Osmanlı Belgelerinde Alevi/Bektaşilerin Baskı altına alınmaları ve İdam Sürgün Fetvaları-3

TAŞKÖPRÜ, HACIYÜLÜK, KARACAKAYA, KIZILCAVİRAN KIZILBAŞLARI’NIN SORUŞTURULMASI Taşköprü’nün Hacıyülük, Karacakaya ve Kızılcaviran köylerinde Kızılbaşlar bulunduğuna dair Hamidbükü köylüleri şikâyette bulunup sicil sureti ibraz ettiklerinden, bu hususun araştırılması ve neticenin arzedilmesi… Yazıldı. Karye-i mezbûre halkından Hızır’a virildi. Fî 8 Rebî‘u’l-âbır, sene: 979, Belge No: 816 (M.D.) Kastamonı beğine, Küre ve Taşköpri kâdîlarına hüküm ki: Hâliyâ kazâ-i Taşköpri’ye tâbi‘ Hamîdbüki nâm karye halkı tarafından İlyâs nâm kimesne Dergâh-ı Mu‘allâm’a gelüp; “Karye-i mezbûre kurbinde Hâcîyülük ve Karacakaya ve Kızılcavîrân nâm karyelerde Kızılbaş nâmına nice kimesneler vardur. Hattâ mezkûr Hâcîyülük nâm karyeden Kara Receb nâm kimesne dahı Kızılbaş olup hâtûnı meclis-i şer‘a gelüp mezkûr Receb içün; “Kızılbaşdur. Kendü emsâli Kızılbaşlar ile cem‘ olurlar” diyü mezkûr zevci muvâcehesinde kelimât itmeğin kayd-ı sicill olundı.” diyü bildürüp sûret-i sicilli ibrâz itmeğin buyurdum ki: Vardukda, bu bâbda gereği gibi mukayyed olup bu husûsı onat vechile tetebbu‘ u tefahhus eyleyüp dahı anun gibileri vech-i mastûr üzre meclis iken ele getürüp habsidüp isimleri ve resimleri ile yazup vâkı‘ olan ahvâllerin Südde-i Sa‘âdetüm’e arzeyleyesiz. IŞIK TAİFESİNİN CEZALANDIRILMASI Ahyolu kazasının Hâtuneli nahiyesinde ortaya çıkıp dalâlet üzere olan ve Ehl-i Sünnet itikadı hakkında kötü sözler söyleyen Işık tâifesinden Bahçeli isimli reisleri ile iki müridinin yakalandığı fakat tövbe etmeleri üzerine kefile bağlandıkları, diğer bazı müridlerin de yakalanıp Hüsam Reis ile gönderilmek üzere iken kaçtıkları bildirildiğinden, firar edenlerin buldurulup teftiş olunması ve suçu sabit olanların hapsedilip durumlarının arzolunması ve gelecek emre göre hareket edilmesi. [Yev]mü’l-Erbi‘â, fî 15 Saferi’l-muzaffer, sene: 976 Yazıldı. Derâz İbrâhîm Çavuş’a virildi. Fî 18 Safer, sene: 975, Belge No: 98 (M.D.) Ahyolı kâdîsına hüküm ki: Mektûb gönderüp; “Ahyolı kazâsında Hâtûnili nâhıyesinde dalâlet üzre Işık tâyifesi dirilüp Bâğçeli nâm re’îsleri Tur nâm ışık hakkında hâşâ; “Peygamberdür.” diyü i‘tikâd itdüğinden gayri Ehl-i Sünnet ve Cemâ‘at’den ıbâdet üzre müslimânlara; “Yok yire aç yüzersiz ve yaşınuz yire dökersiz.” diyüp ve ferâyız kitâblarına; “Saman u kepekdür; samanı hayvân ve kepeği kelb yir; anı okıyan dahı hayvân u kelbdür.” diyü ta‘n üzre olup makâbir-i müslimîne; “Yezîdler makberesidür.” diyüp kendü meyyitlerin âhar makbere ihdâs idüp bunun emsâli küfriyyâtla hâli’z-zihn ümmî kavmi ıdlâl üzre olup nâhıye-i mezbûre halkınun ekseri mezbûrlara tâbi‘ olup bi-gayri hakkın katl-i nefse ve ahz-i mâle sâ‘îler olup kendü hâlinde rencber za‘f üzre olup anlarun şerrinden râhatları olmayup sirran ve alâniyyen tefahhus olundukda kazıyye vech-i meşrûh üzre müşâhede olundukda gayret-i Hakk hücûm idüp mezbûr Bâğçeli ve mürîdlerinden Resûl ve Îsâ ahzolunup; “Kâfirler idük; hâlâ İslâm’a geldük.” diyü mezbûrlar tevbe vü istiğfâr itmekle kefîle virilüp, mezbûr Bâğçeli mürîdlerinden ve ba‘zı hırsuzlarından hâssa re’îslerden kereste almağa gelen Husâm Re’îs ile, elegetürilüp gönderilmek üzre iken gaybet idüp öte yaka kızılbaşlarından gelüp bunlarun arasında tavattun itmiş bir kara sakallu sûret-i hakda Boyacı Ahmed nâm kimesnenün katına cem‘ olup dirürler. Ol tuğyân [u] dalâlet üzre olanlar tahammül idemeyüp Südd-i Sa‘âdetüm’e müteveccih oldukların” arzeylemişsin. İmdi; ol gaybet idenler dahı elegelüp ahvâlleri teftîş olunup arzolunan husûslar sâbit olursa habsolunmaların emridüp buyurdum ki: Vusûl buldukda, bu bâbda bi’z-zât mukayyed olup mezkûrları ve gaybet idenleri beher-hâl yataklarına ve turaklarına ve bi’l-cümle şer‘le buldurması lâzım olanlara buldurup getürdüp ahvâllerin hakk üzre teftîş idüp göresin; arzitdüğün üzre anun gibi ahvâlleri sâbit olanları muhkem habsidüp sûret-i sicillerin Südde-i Sa‘âdetüm’e gönderesin; sonra emrüm ne vechile sâdır olursa mûcebi ile amel oluna. Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen) BEŞ VAKİT NAMAZ KILMAYANLARIN CEZALANDIRILMASI YAZI: 23 Muharrem sene 981 (Mayıs 1573), Padişah 2. Selim (Sarı) dönemi, Sadrâzam Sokollu Mehmet Paşa, İran’da Şah 1. Tahmasb’tır. O yıl, Kaptan-ı Derya Kılıç Ali Paşa’nın İtalya’da Pulya (Pugalia) ya akını, Osmanlı Devleti Venedikliler’le ve Avusturya ile de barış antlaşmasını 8 yıl daha uzattı. İçki ve eğlenceye düşkün padişah, değerli kumandanlar ve Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa sayesinde önemli zaferler kazandı. Sokollu Mehmet Paşa, Don ile Volga nehirleri arasında kanal açarak donanmanın Hazar Denizi’ne inmesini (Bakü-Ceyhan Boru Hattı gibi) sağlamak istediği gibi Kılıç Ali Paşa’yı Tunus seferine yollayan da o idi. KİMDEN : Padişah’tan KİME : İstanbul Kadısı’na hüküm KONU : İstanbul’da Merhum Şeyh Vefa Zaviyesi’nde vakıf evlerinde oturanların bu evleri vakf edenin şartı gereğince yakındaki mescidte beş vakit namazı cemaatla kılmaları gerekirken bu kişilerin namaza devam etmedikleri, bu kişilerin evlerden çıkarılmaları. BELGENİN MEALİ İstanbul Kadısı’na HÜKÜM Kİ, Mahmiye-i (büyük kent-Metropol) mezûrde (İstanbul) Merhum Şeyh Vefâ kuddise sırruhû (sırrı kutsal olsun) zaviyesinde hâliya şeyh olan Süleyman zîde tavâhu (Allah korkusunu arttırsın) südde-i saadetime sûret-i sicill ibrâz idüb zâiye-i mezbûre civarında ba’z-ı vakf evleri olub evkat-ı hamsede (beş vakit namaz) mescidte hâzır ve vürûd (gitme) yürümeğe kadri kimesnelere şart olunup hâliya zikr olunan evlerde sâkin olanlar şart-ı vâkıf (vakf eden) mûcibince ehl-i kimesneler olmadıklarından maada evkat-ı hamsede (beşvakit namaz) mescidde hâzır olmazlar ve mezkûrlerden (evlerde duranlar) her biri evden çıkub akrabalara gidüp evleri hâli (boş) oldıkda kimesnenin ayri yoğiken ba’z-ı kimesneler gidüp ve burada bir vakit namaza hâzır olmazlar min-ba’d (bundan sonra) zâviye-i mezbûreye şeyh olanlar ma’rifeti olmadan zikr olunan vakıf evlerine kimesne girmeyüb şart-ı vâkıf üzere kayd-ı şer’-i mutahharadan (mahkeme) hüccet-i şer’iyye virilüb mûcibiyle amel olınmak bâbında hüküm ricâ eylemeğin imdi min ba’d mezkûr olan evler hâli oldıkda fukara olan kimesne tâlib olursa zaviye-i mezkûrde şeyh olan kimesne görüb şart-ı vakıf mûcibince ehli olan kimesnelere virilüb müşârün-ileyhin (eve girecek olan) elinde olan hüccet-i şer’iyye ile amel olınmasını emir idüb Buyurdım ki. Emrim üzere min-ba’d (bundan sonra) vakıf evler hâli olub fukaradan kimesne tâlib oldıkda şeyh-i müsrün-ileyh görüb şart-ı vâkıf evler mûcibinci yürümege kadir ve evkat-i mescide cemaatla namaz kılmağa hâzır ve müstahak kimesnelere tevcih eyleyüb hilâf-ı şer’-i şerîf (şeriata aykırı) mugayir-i şart-ı vâkıf (vakıf edenin şartlarına aykırı) kimesneye işitdirmiyesin. BELGE: BOA – Mühimme Defteri, cilt: 22, s. 36/78 KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN’IN İSTEMİ ÜSTÜNE EBUSSUUD EFENDİ’NİN, SARI SALTUK HAKKINDA VERDİĞİ FETVA “Sinde sindeşim, halde haldaşım, ahırat karındaşım, cimme-i selef bu meselede ne buyururlar ki: Sarı Saltuk didikleri şahıs evliyaullahdan mıdı beyan buyrulup musab oluna. El-cevab: Riyazet ile kadid olmış bir Keşişdir. Ebu’s-su üd.(*) TÜRKMEN KIZILBAŞLARIN İDAM EDİLMESİ Akşehir halkının kendilerinden şikâyetçi olduğu ve şirret ve şekavetlerinden dolayı daha önce de asılmaları için bir çok kez emir çıktığını bildirdikleri şahıslardan Cafer’in Südde-i Saâdet’te yakalanarak siyaset edildiği; Bayram ve Süleyman adlı diğer iki kişinin de yakalanarak şayet haklarında daha önce siyaset emri çıkmışsa gereğinin yapılması. Yazıldı. Kethudâsı Alî’ye virildi. Fî 28 Zi’l-hicce, sene: 975 Akşehir beğine ve kâdîsına: Livâ-i mezbûrun a‘yânı ve ulemâ vü sulehâ vü fukarâsı Südde-i Sa‘âdetüm‘e mahzar gönderüp Ca‘fer ve Bayram ve Süleymân nâm Türkmen taifesinden Kızılbaş kimesneler içün; “şirret ü şekâvet üzre olup müslimânlarun avretlerin ve oğulların çeküp ve kulların ayardup nice def‘a salblerine emr-i şerîf vârid olmış iken girü bir tarîkla halâs oldukların ve haklarından gelinmek müslimânlara her vechile enfa‘ olduğın” i‘lâm idüp ve mezbûr Ca‘fer Südde-i Sa‘âdetüm’de elegirmeğin siyâset olunup mezkûrân Bayram ve Süleymân dahı elegetürilmesin emridüp buyurdum ki: Hükm-i şerîfüm vusûl buldukda, göresiz; kazıyye arzolunduğı gibi olup mezbhurlarun ol vechile fesâd ü şenâ‘ati sâbit olmağın; “Siyâset oluna.” diyü emr-i şerîf virilmiş ise her ne tarîk ile mümkin ise elegetürüp dahı emr-i şerîf-i sâbıkum muktezâsınca haklarından gelesiz ve emr-i şerîfüm yirine geldüğin yazup bildüresiz. BEKTAŞİ BABALARI’NIN KATLİ ve SÜRGÜNÜ YAZI : 1241/1826 yılı, padişah 2. Mahmud zamanıdır. O yıl, 16 Haziran’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırıldığı ilan edildi. Bu ocağın dayandığı Bektaşi Tarikatı’na da saldırılarak tekke ve zaviyeleri yıktırılırken ünlü şeyh ve babaları idam edildi, bir takımı dervişleriyle sürgün edildiler. KİMDEN : Sadra’zam’dan takrir (Resmi yazı) KİME : Divan-ı Hümayun’a KONU : Sadra’zam padişaha: – Bektaşi tekkelerinin durumlarını incelemek, soruşturmak ve yeni yapılan tekkelerin yıkılması için Anadolu tarafına Cebecibaşı Ali Ağa ile Çerkeşli Mehmet Efendi, Rumeli yöresine de Mirahor (ahır amiri) Ali Bey ile Pirlepeli (Makedonya’da) Ahmed Efendi’nin görevlendirildikleri rapor edilmektedir. Padişah: – Bu Bektaşi Maddesini bir an önce sonuçlandırın, meyhaneleri mühürleyip bıraktınız, Zecriyye Maddesi (içkilerden alınan vergi) ne oldu, birçok işi Arap saçına döndürdünüz. Bu yapılanlar canımı iyice sıkmaya başladı. Görev yapacaksanız yapın, şöyle oldu, böyle oldu diye bahane aramayın, hiçbirini dinlemem! Şimdiden tezi yok bu zecriyye (alkolü içkilere konan vergi) işinin başına becerikli birini getirin! buyurmaktadır. HACI BEKTAŞ VELİ DERGAHI DEDESİ MEHMET HAMDULLAH EFENDİ’NİN AMASYA’DAKİ 14 YILLIK SÜRGÜN HAYATININ SONA ERDİRİLMESİ… YAZI: 29 Ramazan sene 1256 (24 Kasım 1840), Padişah Abdülmecit dönemi, Sadrâzam: Mehmet Rauf Paşa’dır. O yıl, Osmanlı Devleti’nde Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa ile mücadele sona erdi. Osmanlı Devleti 2 Ocakta; İsveç ve Norveç ile, 2 Mart İspanya ile, 3 Mart Yunanistan ile, 14 Mart Hollanda ile, 30 Nisan Belçika ile ticaret antlaşması, 15 Temmuzda; İngiltere, Avsuturya, Rusya, Prusya ile Mehmet Ali Paşa’ya ilişkin LondraSözleşmesi, 22 Ekim’de de Prusya ve Almanya ile ticaret antlaşması imzaladı (bir yıl önce 3 Kasım 1839’da Tanzimat ilân edildi). KİMDEN:Eski Hâcı Bektaş Veli Post–nişîni es–Seyyid Mehmet Hamdullah Efendi’den ma’rûzât KİME: Dîvan–ı Hümâyûn’a KONUürgün edileli 14 yılı aşkın Amasya’da ailesinden uzak, yokluk, bakımsızlık yüzünden yaşamının son günleri yaklaştığı, yetkililerin artık bu haline acıyarak af edilip evine ailesinin yanına dönmesi dileği. Hamdullah Efendi 23. C. 1243 (1827) tarihli ferman ile sürgün edildi. BELGENİNMEÂLİ 1. BELGE: Mâliş–gâh–ı Hâss–ı âm ve buse–gâh kâffe–i enâm olan südde–i semâ siyyân emr–zişkârîlerine ma’rûz–ı kullarıdır ki, (Özel olarak tüm halkın yüz sürme, öpülecek yer, padişah makamına sunulur ki) Hâcı Bektaş Veli kuddise sırruhu–l–esâmi hazretlerinin hân–kah–ı (tekke) âlîlerinde post–nişîn iken VAK’A–İHAYRİYYE (.6.1826) esnâsında mazûl–i meşîhata (işinden çıkarılmış şeyh) düçâr–ı ibtilây,ı menfâ (sürgüne uğramış) ve AMASYA’ya nefî ve iclâ (sürgün olarak uzaklaştırılma) buyurılmam on üç seneyi tecâvüz itmiş ve ol vechile (öyle ki) matmûre–i menfây–ı can–güdâzîde (görenlerin canı dayanmayan sürgün mezar yaşamı) pervâne–i sûhte bâr–gîr (yanıp tutuşmuş dolap beygiri gibi) sûzende–i tâbiş,i zucret (sıkıntıların yakıp kavurduğu) ve güdâzende–i âteş,i zarûret (yoksulluk, sıkıntı, gereksinim ateşi içinde) oldığım Heleb Valisi Müşîr–i efhem (çabuk anlayan) ES’ADPAŞA hazretlerinin ıttılâ’ı (öğrenme) olarak hâl–i âciz–ânem (acıklı durum) bi–l–etrâf (etraflıca) hâk–pây–ı (padişaha) devletlerine arz ve inhâ (bildirme) olınmış olmağiyle keyfiyyet–i mezkûr (yukarıda sözü edilen olay) nizâmı tahtına rabt olınmak üzere (bir düzene sokulma) vatan–ı asliyyem tarafına bir mahzûr (sakınca) olub olmadığı isti’lâmı hâvî (bilgi isteme) şeref–pîrây,ı sahife–i sudûr (süslü şerefli kâğıt) buyurılan Fermân–nâme–i sâmîleri (sadrâzam) mantukı (sözü) KIRŞEHRİ MECLİSİ’nde lede–l–müzâkere (görüşülme) karar verilmiş oldığı meclis–i mezkûrın (yukarıda sözü edilen Kırşehir Meclisi) mazbatası (tutanak) ve istihlâsım istirhâmile (kurtarılma dileği) takdîm kılınan razarz–i hâl–i âciz–iştimâlim (ben fakiri) muhât–ı ilm–i halem–i ârây–ı rahîm–âneliri (merhametle olan) buyurıldıkda sinîn–i vefîre (yıllarca)den berû mesâib–i zerre–i ibtilây–ı nefy ü iclâ (sürgün ve uzaklaştırılma flâketine uğramış) abd–i bâhirü–l–ibtihâllerin (apaçık yalvaran beni) afv ü ıtlâkı (bağışlanıp salıverme) zemîninde ve zâti–n nesîme–i delâlet ve şefkatla muhît–i pîrâmla ye’s ü hırmhana istigrâkdan (keder ve ümetsizliğe gömülme) tahlîs–i girîbân (üzüntü ve tasadan kurtarma) buyurulmak bâbında emr ü fermân hazret–i men lehü–l–emrindir. BENDE–İ Es–Seyyid Mehmet Hamdullah NOT: Kışehir’de Hâcı Bektaş Veli Tekkesi’nde post–nişîn iken 1826’da Amasya’ya sürgün edilmiş, yedi yıl sonra 2. Mahmud’un döneminde 23 Cemâziye–l–evvel sene 1249 (Eylül 1833)da af edilmesi için başvurduğu fakat Şeyh Hamdullah Efendi’ye yanıt verilmemiş, belki o yıl Mısırlı İbrahim Paşa Nizip’te ordumuzu bozarak Kütahya’ya kadar geldiğinden o kritik durumdan dolayı ilgilenilmemiş, ta ki 6 yıl sonra af edilmiştir. Kısa zaman içinde ard arda mesaj yazıldığı için sistem tarafından mesajlar birleştirilmiştir (otomesajdır, Alevimen) KARAHİSAR’DAKİ KIZILBAŞLAR’IN SORUŞTURULMASI YAZI: 28 Şevval sene 991 (Ekim 1583), Padişah 3. Murad dönemi, Sadrâzam Kanijeli Siyavuş Paşa, İran’da Şâh 1. Tahmasb’dır. O yıl Özdemir Oğlu Osman Paşa Azerbaycan’da Şirvan’ı aldı. KİMDEN: Padişah’tan KİME: Anadolu Beğlerbeği, Karahisar Müftüsi ve Karahisar ve Bolvadin Kadıları’na HÜKÜM KONU: Karahisar’da bazı kişilerin bozgunculuk yaptıkları gibi sapık inançlı KIZILBAŞ oldukları, şeriata uymadıklarına ilişkin yetkililerin şikâyeti üzere denetlendikleri. BELGENİNMEÂLİ Kâtib Halil Çelebi Anadolu Beğlerbeği’ne ve Karahisar Müftisine ve Karahisar ve Bolvadin Kadıları’na HÜKÜMKİ, Karahisar’da mütemekkin (yerleşik) Emir ve Aşık ve Zati nâm kimesneler ziyâde eşirrâdan (çok kötü) olub medhali olmadıkları (onları ilgilendirmiyen işlere karışma) kazıyelere (olaylara) karışub kendü hâllerinde olan müslümanları ehl–ı örfe (yöneticilere) gamz idüb (münafıklık etme) nâ–Hakk (haksız) yere akçelerin alub ve aldırub sâbıka (eskiden) fesâd ve şenaat üzere olduğı sâbit olub küreğe konılacak geru bir tarîkle halâs olub (kurtulub) bunlardan gayri mezkûr (adı geçen) Emir ve Aşık KIZILBAŞ olub şer’–i şerîfe muhâlif ef’âl–ı kabâyıh (yakışıksız çirkin işler yapma) üzere olub zülm ve teaddîlerinden (baskı, düşmanlık) fukara rencidedir hâli olmadıkları i’lâm olınmağın şer’le (mahkeme) ahvalleri görülmek emir idüb BUYURDIM Kİ, (boşbırakılmış) vusûl buldıkda mezbûrı (adı geçeni) ele getürüb dahi ahvallerini hakk üzere tefiş idüb göresin fi–l–vâkı’ mezburlar fesad ve şenaat üzere oldıkları vâki’ ise ba’de–l–sübût fesad ve şenaatlarının vuku’ı üzere yazub arz eyleyesin sonra haklarında emr–i şerifim ne vechile sâdır olur ise mucibinde amel eyliyesin. TEKE YÖRESİNDEKİ SUHTELERİN HAKLARINDAN GELİNMESİ YAZI: 16Ramazan sene 988 (Ekim 1580) Padişah 3. Murad dönemi, Sadrâzam: Semiz Ahmet Paşa, İran’da Şâh 1. Tahmasb’tır. O yıl, osmanlı Devleti İngiltere ile ticaret (kapitülâsyon) anlaşması imzaladı. KİMDEN: Padişah’tan KİME: Eğridir Kadısı’na KONU: Teke (Antalya) ve hamid (Isparta) yöresinde Sofra takımı köylere ve yolculara saldırarak insan öldürme, paralarını zorla aldıkları gibi ırz ve namusa da el uzattıkları, sipahilerin bunların haklarından gelmeleri isteği. BELGENİN MEÂLİ Bu dahi reîse virildi Eğridir Kadısı Müfettiş–i Emvâl (mal ve mülk denetmeni) olan Mevlânâ mektub gönderüb Teke ve Hamidili sancaklarında suhte (Softa) tâifesinin külli cem’iyyetleri ve kemâl–i mertebe isyanları olmağla katlnüfus (insan öldürme) ve garet–i emvâl (mal çalma) idüb müslümanların tâze oğlanlarını çeküb alub bunların emsâli envâ’–ı zülm ve teadî (düşmanlık) eylediklerin arz eylediğin ecilden teftiş olınması emr idüb BUYURDIM Kİ, (boşbırakılmış) vardıkda onun gibi bi-l-fiil dahi suhte tâifesinin ve sair eşkıyanın cem’iyyet var ise muhâfazaya kalan Alâiye sancağı Beği Sinan ve sair muhâfazaya kalan sipahilerin serdarlarına mektub ve adam gönderüb yanına getürdüb dahi mezbûrlar (softalar) üzerine gitmezler ise isimlerini yazub bildiresun, fesad ve şanaat idenlerin cem’iyyetlerini dağıdub eşkıyasını ele getürüb fesâd ve şenaat babında zâhir olanların haklarından şer’le (mahkeme) lâzım gelânı icrha idüb ehl–i fesâda asla ruhsat virmeyüb amma ol meclis–i şer’a da’vet idilüb yine şer’–i şerîfe itaat itmeyüb isyan mukarrer olursa tımarları alına. BELGE: BOA– Mühimme Defteri, cilt: 43, s. 292/561 AFYON SANDIKLI ÇAY KÖYÜ HALKI SAPIK İNANÇLI OLDUĞU İÇİN… YAZI: Sene 990 (Ocak 1582), Padişah 3. Murat dönemi, Sadrâzam KocaSinan Paşa, İran’da 1. Tahmasb’tır. KİMDEN: Padişah’tan KİME: Karahisar–Sahib (Afyon)Beyi ile sandıklı kadısı’na HÜKÜM KONU: Sandıklı ilçesi ÇAY köyü ahalisi sapık inançlı olup her yıl evlerinde şarap yaparak meydanda içtikleri, gelen geçen Müslümanlara da sataştıkları, onlara ağır sözler söyledikleri, bu kötü işleri yapanların yargılanmaları isteği. BELGENİN MEÂLİ Anadolu Defterdarı Beği’nin adamlarından Ali’ye virildi. Karahisar–Sahib (Afyon)Beği ve Sandıklu Kadısı’na HÜKÜM Ki, Sâbıkan Talha ve Çine Kadıları ile Aliş ve Yunus nâm müderrisler mektub gönderüb Sandıklu kazâsından ÇAY nâm karye ahalisinin eskeri mülhid (sapık inançlı) olub her sene evlerinde şürb–i hamr (içti kullanma) olub alâniyyeten (herkesin gözü önünde) fısk–ı fücûr (hakk yolundan çıkıp ahlâka aykırı) idüb şer’–i şerîfe (şeriat) muhâlif hareket eylediklerinden maddâ eşirrâ (edepsizler) tâifesinden olanlar birbirleriyl ittifak idüb hevhalarına (şehvet düşkünü) tâbi olmayan Müslümanların üzerlerine zorbalık eyleyince itaat–ı şer’–i şerîf itmedikleri nice hüccet ve olub vilâyet–i mezbûre (Afyon) fukarası ellerinden âciz olub her vechile zıdd,ı âmmdır (herkesin nefret ettiği) deyû bildirdikleri ecilden BUYURDIM Kİ, Hükm–i şerîfim vusûl (erişme) buldukda mezkûrları (içki içenler) hüsn–i tedarikle ele getürüb Toprak kadısı ma’rifetiyle hakk üzere teftiş idüb göresin her vechile şer’le (mahkeme) fasl olmayub on beş yıl mürûr (süre geçme) itmeyen husûsları müvâcehelerinde (mahkemede yüz yüze) şer’–i şerîf hakk (şeriata göre) üzere teftiş idüb göresin fi–l–vâki’ kaziyye (gerçekten sorun) dehi olduğı gibi olub vechi meşrhuh üzere fısk–i fücûrları (hak yolundan çıkıp ahlâka aykırı) olub hilâf–ı şer’i şerîf (şeriata aykırı) olundı ise buyruğı üzere ahvalleri mufassal ve şurûh (açıklama) yazub südde–i saadetime (saray) arz eyledikden sonra emrim ne vechile sâdır olursa mûcibeyle amel eyliyesin (emrime uygun işlem yapasın). BELGE: BOA– Mühimme Defteri, cilt: 48, s. 79/221 MERZİFON’DAKİ KIZILBAŞLAR’IN İSTANBUL’A SÜRGÜNÜ YAZI: Sene 978 (17 Şubat 1517), Padişah 2. Selim (Sarı Selim) dönemi, o yıl denizcilikten anlamayan Kaptan–ı derya yüzünden 7 Ekim’de İnebahtı (Lepanto– Yunanistan’da) deniz savaşını kaybettik. KİMDEN: Divân–ı Hümâyûn’dan KİME: Amasya Beyi ile Merzifon Kadısı’na HÜKÜM KONU: Amasya ve Merzifon köylerinde KIZILBAŞLAR olduğu, bunların denetlenip suçlu olanlarını İstanbul’a yallanmaları buyurulmaktadır. BELGENİN MEÂLİ Amasya Beyi’ne ve Merzifon Kadısı’na HÜKÜM Kİ, Mektub gönderüb sicill gönderüb hükm–i şerîf vârid olub KIZILBAŞ nânıma ba’z–ı melâhide (Allah’ı inkâr eden, dinsiz) teftişi fermân olınmağın nefs–i Merzifon’dan mazanna olan (kendinden kuşkulanılan) VAHHAB DEDE ve Mehmed ve Veli nâm kimesneler ki ahvâlir’le (şeriat üzere) teftiş olınub görüldükde fi–l–vâki’ şer’–i şerife muhâlif (şeriata karşı) efâl–ı kabiha (yakışıksız işler) ve evzâ’–ı fakîha (dinî durum) irtikâb idüb (işleyüb) KIZILBAŞ oldıkları husûs–ı adul–i müslimîn (doğruluktan yarılmayan lar) şehâdetleri ile sâbit olub mûcibi ile hükm olınub üzerlerine sâbit olan ile sicill olındığını i’lâm itdikleri ecilden mezkûrleri yarâr adamlar koşub südde–i saadetime (saraya) göndermeniz emr idüb Buyurdum ki;

Reklamlar

Alevikutuphanesi hakkında

Neden Aleviyiz? Yaşamı, evreni, dünyayı, insani ve bütün bunlarla ilintili ne varsa; doğru tanımlamak, kavramak, anlamak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Kuranı kutsal kitap. Hz. Muhammed`i peygamber, Hz. Ali`yi ve On İki imamları rehber, Hacı Bektaş Veli`yi Hünkar, Pir Sultan Abdal`i Pir olarak bildiğimiz için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır yok edilmek istenen, baskılara, katliamlara, iftiralar maruz kalan mazlum bir toplumun, haksızlığa ve zalimliğe boyun eğmeyen bir toplumun üyesi olmak için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Asırlardır insanlığa ışık tutan erenlerin, evliyaların, cümle kamil insanların şerefli ve aydınlık yolunda yürümek için Aleviyiz! Neden Aleviyiz? Yozlaşıp değerlerimize yabancılaşmamak için, Yobazlaşıp gerici gelenekleri inanç diye bilmemek için, Serçeşmeden yoksun kalmamak için, Yoksul olmamak için Aleviyiz! Bütün yozlara ve yobazlara inat ALEVİYİZ! ALEVİLİK inancımızdır

Mart 9, 2014 tarihinde KONULAR içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin. Osmanlı Belgelerinde Alevi/Bektaşilerin Baskı altına alınmaları ve İdam Sürgün Fetvaları-3 için yorumlar kapalı.

Yorumlar kapalı.

The WordPress.com Blog

The latest news on WordPress.com and the WordPress community.

Alevi Kütüphanesi

Bismişâh Allâh Allâh Gerçeğe Hû

%d blogcu bunu beğendi: