Alevilikte Dört Anasır Kutsallıgı

kendi anlatımları ile verebilmek için bazı deyişlerini aktaralım:
Bu konu da Menakıbu’l Kudsiye’de:
Ger diyen beşde, onda bir işini,
Unıdasın Yusuf gibi düşini,
Ta be-hadd-i anasır anı kıl,
Nafizu’l hükm idi zihni tahsil.
Od u su, yil ü toprağa söyler,
Od u su, yil ü toprağa anılar,
Din ü dünya beği Ömer Beşe’mün,
Kemterin bir kuluydu Yusuf anun, derken
Vilayetname Osman Baba’da:
Ey zihi zat-i mutahhar vey hakikatcim-i pak,
Sensin anasır hakimi hem ab u ateş, bad u hak ,. der.
Mir Ati ise:
Haşr ü neşri bunda gör ,davay-i ferdayi bırak,
Çar anasır, şeş cihetten hükmeden ol Şah’a bak, der
Eşref oğlu da:
Değilim oddan ü sudan, veya topraktan ü yıldan,
Ben irden var idim irden, henüz yoğ idi bu ezman.
Şah İsmail (Hatayi)’de:
Aşık isen gel berü can u canan mendedür
Zahide sen kandesun ol nur-i iman mendedür,
Mendedür hem yer ü göğün hikmeti vü kudreti,
Ab u ateş, hak ü bad cümle yeksan mendedür, der.
Hamdullah da:
Anasırdan bir libasa büründüm,
Nar u bad u hakü abdan göründüm,
Hayru’l beşer ile cihana döndüm
Adem ile bile bir yaş idim ben, der.
Aleviliğe göre bu dört anasır veya temel unsur ya da maddeden tüm evren ve dünyada ki tüm varlıklar ile insanlar meydana gelmilşlerdir. Aynı zamanda bunlar yaşamın temel gıda ya da beslenme kaynakları olduklarından kutsaldırlar. İnanç olarak kutsanan yaşamın bu temel etmenlerinin hiç bir şekilde zarar görmemesi ve kirletilmemesi için büyük özen gösterirler. Bunlara zarar vermeyi veya herhangi bir şekilde kirleymeyi inanç olarak en büyük günahlardan sayarlar.

a) Ateşin kutsallığı
Bilindiği üzere her inançta, o inancın temel ilkeleri ile uyumlu veya onları geliştirme doğrultusunda kutsal sayılan kavramlar, değerler vardır. Bunlar genel olarak inancın kendi yapısına uygun olarak kendilerini dayatırlar. Bazan da bölgenin geçmiş inançlarından devralınırlar. Ancak, geçmiş inançlardan devralınan kutsal değerler, süreç içerisinde yeni inanca uyumlu hale gelirler. Aksi halde onlar yeni inanç içerisinde geçmiş inancı temsil etmeye devam ederler ki, böylesi bir durum yeni inanç için önemli bir zaafı teşkil eder. Bunun yanında her inanç kendi yapısına özgü ve diğer inançlardan farklılıklarını ortaya koyan kutsal değerlerini ve öz kültürünü yaratır. Bu değerler o halk tarfından kutsal değerler olarak benimsenir ve kabül görürler.

Kızılbaşlıkta ateşe atfedilen özelliklerin bir çoğu Zerdüşt inancından gelmektedir. Zerdüştlük’teki aydınlığın, ışığın, sıcaklığın, kaynağı olarak ateşin esas alınması vebu yönüyle bir kutsllığın atfedilmesi Kızılbaşlıkta da vardır. Bundan dolayı, ateşin söndürülmemesi, ateşe su dökülmemesi, aeşe atılacak odunun elle tutulmaması vb. özelliklerin de Zerdüştlükten kaynaklandığını belirtmek mümkündür. Kürt kızılbaşlığın yoğun olarak yaşadığı Dersim, Koçgiri gibi yerlerde bu gelenek halen sürdürülmektedir. İslamiyette ise ateşe kötülük atfedilmiştir. İnsanı ateşle cezalandırma (Cehennem ateşi) ön görülür.

Geçmişte Mazda inancı ve Zerdüşt öğretisi temelinde evrendeki oluşum aşamaları ve yaşamın kaynakları olarak bu dört anasır anlatıldığı gibi, Alevi inancında dört anasır olarak algılananlardan birincisi olan ateşin kutsllığıdır. Alevi halk kesimi arasında ateşin kutsanmasına bakıldığında bunun inançlardan kaynaklandığı kolayca analşılır. Artık günümüzde halkın yaşam kültürü halinde kendini sürdürmekte olan ateşin, Aleviler arasındaki kutsanma olayı, bölgede etkin olan İslamiyet dini inancı ile bağdaşmadığı gibi, Yahudi ve Hıristiyan dini inançları içinde de böylesi dini temelde geliştirilen bir kutsal değer de rastlamak mümkün değildir. Her türlü baskı ve çarpıtma gayretleriyle çalışmalarına rağmen, günümüzde dejenere edilmiş olarak yaşayanlar, Alevilkte halk arasında ateşin kutsanmsı kültürü canlı bir şekilde yaşamını sürdürmektedir.

İhsan Nuri Paşa, ‘Kürtlerin kökeni’ adlı eserinde “…Son yıllara dek Piran, Dicle, Zaza Kürtleri arasında belli bir günde köy halkı damlara çıkıp kocaman ateşler yakarak, sonra da bu ateşten aldıkları köz, odun parçalarını birbirlerine fırlatıp Çıqlık-Çarıq’ diye bağırırlardı. Bununanlamı şudur: Bu köz, ateş bana bereket getirsin, ekinimi çoğaltsın, (16 katına çıkartsın) dır”. Burada görüldüğü gibi ateşten bereket ve bolluk için yardım umulmaktadır.
Mezopotamya halkları arasında yaygın olan bir beddua vardır, ‘Ocağın kör ola’ denir. Ya da yemin edilirken ‘Ocağım kör ola’ diye yemin içilir. Ocak, bilindiği gibi ‘kutsal ateşin’ yandığı yerdir. Buranın kör olması demek, evinde kutsal ateş yanmaya veya evinde kutsal ateşi yakacak kimse kalmasın anlamına gelir ki, bu büyük bir beddua ve büyük bir yemin olarak kabul edilir. Ocak kutsal ateşin yandığı yer olduğu gibi, inanç gerçeklerinin öğretildiği yerleri de ifade ettiğinden Aleviler arasında inançlarını simgeleyen önemli ocaklar ve ocakzadeler vardır.
Kutsal ateş değişik kaynaklarca farklı şekillerde tasnif edilmektedir:
Fernhag ateşi: inanç adamlarının ateşi,
Guşnasp ateşi: Savaşçıların ateşi,
Burzin Mihr ateşi: Köylü, çiftçi ve halkın ateşidir. Kusal ateşin bu şekilde konumlandırılması, halkın sosyal yaşamına göre düzenlenmiş bir sınıflandırma olduğu açıkca görülmektedir.
Aveste’da kutsal ateş beşe ayrılmaktadır:
Berezisavap ateşi: Bu ateş kutsal olarak kabul edilenlerin önünde yanadır.
Vobufryana ateşi: Bu insanların ve hayvanların bedeninde olandır.
Urvazişta ateşi: Bu ateş bitkilerde bulunandır.
Vazişta ateşi: Bu ateş gökteki bulutların çarpışmalarından meydana gelen yıldırım ya da şimşek ateşidir.
Şpenişta ateşi: Bu ateşte çalışmalarda kullanılan ateştir.

b) Alevilik’te (Hava) nefes:
Dört anasırdan ikincisi olan hava, belirtildiği gibi oluşumun ikinci aşaması olup, yaşamın en temel kaynaklarından biridir . Mazda inancında ve Alevilik’te hava ve nefes aynı belirlemelerle kullanılır. Nefes ve Hava üzerine Şah İsmail Hatayi şöyle der:
Bunda kibr ile kin olmaz,
Hem sen olup, hem ben olmaz,
Adam öldürsen kan olmaz,
Nefes öldürsen kan olur, derken, diğer bir Mazdaist şair de şöyle der:
Özgürlüğün elçisi kutsal ruhlar üzerine,
Özgürlüğü kurtaran nefesi al , nefesi al,
Tüm bilgi kaynaklarını almaya yetenekli olmayı isteriz ,
İnsanın oluşumundaki ilk sebep ve yüce gücü gibi,
Sıkça bana yapışıyor bana şu ikilik fikri, sanki gerçekmiş gibi ,
Güneşin ışınları ruhumun içine girip,
Orda parlıyan ışınlarıyla yangınlarımı aydınlattı ,
Güneş ışınlarının ve aydınlığın sonsuzluğunu ispat etti
Ki ben seninle, ben seninle biriz ve ayrılmaz ,
Bilgi ve zaman tanımından yüksel ey benim güneşim ,
İnsanlık uyansın ve bedenle ruh özürlüğüne kavuşsun.
Mazdaist öğretiye göre görünen ve görünmeyen her şeyde tanrı vardır. Hava ise tanrısal güneş ışınları ile en yoğun şekilde temasta bulunmakt adır. Bu nedenle hava içerisindeki maddesel veya ruhsal zerreciklerin bünyelerine girmiş olan tanrısal gücü evrende yaşamakta olan tüm varlıklar bünyelerine alıp onunla yaşamlarını sürdürürler. Bu temelde yaşamın var olduğu her alanda nefes alımı ile yaşam gücü de alınmış olur. Dolayısıyla evrendeki tüm oluşumların yapılarında hava mevcut olup, bu oluşumların havayı bünyelerine alım dereceleri ile uyumlu bir yaşam düzeyine sahip oldukları ortaya çıkmaktadır.

Mazda inancı ve Zerdüşt öğretisinde yaşamın kaynağı olarak belirlenen nefes, bölgede sonradan gelişmiş olan tabulu ve doğmatik diniinançlara da geçmiş olup, onların yapılarında da yaşamın başlangıcı veya kaynağı olarak kabul görmüştür. Bunlara göre “Allah Adem’in burnuna yaşam nefesini üfledi ve yaşayanlar can oldu”, diye belirlenir. Mazda inancı ve Zerdüşt öğretisinde yaşamın kaynağı olarak belirlenen nefes, bölgede sonradan gelişmiş olan tabulu ve doğmatik diniinançlara da geçmiş olup, onların yapılarında da yaşamın başlangıcı veya kaynağı olarak kabul görmüştür. Bunlara göre “Allah Adem’in burnuna yaşam nefesini üfledi ve yaşayanlar can oldu”, diye belirlenir.
c) Alevilikte suyun kutsallığı:
Alevilik’te gerek biliçli gerek bilinçsiz olarak, gerek müzik veya gerekse yaşamlarının diğer alanlarında tüm aşınmalara rarğmen, nefese verdikleri önem ve bu konuda geleneksel kültürel yaklaşımlarının Mazdaizm’deki yaklaşımla uyum içerisinde olduğu görülür. Bu nedenle yazdıkları şiirlerde ve Cemlerinde söyledikleri deyişlerinde sürekli bir şekilde nefes adını vermektedirler. Bunun da kaynağını Zerdüşt öğretisinden aldığı bir gerçektir. Bu nedenle, Aleviler’in tüm ayin ve cem törenlerinde nefesi (havayı) sembolize eden, esasta da deyiş denilen nefesleri söyleyen zakirin bulunması zorunludur.

Alevilik ve Mazda inancına göre evrendeki yaşamın dört kaynağından biri olan su, görünen ve görünmeyen tüm varlıkların bünyesinde farklı şekilde ve oranda olmasına rağmen vardır. Esas olarak her şeyin yapsından oluştuğu, güneşin yapısında da var olması nedeniyle, ondan oluşan tüm varlıkların da bünyesinde mevcuttur.
Tabiatın değişik oluşumlarında farklı şekillerde bulunan su, toprakta su halinde iken, bitkilerde bitkinin beslenmesi ve meyve vermesiyle, meyve öz suları ve sebzelerde de sebze suları olarak oluşumu tamamlarken, insanlarda ve hayvanlarda ise gövedenin hücre ve organlarını besleyen kan haline dönüşmekte ve gövde yapısını kötü ve zehirli maddelerden temizleyen sıvıya dönüşür.

Mazda inancında olduğu gibi Alevilikte de suyun kutsal olması nedniyle hiç bir şart altında su kirletilemez . Suyun kirletilmesi çok büyük günah sayılır. Kesilen kurbanların kanlarının suya akmaması ve suyu kirletmemesine özen gösterilir. Kirli olarak kabul edilen hayvan leşleri suyun içine ve kenarına bırakılmaz. Gene insan cesetleri suyla yıkanmazdı. Suya tükürülmez, pislenmez katiyen kirletilmezdi. Kirleten inanca göre cezalandırılırdı. Avesta’nın Vendid bölümünde Fargard kısmı yeterince açıklayıcıdır. Bilindiği gibi Mazda inancı döneminde suyun kutsallığından dolayı su kaynaklarına kurbanlar sunulurken, suların kirletilmemesi için zaman zaman savaş ordularının direkt olarak sulardan geçmeyip, su kaynalarını dolaştıkları dahi bilinir.

Tüm dış etkilerle aşınmasına rağmen, günümüz Aleviliğinde de su kaynaklarının kirletilmemesine vetemiz tutulmasına büyük özen gösterilirken, suya tükürülmez, veya pisletilmemesine dikkat edilir. Biri birine dua ettiğinde “su gibi aziz ol” deyiminde de suyun kutsandığı açıkca ifade edilmektedir. Çocukların doğumlarından sonra ve özellikle kırkında temiz suyla yıkanmaları, Mazda inancından Hıristiyanlığa geçmesi temelinde, Hıristiyanlı k’ta su ile vaftiz edilme olayı da suyun kutsallığının açık bir şekilde Mazdaizm ve Alevlikten onlara geçtiğini gösterir.

d) Alevilik ve toprağın kutsallığı:
Aleviler’in cem ayinlerinde kutsal suyu temsil eden ve oniki hizmetten biri olarak kabul edilen ‘saka’ hizmeti vardır. Bu hizmette kutsal sayıldığı gibi, kutsal suyun hem dış temizlik ve hem de iç temizlik için kullanıldığını sembolize eder. Bu dört anasırdan biri olan kutsal suyun sembolize edilmesi mecburidir.
Alevi inancına ve Mazdaizme göre dört anasırdan biri ve sonuncusu olan toprak, yapı itibariyle esas olarak diğer üç anasırın bünyelerinde barındırdıkları yapılardan farklı hiç bir şeyi bünyesinde barındırmaktadır. Eğer evrimde toprak parçası oluşmamış olsaydı veya toprak meydana gelmemiş olsaydı, sonraki aşamalar olan bitkiler, hayvanlar ve insanlar da oluşmuyacaktı ve dolayısıyla evrim su aşamasında bitmiş olacaktı. Evrimin mükemmele doğru devamı için toprak aşamasıönemli bir aşama olup sonraki aşamaların oluşmasında beslenme kaynağı görevini de diğer üç anasıla beraber üstlenmiştir.

Toprak aşaması sonrasındaki evrim sürecinde beslenme kaynağı olan toprak, Zerdüşt’ün deyimi ile insanlar için ‘ana’ vasfına haizdir. Zerdüşt ‘Ananız sevinemiyor, sizlerin onu süslemenizi bekliyor’, deyiminden, insanların toprağı ekip veya meyve ve sebzeleri dikerek analrı olan toprağı süslemelerini ve onun da sevinerek insanlar için lazım olan yeterli meyve ve sebzelerle ürünlerini vermesi ve çocuklarını beslemesini vurgulanmaktadır. Alevillik’te ve Mazsda inancında, kutsal olarak kabul edilen bu dört anasır birbiriyle ilişkiler içerisinde olduklarından, birbirilerinin öne aşamaları ve beslenme kaynakları olarak da iç içe geçmiş olduklarından, birinin kirletilmesi diğerlerinin de kirlenmesine sebep olmaktadır. Bunlardan beslenen sebzeler, meyveler, insanlar ve hayvanların da sağlığının da bozulacağı ifade edilmektedir.

Esas olarak evrende var olan yaşam çemberinin halkalarından birinin bozulup zedelenmesi ile tüm diğier halkalar da etkilenmektedir . Çünkü evrendeki tüm varlıklar, biri diğerinin yaşam sebebi ve kaynağıdır. Böylece evrende var olan harmoninin bozulamsı ile tüm varlıklar etkilenmektedir. Havyanlar ve insanlar bu etkilenmeye dahildirler.
Bu bilinç ve öğreti ile Alevilik ve Mazda inancında dört anasır kutsanır ve bu kutsalların herhangi bir şekilde kirletilmesine veya onlar arasındaki ilişkiler harmonisinin bozulmasına müsaade edilmez. Bu vesileyle bunlara karşı işlenen suçlar oldukça ağır bir şekilde cezai yaptırımal karşılaşır. Yine dört anasırdan biri olan toprağın Alevi cem ayinlerinde sembolize edilmesi için, on iki hizmetten biri olan lokmacı vardır. Bu hizmet erbabı cem ayininde katılan canların beraberinde getirdikleri ve toprağı sembolize eden yiyeceklerin eşit şekilde katılan canlara dağıtımını yapar. Toprağı sembolize eden yiyeceklerin dağıtım hizmeti de kutsal hizmetlerden olup onsuz cem ayini yapılmaz. Bu temelde Aleviler’in yaptıkları cem ayinlerinde, yaşamı veren ve ona kaynaklık eden dört anasırı temsil ve sembolize eden hizmetlerin bulunması zorunluluğu vardır.

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mayıs 24, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı ve , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Alevilikte Dört Anasır Kutsallıgı için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: