Semah ve “Telli Kur’an”

Alevi / Bektaşi inancının temel ibadet biçimi olan cem törenlerinde ( ayin- i cem ) icra edilen bir ritüeldir. Semah, cemin ayrılmaz bir parçasıdır. On iki hizmetten biridir. Cemin belli bir aşamasında dedenin işareti ile kadın erkek birlikte bağlama veya saz eşliğinde söylenen nefeslerle vecd halinde dönülür.

Semahın kaynağı tıpkı cem gibi Kırklar Meclisidir. Aleviler ilk semahın Kırklar Meclisinde dönüldüğüne inanır. Semah, yüce Tanrı’nın zikredilmesidir. Bu zikir sadece dille yapılan bir zikir değil, tüm bedenle, ruh ve gönülle, olağan üstü bir coşku ve aşkla yapılan bir zikirdir. Semah, Alevi / Bektaşi toplumunun en ayırt edici ritüelidir. Hatta Alevilik / Bektaşilik dendiğinde herkesin aklına gelen ilk hususiyet semahtır.

Türkmenlerin Horasan’ dan Anadolu’ ya doğru süren yolculuğunda semahın pirliğini yapan Hünkar Hacı Bektaş Veli; ” Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibadeti, taliplerin maksududur. Hakka ki, semahımz oyun değildir. Tanrısal bir sırdır. Mecazi değildir.” Demektedir.

Alevi / Bektaşi inanışına göre; Hz. Muhammed, Miraç dönüşü Kırklar Meclisine uğrar. Hz. Selman Farisi, Hz. Muhammed’ e bir üzüm tanesi getirir ve ” Ey yoksulların hizmetçisi ! Bu üzüm tanesini bize paylaştır.” Der. Cebrail bir çanak getirir ve Hz. Muhammed, onun içinde üzüm tanesini ezip şerbet yapar. Bu şerbet orada bulunan Kırk ulu kişiden birinin dudağına değdiğinde tümü kendinden geçer, Tanrısal bir aşkla esrir. Hep birden ayağa kalkıp ” Ya Allah ! ” diyerek semah dönmeye başlarlar. İşte semah o gün bugündür erenler meclisinde ilahi bir aşkla dönülür. Semah, yüce Allah’ ın en güzel, en görkemli ve en coşkun bir biçimde zikredilişidir. Adeta Tanrıya doğru yapılan tinsel bir yolculuktur.

Bilmekteyiz ki, evrende atomdan güneş sistemine dek her şey dönmektedir. Yani semah bütün evrenin yaptığı bir ibadettir. Başka bir deyişle varlıkların ibadeti semahtır.

Bütün evren semah döner,
Aşkından güneşler yanar,
Aslına ermektir hüner,
Beş vakitle avunmayız…

Yüce Tanrı’nın kutsal kitap Kur’an – I Kerim’ deki şu sözleri semah dönenleri anımsatmaktadır:

“Andolsun o saf bağlayıp dizilenlere / kanatlarını açıp toplayarak uçanlara,
O haykırarak sevk edenlere,
O zikir okuyanlara !” ( Saffat suresi 1- 2- 3. ayetler. )

Semah sırasında ayaklar çıplaktır. Kadınların başları eşarplıdır. Erkeklerin başı açık, ayakları çıplaktır.

Dede makamı kutsal olduğundan semah sırasında o makama sırt dönülmez.

Semahlardaki çeşitlilik ve zenginlik Türk ulusunun ve Anadolu’nun kültürel zenginliğinin bir yansımasıdır. Bu zenginliğin içerisinde Kerbela’da haksızlığa boyun eğmeyen Hz. Hüseyin’i , Türkmen kocası Dede Korkut’ u , Pir Sultan Abdal’ı ve son ata olan büyük Atatürk’ü bulmak ve duyumsamak mümkündür.

Semahlar arasında yöreden yöreye bazı farklılıklar vardır. Alevi / Bektaşilerce dönülen semahların bazıları şu adlarla anılır:

1. Kırklar Semahı,
2. Turnalar Semahı,
3. Kırat Semahı,
4. Tahtacı Semahı,
5. Trakya Semahı,
6. Urfa Semahı,
7. Afyon Semahı,
8. Rodos Semahı,
9. Ladik Semahı,
10 .Hacı Bektaş Semahı,
11. Hubyar Semahı,
12. Erzincan Semahı,
13. Çoban Baba Semahı,
14. Muhammed Ali Semahı,
15. Tahtacı – Fethiye Semahı ve diğerleri.

Açıkça ifade edelim ki, insanoğlunun Tanrıya ibadet için bütün yeryüzünde icra ettiği bin bir türlü ritüellerin arasında en görkemlisi ve en coşkulusu semahtır. Ondaki ritm, birliktelik, vecd hali, yüceliş ve etkileyicilik başka hiçbir ritüelde yoktur. Semah Türkmen yaşamının doğurduğu ihtişamlı figürler olarak Türk kültürünün övünç kaynaklarından biri olmakla birlikte aynı zamanda bütün insanlığın da ortak kültür mirasıdır. Bu nedenle semah sadece Alevi / Bektaşilerin değil, başta Sünnisi, Alevisi ile bütün Türklerin malı ve daha sonra topyekün bütün insanlığın zenginliğidir.

Orta Asya’dan Anadolu’ya yüzyıllar süren Türkmen göçünü ve semaha duruşu, Yaşar Kemal, Binboğalar Efsanesi’nde şöyle anlatmaktadır:

“Kalktık Horasan’dan sökün eyledik.
Harran Ovası’nda binlerce kişi ceylanlara karışıp semah döndük.
Ulu şahinler gibi. Şölenler tuttuk, kutsal cemler büyüttük…
Yüzyıllar geçti, parça parça bölündük, küçüldük, kara çadırlar soldu.
Anadolu’da karşımıza çıktı Kayseri Dağı, Süphan, Nemrut, Binboğa, Cilo Dağı…
Vardık, Anadolu’da da karşımıza çıktı Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Ceyhan Suyu…

Ve adlarımızı verdik sulara, ovalara, dağlara. Anadolu’nun her karış toprağına bir ad bulduk, obamızın adını koyduk.
Düşürdüler bizi tozlu yollara, aşırdılar bizi karlı dağlardan.
Düşürdüler bizi haldan hallere…
Anadolu’nun taşıyla toprağıyla, akan suyu, esen yeliyle, binlerce yıldan bu yana işlenmiş, gelişmiş, yeşermiş, boy atmış, kervansarayları, sarayları, tapınakları, ulu şehirleri, türküleri, gelenekleri, görgüsü, bilgisiyle bir olduk kaynaştık.
Etle kemik gibi… Yağmurla toprak gibi…
Birdenbire değil, binlerce yıldan bu yana azala azala, ufalana, küçüle, her toprakta bir parçamızı bırakarak tükendik…
Bir aydınlık su gibi bu toprağın üstünden aktık.
Geldik Anadolu’da da karşımıza çıktı Kayseri Dağı.
Ulu, temiz, alımlı, yakışıklı, ışığa batmış.
Kırmızı yakut gözlü, uzun boyunlu atlarımız…
Harran Ovası’nda, Mezopotamya’da yüz bin ulu kartal konmuş gibi kıl kara çadırlarımız.
Binlerce kişi, binlerce ceylanla birlikte semah tuttuk üç gün üç gece-kırk gün kırk gece…”

Semah bağlama ya da saz eşliğinde söylenen nefesler, deyişlerle dönülür. Bağlama ya da saz Alevi Türk kültüründe ” Telli Kur’an” olarak adlandırılır. Bağlama / saz, Türklerin milli çalgısıdır. Binlerce yıldan beri Türk ozanları bu çalgıyı kullanmışlardır. Kopuz denilen ulusal çalgımızın devamı olan saz / bağlama bugün bütün Türk dünyasında kullanılmaktadır.

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mayıs 24, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Semah ve “Telli Kur’an” için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: