Amucalarda Muharrem Matemi ve Aşure

Amuca ve Amca, kelime anlamıyla baba kardeşidir. Amuca kabilesiyle ilgili yazılı kaynaklarda pek bir bilgi bulunmamaktadır. Tarih kayıtlarında kabilenin adı “Ammiler”, “Emminler”, “Amuga”, “Amuca” ve “Amuca oğulları” olarak yer almaktadır. Genelde Trakya ve Bulgaristan’da yaşayan etnik ve dini bir cemaat özelliğini taşıyan Amucaların etnik kökeni, Oğuz-Türkmen boylarına götürülmektedir. Amucalar günümüzde genelde Bektaşi bir topluluk olarak tanınmaktadırlar.[1]

Yüzyıllar boyu nesilden nesile geçen günümüze kadar çeşitli evrelerden geçerek gelen inançlarımız günümüzde değişmektedir. Toplumlar ne kadar değişse de yine de kabuk değiştirmeleri çok zaman almaktadır. Örneğin, Amucaların bir kısmı, 1868 yılında Şeyh Bedreddin tarikatından Bektaşiliğe geçtiklerinde, uyguladıkları ortak kurallarda bunu görüyoruz. Bu tür uygulamalar onları birbirine bağlamış, bağlarını koparmamışlar.

Umumiyetle Müslüman Türklerde Altay Şamanlığının gelenekleri, yüzyıllar boyunca unutulmamıştır. 10. yüzyıl başlarında İslamiyeti kabul etmeye başlayıp, 11. yüzyılın ilk yarılarında tamamen Müslüman olarak Horasan’a geçen Selçuklu Oğuzları, Dede Korkut hikâyelerinden anlaşıldığına göre, 15. yüzyılda birçok Şamanist geleneği muhafaza etmişlerdir.

Matem törenlerinde ölünün bindiği atın kuyruğunu kesmek, kurbanlar kesmek, aş vermek, kırkını senesini anmak, aynen uygulanmıştır. Bu Oğuzların torunları olan bugünkü Anadolu ve Balkan Türkmenleri arasında, eski inanç ve geleneklerinden derin izlere rastlamak mümkündür. Bunlar albastıdan ulu ağaçlara, yatırlardan bilinmeyen güçlere kadar aynen uygulanmış ve onlara inanılmıştır.

2. Hz. Ali Orucu

Hz. Ali’nin Hakk’a yürüdüğü gün Amucaların Bektaşilerinde, her Ramazan ayının 16. günü akşamından başlayarak beş gün Muharrem Orucu tutulur. Bu beş günde Muharem ayında uyulan tüm kurallar geçerlidir. Oruç bu beş günde Ramazan Orucu gibi değildir. Beş gün içinde su ve sulu gıdalar yenilmez. Orucu mayasız tuzsuz çörek ve tuz ile tutarlar. Kan ve kana benzeyen yiyecekler yenilmez ve içilmez. Hayvani gıdalardan yenilmez. Karı-koca ilişkileri, her türlü şenlikler, düğün ve benzeri toplantılar kesinlikle yapılmaz. Gülmek ,aynalara bakmak ,süslenmek kesinlikle yasaktır. Çamaşır değiştirilmez. Ramazan ayının 16. günü tüm canlar bir mürşidin evine toplanıp meydan açar ve çerağlar uyarılır, namazlar-niyazlar kılınır. Matem muhabbeti yapılır. Bu beş günde semah dönülmez, hayvan kurban edilmez. Oruca niyet, bu gece başlanır. Bu geleneğimiz Kırklareli ve köylerinde halen yapılmaktadır.[2]

Günümüzde halen Kırklareli ve yöresinde Amucaların Bektaşi kesimlerinde her Ramazan ayının 16. günü akşamı, belli merkezlerde toplanılıp muhabbetler açılır. Meydan açılışları normal muhabbetlerden farklı olarak, matem erkânına göre icra edilir. Aslında Ali Haydar Harpaslan baba Kırklareli’nin Yenibedir köyünde muhabbet esnasında, Hz. Hüseyin için bir matem orucu olmasına rağmen, Hz. Ali için bir matem orucu eksikliği duyulduğundan bu uygulamanın Bektaşiler tarafından yapıldığı anlattı.

3. Muharrem Matemi

3.1 Orucun Tayini

Kurban Bayramı’nın Zilhicce ayının onuncu günüdür. Bugünden itibaren 20 gün sayılır. 20. günü yanı Zilhecce’nin otuzuncu son günüdür. O akşam matem orucuna niyet edilir. Ve niyet tercumanı okunur. Ertesi gün Muharrem’in birinci günüdür. Su orucu başlar. Devamlı olarak onuncu günün akşamına kadar (yani Hz. Hüseyin’in şehit olduğu zamana kadar) su içilmez. On Muharrem günü öğleye doğru su iftarı yapılırken, tercüman okunarak oruç açılır. Aslında Kerbela Olayı’nda su, ayın yedinci gününden onuncu günün öğlesine kadar kesilmiştir. Aslı budur. Hürmetten on gün su içilmez.[3]

3.2 Muharrem Matemi

On gün devamlı olarak su içmeden ve eğlencelerden uzak tutularak uygulanan bu matem, insanların şerefine ve masum mazlumlarına, yine insanların kötü zalim olanlarından geriye getirilmesi imkânsız bir facianın kefaretini ödeme duygusu da taşır. Bu matem günleri içinde Bektaşiler, birbirine yolda rastlayınca veya bir meclise girince birbirine niyaz etmezler, sadece “ya İmam” derler. Karşılık olarak “ya Hüseyin” diye cevap verirler. Muharrem ayı içinde birbirine mektup yazmazlar, haberleşmezler, kurban vs. hayvan kesmezler. Matem günlerinde on gün devamlı olarak gece gündüz su içmezler, sulu gıdalar alınabilir. Matem gününde saç sakal tıraş edilmez. Eğlence, düğün yapılmaz. Düğün ve eğlence yerine gidilmez. Çamaşır değiştirilmez. Karı-koca münasebetleri kesilir. Semah dönülmez. Hasta ve seferde bulunanlar, ihtiyarlar Matem Orucu tutmayabilir. Kadınlarda gebelik ve doğum durumunda olanlar yavrusuna süt verme zamanlarında kaza etmek üzere oruç bırakılır. Çok zayıf olanlar esir olanlar, mahkumlar, ağır işçiler için mecburiyet yoktur.[4]

Amuca Bektaşilerinde bir Matem Orucuna başlanması, bir mürşidin ihvanı ile birlikte niyetlenmesi, eskiden beri yapılagelmiştir. Bu şekilde yapıldığı zaman, daha sevap olduğuna inanılmış ve uygulanmıştır. Matem Orucuna niyet edildiği zaman, önce büyük bir tasa su konulur. İçine Kerbela toprağı ve Balım Sultan tuzu atılır. Buna “Cevher” denilir. Bu cevherden üç yudum alınarak oruca niyet edilir. Ertesi akşam bu su ile oruç bozulur. Bu işlem matem bitene kadar tekrarlanır.

Trakya da günümüzde tüm Ehlibeyt’i seven tarikatlar matem ayı olan Muharrem de erkânlarına göre ibadetlerini ve inançlarını serbestçe uygulamaktadırlar. Aşure ayının 7. günü Trakya’daki Amuca kabilesi Babagan kolu Bektaşileri, Hz. Hüseyin’in yedisini, erkân açarak yaparlar. O gece bir mürşid’in veya dervişin evinde canlar toplanır. Oraya gelen canlar yanlarında un, şeker ve bir miktar yağ getirirler. Elde kalan un, şeker ve yağ ile helva yapılır. Bugün de kabile mensupları yedisinde un helvası yapıp konu-komşusuna dağıtmaktadır. Bu olayın, “Hür Gazi helvası”na da bağlandığı halk arasında söylenmektedir. Bazı Kırklareli köylerinde “Hür Gazi pilavı” ve “Hür Gazi helvası” yapılmaktadır.

Halk arasında inanca göre: Hz. Hüseyin Kerbela’daki 7. günün akşamı etrafında sağ kalanları toplayarak bazı şeyleri izah ederek, oradakilere hitaben “Ey inanlar bizi gelecekte kötü olarak anılacak kaderimizin ardından yedimizi yapacak kimse kalmayacaktır. Biz kaderimizin helvasını kendimiz bu akşam yapacağız” der.

Bugün matem geleneklerimizde göçen (vefat eden) bir canın yedisi yapılmaktadır. Aslı bu olay olmamakla ölüm sonrası bazı geleneklerin birçok toplumda birbirine yakın olması nedeniyle araştırılması gerekmektedir.
3.2.1 Hür Gazi Pilavı

Hür Gazi, Muharrem ayının beşinci günü İmam Hüseyin’e tâbi olmuştur. Hür Gazi, Hz. Hüseyin tarafına geldiğinde, pilav yenilmekte imiş. Hür Gaziye de pilav ikram edilmiş. Bunu yad etmek için pilav pişirilip, ikram edilir. Pilavda kullanılacak etler matem evveli kavrulup hazırlanır. Pilavda okunan gülbang ve tercümanlar mürşidlerce veya dervişlerce ayakta okunur ve orada bulunan cümle canlarda ayakta dinler. Hür Gazi adına Kırklareli’nin Çeşmekolu köyünde her yıl muhabbet açılmaktadır.

3.2.2 Hür Gazi Helvası

Matemin yedinci günü Hür Gazi ve kardeşi şehit düşerler. Kerbela’nın ilk şehitleri için helva yapılır. Helva, iftarı açtıktan sonra yenilir. Yine bir mürşid veya derviş tarafından gülbanklar ve dualar ayakta okunur, dinlenir. Mürşid eşliğinde yapılan törenlerde dem alınmaz.

Yedisi akşamı, Kerbela’da şehit düşenlerin anısına meydan açılır, çerağlar uyandırılır namazlar niyazlar kılınır. Toplanılan evin içine yani meydan evine girilirken, normal zamanlarda “Hû dost” denilir. Bugünde el pençe durarak “ya İmam” denilir. İçeridekiler hep bir ağızdan sakin bir sesle “ya Hüseyin selamullah-i alel Hüseyin lanettullah-i ala kaatilil ya Hüseyin Yezidin kavmin” (Hz. Hüseyin’i katleden Yezid ve kavmine lanet olsun” denilir. O gece yemek sonu hemen yapılan helva da sofralara konulur.

Bir Muharrem ayında Şeyh Bedreddinilerin meydanında bulunduğumda Bektaşilere nazaran bazı farklılıkların olduğunu gördüm. Çorba, o gece sofralara getiriliyor. Bu andan itibaren yas bitmiştir denilerek, semah dönüyorlar. Oruçları ve tutulma şekli tamamen değişik olarak belirtiliyor: “Bizde sadece tuz ile ekmek yenilerek dayanabildiğine tutulur. Eğer matem boyunca tam olarak tutan, bir kurban keser” diyorlar. Erkânlarında fazla bir değişiklik yapılmıyormuş. Şeyh Bedreddinilerin bir erkâna (muhabbete ) bir baba geldiğinde, tüm canların bir gün Hakk için, iki günde yol hakkı için oruçları vardır. Şeyh Bedreddinilerin orucunu anlatan bu nefesin büyük bir ihtimalle Serezli Pir Sultan Abdal’a ait olduğunu sanıyoruz. Genellikle Trakya’daki Ehlibeyt tarikatlarında Serezli Pir Sultan Abdal nefeslerine daha sık rastlamaktayız:

Matem aylarında şehit düşüldü

Akan damarında al kan bulundu

Tutmayanlar zahir batın anıldı

Erenler onlara hasım olunuz

Erenler evliyalar kolunca gider

Birini tutana Hakk yardım eder

İkisini tutanın önünce gider

Böyle nasip oldu mu mümin olana

Üçünü tutana sual sorulmaz

Dördünü tutana azap buyrulmaz

Beşini tutana sual sorulmaz

Böyle nasip olmuş mümin olana

Altısını tutanlar bunda Hakk olur

Yedisini tutanın kalbi pak olur

Sekizini tutanlar cömert hal olur

Böyle nasip olmuş mümin olana

Dokuzda soyunup donlar yuyulur

Onunda arınıp esvap giyilir

Onbirini tutanlara kurban buyrulur

Böyle nasip olmuş mümin olana

Pir Sultan’ımız yüreklerimiz gümledi

Mümin olan canlar böyle dinledi

Onikisi tutanların aşı kaynadı

Böyle nasip olmuş mümin olana[5]
Hz. Hüseyin için tutulan yas, Muharrem’in onuncu günü son bulur. Bu gece içinde toplanılıp Kerbela Olayı’yla ilgili kitap ve dergiler okunur. Huşu içinde (gönülden aşk ile) dinlenilir. Onuncu gün iftar açımında üçleme yapılarak şerbet içilir. Daha iki gün oruca devam edilir. Bu, İmam Zeynel Abidin’in kurtulması içindir. Veya bir başka inanca göre, İmam Hüseyin’in ve şehitlerin cenazeleri 12 Muharrem’de defnedilmiştir.

3.2.3 Aşure

Muharrem’in onuncu gününe rastlayan güne “aşure” derler. Bizde ise, bildiğimiz tatlı aşa verilmiş isim olarak kullanılır.

Hz. Adem’in ilk günahından dolayı ettiği tövbenin bu gün kabul olunduğu, Hz. İbrahim’in bugün ateşten kurtulduğu, Hz. Yakub’un, oğlu Yusuf’a kavuştuğu gün, Hz. Nuh’un bindiği geminin tufan bitip sular çekilince Cudi dağına yine bugün oturduğu söylentileri konuyla ilgili yaygındır. Yine Hz. Peygamber’den ve Hz. Ali’den rivayet edildiği kaydıyle bugüne rastlıyan olaylar şöyle anlatılmaktadır:[6]

· Hz Musa kavmini, Firavun’un şerrinden bugün kurtarmıştır.

· Tanrı, Hz. Adem’in tövbesini bugün kabul etmiştir.

· İdris Nebi, bugün semaya alınmıştır.

· Hz. Nuh’un gemisi bu gün Cudi dağına oturmuştur.

· İbrahim Peygambere bu gün Halillullah (Allah dostu) adı verilmiştir.

· İbrahim Peygamber bugün dünyaya gelmiştir.

· İbrahim Peygamber bugün nemrut ateşinden yanmamıştır.

· Süleyman Peygamber’in tövbesi bugün kabul edilmiş ve mülkü kendisine iade edilmiştir.

· Eyup Peygamber dertlerinden bugün şifaya kavuşmuştur.

· Yunus Peygamber bugün balığın karnından çıkmıştır.

· İsa Peygamber bugün göğe çekilmiştir.

Aşure, bakla, nohut, kuru fasulye, kuru incir, kestane, fındık, kuru üzüm gibi maddelerden en az oniki çeşit ve içine şeker katılarak yapılır. Piştikten sonra kaplara konur. Üzerine, susam ceviz içi, bazı yerlerde tarçın tozu da konulur. Müslümanlar arasında öteden beri Muharrem’in onuncu günü aşure denilen bir tatlı çorbanın pişirilip konu komşuya dağıtılması ve muhtaç kimselere verilmesi âdettir.

Aşure, Hz. Muhammed’in torunu olan Hz. Hüseyin Kerbela da yine Muharrem ayının onuncu cuma günü şehit edildiği için onun ve onunla birlikte Kerbela’da şehit olanların ruhu için pişirilir ve dağıtılır olmuştur. İslamın Şia’dan yana olanları, Muharrem’in onuncu gününe kadar matem tutarlar.

Babagan kolu Bektaşilerinde Çorba (Aşure) Muharrem’in onuncu günü dedebaba tarafından pişirilir.[7] 11. günü halifebabalar tarafından aşure kaynatılır. Halifebabaların sayıları 11 olarak sınırlandırılmıştır. 12. gün mürşidler veya dervişler aşure pişirirler. Bütün canların katkısı ile alınan aşure malzemesi, görevliler ile meraklılar ve hizmet aşkı duyanlarca hazırlanır. Önce keşkek (buğday) pişirilir. Buğday (keşkek) önce mürşid tarafından ezilmiye başlanır. “Ya İmam ah Hasan vah Hüseyin selamullah salavatullah ya İmam Hüseyin lanetullah ala katilil Hüseyin” der ve keşkeği karıştırmaya başlar. Mürşidten sonra keşkeği karıştıran, keşkeği ezerken tokmak veya kepçeyi niyazlayarak en az üç defa babanın söylediğini tekrar eder . Değişim ile aynen tekrarlar yapılarak keşkek ezilir. Daha sonra diğer malzemeler ilave edilerek çorba pişirilir.[8]

Amucaların Bektaşi ve Bedreddinileri Muharrem ayında yola girip nasip almayı makbul görüyorlar. Onikinci günün akşamı, kurbanlar tığlanıyor. Çerağlar uyandırılıp meydanlar açılır. Namazlar-niyazlar kılınır. Canlar arasında dargınlar varsa, “bugünde dargınlık ayrılık bizim meydanlarımıza yaraşmaz” deyip barışmaları sağlanır. Bu gece sadece matem nefesleri okunur. İmam Hüseyin için gözyaşı dökülür. Bedreddinilerde matem ayı muhabbeti bir gece yapılıyor. Bektaşilerin çoğunluğunda iki gece yapılmaktadır. Matemin onikinci günü sabahı aşurelik buğday temizlenip ezilir. Kaynaması için tüm hazırlıkları tamamlanır. Aşureye “çorba” da demektedir. Çorbayı kaynatacaklar, çorba pişene kadar uyumazlar. Genelde gecenin geç saatlerine kadar sürer. Pişince soğuması için gerekli hazırlığını yaparak yatarlar.
Eskiden çorba pişirilmesi, araç gereçlerin ve çorba kazanlarının kaynıyacağı kurulukların yokluğu nedeniyle hayli eziyetli imiş. Yaz aylarına gelen matem aylarında, çorbalara mersiye erken okunur, sonra herkes işine gider. Sabah muhabbetine, işi olmayanlar kalır. Akşam tüm gece boyunca pişmesi için uğraşılan aşure, belirlenen bir yere alınarak, mersiye öncesi geleneksel tören başlatılır. Burada sembolik olarak Kerbela toprağından, çakı ile çok az olmak kaydı ile kazanlara mürşid tarafından konulur. Baba veya derviş orada bulunanlara, günün önemini belirten kısa bir konuşma yapar. Sonra kazanların üzerinde enine konulmuş kepçeyi alarak ve “ya İmam” diyerek, kazanı önce sağa, sonra sola, tekrar sağa çevirir. Birden fazla kazan varsa, aynı işlemi onlarda da tekrarlar. Kepçeyi daha sonra, tarikat kuralına göre, babalardan sonra dervişler niyazlıyarak alır, aynı işlemi tekrarlar. Dervişlerden sonra erler ve bacılar bu işlemi yaparlar. Orada bulunanların hepisi bu işlemi yaptığı gibi, zaman açısından kısaltma yapılacaksa, belli sayıda kişiden sonra mersiye okunmaya geçilir. Kazanların başına gelen, “ya İmam” dediğinde, orada bulunanlar “ya Hüseyin selamullah-i alel Hüseyin lanettullah-i ala kaatil ya Hüseyin” diyerek, onu şehit edenlere ve kavimlerine lanet okur. Kazanların üzerinde bulunan çorbanın yemişleri, Kerbela şehitlerini temsil eder. Nasıl katledildiğini ve dağıtıldığını gösterdiği için uygulanır. Daha sonra Kerbela şehitleri için dualar okunur.

Karıştırma işlemi bitince, tüm canlar meydan evine girer. Meydan evinin ortasına, çorbadan alınan bir miktar, bir kap ile konulur.[9] Bu, yerden biraz yüksekte bir sepha üzerine de konulmaktadır. Çorbanın üzerine yeşil bir örtü örtülmüştür.[10] Orhan Bulut’un verdiği notlarda, bu örtü beyaz, kırmızı, yeşil olarak belirtiliyor. Örtü üzerine tahta kaşıklar konulmuştur.

Mürşid, derviş veya ağzı iyi laf yapabilen bir can, bu olayı oradakilere, o anı yaşıyormuş gibi içtenlikle anlatır:

Ey Muhibban kardeşler, Yezit melunu ve İbn-i Ziyad ve diğer emir kulları lâinler dünyada hiç bir zalimin yapamadığı kötü hareketleri Hz. Muhammed efendimizin torunlarına, yakınlarına yapmıştır. Susuz bırakıp onları birer birer şehit ettiler. Cesetleri üzerinde atlar koşturdular. Kellerini mızraklara takıp, eş ve kızlarını çıplak olarak develere bindirip, kızgın güneş altında çöllerde günlerce büyük eziyetler ettiler. Kafile Şam’a gelince, Yezid isyan çıkacak korkusu ile İmam Zeynel efendimizi huzuruna aldı. Güya özür diledi. Haberi olmadığını bildirdi. Çevresine matem ve oruç emretti. Ne dilerse yapacağını vaad etti. Zeynel Abidin, babasının kesik başını alarak aile efradının yanına döndü. Başta Zeynep ana (Hüseyin’ in kız kardeşi) olmak üzere Ehlibeyt hanedanı ağlıyarak, feryat ederek, İmam Hüseyin efendimizin başını beyaz ,kırmızı ve yeşil atlaslara sarıp, mersiyeler okudular. İşte bizde, büyük serdar-ı Şüheda Hz. İmam Hüseyin efendimizin mübarek başını temsilen, Ehli Beyt gibi onların huzurunda ağlıyoruz, mersiye okuyoruz. Can kulağı ile dinliyelim. Kalbimizde ağlıyalım. Hak Erenler cümlemizden hoşnut ve razı olsun.”[11]
Baba, derviş veya sesi güzel olan biri, mersiyeyi okumaya başlar. Amuca Bektaşileri Safi’nin[12] mersiyesini okumaktadırlar. Her iki sırada ara nakaratı okunur. Bu arada içtenlikle göz yaşı dökenler olur. Ağlamıyanların gözleri dolar. Mersiye bitiminde, mevsimi ise, hurma ve tatlı bir şey dağıtılır. Sonra o meydana getirilen çorbadan herkes daha evvelden dağıtılan kaşıklarla alır. Daha sabah muhabbetine başlanır. Matem nefesleri yerine normal nefesler okunur. Çorbanın pişirilmesinde emeği geçen iki kişi mürşid huzurunda hayır dualar alır. Bazı Amucaların yaşadığı köylerde mahalle mahalle ayrı yerde çorba pişiriyorlarmış. Bazen birkaç hane biraraya gelerek çorba pişirir, mersiye için bir mürşidi çağırırlar. Eskiden köylerde çorba, ilk önce küçük çocuklara verilirmiş. Eğer matem ayı okul zamanında ise, önce ilkokul talebelerine verilirmiş. Mersiye okunurken tüm canlar, ayakta söylerler. Mersiyeyi okuyanın yanında bir kişi elinde çerağ ile durur. Çerağ veya çırak meydanlarımızda mum’a verilen addır. Her iki sıradan sonra söylenen şu nakarattır.

“Ey nur-i çeş-mi Ahmed-i Muhtar ya Hüseyin”

Mersiye bitiminde erkâna göre gülbanklar çekilir. Matem ayında okunan mersiyenin okunuş sırasına göre selâm-nâmesi, salavatı, mersiye ve mersiye duasını yazıyoruz. Mersiye okunurken, en sonunda tekbirler çekilir. Mersiyeye başlamadan evvel, üç defa İhlas suresi ve bir defa Fatiha sureleri okunur.[13] Amucaların Babagan kolu Bektaşileri Safi’nin Mersiyesi’ni matem ayında okurlar. İki sıra arasında
“Ey nur-i çeşm-i Ahmed-i muhtar ya Hüseyin,

Ey yadigârı Haydar-ı Kerrâr ya Hüseyin”

diye nakarat vardır.

3.2.3.1 Mersiye Selâm-nâme

Bismillahirrahmanirrahim

Hüü Doost: Bismişah Allah Allah.

Ya İmam ya Hüseyin selamullah-i alel Hüseyin lanetullah-i ala kaatil ya Hüseyin lanettullah kavmi yezidin zalimin.

Bismişah ismi Şah cismi Şah: Evvelin ahirin mersiye-yi İmam el-Hüseyin.

Es selam aleyke ya Resul Allah.

Es selam aleyke ya Habib Allah.

Es selam aleyke ya Nebiyullah.

Es selam aleyke ya Eminullah.

Es selam aleyke ya Hatice-t Kübra.

Es selam aleyke ya Muhammed ibni Abdullah.

Es selam aleyke ya Seferatullah.

Es selam aleyke ya İmam-ül Müttakim.

Es selam aleyke ya Emir el-Muminin.

Es selam aleyke ya Resulin Emin.

Es selam aleyke ya Fatime-t-ül Zehra.

Es selam aleyke ya İmam-ün Septiğin.

Es selam aleyke ya Seyidelil nisail alemin.

Es selam aleyke ya Hatice Kübra.

Es selam aleyke ya İmam-ül Müminin.

Es selam aleyke ya İbni Muhammed ül Zeki.

Es selam aleyke ya İmamül Hasan-ül Müçteba

Es selam aleyke ya Aba Abdullah.

Es selam aleyke ya İbni resul Allah.

Es selam aleyke ya Emir-el Müminin.

Es selam aleyke ya İbni Fatimet-ül Zehra

Es selam aleyke ya Kudretül ayni Habibi hüda.

Es selam aleyke ya Gücel küşeyi sırrı hüda.

Es selam aleyke ya İmamın Hüseyin Şah şehidi desti Kerbela.

Es selam aleyke ya Ali ceddike ve bike ya Ali kudretüke ve mevalike vel müminin rahmetullahi ve berakeallahü ve selamı Aliyel Mürselin ve melakatühü ve mukarrebünullahu Tala aleyhim ecmein vel hamdillahi rabbil Alemin.
Türkçesi: Selam sana ey Tanrı elçisi. Selam sana ey Tanrı sevgilisi. Selam sana ey Tanrı’nın yalvacı. Selam sana ey Tanrı’nın yarattıklarının hayırlısı. Selam sana ey Abdullahoğlu Muhammed. Selam sana ey temizliği (safvetullah). Selam sana ey suçtan sakınanların imamı. Selam sana ey inanmışların başbuğu. Selam sana ey güvenilir Tanrı elçisinin vasisi. Selam sana ey Fatıma-tüz Zehra. Selam sana ey iki torunun Hz. Hasan ve Hüseyin’in anası. Selam sana ey alem kadınlarının hanım efendisi. Selam sana ey Hatice-tül Kübra.Selamsana ey inanmışların anası. Selam sana ey eba Abdullah. Selam sana ey ey Tanrı’nın elçisinin oğlu (Hüseyin). Selam sana ey inanmışların başbuğu. Selam sana ey Fatıma-tüz Zehra’nın oğlu. Selam sana ey Tanrı sevgisinin (Hz. Muhammed’in) gözbebeği. Selam sana ey Tanrı Arslanının (Hazreti Ali nin) ciğer köşesi. Selam sana ey Kerbela çölünün garip şehidi İmam Hüseyin. Selam sana ey atana babana, anana ve kardeşine ev içine, bilginlerine. Senden yana olanlara ve seni sevenlere. Tanrı’nın rahmeti ve bolluğu üzerine olsun. Tanrı elçilerine onun yakını Meleklere ve ermişlerin hepsine selam olsun. Bütün hamd (Erdemlikle öğüş) evrenin Rabbı olan Tanrı’yadır.[14]

2.3.2 Mersiyeyi Salavat

Esselatu vesselamı aleyke ya resullah.

Esselatu vesselamı aleyke ya Habibullah.

Esselatu vesselamı aleyke ya Seyyidel alemin evvelin ahirin Mersiye İmamel Hüseyin.
Türkçesi: Selam sana ey Tanrı elçisi. Selam sana ey Tanrı sevgilisi. Selam sana ey Tanrı’nın yalvacı. Selam sana ey Tanrı’nın yarattıklarının hayırlısı. Selam sana ey Abdullahoğlu Muhammed. Selam sana ey temizliği (safvetullah). Selam sana ey suçtan sakınanların imamı. Selam sana ey inanmışların başbuğu. Selam sana ey güvenilir Tanrı elçisinin vasisi. Selam sana ey Fatıma-tüz Zehra. Selam sana ey iki torunun Hz. Hasan ve Hüseyin’in anası. Selam sana ey alem kadınlarının hanım efendisi. Selam sana ey Hatice-tül Kübra.Selamsana ey inanmışların anası. Selam sana ey eba Abdullah. Selam sana ey ey Tanrı’nın elçisinin oğlu (Hüseyin). Selam sana ey inanmışların başbuğu. Selam sana ey Fatıma-tüz Zehra’nın oğlu. Selam sana ey Tanrı sevgisinin (Hz. Muhammed’in) gözbebeği. Selam sana ey Tanrı Arslanının (Hazreti Ali nin) ciğer köşesi. Selam sana ey Kerbela çölünün garip şehidi İmam Hüseyin. Selam sana ey atana babana, anana ve kardeşine ev içine, bilginlerine. Senden yana olanlara ve seni sevenlere. Tanrı’nın rahmeti ve bolluğu üzerine olsun. Tanrı elçilerine onun yakını Meleklere ve ermişlerin hepsine selam olsun. Bütün hamd (Erdemlikle öğüş) evrenin Rabbı olan Tanrı’yadır.[14]

2.3.2 Mersiyeyi Salavat

Esselatu vesselamı aleyke ya resullah.

Esselatu vesselamı aleyke ya Habibullah.

Esselatu vesselamı aleyke ya Seyyidel alemin evvelin ahirin Mersiye İmamel Hüseyin.
Salavat sonrası mersiyeye girmeden evvel kendine has makamı ile şu satırlar okunmaktadır:

Ya Hazreti fahri alem Muhammed Mustafa. Ya Aliyel Mürteza ya Fatime-t-ül Zehra, Hatice-t-ül Kübra. Cihan kıl şehit atanı Müşteba ya İmamel Hüseyin. Ya yadigar Hasan. Eyy Doost, ona gidelim bugün cümle müminen.[15]

.3.3 Matem Orucu Gülbankı

Bismişah Allah Allah. Erenlerin himmetine, er Hakk-Muhammed-Ali’nin aşkına. Hz. Hüseyin’i mazlumi Şahı desti Kerbela matemine niyet ettim. Niyet ettim Kerbela da destigamda şehit olanların temiz ruhlarına. Niyet ettim Hz. Fatma-t-üz Zehra’nın şefatına, Oniki İmam, Ondört Masum-u Pak efendilerimizin hürmetine, Onyedi Kemerbestlerin hürmetine. Hazır, zahir, gaip gerçek erenlerin yüce hürmetleri, üzerimizde hazır ve nazır ola. Yuf münkire lanet Yezid’e, rahmet mümine Hüü Doost, Allah eyvallah.(El medet ya Hüseyin) (üç defa söylenir).[16]

3.2.3.4 Mersiye[17]

Ey cân ü dil serrîrine sultân yâ Hüseyn

Vey Kerbelâ’da şâh-ı şehidan yâ Hüseyn

Çeşm ü çerâğ-ı âleme nûr-i cemâl-i Hak

Cân-ı cihâna rahmet-i Rahmân yâ Hüseyn

Ruşen yüzünde sûre-i Veşşemsi Vedduhâ

Şânında nâzil ayet-i Kur’ân yâ Hüseyn

Hüsnün gülünde olmaya bir berg-i sebzce

Bâğ-ı behişt ü ravza-i Rıdvân yâ Hüseyn

Hâl-i ruhin katında şehâ seng-i rîzedir

Dürr-i adenle lâ’l-i Bedahşân yâ Hüseyn

Ceddin Resûl-i pâk atan Şâh-ı Murtezâ

Ammin imâm-ı din Şeh-i merdân yâ Hüseyin

Ey nûr-i çeşm-i Fâtıma mahbûb-i ins ü can

İnletti bizi mihnet-i devrân yâ Hüseyn

Mâh-i Muharrem erdi dem-i mâtem oldu âh

Oldu bu ayda gün gibi pinhân yâ Hüseyn

Kan ağladı felekte şafak şefkatinde âh

Ol dem ki ettiler seni kurbân yâ Hüseyn

Devr-i zamâne döndü vü âlem yıkıldı san

Tuttu cihânı nâle vü efgan yâ Hüseyn

Mâtem donunu geydi bulutlar bölük bölük

Bâran gamında koptu vü tûfân yâ Hüseyn

Gökler boyandı mâteme gün giydi kareler

Mahv oldu orada meh-i tâbân yâ Hüseyn

Yırttı yüzünü nâhûn-i hasretle mihr-ü mâh

Ağladı yer ü gök sana yeksan yâ Hüseyin

Çerhin büküldü beli vü sındı sitâresi

Encüm saçıldı yere çü bârân yâ Hüseyn

Deryâlar acıdı sana akar sular dahi

Taşlar alup döğündü firâvân yâ Hüseyn

Kanlar döküp figan ile her kişi der ki âh

Kani ne oldu sevgili cânân yâ Hüseyn

Gül gibi çehre kana boyandı firâk ile

Çâk etse tân mı gonca girîbân yâ Hüseyn

Sünbül saçını çözdü vü gül gitti kendinden

Sûsen elinde hancer-i bürrân yâ Hüseyn

İder zebân-i hâl ile kim kangı yerdedir

Şimr-i lâin ü nekbet-i Mervân yâ Hüseyn

Âl-i Resûl’e kangı yere kara böyl-eder

Olsun Yezîd’e lâ’net-i Yezdân yâ Hüseyn

Her kim seni vü âlini can gibi sevmese

İtten beterdir ol nice insân yâ Hüseyn
Bezm-i gamında âteş-i hasretle yanmıyan

Olsun hemîşe ney gibi nâlân yâ Hüseyn

Derdâ ki tâs-ı çerh-i felek hânedânına

Gâhî içirdi zehr gibi kan yâ Hüseyn

Sen dest-i Kerbelâ’da susuz bunda âh ü vah

Yere mi geçti çeşme-i hayvân yâ Hüseyn

Dervîşim âstânına yüz süre gelmişim

Şâh-ı keremsin eylegil ihsân yâ Hüseyn

Mahşer gününde el benim etek senin şehâ

Komagıl anda teşne vü üryân yâ Hüseyn

Kandır şerâb-ı kevsere Sâfî kulunu sen

Geydir libâs-ı hulle-i Rıdvân yâ Hüseyin

Rahmeti seni sevüb yoluna can verenlerin

Olsun hemîşe hil’ati elvân yâ Hüseyn

Olsun sana vü aline Rûhül-emin müdâm

Kerrûbiyanlar hamd ü senâhân yâ Hüseyn.

.2.3.5 Mersiye Duası

Bismillahirrahmanirrahim

Ve nünezzil-ü minel Kur’anı mâ hüve şifa’ün ve rahmetünlil mümine la yezidüz zalimine illa illa (Kur’andan müminler için şifa ve rahmetolan ayetleri vahy ederiz. Bunlarsa zalimlerin ancak ziyanlarını arttırır.) Darez zelan Kur’an vema şira veremetullahi mümünün ve lâ Yezid’i zalimin. İllah-hasre bariki Allah. Okuyanlar için bariki Allah, ağlıyanlar için bariki Allah. Bu okunan kelamı kudimin Kur’anı azimin nuranı veberakatı ve hasanatı asar rahmetini Hak suphane Tala şeyidetibe şadan şuhadanı şehidi Hz. İmam Hasan-ül Müşteba Hz. İmam Hüseyin Şah şehidi desti Kerbela efendimizin ruhu pirfitihatları şad olmak için bariki Allah. Sultanı Evliya bir an etkiya Hz. Hünkâr Hacı Bektaş Veli Horasani kudes Allahı sırrı Tala efendimizin aziz şerif lutuf şerifi için bariki Allah. Allah evladına erenler ruhu için bariki Allah. Horasan pirleri için bariki Allah. Bu çırak dibinde hizmet edenler için bariki Allah. Baki pir şifası için bariki Allah. Husül yol erkân yol hakkı için bariki Allah ve nezirin kurbanın ve çirağın tercumanın aldığımız muhip Müslümanları için bariki Allah. Erenlere nezir bilmek bizlere helal olmak için bariki Allah. Allah gelen misafirlerin ve muhacirin ve abdalların, dervişlerin ve muhiplerin ve müritlerin her birisi her birimizi gönülden olan muradat ve mahsudatlarımızın her Hakk divanında olmaklı için bariki Allah. Cemi embiya ve evliya ve sülahayı Abidin elkiyayı zahidin ervahı için bariki Allah. Memleketimizin selameti için bariki Allah. Hak supahana Tala Cumhurbaşkanımızın ömrü devleti mecidi nusreti Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bu güzel vatanımızı bizlere emanet eden başta Mustafa Kemal Atatürk için bariki Allah. Ayyıldızlı bayrağımızın ilelebet Türk semalarında dalgalanması için bariki, Allah. Adli ve adeleti yevmen feyemen ziyade eyle kılıcını keskin düşmanlarını üzerine nufüzunu üstün, Türk dinine kuvvet vermesi için bariki Allah. Cenab-u Hakk Erenler Türk ordusunu deryada, karada ve havada düşmanlardan üstün eylemesi için bariki Allah. Ulemayi mazi için bariki Allah. Gökten rahmet, yerden bereket bitmesi için bariki Allah. Hacılar kuvveti için bariki Allah. Gaziler hörmeti için bariki Allah. Muhammed Mustafa taalallah vesellim efendimizin mutu hal mukaddes mücella Musaffa müzeki ve aziz lütfi şerifi için bariki Allah. Ali için bariki Allah. İklim erenleri için bariki Allah. Üçler, beşler, yediler, kırklar, binler için bariki Allah. Ve usûl yol erkân erenleri ervahı için bariki Allah. Garipler için bariki Allah. Bizi de duadan ve gülbanktan ve hayır himmetten ve niyetten unutmayın, diye emanet eden eden canlar için bariki Allah. Geçmiş, göçünmüş, bilginler ve yaşamakta olan fukara (Bektaşiler) için bariki Allah. Muhammed Mustafa ile Şah-ı Velayet Ali kerem Alla’hü vechen ve Hz. Hüseyin diğer İmamların tertemiz aydınlık lâtif ruhları için evlâdı için, yakınları ve onlara uyanlar için bariki Allah. Ali Aba ve cümle muhibi Ali Aba errahı için bariki Allah. Gönül sahibleri, Hazur ve Gaip erenler için bariki Allah. Horasan erenleri için bariki Allah. Hz. Pir Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hakkı için bariki Allah. Hacı Bektaş postnişiniliği yapmış bütün dedebabalar için bariki Allah. Hacı Bektaş postnişini şimdiki dedebaba için bariki Allah. Meydan ve makam sahibi olgun uyarıcıların (mürşidlerin) aziz ve lâtif nurlu ruhları için bariki Allah. Evvel geçmişler sonra gelecekler için bariki Allah. Hesabı için bariki Allah. Embiya için bariki Allah. Evvelin, ahirin, zahirin, batının tayibine tahirin Fahri devrişan huzuru hazıran kafeyi ehli iman ruhu için salavat. Allah eyvallah Hüü Doost. El Fatiha.[18]

Mersiye sonunda mürşidin emri ile görevlendirilen kişi “ya İmam” diyerek, önce mürşide çorba sunar. Mürşid de “ya İmam ya Hüseyin selamullah, salavatullah ya Hüseyin lanetullah ala kaatili Hüseyin” der ve çorbadan alır. Orada bulunan tüm canlar bu şekilde çorbadan alırlar. Kalan çorba, kazanlara salavat getirilerek dökülür. Mürşid ve ana-bacı musaffa yapar. Erler mürşid ile bacılar ana-bacı ile musaffa yaparlar. Musaffa, tarikat ehlilerinin görüşmesine denir. Daha sonra muhabbet faslına geçilir. Muharrem ayında çıraklar her zaman uyarıldığı gibi, “Seyyidi sadat muhibbi sadat” gibi uyarılmaya başlanmaz.

Kerbela olayı sonrası, bugün için pek çok ağıt nefes yazılmış ve gelecekte de yazılacaktır. Muharrem ayında erkân açıldığında günün önemini ve anısını anlatan nefesler okunur. Makamlar ağırdır. Neşeli nefeslere yer verilmez.

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mayıs 24, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Amucalarda Muharrem Matemi ve Aşure için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: