OSMANLI BELGELERİ’NDE DERSİM TARİHİ

AHMET HEZARFEN (Osmanlıca’dan Çeviri) CEMAL ŞENER (Yayına Hazırlayan) OSMANLI BELGELERİ’NDE DERSİM TARİHİ (Osmanlıca-Türkçe 50 Orjinal Belge) Mustafa Kemal Atatürk ve Diyab Ağa’nın dostluğuna saygılarımla… Ahmet Hezarfen “… Şayet hükümet hizmet ve sadakatimizden şüphe ederse âbâ vü ecdâdımızın eskiden Yukarı Türkistan, Horasan vilayetine bütün mensubini aşiretimizle hicret etmeğe himmet buyursun…” Seyit RIZA (1938 Dersim Olayı Öncesi) Askeri Tarih Str. Etüd Başk. Arşivi. Doç. Dr. Yaşar Kalafat Şark Meselesi ve Şeyh Sait Olayı s. 24-25. Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı s. 19) SUNU… Cemal ŞENER “Osmanlı Belgeleri’nde Dersim Tarihi” adlı kitap yaklaşık 50 adet Osmanlıcabelgenin Türkçe’ye çevrilmesinden oluşuyor. Belgeler 1720-1840 yılları arasında Osmanlı Arşivi’ndekiMühimmeDefterleri kararlarından alınmıştır. Adı geçen belgeler Türkçe’ye ilk defa kazandırıldı. Bölgenin tarihi açısından şüphesiz özel öneme sahip belgelerdir. Osmanlı Tarihi’nde Yavuz Sultan Selim – Safevi Şah İsmail arasında gerçekleşen Çaldıran Savaşı bölge açısından ve Türkmenler ile Osmanlı yönetimi açısından önemli bir kırılma noktasıdır. Adı geçen belgeler, Çaldıran’dan yaklaşık 200 yıl sonraki durumu tesbit ediyor. Yayınlanan belgelerin iyi anlaşılması için bölge tarihine kısaca bir göz atmakta yarar olur kanısındayım. Dersim yada bugünkü adı ile Tunceli; Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alıyor. Doğusunda Bingöl, Batısında Malatya, Kuzeyinde Erzincan, Kuzey-Doğusunda Erzurum, Güneyinde Elazığ bulunuyor. Toplam yüzölçümü 7774 kilometre karedir: Nüfusu yaklaşık 90 milyondur. (2003). Tarihçiler Dersim’i; 1) DoğuDersim; Mazgirt, Kığı, Çarsancak (Peri), Nazimiye vePülümür ile; 2) Batı Dersim; Hozat, Çemişgezek, Pertek, Ovacık ve Kemah diye ikiye bölerek anlatırlar. Osmanlı tahrir defterlerinde, Türkmanân Ekradı topluluğundan olduğu belirtilen Dersimli Aşireti adını bu bölgeye vermiş olabileceği gibi, Der ve Sim yani Gümüş Kapı tanımlamalarındanda bu bölge ismini almış olabilir. Tunceli halkının tarihi, Anadolu’nun Tarihi ile koşuttur. Tunceli Tarihi’ne bakıldığında; Kimmer Türklerinden, Saka-İskit Türkleri’nden, Hun Türkleri’nden (363-367) Ağaçeriler’den (466) izleri Dersim’de görmemek elbette olası değil. Selçuklu Devleti Anadolu’yu hakimiyeti altına aldığında bölgede; Saltuklular (Nazimiye), Mengücekler (Pertek, Hozat, Ovacık, Çemişgözek, Kemah) etki alanlarında kalır. 1231 yılında Moğollar’ın akımlarından kaçıp Dersim’e sığınan CelalettinHarzemşah’ı bugün bile yaşlı Dersim’lilerden dinlemek olasıdır. Celalettin Harzemşah’ın bir Şafi Kürt tarafından nasıl öldürüldüğünü ve o’nun mezarının bugün Tunceli’nin Munzur Baba ile birlikte en çok ziyaret edilen mekân olan Sultan Baba yadaDüzgün Baba (Tujik Baba) olduğunu yaşlı Tunceliler torunlarına anlatmaya devam ederler. Dersim’in Mogol hakimiyetini, İlhanlı hakimiyetini, Timur’lu zamanları, Karakoyunlu Hükümdarının yönetimindeki Erzincan, Erzurum veDersimi saymazsak tarihten önemli bir sayfa eksik kalır. Çaldıran’da Safevi Türkmen Şahı Şah İsmail’e yardım eden birçok Türkmen boyunu Osmanlı cezalandırınca kendilerini Dersim dağlarında bulurlar. Tarihçilerin tesbitlerine göre bazı Türkmen Aşiretleri bu tarihten sonra Türkçeyi veTürklüğü unuturlar ama daha sıkıca Aleviliğe sarılırlar. Bazı kaynaklar Dersim bölgesinin 1506 da Osmanlı hakimiyetine geçtiği belirtilsede belirtilen tarihin 1514 olma olasılığı daha yüksektir. Osmanlı bu yıllara dekDersim’e girememiştir. Erzincan ve havalisi Valisi Nur AliBey’i Safevi Devleti göndermektedir. Osmanlı Veziri, Bıyıklı Mehmet Paşa Nur Ali Halife’yi Cemişgezek bölgesinden çıkarmak ister. Ama ondan önce Pir Hüseyin Bey bu işi gerçekleştirir. Tarihçi Bilal Aksoy, Dersim Tarihi kitabında “Bölgede Osmanlı hakimiyetinin tesis edilmesinden sonrada, aşiretler arası mücadelenin bütün Osmanlı tarihi boyunca devam ettiği görülmektedir;” diyor. Pir Hüseyin Bey’in vefatından sonra Dersim bölgesindeki durum yine karışmıştır. Osmanlı müdahale etmiştir. Dersim bölgesinin hakimiyeti sırası ile; Bayburt Sancağı’na, Diyarbakır Beylerbeyliği’ne, Erzurum Beylerbeyliği’ne bağlanmıştır. 1848 de Dersim, Sancak almaktan çıkmış, Hozat’tan idare edilen bir kaza olmuştur. Ama hakimiyet kurulamamıştır. Kitabımızdaki belgeler Dersim’in Diyarbakır’a bağlı olduğu döneme ilişkindir. 1860’dan sonra Dersim’de sırasıyla, Şah Hüseyin, Gülabi, Mansur, Şeyh Süleyman gibi reisler idareden sorumlu olmuş. 1875’de Hüseyin Bey Pülümür’e, Gülabi Bey Mazgirt’e Kaymakam olmuş. Yani Tanzimat’la birlikte bölgede yönetime yöresel hakimlerden Ağa ve Şeyhler atanmıştır. Bu durum otoritesizliği devam ettirmiştir. Dersim’de devlet nüfuzu, 1880 de vilayet olunca kısmi olarak sağlanmış. Ancak “geliri giderine yetmediği için” 1888 de “İrade-i Şahane” ile tekrar sancak olmuştur. Elazığ’a bağlı olarak Osmanlı’nın sonuna kadar bu durum devam etmiştir. Kitaptaki belgelerde devletin maden işletilmesi ile başlayan bir dizi toplumsal olaya tanık olunuyor. Problemleri çözmek için sürdürülen yaklaşımda zaman zaman etnik ve müzhepsel farklarda devreye giriyor. Belgelerde; sıkca “Etrak” ve “Ekrat” kelimeleride geçiyor. Bu kavramlara açıklık getirmek gerekir. “Ekrat” kelimesi Osmanlı Arşiv belgelerinde “göçebe” manasında kullanılmaktadır. “Etrak” ise; “yerleşik” anlamında kullanılıyor. “Şöyleki ‘Boz Ulus Türkmanı’ derken, Boz Ulus Aşiretinin ‘yerleşik’ olanları, ‘Boz Ulus Ekradı’ derken de Boz Ulus Aşiretinin (göçebe) olanları kasdedilmektedir. Karakoyunlu Türkmanı, ‘Karakoyunlu Ekradı, CihanbeğlüTürkmanı, Cihanbeğlü Ekradı hep bu manada kullanılan terimler olup, bu aşiretlerin bir kısmının “Türk” bir kısmının ise ‘Kürt’ olduğuna dalalet etmez.” (Doç. Dr. İbrahim Yılmazçelik, Dersim Sancağı, S. Ekrat kelimesinin Kürt olarak anlamlandırmanın yanlış olduğunu bir başka araştırmacımız ise şöyle anlatıyor. “Araplar 7. yy.da ilk fetihler sırasında İran’da karşılaştıkları Kürt kavimleriniTürk’ün çoğulu olan “Ekrat” olarak tanımlamışlardır. Daha sonraki araştırmalar göstermiştirki, Araplar “Ekrat” kelimesini esas itibariyle ‘konar-göçer’ toplulukların tümü için kullanmışlardır. Osmanlılar da ekrat tanımlamasını ‘konar-göçer’ aşiretler için kullanmışlardır. Yavuz Selim zamanında tutulmaya başlanan tahrir defterlerinde ekrat tabiri Türk olduğu kesin olan bir çok konar-göçer Türk aşireti için kullanılmıştır. Sadece birkaç örnek olmak üzere konar-göçer Kılıçlı, Döğer, Avşar, İğirmidörtlü aşiretleri sayılabilir.” (Doç.Dr. Ali Tayyar Önder, Türkiye’nin Etnik Yapısı S. 136) Konu ile ilgili olarak yazar Baki Öz, “Ekrat Taifesi Osmanlıca’da konar-göçer, henüz konar-göçerliği bırakmamış, Kürtleşmiş Türk boylarının adıdır,” der. (Aleviler’in Etnik Kimliği, s. 143.) Dersim tarihi ile ilgili olarak bazı kesimler iddialı tezler savunurlar. Ama bu tezlerini orjinal belgeler ile desteklemekte aynı ısrarlı çabaları görmek olanaklı değil. Biz bu kitapta 1720-1850 yılları arasında yani yaklaşık 130 yıllık bir tarihsel dönemde Osmanlı ile bölge arasındaki orjinal yazışmaların bir kısmını yeni kuşaklara sunuyoruz.Dersim tarihi açısından önemli sayılabilecek belgeler sayılırlar. Dersim’in toplumsal tarihini anlamada ve tanımlamada önemli işlevlerinin olacağı yadsınmamalıdır. Belgeleri yorumlamayı okuyucuya bırakarak, adeta iğne ile kuyu kazarak bu dökümanları günışığına çıkaran değerli çevirmen Ahmet Hezarfen’e ne kadar teşekkür edilse azdır. Bu belgeleri yayınlayarak sizlere ulaştıran Etik Yayınları’nında Ahmet Hezarfen gibi tarihi bir hizmet yaptıklarını bilmem söylemeye gerek var mı? Saygı ve Sevgilerimle…

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mart 9, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. OSMANLI BELGELERİ’NDE DERSİM TARİHİ için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: