Türkmen Tahtacı köyünde adetler

Türkmen Tahtacı köyünde adetler
Horasan’dan Ceyhan’a gelen oradan da yöreye dağılan Aleviler kendilerini Türkmen olarak tanımlar ve “tahtacı” adını yaptıkları iş dolayısıyla aldıklarını belirtirler
Söz sırası sizlerde
Horasan’dan başladık Anadolu’ya vardık. Hem biz sözümüzü söyledik; hem de en başında ilan ettiğimiz gibi, Yeniçağ okurları… Bugün, dizi boyunca bu sayfada, bize “yol arkadaşlığı” yapan okuyucularımızın duygularının, düşüncelerinin, tavsiyelerinin son bölümünü yayımlıyoruz.
Adı geçen köy, adeta kendine bitişik olan Göksu köyü ile birleşerek Belediyelik olmuş. Bu nedenle Köprübaşı köyü Göksu belediyesinin Köprübaşı mahallesi adını almıştır.. Köy Mut’un güneyine düşer ve Mut’a kırk dört kilometre uzaklıkta olup bir ormanlık dağın eteğindedir. Köy halkına göre buraya Horasan’dan çıkarak önce Ceyhan’a bağlı Dur Hasan Dede, köyüne, oradan da bir kısmı İzmir Narlıdere ve Bergama’ya bir kısmı da Silifke’nin Kırtıl köyüne, Kırtıl’dan da bir grup aile ayrılarak Kumaçukuru’na gelerek yerleşiyorlar.

Türkmen Alevisi
Köprübaşılılar aynen Kırtıl halkı gibi kendilerini Türkmen olarak tanımlıyorlar. Ancak yaptıkları iş nedeniyle yörede kendilerinin Tahtacı olarak isimlendirildiğini belirttiler. Narlıdere ve Naldöken/İzmir Tahtacıları da kendilerini Türkmen-Alevi olarak tanımlarlar. Ancak yaptıkları iş nedeniyle Tahtacı olarak isimlendirildiklerini belirtirler .
Aleviliği ise Hz Ali yandaşlığı olarak tanımlıyorlar. Aslında Türkmen Alevi’si olduklarını fakat meslekleri icabı kendilerine Tahtacı dendiğinin bilincindeler. Gerçekten de Dur Hasan Dede köyündeki akrabaları, kendilerini Tahtacı olarak değil Türkmen Alevi’si olarak tanımlarlar ve Ceyhan halkı da Dur Hasan Dede köylülerini Türkmen Alevi’si olarak bilirler.
Eskiden beri köyde cem törenleri Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece yapılırmış. Dedeleri “Yanyatır Ocağı”ndan olup Dur Hasan Dede köyünden gelirmiş. Sonradan İzmir’deki Narlıdere Tahtacılarından dedeler gelmeye başlamış. Şimdi ise köyün kendi dedesi olup o da “Yanyatır Ocağı”na bağlıdır.
Kazakistan’da da Hoca Ahmet Yesevi’nin müritlerinin türbelerinde de Kazak halkı aynı Alevilerde olduğu gibi Perşembe’yi Cuma’ya bağlayan gece toplanırlar. Herkes getirdiklerini oradaki insanlarla paylaşırlar ve Kazakça dua ederler. Ertesi gün yani Cuma günü de türbenin başına giderek, yine Kazakça dua ederler ve dilekte bulunarak oradan ayrılırlar.

Koçbaşlı mezar taşları
Kırgızistan,Türkmenistan ve Kazakistan mezarlarının veya türbelerin hemen hepsinde “koç başı”nın olması yada koç başı damgasının olmasıdır. Koç başını Tokat’da Hubyar Sultan Ocağı ve Beydili Sıraç Türkmenlerinin yaşadığı Acısu/Zile köyündeki Veli Baba- Anşabacı Cemevi’nde de görmek mümkündür. Ayrıca Acısu köyündeki mezar taşlarının özellikle Kazakistan’da çok yoğun görülen ve adına “kulgu taş” denilen taşlarla aynı olması dikkate şayandır. Koç başlı mezar taşlarını Tunceli, Erzincan, Van, Bitlis, Iğdır, Kars mezarlarında da görmek mümkün.
Kumaçukuru mezarlarında “kaz ayağı” damgası var. Köy halkına göre bu damga, Fatih Sultan tarafından İstanbul’un fethi için gemi yaptırmak amacıyla Kazdağı’na yerleştirilen Türkmen-Tahtacıların birbirlerini tanımaları amacıyla verildiğine inanılmaktadır.
Ceme “ölmeden öl, mahşer olmadan kendini sorgula” diyerek öz öldürülerek girilir.
Semah İslam’ı ilk kabul eden kırklardan gelir. İnancımızda eski Türk kültürünün de önemli izleri vardır. Semahda niçin dönüldüğünü bilmiyoruz. Fakat Kur’an’da Fetih suresinin 17-18’inci ayetlerinde “onlar Allah için dönüyorlar” denir. Buradan gelme ihtimali yüksektir. Semahtan sonra “gülbenk-gülbank” yani dua yapılır.
Mengi ise semahtan farklı olup, semahlara göre biraz daha hızlı oynanır. Genellikle de düğünlerde ve eğlencelerde oynanır. Bazen semahlardan sonra da oynanabilir. Mengiye “yeldirme” de denir.

Türk kültürünün izleri
Yazın cem yapılmaz. Çünkü yazın herkes işinde gücünde olur. Erkeklerin büyük çoğunluğu da ormanda ağaç işleriyle uğraşırlar. İlk cem güzün yapılır. Bu cemde herkesin katkısıyla kurban kesilir. Bu kurbana “birlik kurbanı” denir. Baharda ise yani insanlar köyden dağılıp ormanda çalışmaya başlayacakları zamanda belli bir cem töreni yapılmaz. Bilindiği gibi İslam öncesi Türklerde bir bahar bir de güz olmak üzere iki büyük tören yapılırdı.
Saz eski Türk kültüründen gelir. Nefes ise Türklerdeki halk aşıklığından gelir. Alevilerin sazı biraz farklı olup ona “çöür” denir. Çöürün normal sazlardan bir farkı da beş telli olmalarıdır.
“Sultan navrız” baharın başlangıcı olup, Hz. Ali’nin doğum günü de 21 Mart’tır. Navrız akşamı Cem yapılır
Kız istemeye oğlan tarafından iki kişi gider, bunlara “düür” denir. Nişan yapılmaz onun yerine “asbap” keserler. Düğüne insanları davet etmek için gönderilen şeye “okuntu” denir. Düğünde oğlan evinde yüksekçe bir yere Türk bayrağı asılır. Bayrağın başına ayna, meyve ve renkli bezler takılır. Bayrağın altında kurban kesilir. Gelin damat evine geldiğinde gelinin başına damat ve sağdıç “saçı” saçar. Düğün de hizmet eden gençlere “bayraktar” denir.

Ocağın kutsallığı
Köy mirası eşit olarak dağıtılır. Burada herkesin rızalığı alınır.
Köyde ölüm olursa o konuda bilgili olan insanlar ölüyü yıkarlar. Beyaz beze kefenlerler. Cenaze namazını da köyde namaz kıldırmasını bilen biri kıldırır. Ölü evine ilk gün herkes yemek getirir. 3, 7, 12, 40. günde ve yılında anmalar yapılır.
Baba evinden ayrılarak kendi evini kuran evli çocuğun ocağını dede sembolik olarak, “ya Allah, ya Muhammet, ya Ali” diyerek kazmayla üç defa yere vurur. Sonra dede yine ocağı sembolik olarak yakar.
Eskiden sabahları ocağın önünde “geçmişteki günahlarımızı affet, gelecekteki yaşantımızı hayırlı kıl” anlamında niyaz yapılırdı. Çünkü ocak kutsaldır. Mesela el yüz yıkanmadan ocağın karşısına geçilmez ve niyaz yapılmadan başka işlere başlanmaz. Ocağın yanması hayatın devam ettiği anlamına gelir.
-Dr. Murat Aksoy

“Canı cana kavuşturdunuz”

Gerçekleri yazmaktan korkmadığınız için teşekkürler. Aleviler Türkler. Varolun.
-Sevcan Kocakaya
Alevilik de, Sünnilik de Anadolu insanını kaynaştıran, bütünleştiren ana inanç değerleridir. Bunların arasında fitne çıkarmak isteyenlere fırsat vermeyelim.
-Orhan Kaba
“Milli birlik projesi yapıyoruz” diyenlere bu işin nasıl yapılacağını öğretmiş oldunuz. Türk’ün içinde olmadığı hiçbir proje milli olamaz. Devamını diliyorum.
-Bektaş Köktürk
Alevilik Türk dinidir. Alevi uluları arasında Türk olmayan yoktur.
-Armağan Uluç Arıkan

Cesaretinizi tebrik ederim. Tabular işte böyle yıkılır. Tarihimizle yüzleşiyoruz.
-G. Can Özkan
Bir Alevi komşumuz vardı. Ziyaretlerimi yemek saatine denk getirmemek için neler çektim. “Elinden yemek yenmez” derlerdi. Meğer ne kadar yanlış biliyormuşuz geçmişimizi. Öğretici yayınlarınızın devamını diliyorum.
-Gülbahar
“Bu makam-ı candır. Can cana kavuşursa, Allah’a ulaşırsa, sevinmek, oynamak, zevk ve şevkle hareket etmek şaşılacak şey değildir.” Buna cümbüş değil ibadet denir. Türk olan bunu böyle bilir. ’Can’ımız oldun Yeniçağ.
-Ali Ekber Uraslı

Peşin hükümsüz bir gazeteyle tanıştığımıza memnun olduk. Cumhuriyet, harcından Aleviler’i çıkaranın üstüne yıkılır.
-Aysima Tabanlı
Yazınız beni inanılmaz bir şekilde mutlu etti. Umarım bu yazı toplumdaki önyargıların aydınlanmasında katkı sağlar. Aleviliği gerçekleri ile anlatmışsınız, teşekkürler.
-Sani Gürocak / İslahiye Kabaklar Köyü Derneği
Türk Milliyetçiliğine yaptığınız büyük hizmetten dolayı teşekkür ederim. Toplumsal birliktelik için çok önemli bir çalışma.
-Dündar Tokat
Teşekkür…
İlgi ve iyi dilekleri için Murat Emrah Yıldız, Selman Aydın, Abuzer Uğurlugil, Mehmet Koçyiğit, İzmir’den Adnan Kılıçer, Karabük PTT Başmüdürü Ceyhan Yıldırım, Adana Velayet Dergisi, Ankara’dan Dinçer Kışoğlu, Semra Özkan, Osmaniye’den bundan sonraki çalışmalarda da faydalanacağımız yayınlar gönderen Hakan Üstünel, ‘Horasan’dan Çukurfenfe ve Dikirli’ ile ‘Kadirli Ağaları’ kitaplarının yazarı Seviye Solak, Kırşehir’den, Çorum’dan, Kahramanmaraş’tan, Almanya’dan, Giresun’dan… rumuzlarıyla yazan veya duygularının bizde saklı kalmasını isteyen Yeniçağ ailesinin diğer üyeleri ve elbette fotoğraflarıyla katkıda bulunan Sıtkı Fırat’a sonsuz teşekkürler…

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mayıs 31, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Türkmen Tahtacı köyünde adetler için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: