İran Alevileri Hakkında Söyleşi

Ehli Hak’ta Serhalka Şah İshak’tır Ehli Hak dininin bugün kısmen İran, kısmen de Irak’ta kalan Şehr-i Zor ile Zohab arasındaki Gorani konuşan bölgede doğduğu ve etrafa buradan yayıldığı sanılmaktadır. Kurucusu Sultan İshak (Sultan Sahak, Sultan Sohak) adında bir seyittir. Etnik olarak Goran’dır. Gorani konuştuğu kayddedilir. Bir rivayete göre Erdebil Ocağı’yla ilişkisi vardır. Yediler’in başı, yani “Serhalka”, Sultan İshak’tır. Tarihsel bir kişilik olduğu ve 14’üncü yüzyılda yaşadığı tahmin edilmektedir. Ehli Hak inancında merkezi figür olarak öne çıkmakta ve Tanrı’nın bir inkarnasyonu gibi görülmektedir. Kaldığım yerden devam etmeden önce bir hatırlatmada bulunmak isterim: Ebu’l Vefa, Baba İshak, Baba İlyas, Derwiş Gewr ve Ağuçan gibi ünlülerin kimliklerini merak edenlerin bu diziyi dikkatle izlemesini öneririm. Çünkü Babai hareketi tarihinde ve Dersim geleneğinde, özellikle Ağuçan, Mineyik ve Kara Pir Bad şecerelerinde karşılaştığımız anahtar adların birçoğu ile kısmen farklı şekiller altında Ehl-i Hakk’ın seyitler ve ocaklar listesinde de karşılaşıyoruz. İşte bunlardan birkaçı: Ebu’l Vefa, Gewr, Bal, Baba İshak, “Baba Resul Gewra” (bu ad, Sultan Sahak’ın babası Şeyh İsi’nin soy şeceresinde geçer), Şah Karabat (Kara Pir Bad), Hamis, Genim, Habib, Mir, Muhammed. Bir yandan verileri tasnif edip sunarken, netleştiğim kadarıyla fikrimi de söyleyeceğim. Ehl-i Hakk’ın En İlk Yedi Ocağı (Haftwana) Ehli Hakk’ın kurucusu Şah İshak, geleneğe göre Şeyh İsa (Şeyh İsi) ve Hatun Dayira (k) çiftinin oğludur. Annesi Hatun Dayira, bazı versiyonlarda “Hasan Bey Cala”nın kızı olarak tanıtılır. Kendisi ise Hatuna Başir adında bir kadınla evlidir. Bu evlilikten yedi oğlu olur. Bu yedi oğul, birer seyit ve Ehl-i Hakk’ın en ilk yedi ocağının kurucuları olarak görülürler. Onlara “Haftwana (Haft-tawana)” olarak referans verilir. Bu sözcük, Yedi Kuvvet (Yedi Güç) demektir. Bahsi geçen yedi seyidin adları şöyle verilmektedir (bu adlar değişik kaynaklarda kısmen farklılaşır): Seyit Muhammed (Muhammed Gawre-Savar): Ehl-i Hakk’ın en ilk yedi ocağının başı (Serhalka) olarak görülür. O’nun adındaki “Gawre” sözcüğü ile Gor, Gowr veya Gowre gibi şekiller altında da karşılaşırız. Erdebil’e gittiği söylenir. İbrahim adında bir oğlundan sözedilir. Sultan Sahak’tan sonra posta bu Şah İbrahim oturmuştur. Seyit Ebu’l Vefa: Seyit Khamush’un dedesidir. Haccı Baba Hussain Mir (Mir Mustafa, Pir Mustafa) Seyit Mustafa Şeyh Shihab el-Din (Şah-i din): Rum diyarına (Anadolu) gittiği söylenir. Şeyh Habib Şah Haftan (Yedi Diğer Seyit) Yukarıdaki isimlerden başka sadece “Haftan” denen ve öteki dinyaya ait gibi gösterilen bir diğer yedili (yedi seyit) daha sayılmaktadır. Ama hernasılsa bu listede Soltan Sahak’ın oğulları olarak tanıtılan seyitlerden bazılarının da adları geçer. Ehl-i Hak Mitolojisinde Yedi İnkarnasyon ve Melekleri Aşağıdaki listede Ehl-i Hak mitolojisinde tanrının yedi tonu ve her seferinde birlikte göründüğü melekleri isimlendirilmektedir: Hawandagar (İwanov’a göre Seyit Şihabu’d-Din): Cebrail, Mikayil, İsrafil, Azrail. Ali (Murtaza Ali): Hz. Muhammed, Salman, Kanber, Nusair, Fatma. (Not: Ali’den sonrakiler artık O’nun tonları/inkarnasyonları gibi görülürler. Ama Ali, İvanow’un yorumuna göre, Ehl-i hak dininde merkezi değil gölge bir figürdür). Şah Hoşin/Huşin/Khoshin (Şah Hoşin, rivayete göre ışıktan/güneşten hamile kalan bir bakireden doğmadır. İzadi, buradan hareketle onu Mihr/Mithras ile özdeşleştirir): Baba Buzurg, Faki (Kore Faki), Baba Hasan, Kaka Rida, Baba Tahir, Mama Calala. (İvanow’a göre bu aralıkta, yani Hoşin ile Sahak arasında, Nahus/Ba’us/Bahus adında bir inkarnasyon vardır. Bahus, Paul adının Ermenice formudur): Bahus/Ba’us/Bahos, Ivanow’a göre, Ermenice’de Paul adının ta kendisidir. Buradan hareketle Ehl-i Hakk’ın orijinde Pavlaki-Tondraki hareketin içinden çıktığını, o dönemle ilşikili olduğunu, ama sonraki bir dönemde görece taze bir Ermeni ortamda Sultan Sahak tarafından reforme edildiğini düşünmektedir. İ shak (Sultan Sahak): Benjamin (İzadi’de Hızır), Davud (Davud Kabud Sawar), Pir Musi (İzadi’de Baba Yadigar. Yadigar, Hakk’ın anısı, hatırası, hediyesi anlamlıdır), Mustafa Davudan (“Fırkan” adlı eserde Şah İbrahim Buza-Sawar. Sawar; sürücü, atlı, süvari demektir. Buza Sawar, Buz’un Atlısı anlamına gelir), Hatun Dayira (Razbar, Sultan Sahak’ın annesi). İvanow, Sahak adının İslami İshak/İsaak’ın Ermenice şekli olduğuna işaret etmektedir. Asıl ad İshak’tır. İshak’ın Sohak şekline girişi İvanow’da Ermeni veya Asuri/Nasturi etkisine bağlanır. Aynı yazar; Bahos, Benyamin (Benjamin adının Ermenicesi) ve Nuy (Ermenice’de Noah) adları gibi örneklerde tanık olunan dilsel donelerden hareketle Ehl-i Hak üzerindeki Ermeni etkiye değinmekte, Ehli Hakk’ı Pavlaki-Tondraki hareketle ilişkilendirmektedir. Ivanow’un naklettiği bir Ehli Hak söylencesine göre Safeviler’in atası Şeyh Safi (ölm. 1334), mürşidi Şeyh Zahid Gilani (ölm. 1301) tarafından tarikata kabul edilmeden önce Sultan Sahak’a yollanmış, kabul edilebilmek için O’nun onayını alması istenmiştir. (Bazı listelerde Sahak ile Kırmızı arasında Şah İsmail Safevi vardır. Bkz. Minorsky) Kırmızı (Şah Wais Kuli): (…) Muhammad Beg (Mamad Beg. İzadi’de Nurbakş): (…) Şah Ataş (Han Ataş): (…) Ehl-i Hakk’a İlk Referanslar Batılı seyyah ve misyonerlerin Ehl-i Haklar’a ilk referansları ve onlara ilişkin yazıları 19’uncu yüzyıla aittir. Bu en ilk referanslar için Macdonald Kinnier, G. Keppel, H. Rawlinson, Baron de Bode, Comte de Gubineau, V. A. Zukowski ve S. G. Wilson’a bakılmalıdır. W. Ivanow ve Minorsky’nin aşağıda adlarını verdiğim kitapları Ehli Haklar’a dair en kapsamlı ve en derli toplu çalışmalardır. Ehli Hakk’ın kendi literatürü özellikle önemlidir. Bu alanda ilk akla gelen 1843’te Farsça yazılmış olan “Kitab-ı Sarancam”dır. Bu kitap Ehli Hak rivayetlerinin bir koleksiyonudur. Konusu Ehli Hak dini ve tarihidir. Minorsky tarafından Rusça’ya çevrilmiştir. Ehli Haklar’ın tarihsel kayıtları olmadığı için sözlü gelenekleri zorunlu olarak önem kazanmıştır. Nitekim İvanow, onlara kendi tarihleri sorulduğunda dinsel bir temayla zamanın başlangıcından öncesine dek gerilere gidip anlatmaya başladıklarını, ama yaradılıştan sonraki döneme gelince hemen Ali peryoduna atladıklarını not etmektedir. Bu anlatım tarzının eski kuşak Dersimliler arasında da yaygın olduğu bilinen bir şeydir. Ehli Hak’ta Bazı İnanç ve Pratikler İnkarnasyon fikri: Tanrı’nın insan biçiminde (Zat-i Beşer) tekrar takrar göründüğüne inanırlar. İlk kez Hawandagar kişiliğinde evrenin yaratıcısı olarak, ikincisinde Ali olarak, üçüncü aşamadan itibaren de Ehl-i Hak listesindeki isimler formunda göründüğünü düşünürler. Melek kültü: Tanrının her keresinde kendisinin yarattığı bir grup melek (Zat-ı Mihman) ile birlikte göründüğü ve bu meleklerin de birbirlerinin tonları (Persçe’de Jama) olduğu inancı. Ali sevgisi : “Ghulat” adı verilen ve “Aşırı Şiilik” olarak tanımlanan akımlarda görüldüğü gibi Ali’ye tapım. Ama Ali, bu inançta merkezi figür değildir. Bilgilenme sürecinde dört aşama: Bektaşiler’de de rastlandığı gibi (bkz. Makalat), şeriat, tarikat, marifet ve hakikat olmak üzere bilgilenmenin dört aşaması fikri. Sayıların gizemi: 7 ve 12 gibi bazı rakkamlara kutsallık atfediş. Her iki cinsin de katıldığı cemler: Kadınların da katıldığı cemler ve saz ile zikr. Derviş pratikleri: Dış dünyaya Sufi derviş kılığında göründüler. Kılık kıyafet: Ehli Haklar’la yakın bağlantılara sahip Kalenderi ve Haydariler’in küpe ve yüzük taktıkları kayddedilir. Bektaşiler’le bir diğer paralelliğe işaret edebilir bu. Erken Bektaşiler ile Ehli Haklar arasında başka benzerlikler de vardır. Sözgelimi Hacı Bektaş ile Fatma Bacı/Kadıncık Ana arasındaki gizemli ilişkinin bir benzeri Baba Tahir Üryan ile Fatima Lara/İnce arasında mevcuttur. Bağlantılar Ya Da Paralellikler Ehl-i Hakk’ın Kızılbaş, Nuseyri, Bektaşi, Ezdi ve Dürzü gibi akımlar ya da sektlerle çok sayıda kontak noktası olduğu hemen hemen kesindir. Bu konuda önde gelen araştırmacıların pek çoğu fikir birliği içindedir. Tek sorun, veri eksikliğinden dolayı bazı bağlantı noktalarının doyurucu bir biçimde açıklanamıyor oluşudur. Bazı araştırmacılar Ehli Haklar’ın kendilerini sık sık “Nuseyri” olarak tanımladıklarını, İran’da Ehli Haklar’a “Celali”, “Haydari” ve “Haksar (Khâksar)” gibi adlar verildiğini kayddetmektedirler. Ali’ye tanrılık atfettikleri için popüler dilde “Ali İlahi” diye bilindikleri veya onlarla karıştırıldıkları da olmuştur. Pek çok kişi Ehli Haklar’ı özellikle “Haksar” ile ilşkili görmüş, Şii olmaktan çok Sufi bir “tarikat” ya da “sekt” olarak tanımlamıştır. Haksar’ın kurucusu konusunda bir netlik yoktur. Bir görüşe göre bu kurucu Celaleddin Haydar, bir diğerine göre Kutbeddin Haydar veya 1291’de ölen Suhraverdi şeyhi Celaluddin Buhari’dir. Ehli Hakk’ın erken Safevilikle de bağlantısı kurulur. Kronoloji Sorunu Ehli Hakk’ın kronolojisi konusunda biri Minorsky’ye, diğeri İvanow’a ait iki görüş vardır. Minorsky, Ehli Hak listelerinde kimlikleri ve yaşadıkları dönem bilinebilen İmam Ali (ölm. 661), Baba Tahir (11’inci yüzyıl), Sultan Sohak (doğ. 1272?) ve Safevi Şah İsmail gibi adlardan hareketle bir kronoloji önerir. Ivanow da aynı yöntemden hareketle bir kronoloji inşa etmeye çalışır. O’na göre Ehli Hakk’ın tarihi dış dünyanın dikkatini üstüne çekecek belli bir olağandışı olayla başlamadığına göre, kuruluşu uzun bir zamana yayılmış olmalıdır. Öncelikle bu noktaya dikkat çeker. Kronoloji tespitinde Baba Tahir’in kesin bir referans gibi alınmasını da doğru bulmaz. Çünkü 11’inci yüzyılda yaşadığı kabul edilse de Baba Tahir’in döneminin çok kesin olmadığını düşünür. Derviş geleneklerinde büyük, ama hakkında hiç bir şey bilinmeyen “Balu Tahir” adında bir seyitten sözeden Ivanow, tam burada Dersim’de Bal (Balalü) adında bir aşiretin varlığını hatırlatır. Balu Tahir’in yerine daha tanıdık bir ad olduğu için Baba Tahir’in ikame edildiğinden kuşkulanır. İvanow’un dedikleri dikkate değer. Ama O’nun kurgusunda da yer yer bir karışıklık görülür. Bir yerde Sultan Sohak’ın 13’üncü yüzyılda yaşadığını tahmin ederken, biraz ileride onun dönemini 16’ıncı yüzyılın ikinci yarısına yerleştirir. İvanow, Ehli Hakk’ın orijini olarak Pavlaki hareketini gösterir. Dürzüleri ve Ehli Hakk’ı Pavlakiler’in İslami kılık altında devamı olarak görür. İran İsmailizmi ile Ehli Hak öykülerinin oldukça benzer olduklarına işaret eder. Moğol istilası döneminde Goran bölgesinin bir derviş istilasına uğradığını, başta Alamut İsmailileri olmak üzere İran’ın her yanından Goran bölgesine sığınan bu “Şii heretikler”in Goran aşiret konfederasyonunun rahip/ruhani sınıfını oluşturduklarını söyler. Bu sığınmacıların İran’ın kaçıp geldikleri bölgelerinden farklı devirlere ait dil öğelerini de birlikte getirip Goran dili ve dinini reforme ettiklerini tahmin eder.

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Haziran 20, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. İran Alevileri Hakkında Söyleşi için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: