şalvar, üç peş ve içliğin altına giyilmektedir. Şalvar bol kesimlidir. Söz konusu giyim elemanı- nın beli ve paçaları uçkurludur. Yörede ulaşılan şalvar kırmızı renkli sentetik kumaş- tan dikilmiştir (Fotoğraf 4). Genç’in (1997: 62) renkler üzerinde belirttiği ifadeye göre kırmızı Alevi-Bektaşi geleneğinde kadın giyiminde kullanılan bir renktir. Bu fotoğrafta yer alan şalvar kumaşının da kırmızı renkli olduğu görülmektedir. Fotoğraf 4: Şalvar İçlik: İçlik, Banaz köyü kadın iç giyim elemanları arasında yer almaktadır. Artun (2008: 392) içliğin entarinin (elbisenin) içine giyilen, diz altına kadar uzandığını ifade etmektedir. Banaz köyünde de içlik, üç peşin içinde kullanılmaktadır ve boyu yaklaşık olarak diz altına kadardır. Dokuma sırasında desenlendirilmiş olan pamuklu kumaşın zemin rengi beyazdır. İçliğin göğüs altı, bel hattı ve kalça hattı dikişlidir. Giyim elemanının önü kruvaze6 kapamalıdır. Beldeki dikişli hat büzgü ile süslenmiştir. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 159 İçliğin eteği geniştir. Giyim elemanında sağ ve sol beden göğüs hattından başlayıp bele kadar inen birbirine simetrik iki adet kup7 bulunmaktadır (Fotoğraf 5). Fotoğraf 5: İçlik Al ve Yazma: Başlık giysinin en önemli, en görkemli parçasıdır ve bir statü sembolüdür. Anadolu’da kadın başlıklarının yüzlerce değişik türü vardır. Anadolu geleneklerinde doğumdan ölüme kadar giyilen başlıklar, yaşa ve sosyal duruma göre değişmektedir. Genç kızı, sözlüyü, nişanlıyı, yeni gelini, gelini, öksüzü, dulu, köylüyü kentliyi, zengini yoksulu bu başlıklardan anlamak mümkündür. Gelin başlığının üzerinde, çoğunlukla genç kızın yüzünü gizlemek için bir de başörtüsü kullanılmaktadır (Gürsoy, 2004: 44). Banaz köyünde başörtüsü olarak gelin tarafından al kullanılmaktadır. Söz konusu başörtüsünün bir ucu alın ve gözleri kapatarak burun üstüne düşecek şekilde sarkıtılmaktadır (Fotoğraf 2). Diğer beyaz renkli yazma ise bayanların eğer altın dizili alınlıkları varsa başlarına üçgen şeklinde katlayarak taktıkları bir başörtüsüdür. Her iki başörtüsü de kare şeklinde, beyaz ve kırmızı renklerde ince tülbentlerden yapılmaktadır. Başörtülerinin dörtkenarı boncuklarla süslenmektedir. Al ve yazma yapımında ince pamuklu kumaşlar kullanılmaktadır. Yöre insanları ile karşılıklı yapılan görüşmelere göre Banaz köyünde kullanı- lan başörtülerinde bulunan süslemelerde bazı anlamlar bulunduğu anlaşılmaktadır. Giyim, kuşam ve süslenme bireyin toplumla iletişiminde gelenek açısından bakıldığı zaman önemli bir yere sahiptir (Korkmaz, 2010: 338). Banaz köyünde kullanılan al için de böyle bir durum söz konusudur. Alın (Fotoğraf 6) kenarları yuvarlak metalik boncukla, iç kısmı pul ve kesme boncukla süslenmiştir. Ortasındaki süsleme gü- neştir. Güneş aydınlık anlamına gelmektedir. Yöre halkının inancına göre alı başına TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 160 bağlayan kişinin güneş kadar aydınlık içinde olması arzulandığı ifade edilmektedir. Başörtünün köşelerinde bulunan kelebek ve orak-çekiç özgürlük anlamına gelmekte, yıldız ise parlaklığı simgelemektedir. Beyaz yazmanın (Fotoğraf 7) dörtkenarı siyah kesme boncuk ve metalik boncuk ile süslenmiştir. Fotoğraf 6: Al Fotoğraf 7: Yazma Bu araştırmada ulaşılamamış olmasına rağmen, Fotoğraf 1’de Sultan Doğan’ın yazmasının altında bir başlık bulunmaktadır. Bu başlığın Tahtacı olarak bilinen bir Alevi kesiminin kullandığı başlıklarla benzerliği dikkat çekicidir. Bozkurt’un çalış- masında belirtildiğine göre (2012: 388); Tahtacı törelerinden biri olan Seki töreninde iki kadın başlarına çıngıllı börk denen, sivri tepeli, uzunca külahlar giymektedirler. Börkün çevresinde boncuk dizileri, zincircikler, çil para, penez dizileri ya da gümüş parçacıklar takılmaktadır. Börk sarsıldıkça çıngırtılar çıkardığı için çıngıllı deyimi ile anılır. Fotoğraf 1’de Banaz köyünde yaşayan kadınların da Tahtacı kadınların kullandıkları börk tarifine uyan bir başlık taktıkları görülmektedir. Şal önlük: Şal önlük (Fotoğraf 8) üç peşin üzerine takılmaktadır. Önlük yün iplikler kullanılarak elde dokunmuştur. Günümüzde dokuyan kimsenin kalmaması kültürel devamlılığı sekteye uğratmaktadır. Çözgüsünde ve atkısında yün kullanılmış olan önlüğün bez ayağı dokuma tekniğinde yapıldığı anlaşılmaktadır. Bez ayağı dokuma tekniğinde atkı ve çözgü ipliklerinin bağlantı noktaları her yönden birbirine değmektedir (Anonim, 1994: 195). Kırmızı doğal boyalı olan yün dokumanın üzerine mavi renkli kumaş parçalarından aplike yapılmıştır. Aplike edilmiş üçgenimsi şekillerin uçları ve sarmal karelerin köşegenlerinde beyaz boncuklarla, birbirine ardı sıra dizilmiş üçgenlerin alt kenarlarında beyaz orta kalınlıkta iplikle elde makine dikişleriyle8 süslemeler uygulanmıştır. İç içe geçen karelerden oluşan bordürler önlü- ğün etek ucunda yer almaktadır. Bele bağlanan önlüğün bu bölümü Fotoğraf 2’deki TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 161 gibi etek ucundan görünmektedir. Bordürün en dış sırasında ve iç bölgelerde üçgenlerin birleşimiyle oluşan zig zag sıraları da süsleme detaylarındandır. Fotoğraf 8: Şal önlük Bel bağı: Bel bağı üç peşin üzerine bağlanarak kullanılmaktadır. Aksesuar, renkli yün ipliklerle çarpana dokuma tekniği9 kullanılarak yapılmıştır. Günümüzde bel bağını dokuyan hiç kimse bulunmamaktadır. Bel bağı doğal boyalı kırmızı, yeşil, krem, turuncu, siyah, mavi ve pembe yün ipliklerle yapılmıştır. Aksesuarın uçlarında dokumanın kendi ipliklerinden oluşan saçaklar bulunmaktadır. Bel bağında ayrıca siyah renkli yün iplikten yapılmış bir saçak bulunmaktadır (Fotoğraf 9). Fotoğraf 9: Bel bağı Kuşak: Kuşak, üç peşin üzerine bağlanan bir giyim elemanıdır. Aksesuar, renkli yün ipliklerle elde yapılmıştır. Kuşağı günümüzde yapan hiç kimse bulunmamaktadır. Kuşakta doğal boyalı kırmızı, yeşil, krem, turuncu ve mavi yün iplikler kullanılmıştır. Kuşağın uçlarına yün iplikler ile püsküller yapılmıştır. Yün iplikler, göz boncuklarla süslenmiştir (Fotoğraf 10). Alevilikte nazar değmesine karşı korunmak için göz boncukları kullanılmaktadır (Kayabaşı ve Yanar, 2013: 172). TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 162 Fotoğraf 10: Kuşak Yün çorap: Geometrik motiflerle süslü olan çorap on beş yıllıktır. Çorabın ortasında eşkenar dörtgenlerin içindeki ve dışındaki bölgelerde yer alan motifin Oğuz boyu imlerinden biri olabileceği, çorabın parmak uçlarında ve iki yanda sınırı çizen motif dizisinin de kurt izi motifi (Anonim, 2013: 39) olduğunu ifade etmek mümkündür. Çorabın tabanında verev olarak giden ilmek sıraları ile bezenmiş bir düzenleme görülmektedir. Çorabın lastik kısmı rahat giyilip çıkarılabilmek amacıyla esnek özellikte olan lastik örgü ile örülmüştür. Çorabın zemin rengi beyazdır. Çorapta yer alan diğer motiflerde ise mavi, pembe, siyah, yeşil ve bordo renkli yün iplikler kullanılmıştır (Fotoğraf 11). Fotoğraf 11: Yün çorap TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 163 3.2. Yağlıdere Köyü Alevi Kadınlarının Günlük ve Özel Gün Giyimi Yağlıdere köyü ilçenin batısında, Yavu beldesine bağlıdır. Köy ilçe merkezine 45 km uzaklıktadır. Köylü kadınlar, yöresel giyimi günlük ve Cem töreni, festival gibi özel günlerde kullanarak kültürlerini devam ettirmektedirler. Köy muhtarı Dursun Koçtaş’ın evine yapılan ziyaret, bilinmeyen pek çok değerin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamıştır. Muhtarın eşine ve kızına ait olan yöresel giyim elemanlarının, hem günlük hem de özel günlerde kullanıldığı belirtilmiştir (Fotoğraf 12). Fotoğraf 12: Yağlıdere köyü günlük ve özel gün giyiminin genel görünümü Köyün kadın giyiminde dışa giyilenler saya (üç peş), çuha; içe giyilenler şalvar, iç göynek; başa bağlananlar pullu yazma / boncuklu oyalı yazma; bele bağlananlar arka bel bağı, önlük olarak tasnif edilmiştir. Bu giyim elemanları şunlardır: Saya/üç peş: Dış giyim elemanı olan saya, iç göyneğin ve şalvarın üstüne giyilmektedir. Giysinin önü yakadan etek ucuna kadar açık olup, yanları bel hattına kadar yırtmaçlıdır. Sayanın kol oyuntusu köşeli biçilmiştir. Giysinin içine pamuklu astar kumaşı dikilmiştir. Sayanın üzerine, şalvarın paçasında ve çuha denilen ceketin üzerinde de görülen süslemeler işlenmiştir. Simli, orta kalınlıkta iplikler kullanılarak yapılan bu süsleme tekniğine giyim jargonunda Blonya iğnesi veya kordon tutturma tekniği denir. Örnek giysinin kumaşı kutnudur. Yörede kadife veya jarse kumaştan dikilen sayaların da olduğu bildirilmiştir. (Fotoğraf 13). TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 164 Fotoğraf 13: Saya (üç peş) Çuha10: Çuha, yörede soğuk havalarda sayanın üstüne giyilen bir tür cekettir. Çuhanın yakası yuvarlak biçilmiştir. Ceketin önü tamamen açık olup kolları, sayada olduğu gibi takma kol şeklinde dikilmiştir. Çuhanın içi rengine uygun kumaşla temizlenmiştir. Ceketin yüzü bordo renkli kadifeden, astarı ise pamuklu patiskadan oluşmaktadır. Yağlıdere’ de tekerli ve muska denilen motifler çuhanın kumaşını süslemektedir. Tekerli motif, yuvarlak şekillerden ve bu şekillerin içindeki yıldızlardan oluşmaktadır. Üçgen şeklinde olan, ortası kumaş ile aplike edilmiş, etrafı simli iplikle süslenmiş motife de muska denilmektedir. Giysinin ön bedenini, arka bedenini, kol ortasını ve kol ucunu simli ipliklerle çeşitli kıvrımlı, geometrik ve çiçekli bezemeler kaplamaktadır (Fotoğraf 14). Fotoğraf 14: Çuha TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 165 Şalvar: Sayanın altına giyilen iç giysidir. Şalvar iki farklı kumaştan oluşmaktadır. Giysinin beli ve paçaları uçkurludur. Şalvar giyen kişinin rahat etmesi açısından bol kesimli olarak hazırlanmıştır. Şalvarın üst kumaşı pamuklu, alt kumaşı kutnu kumaştan hazırlanmıştır. Diz hattından başlayıp ayak bileklerine kadar uzanan, tekstil teknolojisine göre ikat tekniğinde dokunmuş olan bu kumaş çeşidine yörede taraklı kumaş denilmektedir. Saya ve çuha giysilerinde de görülen, daire şeklinde simli ipliklerden yapılmış tekerli motifler şalvarın paçalarında da bulunmaktadır. Ancak burada uygulanmış tekerli motiflerin çevrelerine, dairelerin içindeki yıldızlara ve di- ğer kıvrımlı süslemelere yöre ifadesiyle demir pullar serpiştirilmiştir. Blonya iğnesi veya kordon tutturma tekniği kullanılarak yapılmış olan bu süslemede üst üste aynı hizada ve iki adet yatay olarak yerleştirilmiş dairelerin içinde iç bükey dörtgenler bulunmaktadır. Dörtgenlerdeki içe kavisli kenarların orta noktaları, beyaz simli iplikler ile iki kez sarılarak süslenmiştir. Ayrıca şalvarın alt bölümünde dörtgenlerin içinde oval şekilde kumaşa tutturulmuş sarı simli iplikler, oval şekillerin aralarında kalan boşluklara dikilmiş pul boncuklar, dairelerin çevrelerinde ipliğin kendi düz bükümü kullanılarak ve ipliğin bol teyel11 şeklinde dolanmasıyla oluşturulmuş süsleme detayı görülmektedir. Şalvarın dizden yukarıya doğru devam eden bölümünde lacivert renkli, ince pamuklu kumaş kullanılmıştır. Pamuklu kumaşın tercih edilmesindeki amaç, vücutta oluşan terin emilmesi ve giysinin kullanan kişiye rahatlık sağlamasıdır. İki farklı kumaşın birleşme yerinde beyaz simli iplikler kullanılarak zig zag (en üstteki motif) ve zincir, sarı simli iplik kullanılarak da su (düz olarak uzanan motif) motifleri uygulanmıştır (Fotoğraf 15). Fotoğraf 15: Şalvar ÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 166 İç göynek: Sayanın altına giyilen bir iç giyimdir. İç göyneğin altına da şalvar giyilmektedir. İç göynek beyaz renkli, yaklaşık olarak şalvarın boylarında veya şalvardan biraz daha kısa boylarda dikilmektedir. Giysi dik yakalı ve takma kolludur12. İç göyneğin yakası bele kadar açık olup iki yanı da yırtmaçlıdır. Giysi yörede hasa bezi denilen, bir tür pamuklu kumaştan dikilmektedir. İç göyneğin önünde eğme denilen süslemeler bulunmaktadır. Süslemede ayrıca taal, su, muska denilen kırmızı ve mavi kanaviçe iplikleri kullanılarak yapılmış etamin işi yer almaktadır. Pembe renkli orlon iplik kullanılarak yapılmış tığ işi de süsleme detaylarından birini oluşturmaktadır. İç göyneğin etek kısmına kırmızı ve mavi renkli ipliklerle çıtma işi yapılmış, giysinin yırtmaç kenarlarında ise renkli püsküller kullanılmıştır. Fotoğraf 16’da, yöresel adları ile ifade edilen tüm işlemeler etamin kumaş üzerinde hazırlanmış, daha sonra hasa bezinden dikilmiş giysi üzerine aplike edilmiştir. Bu uygulamanın amacı, iç göynek yıprandığında işlemeli etamin parçaların yerinden sökülerek yeni dikilmiş olan iç göyneklere de tutturulabilmesidir. Fotoğraf 16: İç göynek Pullu yazma/ boncuklu oyalı yazma: Pullu yazma veya boncuklu oyalı yazma olarak ifade edilen başörtüsü, ince pamuklu tülbentten, kare şeklinde hazırlanan bir kadın giyim elemanıdır. Pullu yazma üçgen şeklinde katlanarak kullanılmaktadır. Başörtüsünün iki ucu, saçların alt kısmında düğüm atıldıktan sonra iki yanda serbest bırakılmaktadır. Başörtüsünün dörtkenarı pul boncuklar, kesme boncuklar ve naylon iplikler kullanılarak firkete oyası13 ile süslenmiştir. Pullu yazma veya boncuklu oyalı yazma pulların sık işlenmiş olmasından dolayı oldukça ağır bir başörtüsüdür (Fotoğraf 17). ÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 167 Fotoğraf 17: Pullu yazma, boncuklu oyalı yazma Önlük: Saya üzerinde kullanılan bir giyim elemanıdır. Aktarılan bilgiler ve araştırma sırasında gözlenen durumlar örtüştürüldüğünde günümüzde yaşlı kadınların günlük işleri yaparken önlüğü kullanmadıkları anlaşılmaktadır. Yöre kadınları düğün, Cem töreni gibi özel günlerde yaşlı kadınlarla birlikte genç kadınların da önlüğü kullandıklarını belirtmişlerdir. Önlük dikdörtgen şeklinde, etek ucunda ve iki yanında bulunan saçaklar hariç 80 cm boyunda, 50 cm eninde siyah renkli etamin kumaştan kesilerek hazırlanmıştır. Önlüğün bel kısmında uzun bir kuşak bulunmaktadır. Kuşakta uygulanan teknik çarpana dokuma tekniğidir. Önlüğün tersi; ön yüzdeki etamin kumaşın renginde olan pamuklu poplin bir kumaş ile temizlenmiştir. Etamin kumaşın üzerine sulu top denilen dört köşeli motifler bulunmaktadır. Motifler kumaşın en ve boy ipliğine paralel olarak yerleştirilmiştir. Önlükte ayrıca kanaviçe tekniği14 ile işlenmiş birleşik üçgenler ve bu üçgenlerin aralarında bir etamin karesi15 atlamalı, birbirine paralel iki sıra halinde yapılmış motifler yer almaktadır. Önlükte sulu top motifinin16, birleşik üçgenlerin ve dikey çizgilerin oluşturduğu bir kompozisyon görülmektedir. Söz konusu kompozisyonda ayrıca 2,5 cm uzunluğunda ipliklere dizilmiş ağ boncuklardan ve ağ boncuk dizilerinin uçlarına dikilmiş pul boncuklardan oluşan süslemeler de bulunmaktadır. Bu süslemelerin dışında; belde zig zag şeklinde dizilmiş eğme veya eğmeli denilen süslemeler bulunmaktadır. Önlüğün bel hattında görülen eğme denilen süslemenin alt ve üst kenarında sarı, yeşil, turuncu ve beyaz renkli orlon ipliklerle yapılmış su motifleri yer almaktadır. Önlükte ayrıca su motiflerinin ara bölgelerinde kırmızı orlon iplikten işlenmiş taal motifleri, önlüğün üç kenarına yeşil ve pembe renkli orlon ipliklerden yapılmış saçaklar bulunmaktadır (Fotoğraf 18). TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 168 Fotoğraf 18: Önlük Arka bel bağı: Arka bel bağı elbisenin arka beline bağlanarak kullanılmaktadır. Arka bel bağının çarpana dokuma şeklinde hazırlanan kuşağı, bele birkaç kez sarılarak arkada bağlanmaktadır. Arka bel bağı, önlük bağlandıktan sonra arkaya takı- lan süsleyici bir öğedir. Bu giyim elemanında çeşitli renklerde ağ boncuklar, pullar ve tazı boncukları kullanılmaktadır. Bel bağının yapımında kullanılan tahtanın yaklaşık olarak ebatları 15×30 cm’ dir. Tahtanın üzerinde karşılıklı olarak çakılmış iki adet çivi bulunmaktadır. Aksesuar, bu çivilerin etrafından boncuk dizili ipliklerin çeşitli şekillerde birbirine tutturulması ile hazırlanmaktadır (Fotoğraf 19). Fotoğraf 19: Arka bel bağı TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 169 4. Sonuç Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz ve Yağlıdere köylerinde yaşayan Alevi kadınların giyimlerinde bazı farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Kadın giyimleri yönünden belirgin farklılıkların tespit edildiği iki köyün kadın giyim özellikleri şu şekilde belirtilebilir: İki köye ait kadın giyiminin günümüzde hâlâ kullanılıyor olması önemli bir konudur. Banaz köyüne ait giyim düğün, Cem töreni, festival gibi özel günlerde kullanılmaktadır. Yavu beldesine bağlı Yağlıdere köyünde giyim; yaşlılar tarafından hem günlük hem de özel günlerde kullanılırken gençler tarafından yalnızca özel günlerde kullanılmaktadır. Araştırma kapsamında yer alan Banaz ve Yağlıdere köylerinde yaşayan Alevi kadınların inanç sistemleri aynı olduğu halde giyimlerinde çok fazla benzerlik bulunmamaktadır. Banaz köyünde ulaşılan örnekler az olduğu için her kadının özel gün giyiminin benzer olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılamamıştır. Yağlıdere köyü kadın giyimi gencinden yaşlısına kadar tüm kadınlarda benzer özellikler göstermektedir. Dolayısıyla, benzer giysileri kullanan kişi sayısının çokluğu, kişilerin kendilerini tekdüze giyinmiş gibi hissetmeleri veya birbirlerine aynı görünmeleri (Korkmaz, 2010: 343) gibi bir durum ortaya çıkmamıştır. Banaz köyünde kadın giyimi Yağlıdere kadın giyimine göre renk çeşitliliği, giyim elemanı sayısı bakımından sınırlılık göstermektedir. Ancak Banaz köyünde genel olarak kırmızı rengin giyim elemanlarında daha fazla kullanıldığı anlaşılmaktadır. Genç (1997: 62) de Türkiye’de yaşayan Alevi-Bektaşi geleneğine bağlı olan kadınların giyimlerinde kırmızı rengin kullanıldığını vurgulamaktadır. Dolayısıyla Banaz köyündeki Alevi kadın giyiminde yer alan üç peş, şalvar, al, şal önlük ve bel bağı gibi elemanlarda özellikle kırmızı rengin hâkim olduğu anlaşılmaktadır. Bu köylere ait Alevi kadın giyim örneklerinin genel özellikleri bakımından sadece üç etek model ve kumaş özellikleri benzerlik göstermektedir. Modellerin önde iki adet, arkada bir adet peş denilen parçaları bulunmaktadır. Üç peşlerin ön ortaları yakadan etek ucuna kadar tamamen açıktır. Giysilerin ön ortalarında kapanmayı sağlayan düğme veya fermuar herhangi bir yardımcı malzeme bulunmamaktadır. İki köye ait olan bu giysilerin bel hattına bağlanan önlükler, önde kapanma işlevini görmektedir. Üç peş modelleri takma kol biçkisi ile hazırlanmıştır. Bu giysiler süsleme detayları yönünden hiçbir benzerlik göstermemektedir. Banaz köyünde üç peş için kutnu ifadesi kullanılırken Yağlıdere köyünde üç peş için saya ifadesi kullanılmaktadır. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 170 Banaz köyünde kullanılan şalvarın düz renkli ve sentetik kumaştan olması tekdüzeliğini göstermektedir. Sağlığa uygunluk bakımından sentetik kumaşın kullanılması makbul bir özellik değildir. Her iki köyde şalvarlar kullanım yılı17 bakımından yaklaşık olarak birbirine yakındır. İç giyimi oluşturan, elbise şeklinde kullanılan giyim elemanına Banaz köyünde içlik; Yağlıdere köyünde ise iç göynek denilmektedir. Banaz köyünde başörtüsü olarak al ve yazma kullanılırken, Yağlıdere köyünde pullu yazma veya boncuklu oyalı yazma denilen başörtüsü kullanılmaktadır. Banaz köyünde ulaşılan iki başörtüsü çeşidi ile Yağlıdere köyünde incelenen başörtüsü arasında benzerlik bulunmamaktadır. Banaz köyünde dokunarak yapılmış şal önlük kullanılırken Yağlıdere köyünde etamin kumaşı ve astar kumaşının birbirine tutturulması ile hazırlanmış bir önlük kullanılmaktadır. Şal önlük doğal boyalarla boyanmış yün ipliklerden dokunduktan sonra boncuk ve aplike18 yapılmış kumaş parçaları ile süslenmiştir. Oysa Yağlıdere köyü kadınlarının kullandıkları önlük etamin kumaşının üzerine yapılan kanaviçe işlemesinden oluşmaktadır. Banaz köyüne ait şal önlüğün beline tutturulmuş bir kuşak bulunmamaktadır. Bel bağı ve kuşak parçaları önlükten bağımsızdır. Bel bağı ve kuşak, bele yerleştirilen önlüğün üzerine sonradan dolanan parçalardır. Yağlıdere köyü kadınlarının kullandığı önlüğe kuşak dikilmiştir. Banaz köyü kadınlarının kullandıkları bel bağı ve Yağlıdere köyü kadınlarının kullandıkları kuşak aynı isimle anılmamakla birlikte çarpana tekniği ile yapılması yönünden benzerlik göstermektedir. İki köye ait bazı giyim elemanlarının kıyaslanması yukarıda belirtilenlerle sı- nırlıdır. Ancak, Banaz köyünde olan diğer köyde olmayan; Yağlıdere köyünde olan Banaz köyünde olmayan bazı giyim elemanları da bulunmaktadır. Örneğin, Banaz köyünde kuşak ve yün çorap giyimi tamamlamaktadır. Bu aksesuarlar Yağlıdere köyü kadın giyiminde rastlanmamıştır. Yağlıdere köyünde ise çuha ve arka bel bağına ula- şılmıştır. Bu giyim elemanlarına da Banaz köyü kadın giyiminde rastlanmamış olması önemli bir husustur. İki yörenin kadın giyiminin farklılık göstermesine rağmen halkın her iki köyde de kültürlerini devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Bunun en güzel örneklerinden biri de, köylülerin yöresel giysilerini günümüzde hâlâ kullanıyor olmalarıdır. Sonnotlar 1 Banaz köyünde hâlen yaşamaktadır. Sultan Doğan’ın Fotoğraf 1’ de yer alan üç peşi araştırmada kullanılmıştır. Sultan Doğan’ın Fotoğraf 2’de görülen üç peşine ulaşılamamıştır. 2 Yörede kırmızı renkli başörtüsüne denir. TÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 SİVAS İLİ YILDIZELİ İLÇESİNE BAĞLI BANAZ VE YAĞLIDERE KÖYLERİNDE ALEVÎ KADIN GİYİMLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 171 3 Etek boyları ayakların görünebileceği uzunlukta veya daha uzun, kolları uzun, kol ağızları harçlarla çevrili, sevai, hatai, altıparmak denilen kumaşlardan yapılabilen giysilerdir (Komşuoğlu vd., 1986: 215); bu giysiler bazı yörelerde hâkim yakalı biçilirken önü boydan boya açıktır (Karpuz ve Esirgenler, 2011: 205). 4 Genellikle atkısı pamuk, çözgüsü ipek iplikten yapılan kumaşlara denir. Osmanlı döneminde önü açık, yanlarında yırtmaçları bulunan kadın entarilerinin dikiminde kullanılmıştır (İmer, 2001: 13). 5 İkat tekniği, dokuma işlemine geçilmeden önce çözgü ipliklerine su geçirmeyen ve neme dirençli bir maddenin uygulanmasıdır (Anonim, 2011: 12). 6 Giysilerin ön tarafında sağ ve sol parçaların geniş bir şekilde üst üste gelmesidir (Shoben ve Ward, 1995: 208). 7 Giysi kesimidir (Seyhun, 2011: 301). Giysilerin vücuda daha iyi oturması amacıyla boyuna kesilen giysi parçalarıdır. 8 Kumaşın tersinden üst yüzeyine dikiş iğnesi ile çıkılır. Önce belirli bir aralıkta düz dikiş yapılır. İğne kumaşın tersine batırılır. Tekrar bir önceki adımda yapılan dikiş boyu kadar iğne ile kumaşın üzerine çıkılır. İğne, daha önceki düz dikişin bitiş noktasından kumaşın tersine batırılarak aynı işlemler devam ettirilir. 9 Deri, ince ağaç levha, karton gibi malzemelerden dörtgen veya çokgen şeklinde kesilmiş, köşelerine birer delik delinmiş dokuma aracına çarpana ve bu araçla yapılan çalışmaya da çarpana dokuma denir (Aytaç, 1997: 20). Bu uygulama için kullanılan teknik de çarpana dokuma tekniği olarak ifade edilmektedir. 10 Sık dokunmuş, hafif tüylü bir yüzeyi olan yünlü bir kumaş türüdür. Diğer lifler kullanılarak da kumaşın üretimi mümkündür (Coles, 1989: 65). Araştırma yöresinde ceket bu isim ile ifade edilmektedir. 11 Giysilerin prova ve dikiş işlemini kolaylaştırmak amacıyla, simetrik kalıp parçalarının üst üste çakıştırılarak önemli görülen hatlarda bir iğne adımında düz dikiş, diğer iğne adımında ise düz dikişin bol olarak bırakılarak uygulandığı bir dikiş çeşididir. Giysi hatlarında bu işlem tamamlandıktan sonra, bol teyelin olduğu yerlerden iki kumaş parçası birbirine zıt yönlerde gerdirilmekte ve bol dikişler yardımıyla oluşan çit görünümlü iplik sıralarının ortasından makas ile çıtlatma işlemi yapılmaktadır. Birbirinden ayrılan iki kumaş üzerinde aynı hatlarda iplik kırpıntılarının olması prova veya dikiş işleminin kolaylıkla yapılmasını sağlamaktadır. 12 Üst bedende kol oyuntusunun bulunduğu kavisli hatlara ayrı olarak biçilmiş kol kalıplarının yerleştirilmesi ve dikilmesi ile oluşturulan giysi kol çeşididir. 13 Firkete veya firkete şekli verilmiş bir aletin üzerinde tığ yardımıyla ince ve dar olarak yapılan dantel görünümlü bir çeşit süslemedir (Eronç, 1984: 143; Coles, 1989: 66). 14 Kumaşın yüzeyini kaplayan, iplikleri sayılarak uygulanan çapraz işleme tekniğidir (Eronç, 1984:65). 15 İncelenen önlükte bir etamin karesinde orta kalınlıkta dört adet pamuklu çözgü ipliği ve dört adet pamuklu atkı ipliği bulunmaktadır. 16 Motifte kumaşın boy iplik yönünde 15 etamin karesi, en iplik yönünde de 15 etamin karesi bulunmaktadır. ÜRK KÜLTÜRÜ ve HACI BEKTAŞ VELÎ ARAŞTIRMA DERGİSİ / 2014 / 72 Aylin ÖZCAN – Zeynep ERDOĞAN 172 17 2011 yılında yörelerde yapılan görüşmelere dayalı olarak iki köydeki şalvarın tam olarak kullanım süresi söylenmese de sahipleri 20-30 yıl arasında olduğunu belirtmişlerdir. 18 Kumaş niteliğine sahip herhangi bir yüzey üzerine kumaşın kendinden veya uygun başka bir kumaştan model özelliğine göre hazırlanıp o yüzeye tutturulmasıdır (Çağlayan, 1978: 150). Kaynakça Anonim. (1994). Tekstil teknolojisi I-II. İstanbul: Millî Eğitim Basımevi. Anonim. (2011). Keşan dokumada çözgü ipi boyama. Ankara: T.C. Milli Eğitim Bakanlığı el sanatları teknolojisi, 215esb399. Anonim. (2013). Ankara Üniversitesi basılmamış ders notları. Ankara. ARTUN, E. (2008). Adana ve Osmaniye halk kültüründe giyim-kuşam geleneği. Halk Kültü- ründe Giyim-Kuşam ve Süslenme Uluslararası Sempozyumu Bildirileri, 1. Baskı, Eskişehir: Osmangazi Üniversitesi Basımevi. AYTAÇ, Ç. (1997). El dokumacılığı. İstanbul: Millî Eğitim Basımevi. BAYRAK, M. (2004). Ortaçağ’dan modern çağ’a Alevilik. Ankara: ABC Matbaacılık Ltd.Şti. BOZKURT, F. (2012). Ocaklara ve buyruk kitaplarına göre çeşitli Alevi gelenekleri. Türk Kültürü ve Hacı Beştaş Veli Araştırma Dergisi, 63: 385-410. COLES, M. (1989): Dikim teknikleri. İstanbul: MEB Yayınevi. ÇAĞLAYAN, E. (1978). Giyim öğretim teknikleri. Ankara: Semih Ofset Matbaacılık Sanayii. ERONÇ, P. (1984). Giyim süsleme teknikleri. İstanbul: Millî Eğitim Basımevi. GENÇ, R. (1997). Türk inanışları ile millî geleneklerinde renkler ve sarı-kırmızı-yeşil. Ankara: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Yayını. GÜRSOY, T. (2004). Dünden bugüne giyim kültürü ve moda. İstanbul: 1. Cilt Omaş Ofset A.Ş. İMER, Z. (2001). Gaziantep yöresinde üretilen kutnu, alaca ve meydanîye kumaşların bazı teknolojik özellikleri. Ankara: Yücel Ofset Ltd. Şti. KARATAŞ, H. (2010). Trabzon İli Geleneksel Giyim Kuşam Kültürü Üzerine Bir İnceleme. (Yüksek Lisans Tezi). Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Dili ve Edebiyatı Programı. Trabzon. KARPUZ, E. ve ESİNGENLER, E. (2011): Gaziantep müzesi’nde bulunan kadın kıyafetlerinden örnekler. der: Tekin Şener ve Mehmet Ali Erdoğan. İstanbul: Şan Matbaası. KAYABAŞI, N. ve YANAR, A. (2013). Türk el sanatlarında kullanılan nazar motifleri ve Alevilerde nazar inancı. Türk Kültürü ve Hacı Beştaş Veli Araştırma Dergisi, 65: 169-184. KOÇ, A. (2006). Kütahya Merkezinde Giyim-Kuşam Kültüründeki Değişmelerin Çözümlenmesi. (Doktora Tezi). Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Halk Bilimi Bilim Dalı. Ankara. KOMŞUOĞLU, Ş., İMER, A., SEÇKİNÖZ, M., ALPASLAN, S. ve ETİKE, S. (1986). Resim II moda resmi ve giyim tarihi. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi. KORKMAZ, M. A. (2010). Trabzon-Ağasar kadın giysileri. Zeitschrift für die Welt der Türken, Journal of World of Turks, Zf WT Vol. 2, No. 1: 335-350.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû