ALEVİLİĞİN OSMANLI DÖNEMİ YAZILI KAYNAKLARI

Alevi ve Bektaşi teolojisinin temelini, arka planını oluşturan bir diğer kaynak sınıflaması da Divanlardır. Osmanlı öncesi için en önemli divan hiç kuşkusuz Baba Tahir-i Üryan’ın Rubaiyyat adlı eseridir. Bunun dışında ünlü şair Hafız’ın Divan’ı[39] ile Fahrü’d-Din-i Iraki’nin Divan’ı[40] önemlidir. Ayrıca Şeyh Sa’di-i Şirazi’nin Gülistan ve Bostan[41] adlı eserleri ile Mevlana’nın Mesnevi’si ile Divan-ı Şems-i Tebrizi (Divan-ı Kebir)[42] isimli eserleri çok önemlidir. Osmanlı dönemi için XVI. yüzyılda çok ünlenmiş Hayali Beğ[43] ile Hayreti’nin[44] Divanları çok mükemmel kaynaklar niteliğinde çalışmalardır[45].

Konumuzla ilgili Şuara Tezkireleri de çok önemli ve kaynak niteliğinde veriler içermektedir. Osmanlı dönemi için özellikle XVI. Yüzyıldaki örnkler ilginçtir. Yetimi, Meşrebi, Feyzi, Haydari vb. pek çok Abdal şairin tezkireleri mükemmel veriler sunmakta ve ayrıca Tezkire-i Latifi[46], Tezkire-i Sehi[47], Kınalızade Tezkiresi[48] ve Aşık Çelebi Tezkireleri[49] dikkat çekicidir[50].

Bimsel yanlışlarla dolu olsa da bize bu dönemdeki Osmanlı ulemasının, Sünni cephenin Alevilere ve Bektaşilere nasıl baktığını göstermesi açısından son derece önemli kaynaklardır.

Örneğin, Karakaşzâde Ömer Efendi, Nuru’l Hüda Limen-İhteda[51] adlı eserinde, kendi ifadesiyle tarikatların bozulma nedenlerini anlatmaktadır. Ancak incelediği şey çeşitli inanç zümreleri ve onların içinde oldukları dinsel ve sosyal yapılanmalardır. Karakaşzâde Ömer Efendi’nin değerlendirdiği inanç zümreleri; Rum Abdalları, Kalenderiler, Haydariler, Hurûfiler, Camiler, Bektaşiler, Şemsiler, Mevleviler ve Ethemilerdir. Bunlardan bazılarının Ehl-i sünnet olup Kur’an-ı Kerim ve Hadis’e uyup, ilim ve amel ile meşgul olduklarını bazılarının bütün bunları terk ederek bu yoldan uzaklaşmış ve bu yolun düşmanları haline geldiklerini söylemektedir. Bunları söyledikten sonra bu zümrelerin bağlı oldukları inanç kurucularının ve temsilcilerinin, bunlardan uzak olduğunu ve onların hepsinin Allah dostu olduğu konusunda hiçbir şüphenin olmadığını da açıklamalarına eklemektedir. Yazar esasen inanç pirleri ve inancın daha sonraki inanan ve devam ettiricileri arasındaki bu mesafenin nasıl olup da bu kadar derinleştiğini merak etmekte ve çalışmasının oluşturulma gerekçesini bu merak konusu ile temellendirmektedir.

Karakaşzâde, Bektaşileri “Hocacihan’ın Hankâhına Bir Grup Bektaşinin Gelişi” başlığı altında ele almaktadır. Burada Bektaşilerin genel bir değerlendirmesi, Bektaşilerin kendi ağızlarından kendilerini ifadeleri ve Bektaşilerin kendilerini anlattıkları konulara verilen cevapları aktarmaktadır. Cevapların da daha çok tasavvuf ve tarikat silsilesi içerisinde geleneğe uygun gerçekleştiğini, verilen bu cevapların ayetler, hadisler ve büyük mutasavvıfların tasavvuf ve tarikat hakkındaki görüşleri ile süslendiğini görüyoruz.

Öncelikle Bektaşilerden bahsederken görünüşleri, kılık kıyafetleri, hal ve tavırlarından bahsedilmektedir. Bektaşilerin yüzlerini tıraş ettikleri, yasaklanmış birçok hususu işledikleri ve başlarında on iki dilimli bir karış eninde iki karış uzunluğunda ak keçeden taç bulunduğu anlatılır. Bu başlıkların sağ yanında Allah’ın sol yanında Muhammed’in bazılarınınkinde ise Ali, Hasan ve Hüseyin yazılı olduğunu belirtmektedir.

Bunların ardından şöyle bir menkıbe aktarır; “Bir grup Bektaşi, başlarında babaları olmak üzere Hocacihan’ın hankâhına konuk olurlar. Hocacihan onların tavır ve davranışlarından hoşlanmamakla beraber ev sahibi olması dolayısıyla herhangi bir şey söylemediği gibi izzet ve ikramda bulunur.

Dervişler yemeklerini yedikten sonra, gösterilen ilgi alaka için minnetlerini ifade için teşekkür edip dergâha duada bulunurlar. Duadan sonra gelenekleri gereği eski merasimlerini burada da yerine getirerek dünbelek ve daire ile bir fasıl yaparlar. Bektaşi dervişlerinin başlarında Baba Mestan-i Sasani isminde bir derviş bulunmaktadır. Sasan’dan gelmektedirler ve Irak-ı Ferzan taraflarındandırlar. Baba Mestan kendilerine gösterilen misafirperverlik için ev sahibi Hocacihan’a övücü sözler

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mayıs 24, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. ALEVİLİĞİN OSMANLI DÖNEMİ YAZILI KAYNAKLARI için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: